Kapatma davasında dayanılan temel husus: Kürt sorunu

  • 12:44 6 Kasım 2021
  • Güncel
ANKARA - HDP’nin kapatılma davasına ilişkin hazırladıkları ön savunmaya ilişkin açıklama yapan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, HDP’nin kapatılması yönünde savcının dayandığı en temel hususun, HDP’nin Kürt sorununda barışçıl yöntemlerle çözüm konusunda gösterdiği çabanın olduğuna dikkat çekti.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP)  Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, HDP Parti Meclisi (PM) üyesi ve avukat Doğan Erbaş, HDP’nin hukukçu milletvekillerinden Mehmet Rüştü Tiryaki, ve Hukuk Komisyon üyesi avukat Maviş Aydın dün Anayasa Mahkemesi’ne(AYM) sundukları 173 sayfalık ön savunmaya ilişkin Genel Merkez binasında basın toplantısı düzenledi.
 
‘4 aydır hukuk ve akademisyenlerle çalıştık’
 
İlk olarak söz alan Komisyon üyelerinden Avukat Maviş Aydın, dün AYM’nin partilerine açtığı kapatma davasına ilişkin ekleri hariç 173 sayfalık bir savunma verdiklerini belirterek, “Yaklaşık 4 aydır Türkiye'nin önemli hukukçuları ve akademisyenleri ile birlikte kapatma davasına karşı hangi argümanlarla savunma yapacağımız üzerinde çalıştık bir ön savunma hazırladık. Bizimle birlikte çalışan, hukukçu akademisyen ve avukatlara emekçiler için teşekkür ediyoruz” dedi. 
 
‘Siyasi partiye uyarı yapılmadı’
 
Ardından HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, ön savunmanın içeriğine ilişkin konuştu.  Yoğun ve kolektif bir emeğin ürünü olarak 4 aylık bir süreç sonunda ön savunmalarını hazırladıklarını ve dün AYM’ye sunduklarını hatırlatan Ümit, “Türkiye siyasi tarihi açısından bu dava bir ilk değil, bundan önce de defaatle siyasi partilerin kapatılması hakkında kararlar verdi. Ön savunmamızda yargıdaki yeri ve demokrasiye etkileri üzerinde durduk. AYM’nin kapatma davasını incelemeden önce öncelikle ele alması gereken hususları değerlendirdik ve bunlara yer verdik. Örneğin siyasi partiler yasasındaki 102. maddesinde eşbaşkanlar ve merkez organları dışındaki kişilerin siyasi partinin odak haline geldiği düşünülen eylemleri varsa siyasi partiye uyarı yapması gerekirken hiçbir uyarı yapmamış olması, bu davanın açılmamış olması gerektiğinin göstergesidir” diye belirtti.
 
‘Söylem ve eylemler delil olarak gösterildi’
 
İddianamede 451 kişi hakkında istenilen siyasi yasağa değinen Ümit, “451 arkadaşımız hakkında siyasi yasak isteniyor, söylem ve eylemleri partiye kapatılma delil olarak gösterilmiş. 69 kişiye siyasi yasak istenmese de parti bunlardan sorumlu tutuluyor. Siyasi partilerin 102 maddeye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına partiye uyarması gerektiğini emredici bir hüküm olarak koymuş. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın böyle bir bildirimi bugüne kadar partimize olmadı. Kısıtlı sayıda kişi için yapılan bildirimlerin de gereği yapıldı. Bu hususu AYM’nin dikkatine sunuyoruz” diye belirtti. 
 
Ümit’in konuşmasının satır başlıkları şöyle;
 
“Siyasi partilerin hangi koşullarda kapatılacağı Anayasa’da düzenlenmesi ve siyasi partiler yasasında 80 ve 81. maddeler Anayasaya aykırı. AYM'nin önce bu maddelerin Anayasaya uygunluğunu denetlemesi gerekir. 82. madde sorunlu bir maddedir, birçok siyasi partinin kapatılmasına dayanak gösterilmiştir. AYM’nin yorum yoluyla ırkçılık yapan bir siyasi partinin yargısal denetime tabi tutulması gerekir. Bunun ancak evrensel ölçülere göre yorumlanması ve netlik kazanması gerekir.  Hem AYM hem de AİHM’in TCK’nın bir kısım maddelere ilişkin öngörülemez ve yasa maddeleri nitelikleri taşımadığı kararları mevcut, bu yasaların iptal edilmesi gerektiği yönünde birçok rapor yayınlanmıştır. AİHM Demirtaş davasında verilen kararda buna dikkat çekilmiştir ve bu maddenin kaldırılması gerektiği kararı verilmiştir. 
 
