Foza Yusif: Kobanê, faşizm ve çeteciliğe karşı özgürlük mücadelesidir

  • 10:49 2 Kasım 2021
  • Güncel
Sema Çağlak
 
HABER MERKEZİ - PYD Eşbaşkanlık Komitesi üyesi Foza Yusif, Kobanê’de inşa edilen sistemin var olan sorunlara ışık ve umut olduğunu söyleyerek, “Kobanê direnişi kadın mücadelesinde yeni bir 8 Mart ortaya çıkardı. Bu yüzden de Kobanê direnişi dünya kadın mücadelesinde kadınların güç aldığı bir altın sayfadır. İktidar, faşizm ve tüm insanlığı tehdit eden çeteciliğe karşı bir özgürlük mücadelesidir” dedi. 
 
DAİŞ’in 2014 yılında Kobanê’ye saldırması sonrasında halkın Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) öncülüğünde gösterilen direniş sonucu kent özgürleştirilmişti. Kobanê direnişi birçok ülkede büyük ses getirirken, dünyanın birçok yerinden önde gelen isimler ve aydınlar tarafından 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edildi. Türkiye'ye bağlı gruplar tarafından 9 Ekim 2019'da Kuzey ve Doğu Suriye'ye dönük saldırıların ardından ise aynı yıl 2 Kasım Dünya Rojava Günü olarak anılmaya başlandı.
 
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Komitesi üyesi Foza Yusif, Kobanê direnişini ve yeniden inşa sürecini değerlendirdi. 
 
Özgürlük ve demokrasi isteyenler için Kobanê direnişinin bir umut oluşturduğunu belirten Foza, Kobanê direnişinde yer alan, emek veren, yaşamını feda eden herkesin Kobanê Günü’nü kutladığını belirtti. Yaşamını yitirenleri saygıyla andığını söyleyen Foza, özgürlük ve demokrasi isteyen herkesin ortak değerler üzerinden birlik olduğunu ve Kobanê’de savaştığını ifade etti. Foza, “Bu direniş öncelikle Kürdistanlı gençlerin, enternasyonalist devrimcilerin ve Kobanê’ye sahip çıkan herkesin direnişi oldu. Kobanê’de ortak insanlık değerlerinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bu kadın özgürlüğü, halkların özgürlüğü, demokratik ulus, inanç ve umut gibi büyük insani değerlerdir. Bu tüm insanlığın Kobanê’ye sahip çıkmasına ve direnişine ortak olmasına ön ayak olan değerlerdi. Kobanê direnişi, kadın direnişiydi. Tüm Kobanêli kadınlar Kobanê direnişinde birlik oldu ve savaşın ön safında yer aldı. Yüzlerce genç şehit düştü, yaralandı. Bütün demokratik modernite güçleri birleşti ve bu nedenle direniş kazandı” diye ifade etti. 
 
‘Türk devleti DAİŞ üzerinden planlarını gerçekleştirmek istedi’
 
Türkiye ve DAİŞ ilişkisine de değinen Foza, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye'ye saldırmak için DAİŞ ile ortaklaştığının altını çizdi. Foza, “Türkiye ve DAİŞ ilişkisine baktığımızda DAİŞ’in Kobanê’ye saldırısında Türkiye’nin etkili olduğunu görmek mümkündü. Bu saldırılarda Türk devletinin rolü büyüktü. Hem Şengal’e yönelik saldırıda hem de Kobanê’ye yönelik saldırıda Türk devletinin Kürtleri yok etme politikasının stratejisi aşikardı. O süreçteki siyasi rollerden ötürü açık açık saldıramıyordu ve bunu DAİŞ eliyle gerçekleştirdi" dedi.  
 
‘Kadınlar kendi özerkliği ve iradesiyle özgür yaşama katıldı’
 
Foza, Kobanê’de kadınlar için çok şeyin değiştiğini dile getirerek, Kobanê’nin özgürleşmesi direnişinde kadınların yaşamın her alanında kendi özerkliği ile büyük bir iradeyle kendilerini örgütlediğini belirtti. Foza, “Kuşkusuz öncesinden demokratik ulus ve özerklik sistemi inşa edilmişti. Ancak saldırılarla beraber bu sistem tehlikeye girdi. Binlerce Kobanêli göç etti. Kadınlar katledilmeyle yüz yüze kaldı. Kobanê özgürleştirildiğinde kadınlar için hem yaşam alanında hem siyasi alanda hem de savunma alanında büyük bir aşama kat edildi. Kadınlar kendi özerklikleriyle, özgür bir iradeyle yaşama dahil oldu. Kadınlar bugün Kobanê’de tüm siyasi ve sivil kurumlarda yönetimlerde özgür ve eşit bir şekilde yer aldı. Kadınlar için birçok kurum açıldı. Savunma, eğitim, adalet kurumları, sivil örgütlenme kurumları inşa edildi. Kadınların sorunu bir bütünen çözülmedi, ancak kendini özgürce ifade etmesi, örgütlemesi ve mücadele etmesinin alanları oluştu” diye kaydetti. 
 
