Kobanê hala ilham kaynağı
- 09:01 31 Ekim 2021
- Güncel
Şehriban Aslan
DİYARBAKIR - DAİŞ’in ilk yenilgisini aldığı Kobanê Direnişi, dünya halklarına da umut oldu ve 1 Kasım Dünya Kobanê İle Dayanışma Günü olarak ilan edildi. DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, direnişe kadınların öncülük ettiğini belirterek, bugün de kadın mücadelesine ilham olduğunu söyledi.
DAİŞ çetelerinin 15 Eylül 2014’te Kobanê’ye ağır silahlarla saldırdığı ve halkın direnişi ile karşılaştığı sürecin üzerinden 7 yıl geçti. Kobanê halkı direnişini tüm dünyaya duyururken, Nobel ödüllü aydın, akademisyen, sanatçı ve siyasetçilerin çağrısıyla 1 Kasım “Dünya Kobanê Günü” olarak ilan edildi.
DAİŞ çetelerinin 2014 yılında Kobanê’ye yönelik saldırısının ardından çatışmalar şiddetlenirken halk da sivillerin katledilmemesi ve saldırıların durması için sınırlara akın attı. Kobanê’ye sınırı olan Urfa’nın Suruç ve Birecik ilçelerinde halk aylarca çadırlarda nöbet tuttu. Tutulan nöbet sırasında halk neredeyse her gün devlet saldırısına maruz bırakılırken, yüzlerce kişi yaralandı, birçok kişi katledildi. Yaşananlara rağmen halk geri adım atmayarak Kobanê’ye desteğini büyüttü.
Şiddetli çatışmalar yaşanırken Türkiye’nin bu çatışmalara kayıtsız kalması ve DAİŞ’e destek vermesi halk tarafından büyük bir tepki ile karşılandı. 2014 yılından itibaren ise şu gelişmeler yaşandı:
* 5 Ekim’de Kobanê şehir merkezine yaklaşan şiddetli çatışmalar başlamasıyla Yekîneyên Parastina Jin (YPJ) savaşçısı Arîn Mîrkan Miştanur Tepesi’nde fedai eylem gerçekleştirdi.
* 6-8 Ekim 2014 yılında Kobanê’de çatışmaların şiddetlenmesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Antep'te bulunan İslâhiye Çadırkent Konaklama Tesislerinde kalan Suriyelileri ziyaretinde, "Şu anda Kobanê düştü, düşüyor" konuşmasını yaptı. Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması Diyarbakır, Batman, Siirt, İstanbul, Van, Hakkâri ve batı kentleri olmak üzere birçok kentte halkın sokağa dökülmesinde kıvılcım oldu. Bu olaylar dünya kamuoyunda 6-8 Ekim 2014 direnişi olarak hafızalara kazındı.
* 6 Kasım 2014 yılında Kobanê'ye geçerken askerlerce açılan ateş sonucu Kader Ortakaya katledildi.
* 12 Aralık 2014 Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) militanı Sibel Bulut (Sarya Özgür/Eylem Deniz), IŞİD'e karşı savaştığı Kobanê'nin güney cephesinde yaşamını yitirdi.
* 27 Ocak 2015 yılında ise YPJ ve YPG savaşçıları 27 Ocak 2015 günü Kobanê’nin DAİŞ çetelerinden temizlendiğini duyurdu.
* 8 Mart 2015 yılında Süleymaniyeli heykel sanatçısı Zîrek Mîra ve iki arkadaşı tarafından YPJ’lileri tasvir eden bir heykel yapıldı. O günden sonra Özgür Kadın Meydanı adını aldı. Kobanê halkı burayı Arîn Mirkan Meydanı olarak da adlandırıyor.
* Son olarak ise Kobanê halkı direnişini tüm dünyaya duyururken, dünyaca tanınan aydın, yazar, sanatçı ve siyasetçiler buna kayıtsız kalmayarak 1 Kasım’ı Dünya Kobanê Günü ilan etti.
Kobanê zaferinin Kobanê Günü ile taçlandırılmasına ilişkin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz değerlendirmede bulundu.
