Kobanê Davası avukatları: HSK’ye suç duyurusunda bulunacağız

  • 14:44 10 Kasım 2021
  • Güncel
ANKARA - Kobanê Davasına dair açıklama yapan dava avukatları, mahkeme heyeti hakkında HSK’ye suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ederek, adil yargılama hakkı oluşmadan duruşmalara katılmayacaklarının altını çizdi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Kobanê Siyasi Soykırım Davası’nda mahkemenin tutumunu protesto eden avukatlar ve milletvekillerinin katılımıyla HDP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi. 
 
‘AKP HDP’yi tasfiye etmek üzere harekete geçti’
 
Açıklamada konuşan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, gerçeklerin üstünün örtülmeye çalışıldığında dikkat çekti. Davanın bir intikam davası olarak açıldığına vurgu yapan Züleyha, “7 Haziran’da kaybeden iktidar, intikam almak için bu davayı açtı. Ortada soruşturulacak bir işlem yok. 2014 yılında açılan bir soruşturmaya 4 yıl boyunca herhangi bir işlem yapılmadı, gizlilik kararı bile alınmadı. Daha sonra gelişen süreçle birlikte AKP’nin HDP’yi tasfiye etmek üzere harekete geçtiğini görüyoruz. 4 yıl boyunca hiç bir işlem yapılmayan davada özel savcı görevlendirilerek gerçek olmayan deliller oluşturulmaya çalışıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile birlikte çalışılmasıyla bir kumpasın olduğu açık ortaya çıktı.  Bu dava iktidarın kendi suçlarının üstünü örtme davası olarak önümüzde duruyor” şeklinde konuştu.  
 
‘Yargı üzerinde baskı kuruldu’
 
Meclis’te Kobanê olaylarının araştırılması için çok sayıda araştırma önergeleri verdiklerini ancak tüm önergelerin AKP- MHP oylarıyla reddedildiğini vurgulayan Züleyha, sözlerine şöyle devam etti: “Erdoğan ‘Kobanî davasında ‘yargımız 6-8 Ekim’in hesabını soracak’ dedi. Kendisini yargının yerine koydu. HSK üyesinin istifa ederken, ‘Bahçeli ile istişare ederek istifa ettim’ sözleri ve mahkeme başkanının görevden alınması ile davaya müdahale edildiğini söylememiz mümkün. Bahçeli’nin ‘hızlandırın’ talimatı üzerine mahkeme başkanı görevden alındı ve mahkeme hızlandırıldı. Önceki haftalarda savunma hakkının engellenmemesi, adil yargılanma hakkının sağlanması ve gerçeklerin açığa çıkarılması taleplerimiz üzerine kimi ara kararlar çıkmıştı. Bu da avukat arkadaşlarımızın ısrarı ile oldu. İktidar bundan rahatsız olduğu için müdahale geldi, başkan görevinden alındı ve dava süreci hızlandırıldı. 5 AKP’li vekilin davaya katılması, yargı üzerinde açık bir baskıdır. Bu vekiller geldikten sonra mahkeme tavrını sertleştirdi ve davayı hızlandırmak için ısrarcı oldu.”
 
‘Savunmaya izin vermeden kafalarındaki kararı beyan etmek istiyorlar’
 
Ardından söz alan dava avukatlarından Arzu Kurt, Kobanî Davası’nın görüldüğü günden bu yana birçok usulsüzlük yaşandığını dile getirdi. “Arkadaşlarımızın savunma yapamayacak düzeye gelmiştir. Bu davanın siyasi saiklerle açıldığı ve HDP’nin kapatılmasına gerekçesi yapılmak istendiği biliniyor” diyen Arzu,  “Davada 1000 avukat hakikatin açığa çıkarılması için davayı bugüne kadar sürdürdü. Müvekkillerimiz hakikatin açığa çıkarılmasının temel öncelikleri olduğunu söylediler. Ancak bunun en temel önceliği adil yargılamanın sağlanmasıdır. Savunma hakkı adil yargılama kapsamında bir insan hakkıdır. Açıkların ortaya çıkması için müvekkilerimizin anlatacakları önemlidir, bunlar davanın yalan ve mesnetsiz olduğunu gösterecektir. Heyetin değişikliği ile birlikte dosya hızlıca bitirilerek, savunma yaptırılmadan kafalarındaki kararı beyan etmek istiyorlar” diye ekledi.
 