‘Kadın rönesansı Kobanê direnişi ile başladı’
 
Kobanê direnişi ile kadın mücadelesi açısından yeni bir sayfa açıldığını söyleyen Foza, kadınların Kobanê direnişine öncülük ettiğini kaydetti. Foza şöyle devam etti: “Bizim için bu gayet doğal. Çünkü DAİŞ kadın düşmanıydı ve en çok kadın özgürlüğünü hedef alıyordu. Kadınlar, DAİŞ’in güç olması durumunda bütün kazanımlarını gasp edeceğini gördü. Bu yüzden de kadın gücü, halkların gücü sonuna kadar direndi. YPJ savaşçılarının şahsında kadınların ortak bir tavrını gördü. Kobanê etrafında kadın enternasyonalizmi oluşturuldu. Yine kadın rönesansı Kobanê direnişi ile başladı. Tüm kadınların dayanışması ve Kobanê direnişi ile kadın özgürlük mücadelesinde yeni bir sayfa açıldı. Nasıl ki 8 Mart’ta tüm kadınlar ortak bir tavır gösteriyorsa, Kobanê direnişi de kadın mücadelesinde adeta yeni bir 8 Mart ortaya çıkardı. Bu yüzden de Kobanê direnişi dünya kadın mücadelesinde kadınların güç aldığı bir altın sayfadır. İktidar, faşizm ve tüm insanlığı tehdit eden çeteciliğe karşı bir özgürlük mücadelesidir."
 
‘Bu sistem var olan sorunların çözümü için bir ışık olacak’
 
Kobanê’de inşa edilen sistemin var olan sorunların çözümü için bir ışık, aydınlık olacağını belirten Foza, şu değerlendirmeyi yaptı: “Nasıl ki Kobanê direnişinde tüm insanlık bir olduysa, Kobanê’nin inşa edilmesi için de büyük bir dayanışma sergilendi. Özellikle de Kuzey Kürdistan çok değerli ve kutsal bir çalışma yaptı. Hem Kobanê direnişine destek hem de inşası için oluşan ruh takdir edilecek bir durumdu. Bu direnişten sonra bu değerler üzerinde tüm insanlığın moral alacağı bir sistem oluşturuldu. Bu sistemin temeli demokratik ulus, halkların ve kadınların iradesine dayanıyor. Özerk yönetim sistemi içerisinde kadın ve erkek arasında eşitlik var. Kobanê’de bugün yürürlükte olan sistem bahsettiğimiz bu direnişin sonucu olarak ortaya çıktı. Şehitlere, yaralılara ve halkımıza en layık sistemdir. Nasıl ki Kobanê direnişi ile tüm dünya için sembol oldu, bu sistem de var olan sorunların çözümü için bir aydınlık, bir ışık olacak. Mevcut krizin çözümü için yeni bir çözüm ortaya koyuyor.”
 
‘Kobanê halkı büyük bir devrim mirası yarattı’
 
Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditlerine dikkat çeken Foza, “Türk devleti 2014’te gerçekleştirmek istediği plan çerçevesinde bir kez daha Kobanê’yi hedef almak istiyor. Çünkü Kobanê’nin Kürtlerin direniş sembolü olduğunu biliyorlar. Bu yüzden bu direnişi hedef alıyorlar. Tehdit ve faklı saldırılarla Kobanê halkını korkutmak istiyorlar. Kobanê’nin sembol olmasının etkisini dünyada zayıflatmak istiyorlar. Bu yüzden de kadınlara, Kobanê halkına ve değerlere saldırıyorlar. Biz çok açık bir şekilde diyoruz ki, Kobanê halkının iradesi büyük bir iradedir. Kobanê halkı özgürlüğüne ve değerlerine bağlıdır. Hiçbir gerici güce boyun eğmeyen bir halktır. Kobanê halkı büyük bir devrim mirası yarattı ve 19 Temmuz Devrimi’ne öncülük etmiştir.  Bu yüzden de Kobanê halkı devrimin yarattığı değerlere karşı yürütülen tüm kirli planları, saldırıları boşa çıkarın ve yaratılan değerlere sahip çıkar. Hiç kimse boş hayallere kapılmamalı. Bu halk, büyük değerler ve bedellerle bu sistemi oluşturdu. Hiçbir güç bunu yenemez. Kobanê halkı şehitlerinin ve Önderliğinin yolunda nasıl ki DAİŞ’e karşı çıktıysa, Türk devletinin faşist işgal siyasetine karşı da onurlu duruşunu gösterecektir” dedi. 
 