‘Kobanê her topluma umut aşıladı’
Kobanê denildiği zaman akla kadının ve halkların, kendi kendini yönetme şeklinin geldiğini belirten Saliha, yönetme biçimini var olan sisteme göre değil, kendini yeniden inşa etme olduğunu kaydetti. Kobanê’de her toplumun kendi rengiyle yaşamasının inşa edilmek istendiğini söyleyen Saliha, “Kobanê, inşa sürecindeyken İŞİD’in saldırısına uğradı. Kobanê tarihin gidişatını değiştirdi. Bütün dünya tarafından tanınan ve kapitalist sisteme karşı savaşan sembol oldu. Kobanê, her topluma umut aşıladı” dedi.
‘Kobanê zaferine kadınlar öncülük etti’
Suriye’de ilk iç savaşın çıkmasının ardından Kürt halkının kendi kendini yönetme talebinin üzerinden mücadelenin başladığını söyleyen Saliha, Kürtlerin ne beraber yaşadığı devletin ne de hegamonik güçlerin baskılarını kabul etmediğini ve kendi kendini yönetme iradesini ortaya koyduğunu belirtti. Saliha, Kobanê’deki direnişe Kürt halkının öncülük ettiğini ancak birlikte yaşadığı halkların da mücadelesiyle direnişin zafere dönüştüğünü söyledi. Saliha, “Aslında diyebiliriz ki Kobanê zaferine kadınlar öncülük etti. Çünkü savaş politikalarından, DAİŞ barbarlığından en çok etkilenen, kırıma uğratılan, iradesi yok sayılan kadınlar oldu. Karşın tam da bu nedenlerden kaynaklı öncülük etmiştir. Kürt kadın hareketi de aslında yıllardır tekçilik, dincilik, cinsiyetçilik ve milliyetçilik sistemine karşı sürekli kendini var eden bir politika yürütmüştür. Sürekli örgütleyen bir mekanizmaya dönüştüren kadın hareketi gerçekliği var. Bunlara bakıldığında da Kobanê’nin zaferinde kadınlar başta olmak üzere orada yaşayan halkların çok büyük desteği olmuştur” sözlerine yer verdi.
Kadınların doğanın bütünlüğü içerisinde diliyle, rengiyle, kültürüyle var olma perspektifinin olduğunu ifade eden Saliha, “Hem kadınların özgürlük mücadelesine olan yaklaşımı hem de Sayın Abdullah Öcalan’ın demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigması çerçevesinde; kadının öncülüğüyle yaşamın inşasını iyi algılayan kadınlar mücadeleyi yürüttü. Dolayısıyla Rojava’nın bütünlükçü devriminin öncüsü özelde de zaferin öncülüğünü yapan kadınlardı” şeklinde konuştu.
‘İnşa edilen sistemle bütün halkların geleceği inşa edildi’
Saliha, şöyle devam etti: “Bu devletler aslında çeteyle vekâlet savaşı yürüttüler. Bu çeteye karşı savaşıp çeteyi gerileten kadın hareketini örgütleyip mücadelesini zaferle taçlandırdı. Elde ettikleri bu zafer bütün dünyaya yayıldı ve örnek oldu. Bu yüzden 1 Kasım 2014’te dünyada birçok yazar ve akademisyen Kobanê ile dayanışma günü ilan ettiler. Orada oluşan yapıyla, yönetiminin inşa edilen sistemiyle bütün halkların geleceği için inşa edildi. Bu yüzden toplumsal dayanışma gerçekleştirildi. Kadınlar dünyanın dört bir yanında erkek egemen sisteme karşı direniyor. Kadınlar bu cesareti Kobanê’de zafer elde den Kürt kadın mücadelesinden aldı. Bugün Taliban’a karşı Afganistan’da kadınlara ve Afgan halkına Rojava Devrimi nasıl örnek oluyorsa, Katalonya’dan İran’a, Sudan’a dünyanın birçok yerinde kadın hareketlerine örnek oldu. Bu kadınlara umut ve cesaret oldu. Tabi bu devrim nasıl dünyada umut olduysa oradaki zaferi ve devrimi boğmak isteyenler de var. Tezkereyle bunu yapmaya çalışanların tam da amacı budur. Çünkü orada demokratik bir zeminin inşa edilmesi istenilmiyor. Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi istenmiyor.”