Evrensel hukuk ölçüleri ele alınmalı
 
AYM tarafından TCK’nın 220/6’ıncı maddesinin öngörülemez ve uygulanmaması gerektiği kararı verdi. AYM ve AİHM binlerce ihlal kararı var. Uygulamada nasıl bu kanunun suiistimal edildiği defalarca ortaya konulmuşken,  uygulamada sorunlara ve kişisel açısından hak mahrumiyetlerine sebep olduğu tespit edilmiş bir gerçektir. AYM arkadaşlarımızla ilgili yürütülen soruşturmaların tamamının bu maddelerle ilgili olduğunu göz önünde bulundurarak bu maddelerin Anayasaya uygun olup olmadığını evrensel hukuk ölçülerinde yasa tanımını hususunu ön mesele olarak ele almalıdır. Buna karar verdikten sonra iddianameye ilişkin bir karar vermesi gerekir. 
 
İrfan Fidan’ın bu davaya katılması mümkün değildir
 
İrfan Fidan en son AYM üyesi olan kişidir. En son İstanbul Cumhuriyet Başsavcı, Başsavcı vekili iken onun sorumluluğu olan pek çok savunma iddianameye konulup kapatılmaya gerekçe gösterilmiştir. Yasada düzenlenen hakimin reddi sebeplerinden eğer biri hakim soruşturma sırasında soruşturma yürütmüşse sonrasında yapılan yargılamaya katılamaz demektedir. Bu emredici bir hükümdür. Bu dava da bu gerçekleşmiş bulunuyor. İrfan Fidan bu davaya katılabilmesi yasal olarak mümkün değildir. AYM bu konuda öncelikli olarak karar vermesi gerekir. Bugüne kadar siyasi parti kapatma davalarında bireysel başvuru mevcut değildi ilk kez AYM bireysel başvur almaya başladıktan sonra kapatma davası açıldı. AYM öncelikle bu hususu da öncelikle göz önünde bulundurmalı.
 
İhsasi-Rey kararı
 
İddianamede belirtilen 451 arkadaşımız açısından iddiaların tamamı devam eden yargılamaya ilişkin, bir kısmı AYM önünde. AYM’nin verdiği olası kapatma ve siyasi yasak kararında devam eden yargılamalar itibariyle AYM önüne gelecek bireysel başvuruları önceden karar vermiş olacak. Bu hukuki olarak ihsasi -rey demektir. Soruşturmalar milletvekilleri açısından üstelik henüz fezleke durumundadır. AYM, bireysel başvuru yolu ve yapılacak bireysel başvurular nasıl bir arada dengeleyecek ve nasıl bir karar verecek bu sorunu ele almalıdır. 451 arkadaşımız hakkında soruşturma ve kovuşturmalar kapatma davasına delil olarak alınamaz. Aksi bir durum hem ihsasi rey hem de mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Bu hususlar AYM’nin esasına girmeden önce göz önünde bulundurup karar vermesi gereken konulardır. Bu aşamalarda iddianamedeki bütün iddialar cevap verme yoluna gitmedik. Soruşturmanın ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mütalaa verilecek ve savunmamız vereceğiz. İddialara tek tek cevap vermeyi ikinci aşamaya bıraktık. 
 
Dava reddedilmesi gerekiyor
 
Usule ilişkin itirazlarımız ve ön mesele olarak ele alınması gereken hususlar, bu aşamada işin esasına girilmeden savcının mütalaa verilmesini beklemeden davanın reddedilmesi gerektiğini düşünüyoruz.   Öncelikle belirtmek gerekir ki, siyasi partiler AYM ve uluslararası sözleşmelerle  güvence altına alınmıştır ve demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin faaliyetlerine getirilecek kısıtlamalar özgürlükle ve geniş yorumlanmalıdır.  Siyasi partilerin yeri ve önemini, doktrin ve AYM ve AİHM kararları ışığında değerlendirdik. Kapatma davasının kanun ilke meşru amaç niteliğini taşımadığın vurgulamaya çalıştık.
 
HDP’nin Türkiye demokrasisindeki rolü ayrıntılı işlendi
 
HDP Anayasal ve uluslararası sözleşmelere verilen haklara sahip olmak ile birlikte Türkiye demokrasisinde önemli bir yeri vardır, bunu da ayrıntılı olarak savunmamızda işledik. HDP Türkiye’nin bütün sorunlarını çözümünü ilke edinmiş ve çözüm için diyalog ve müzakerenin esas alınmasını her defasında vurgulamıştır. Fiziksel ve yargı eliyle yapılan saldırılarına rağmen seçimlerde üstün başarılar elde etmiş, Türkiye’nin en etkin muhalefet partilerinden olmuştur. HDP’nin üstlendiği görevlerden biri Türkiye’nin kuruluşundan itibaren çözülememiş temel bir meseleyi Kürt sorununu barışçıl yöntemler, diyalog ve müzakere ile çözme çabasıdır. Türkiye’de bunu yapabilecek yegane parti HDP’dir.  Geçmişte olduğu gibi bugün de bu konuda rolünü oynamıştır. 
 
