Kadınlar çözüm adresi olarak İmralı’yı görüyor
- 09:04 30 Ekim 2021
- Güncel
Sema Çağlak
DİYARBAKIR - Tecridin insanlık suçu olduğunu ve başta kadınlar, gençler olmak üzere tüm toplumu etkilediğini söyleyen kadınlar, çözümün adresinin İmralı olduğunu ifade ederek, tecridin kalkması için mücadele çağrısında bulundu.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 1999 yılından bu yana tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan başta olmak üzere, 2015 yılında İmralı’ya götürülen Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit sürüyor. 2011 yılından bu yana avukat ve aile görüşlerinin sağlıklı gerçekleşmediği İmralı Cezaevi’nde, Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Newroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Telefonla görüş hakkından ise, ilk kez 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırılan Abdullah Öcalan, kamuoyunda kendisine dair büyüyen kaygılar üzerine geçtiğimiz 25 Mart’ta kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştürüldü. Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurmuştu.
Tecride dair konuştuğumuz kadınlar, tecridin tüm topluma yayıldığını vurgulayarak, yaşanan kaostan çıkış olarak İmralı’yı adres gösterdi.
‘Halk üzerinde büyük tecrit var’
Yerine kayyım atanan HDP Ergani Belediye Eşbaşkanı Mervan Yıldız, tecrit politikalarının toplumun tüm kesimlerine sirayet ettiğini ifade ederek, halkın tüm toplumsal alanlardan uzaklaştırıldığını kaydetti. Mervan, tecridin anlam olarak da “Toplumdan koparmak, izole etmek” anlamını taşıdığına işaret eden Mervan, “Halk kültürel, sosyal, ekonomik tüm haklarından mahrum edilmiş durumda. Sayın Abdullah Öcalan şahsında devam eden tecride baktığımızda hukukun tüm yönleriyle ayaklar altına alındığını görebiliriz. Türkiye halklarının üzerindeki tecridin kilit noktası Sayın Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış tecrittir. Kürt halkı ve Kürdistan üzerinde de büyük bir tecrit var. Tecridin etkisi olarak en belirgin karşımıza çıkan ekonomik krizdir. Rant yoluyla ekonomi AKP’ye hizmet ediyor” diye belirtti.
‘Ses çıkarmak zorundayız’
Mervan, “çözüm süreci”ni hatırlatarak, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin Türkiye ve bölgede olumlu etkiler yarattığını söyledi. Cezaevlerinin de tecrit politikalarından etkilendiğini dile getiren Mervan, tutsaklara yönelik işkenceye varan saldırıların gerçekleştiğini vurguladı. Mervan, pandemi gerekçesiyle başlayan açık görüş kısıtlamasının, pandemi kısıtlamalarının normalleşme süreciyle beraber kaldırılmasına rağmen cezaevlerinde bu kısıtlamaların devam ettiğini belirtti. AKP’nin diplomatik krizler yaşadığına da değinen Mervan, “Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ile beraber kadınlara dönük katliam, şiddet iki kat arttı. Kadınlar üzerinde var olan tecrit daha da ağırlaştı. Buna karşı kadınların da tecridi kırmaya dönük büyük bir mücadelesi söz konusu. Her zaman söylediğimiz gibi, 21’inci yüzyıl kadın yüzyılı olacak. AKP Hükümeti, tecrit politikalarından vazgeçmelidir. Tecrit politikasıyla hiçbir kesime diz çöktüremez. Sayın Öcalan üzerinde devam eden tecridin son bulması için tüm alanlar da ayakta olmaya devam edeceğiz. Bu politikalara karşı ses çıkarmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
‘Çözüm adresi İmralı’dır’
78’liler Derneği Eşbaşkanı Halise Batgi de tecridin bir insanlık suçu olduğunun altını çizerek, tecridin özel savaş politikasının bir parçası olduğunu belirtti. Halise, “Kendilerine karşı söz söyleyen herkes terörist ilan ediliyor. Barış ve demokrasi düşmanlığı yapıyorlar. Sayın Öcalan’ın sözlerinin, perspektifinin halka ulaşmasını istemiyorlar. Türkiye’de büyük bir kriz var, tıkanmışlık var. Bunun çözüm adresi de İmralı’dır. Sayın Öcalan’la müzakere edilmelidir. Türkiye ancak bu şekilde nefes alabilir. Sayın Öcalan’la görüşmek dışında bir çözüm yoktur. Sayın Öcalan’ın fiziksel olarak da özgürleşmesi gerekiyor. Halkının arasına gelebilmesi gerekiyor. Tecrit en çok da kadınları, gençleri etkiliyor. Tecrit hiç kimse tarafından kabul edilemez. Kadınların tecridin kırılmasına öncülük etmeliler. Kadınlar uyanırsa, tüm toplum uyanır. Ayşe Gökkan’a 30 yıl ceza verildi. Bu da tecridin ve kadın düşmanlığının sonucuydu. Kimse konuşmasın istiyorlar” sözlerine yer verdi.
‘Topyekün direnmeliyiz’
Tecridin hukuksuzluk, adaletsizlik olduğunun altını çizen HDP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Remziye Tek de, tecridin kalkması için mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu. Remziye, halkın pazardan alışveriş dahi yapamadığını söyleyerek, “Tecrit her açıdan halka etkisini gösteriyor. Ülke bir kaos ortamı. Ekonomi battı, sağlık ve eğitim alanlarında krizler var, ülke yönetilemiyor. İşsizlik her gün artıyor. Bunlara karşı ancak ses çıkarırsak üstesinden geliriz. Ses çıkarmazsak tecrit de son bulmaz, krizler de. İktidar, tecrit politikalarını toplumun her kesimine, kadınlara, çocuklara, gençlere uyguluyor. Her açıdan halka açlık, yoksulluk dayatıyor. Bu politikalara karşı mücadele etmeliyiz. Halk da artık tecridi kabul etmiyor. Sayın Öcalan üzerindeki tecritten tüm dünya halkları etkileniyor. Buna karşı topyekün direnmeliyiz” diye kaydetti.







