‘Kürt kadın mücadelesini sindirmeyi hedefleyen bu kararı tanımıyoruz’
- 15:14 31 Ekim 2021
- Güncel
ANKARA - Ankara Kadın Platformu TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıl hapis cezasına dair açıklama yaparak, “Kürt kadın mücadelesine karşı, hepimizi sindirmeyi hedefleyen bu kararı tanımıyoruz” dedi.
Ankara Kadın Platformu, Tevgera Jinên Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın 20 Ekim’de görülen duruşmasında 30 yıl hapis cezası almasına ilişkin Mülkiyeliler Birliği'nde basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda kadının katıldığı toplantıda “Kadın mücadelemiz yargılanamaz” yazılı pankart açıldı.
‘Ayşe’ye politika yaptığı için 30 yıl ceza verildi’
Açıklamada konuşan platform üyesi Deniz Akbıyık, erkek şiddetinin artarak devam ettiğine dikkat çekerek, şiddete karşı mücadele eden kadınların engellemeye çalıştığını ve kadın düşmanı politikaların devam ettiğini ifade etti. Deniz, “Kadın kazanımlarına ve sınır tanımayan kadın dayanışmasına saldırmayı amaç edinmiş erkek devlet; TJA sözcüsü ve mücadele arkadaşımız Ayşe Gökkan’a politika yaptığı için, Kürt ve kadın kimliğiyle mücadeleden vazgeçmediği için 30 yıl hapis cezası vermiştir. Ayşe 18’inci celsede tutuklandı, Kürtçe savunma yapma hakkı ihlal edildi, 20’nci celsede baro başkanı dahil olmak üzere avukatlar mahkeme başkanının kararıyla zorla salondan atıldı. Son duruşmada da reddi hakim talebi kabul edilmediği için savunma yapmadı, mahkemeye zorla getirildi” dedi.
‘Erkek adaletin ve düşman hukukunun açık bir tezahürü’
Daha önce 83 kez gözaltına alınan ve tutuklanan Ayşe Gökkan’ın yürüttüğü kadın mücadelesinden geri adım atmadığını ve baskılar karşısında susmadığını dile getiren Deniz, sözlerine şöyle devam etti: “Katillerin, tecavüzcülerin, Musa Orhan'ların, Şirin Ünal'ların serbest gezdiği, şiddet uygulayan erkeklerin sırtının sıvazlandığı bu ülkede, Kürt kadınlarının ve genel anlamıyla kadın hareketinin örgütlü mücadelesine ilk saldırı değil bu. Uzun bir süredir devam eden kayyum atamalarının, eşbaşkanlığa saldırıların, kadın merkezlerinin kapatılmasının, politikacıların gözaltına alınması, tutuklanması, ağır cezalara çarptırılması, cezaevinde de haklarının yok sayılması zincirinin yeni bir halkası. Sesimizi yükselttiğimiz alanlar olan sokaklar ve mahkemeler çok zamandır polis işgali altında.”
Tecrit, işkence, tecavüz…
Cezaevlerinde kadın tutsaklara yönelik ağır tecrit ve işkence politikasının yürütüldüğünü dile getiren Deniz, “Biz bunu süngerli odalara çekilen, hücrelerde tutulan, her maltaya çıktığında gardiyanlarca şiddet uygulanan, cinsel saldırıya maruz kalan kadın tutsaklardan, en temel ihtiyaçlarımızdan olan pedlerin bile işkence aracı haline getirilmesinden biliyoruz” dedi. Son süreçte gündeme oturan Kandıra Hapishanesi’ndeki işkence ve cinsel saldırı haberleriyle aslında kadın tutsakların neler yaşadıklarının tüm kamuoyunun gözleri önüne bir kez daha serildiğini söyleyen Deniz, gardiyanlar tarafından tecavüze maruz kalan Garibe Gezer’in yalnız olmadığını belirtti.
‘Garibe Gezer yalnız değildir’
Deniz, “Biz de kadınlar olarak şunu bir kez daha belirtiyoruz işkenceci ve tecavüzcü gardiyanlar, sağlık hizmeti vermeyen hapishane doktoru ve bu olayda sorumluluğu veya ihmali olan her bir kişi hesap verene dek meselenin takipçisi olacağız. Garibe Gezer yalnız değildir. İşkenceciler bilsinler ki kadın mücadelesine boyun eğdiremeyecekler, içeride dışarıda bulunduğumuz her alanda kadın mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
‘Kararı tanımıyoruz’
Kadınların susturulduğu, hapsedildiği koşulda güvende olmadıklarını kaydeden Deniz, Kürt politikacıların hapsedilmesi ve kurumlarının kapatılmasıyla, bölgede kadınların her türlü erkek-devlet şiddeti karşısında yalnızlaştırılmaya çalışıldığını kaydetti. Ayşe Gökkan ve tüm tutsakların serbest bırakılması gerektiğinin altını çizen Deniz, “Kürt kadın mücadelesine karşı, hepimizi sindirmeyi hedefleyen bu kararı tanımıyoruz. Hep birlikte baskıların, tutuklamaların, sistematik devlet işkencesinin, cinsel saldırıların, savaş politikalarının, hukuksuz cezaların karşısında susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” dedi.
Açıklama, “Jin, jiyan, azadî” sloganları ve alkışlar eşliğinde son buldu.