Savcının dayandığı temel husus Kürt sorunu
 
HDP’nin kapatılması yönünde savcının dayandığı en temel husus Kürt sorununda barışçıl yöntemlerle çözüm konusunda yaptığı çabaları yargılama konusu yapmıştır. Çözüm süreci zamanında ve sonrasında HDP’nin çabalarının asla yargılama konusu yapılmamalıdır.  Bu konuda çıkarılan 6551 sayılı yasa buna engeldir, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan barış hakkı asla yargılamaz konusu yapılamaz. HDP’nin bu konudaki eylem ve söylemlerinin suç olarak nitelenmesinin HDP parti olarak asla kabul etmiyor, evrensel standart ve mevzuatlar da buna izin vermiyor. Davanın açılmasındaki amaç siyasi partiler hakkında kapatma davası açılması meşru bir amaca dayanmalıdır. Oysa biz hazırlık sürecinin hukuki değil siyasi gerekçelerle hazırlandığını çok iyi biliyoruz. 
 
Siyasi gerekçelerle hazırlandı
 
HDP’nin bu konudaki eylem ve söylemlerinin suç olarak nitelenmesinin HDP, asla kabul etmiyor, evrensel standart ve mevzuatlar da buna izin vermiyor. Davanın açılmasındaki amaç siyasi partiler hakkında kapatma davası açılması meşru bir amaca dayanmalıdır. Oysa biz hazırlık sürecinin hukuki değil siyasi gerekçelerle hazırlandığını çok iyi biliyoruz. iktidarın 5 yıldır vesayetindeki yargı eliyle gerçekleştirdiği operasyonlarla bu süreci nasıl gerçekleştirdiğini  ve kullandığını, HDP’yi hedef haline getirdiğini çok iyi biliyoruz. Ortakları ile birlikte kapatma davasını kampanya şeklinde ilmik ilmik ördüğünü biliyoruz. Savunmamızda da bu hususi de AYM’nin dikkatine savunuyoruz.
 
MHP kongresine bir armağan olarak sunuldu
 
Bu davanın açılmasının meşru bir amacı yoktur, siyasi iktidar ve ortaklarının ömrünün uzatması için kurdukları baskı neticesinde hazırlanmıştır. Birinci iddianame adete MHP kongresine bir armağan olarak sunulmuş, ikincisi ise 7 Haziran’da HDP’nin siyasi iktidarın iktidarı kaybetmesine sebep olduğu tarihe denk getirilmiştir. Yargıtay cumhuriyet başsavcısı bu tarihe yetiştirmek için ekleri 7 Haziran’da vermemiş daha sonra eksikleri tamamlanmıştır. İkinci iddianame hazırlandıktan sonra sorulan sorulara biz elimizden geleni yaptık diye cevap vermiştir. İlk iddianame AYM’ye verildikten sonra AYM kapsamlı gerekçelerle iade etmişti. Hukuk tarihine geçecek bir belge niteliğindedir. Bu sadece hazırlayan savcıya yönelik bir karar değil, HDP’ye yönelik yapılan saldırılara da verilen bir cevap niteliğindedir. İkinci iddianameyi değerli akademisyen, avukat ve hukukçular incelediğimizde ikinci iddianamenin de ilkinle farkı olmadığını, iade gerekçelerinin ikincisi iddianamede karşılanmadığını tespit ettik. İade gerekçeleri davanın derhal reddi gerekçelerini oluşturmaktadır. Bunu da AYM’nin dikkatine sunduk. 
 
AİHM kararları göz önünde bulundurulmamış
 
Kapatma davalarında Yargı ve AYM açısından Avrupa gerçekleşmemiş bir deneyim ve birikim söz konusu. AYM kapatma davasını incelerken her ne kadar Yargıtay cumhuriyet başsavcılığı iddianamesinde AİHM kararlarını göz önünde bulundurmamış, AİHM içtihatlarını esas almamışsa da AYM’nin bunları dikkate alınacağı inancımızı koruyoruz. Demokratik Toplum Partisi ilişkin AİHM in verdiği kararın AYM’nin dikkatine sunuyoruz. Türkiye demokrasisi açısından bir şansımız olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz. AYM’nin hiç bir üyesi şu anda bir kapatma davasına imza atmış değil. Avrupa hukuk sistemi ile hukuk sistemimi, içtihat birliğine yol açacak, Demokrasinin önüne açacak, örgütlenme özgürlüğü ve birçok hakkın ihlali niteliğinde olan kapatma davalarında yeni bir yol açacağına inanıyoruz.
 
Savcılığın kararı beklenmeden dava durdurulmalıdır
 
Bu yol AKP’ye ilişkin açılan davada başlamıştı, orada bir ret kararı verilmişti. O günden bu yana AYM bir kapatma kararı vermedi. HDP açısından da kapatma kararın verilmeyeceğini düşünüyoruz. HDP’ye ilişkin yürütülmekte olan yargılamanın savcının mütalaası beklemeden, savunma belirttiğimiz hususlar göz önünde bulundurularak durdurulmalıdır. AYM’nin bu yönde bir karar vereceğine ilişkin inancımızı koruyoruz.”