Abdullah Öcalan: Kadınlar bilinçle kendini korumalı

  • 09:27 5 Kasım 2021
  • Güncel
 
HABER MERKEZİ - Kadın katliamlarına karşı kadınların kendilerini özsavunma ile korumalarına dikkat çeken PKK Lideri Abdullah Öcalan, özsavunmayı “Gül Teorisi” olarak tanımlayarak her grubun herkesin, özellikle kadınların bilinç ve iradeleriyle kendilerini korumaları gerektiğini  söylüyor.
 
Türkiye’de kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlar devam ediyor. Ekim ayında JINNEWS’in şiddet çetelesine göre 23 kadın katledildi, 14 de şüpheli ölüm yaşandı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun şiddet çetelesine  göre de 18  kadın katledildi, 19 şüpheli ölüm yaşandı. Kadına yönelik katliamları çarpıcı bir biçimde ortaya koyan bu tabloya rağmen faillere yönelik yapılan yargılamalarda cezasızlık politikası devreye girerek, failler aklanıyor. Bunun yanı sıra her türlü şiddete karşı kendini koruyan, özsavunma yapan kadınlar ise cezalandırılıyor.
 
En son Adana’da kendisine sistematik şiddet uygulayan ve fuhşa sürüklemek isteyen Hasan Karabulut’u 2015’te özsavunmasını yaparak öldüren Çilem Doğan’a verilen ceza Yargıtay tarafından onaylandı. Çilem’e verilen cezanın onaylanmasına kadın örgütleri tepki gösterirken, başta kadınlar olmak üzere  tüm toplum ve canlılar için özsavunmanın önemi ve gerekliliği bir kez daha gündeme gelerek tartışılmaya başladı. Yapılan tartışmalar ile de gözler bir kez daha İmralı’da 1999 yılından bu yana ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özsavunmanın önemine ilişkin yaptığı değerlendirmelere çevrildi.
 
Kendini savunmayan ahlaki politik vasfını kaybeder
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan toplum için özsavunmanın önemine dikkat çekerken, özsavunmanın ahlaki ve politik toplumun güvenlik politikası olduğunu belirtiyor. Kendini savunamayan toplumun ahlaki ve politik vasfının anlamını yitirdiğini belirten Abdullah Öcalan, devamla şunları dile getiriyor: “Toplum ya sömürgeleşmiştir, eriyip çürümektedir ya da direniştedir, ahlaki ve politik vasfını yeniden kazanmak ve işlerliğe kavuşturmak istemektedir. Özsavunma, bu sürecin adıdır. Kendisi olmakta ısrar eden, sömürgeleşme ve her türlü tek taraflı dayatıcı bağımlılıkları reddeden toplum, bu tutumunu ancak özsavunma olanakları ve kurumlarıyla geliştirebilir. Özsavunma sadece dıştan tehlikelere karşı oluşmaz. Toplumun iç yapılanmalarında da çelişki ve gerginlik her zaman mümkündür. Demokratik toplum olmada ve varlığını sürdürmede en az sermaye ve iktidar tekellerinin saldırılarını ve sömürülerini sınırlandıracak ölçüde özsavunma yapılanmasını ve eylemliliğini oluşturup hazır, işler halde tutmak şarttır.”
 
Canlılar için özsavunma
 
Doğadaki tüm canlılar için özsavunmanın ne anlama geldiğine ilişkin de Abdullah Öcalan şu  tespitleri yapıyor: “Her canlının, üç tane temel gereksinimi vardır. Bu, beslenme, korunma ve üremedir. Hatta cansızların bile kendini koruma sistemleri vardır. Bir atomu bile incelediğinizde böyle bir özelliği olduğunu göreceksiniz. Hep gül örneğini veriyorum. Gül, kendini korumak için dikenleniyor. Dikenleri olmadan gül olmaz. Bu nedenle yine söylüyorum. Mutlaka koruma olmak zorunda. Her canlının beslenmeye, korunmaya ve üremeye ihtiyacı vardır. Bu, bilimsel bir durumdur, bilim de böyle diyor. Ben bunu bu amaçla söylüyorum.”
 