‘Türk devleti dünya için tehlike’
 
Foza, Türkiye'nin tüm dünyadaki gerici güçlere öncülük ettiğini dile getirerek, “Nasıl ki 20’nci yüzyılda Hitler Nazizm’i geliştirdi bugün de Türkiye ve Erdoğan DAIŞ ve faşizm yolu ile kendi çıkarlarını ve ajandasını gerçekleştirmek istiyor. Bu yüzden her seferinde gücünü devreye koyuyor. Bu güçler aracılığı ile dünyayı ve insanlığı tehdit ediyor. Bugün tüm çeteler Türk devleti tarafından yönetiliyor, örgütleniyor ve idare ediliyor. DAİŞ de Türkiye’nin kullanmak istediği güçlerden biriydi. Ancak bunu sonuca ulaştıramadı. Şimdi de farklı yöntemlerle kendisine bağladığı çeteler ile bunu gerçekleştirmek istiyor. Tüm planlarının boşa çıkarıldığını gördükten sonra bu kez kendi askeri güçlerini devreye soktu. Şimdi kendi ordusu ile bunu yapıyor. Bu da gösteriyor ki, Türk devleti bu selefi ve şiddeti esas alan güçlerle stratejiler oluşturuyor. Bunu yalnızca Kürtler için de değil tüm dünya için büyük bir tehlikeyi geliştiriyor. Bu günden güne daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Rêber Apo Ortadoğu’da yeni bir felsefe, yeni bir yaşam ve yeni bir perspektif oluşturdu. Ve bu hem Ortadoğu hem de tüm dünyayı etkiledi. Rêber Apo’nun Kuzey ve Doğu Suriye'deki emeği, felsefesi, çizgisi, direniş ruhunun bu kadar güçlenmesine ve YPG ve YPJ direnişinin gelişmesine neden oldu" sözlerini kullandı. 
 
‘Tecrit Ortadoğu üzerindeki kırımın devamıdır’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride de dikkat çeken Foza, şu şekilde konuştu: “Rêber Apo’nun bu topraklarda ektiği demokratik ulus fikri, kadın özgürlük düşüncesi bugün ürünlerini veriyor.  Egemen güçler, kapitalist modernist güçler bunun bilincindeler. Bu yüzden de büyük bir vahşilikle saldırarak bu fikrin büyümesine, yayılmasına engel olmak istiyorlar. Bastırmak istiyorlar, etkisizleştirmek istiyorlar. Bu yüzden bu tecrit siyasetini sürdürüyorlar. Bu hegemonik güçler Rêber Apo’dan korkuyorlar, Rêber Apo’nun etkisinden korkuyorlar ve bu yüzden konuşmasını engelliyorlar. Kendisini insanlığa ulaştırma imkanı bulmasını engelliyorlar. Rêber Apo’yu Ortadoğu’dan çıkardılar, Ortadoğu üzerinde kirli bir plan devreye koydular. Bugün de Rêber Apo üzerinde yürütülen plan Ortadoğu’yu kırıma uğratma planının devamıdır. Bu yüzden de bu tecrit sadece Rêber Apo üzerinde değil Kürt halkı üzerinde yürütülüyor. Tüm bölge halkları üzerinden yürütülüyor. Rêber Apo üzerindeki tecridi dar ele almak büyük bir yanılgı olur."
 
İmralı’daki tecridin kırılması ile birçok açıdan büyük değişim ve dönüşümlerin yaşanabileceğine işaret eden Foza, “Rêber Apo’nun özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüdür dediğimizde bu kaynağını buradan alıyor. Birbirine bağlıdır. İmralı’daki durum orada yürütülen siyaset bir halkın ve Ortadoğu’nun durumun göstergesidir. Bu yüzden de Ortadoğu’daki tüm demokratik, özgürlükçü güçlerin Kürdistan’daki bu gerçekliğe göre hareket edip, tecridi kendileri için esas ve hayati bir sorun olarak görmeleri gerekir. Aynı siyaset tüm bölge halklarına karşı yürütülüyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Kapitalist modernite iflas etti’
 
Bugün Ortadoğu’da büyük bir savaş ve karmaşanın olduğunu kaydeden Foza, bunun egemen ve hegemonik güçler tarafından bilinçli bir şekilde yürütüldüğünü dile getirdi. Foza, son olarak şunları söyledi: “Hegemonik güçler kendi çıkarlarını korumak için bu sorunları her zaman derinleştiriyorlar, bu şekilde ömürlerini uzatıyorlar ve bu şekilde var olan krizi derinleştiriyorlar. Bu var olan sistem ile biz çözüm bulamayız ve barışı inşa edemeyiz. Kalıcı bir çözüm ve onurlu bir barış için yeni bir sisteme ihtiyaç var. Kapitalist modernist sistem iflas etmiş durumda. Bu gün her açıdan çürümüş durumda. Bu yüzden biz Rêber Apo’nun demokratik ulus fikri, yol ve yönteminde istikrarlıyız. Yüz yıldır sürdürülen klasik yöntemler bu sorunları çözmek yerine büyüyüp derinleştiriyor. Bu yüzden de diyoruz ki Kuzey ve Doğu Suriye’de ortaya çıkan çözüm, inşa edilen sistem, Özerk Yönetim’in korunması ve sahiplenilmesi gerekir.”