Gül Teorisi
 
Canlılardaki özsavunmayı “Gül Teorisi” adı altında çarpıcı bir biçimde tanımlayan Abdullah Öcalan bunun anlamını da şöyle ifadelendiriyor: “Ben Gül Teorisi diyorum. Gül üzerine düşündüm. Gül, kendini korumak için diken çıkarıyor. Bir gülün, bir bitkinin bile özsavunması vardır. Özsavunma için doğaya, tabiata bakmak bile yeterlidir. Bir gül kadar bile kendimizi özsavunmaya hakkımız yok mudur? Özsavunma kutsaldır. Hatırlıyorum, küçükken bizim köyde ihtiyar bir amca vardı, diyordu ki, 'Biz kuru tahtalar gibiyiz'. Ben 'Bu nasıl olur' diyordum. Bir ağaç bile kayaları delerek kök vermekte, kendini yaşatabilmektedir. Bunun kadar da mı olamıyoruz?”
 
Namus nedir?
 
Kadınlara seslenerek kendilerini korumalarını isteyen Abdullah Öcalan bu konuda da şunları belirtiyor: “Kadınlara sesleniyorum; kadınlar öz bilinç ve güçlü irade ile kendilerini koruyabilirler. Ben, yedi yaşından beri kadın sorunuyla ilgileniyorum. Hatta bana 'kadın düşkünü' dediler! Saflarımıza katılan kadınlarla ilgilendim, hatta onlara bu mücadelenin zor olduğunu, 'yapamıyorsanız katılmayın' dedim. Benimle yol alan kadınlarla ilgilendim, top oynadım, yüzdüm. Ben kadınlara beş bin yıllık erkek egemen kültürün kırılmasının kolay olmadığını, derinlikli bir mücadele gerektirdiğini hep anlattım. Ben olmasaydım, benim etki gücüm olmasaydı, kadınları bilinçlendirmeseydim orada da tecavüzler olabilirdi. Ben bir yere kadar onları korudum ve kolladım, ancak en çok onlar kendilerine sahip çıkmalı, kendilerini koruyabilmelidirler. Namus kesinlikle cinsellik değildir. Namus, öz bilinç ve güçlü iradedir.”
 
‘Kendinize sahip çıkın’
 
Kadınlara “Kendinize, ruhunuza ve bedeninize sahip çıkın” diyen Abdullah Öcalan şunları dile getiriyor: “Kapitalist aşk ilişkisinde emek yoktur, gerçek sevgi, aşk yoktur. Sevgi, aşk, emek ister. Ferhat ile Şirin buna örnektir. Orada Kandil bölgesinde olan bir olaydır. Tarihsel bir olaydır. Ferhat, Şirin'e ulaşmak için, aşkı için bin bir emek vererek, eziyet çekerek dağları deler. Hatta aşkı için İran Şahı'nın egemenliğini ve iktidarını yıkması gerekiyordu. Bunu başaramayınca, İran iktidarını yıkamayınca kendisini dağlardan aşağı attı. Asıl aşk budur. Kendi halkı ve ülkesi için çaba ve emek içermeyen bir aşk ve sevgi anlam ifade etmez.”
 
‘Kadınlar kendilerini savunmalı’
 
Abdullah Öcalan özsavunma tanımlamasının geliştirilmesine ilişkin de şunları vurguluyor: “Meşru savunmayı herkes yapar. Ben özsavunma kavramını bunun için geliştirdim. Her grubun herkesin, kadınların, özellikle kadınların kendilerini savunmaları gerektiğinden bahsetmiştim. Kendi özsavunmalarını geliştirmeleri gerektiğini söylemiştim. Herkes bilinç ve iradeleriyle kendilerini korumalarını bilmelidir. İlginçtir, savunma yapmaları gerekenleri de ben savunmak durumunda kalıyorum. Her grup, herkes kendi bulunduğu alanda kendi savunmasını yapar.”