‘Bu sahte yargılamanın parçası olmayacağız’
 
18 Ekim’de başlayan duruşma periyoduna bir haftalık ara verildiğini ifade eden Arzu, “Biz bunun gerçekçi ve insanı olmadığını söyledik, bunun işkenceye dönüştüğünü ifade ettik. 108 kişinin binlerce yılla yargılandığı; on binlerce evrakın olduğu bir dosyada söz konusu sürecinin yeterli olmayacağını, hem evrensel hem de uluslararası normlarda belirtilen sürenin sağlanmadığını görüyoruz. Bu şekilde savunma hazırlamanın imkansızlık olduğunu belirtmemize rağmen mahkeme bunları dikkate almamıştır. Ne müvekkillerimiz bunu meşrulaştıracak bir tutum gösterecek ne de biz avukatlar bu sahte yargılamanın tarafı olacaktır” diye belirtti.
 
‘Avukatlar olarak HSK’ya şikayet edeceğiz’
 
Müvekkillerinin kendileri hakkındaki belge ve bilgiye sahip olacak bir ortama sahip olmadıklarını kaydeden Arzu, “34 kişi tutuklandı yargılandı hala 21 arkadaşımız tutuklu olarak yargılanıyor. Cezaevi koşullarında kendilerine tanınan haftanın birkaç günü ve sınırlı saatlerde bilgisayar kullanma hakkı varken etkin bir savunma yapma imkânları kalmamıştır. AİHS’nin adil yargılama hakkının makul süreyi sağlama şartının ihlal edildiği bu aşamada aşikardır. Yaklaşık bin avukat olarak savunma hakkımızı kullandırılmamasının adil yargılama hakkını ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle HSK’ya şikayet etme kararı aldık. Buranın politik bir kurum olduğunu bilmekle birlikte şikayetlerimizi bütün mercilere duyuracağız. Ankara Barosu gözlem hakları merkezi duruşmaları izledi ve rapor hazırladı. Bütün bu gözlemlerimizi adil yargılama hakkımızı savunmak adına sonuna kadar ne gerekiyorsa yapacağız. Müvekkillerimizin hakikatlerin ortaya çıkması için gösterdiği çabayı biz avukatlar olarak da sahipleniyoruz” dedi.
 
Siyasetçilerin maruz kaldığı hak ihlalleri 
 
Ardından söz alan dava avukatlarından Çiğdem Kozan, yargılanan siyasetçilerin maruz kaldığı ihlallere değindi. Çiğdem, “Arkadaşlarımızın yaşadığı fiziksel koşullara değinmek gerekiyor. Yargılanan arkadaşlarımız 2 hafta boyunca ya duruşma salonlarından ya da SEGBİS odalarında sabahtan akşama kadar ayakta durmaya zorlanıyor. Bunun bir hak ihlali olduğunu söyledik. En temel haklarını, sosyal aktivite haklarını, havalandırmaya çıkma hakkı, kitap okuma haklarını gerçekleştiremiyorlar. Yine aile görüşü ile mahkeme arsında bir tercihe zorlanıyor müvekkillerimiz. Çünkü duruşma saatlerinde aile görüşü de gerçekleşiyor. Bunların hak ihlali olduğunu defalarca belirtik” diye belirtti.
 
‘SEGBİS çözümleri yapılmadan savunmanlık yapmaya zorlanıyoruz’
 
Tutuklu  siyasetçilerin cezaevinde bilgisayar kullanmakta zorluk yaşadığını, bilgisayarların genellikle bozuk  ve dosyaların açılmadığını sözlerine ekleyen Çiğdem, “Mahkeme ara kararını açıkladıktan bir hafta sonra bizim 7 günlük itiraz hakkımız doğuyor ancak bu süre dolmadan sonraki duruşma başlıyor. Yine SEGBİS çözümleri geç yapılıyor ve SEGBİS çözümleri yapılmadan savunmanlık yapmaya zorlanıyoruz. Müvekkillerimiz de SEGBİS kayıtlarını incelemeden savunma yapmaya zorlanıyorlar. Üst mahkemeye yaptığımız başvurularımıza yanıt gelmeden duruşma görülmeye başlanıyor. Belki üst mahkeme tahliye verecek ama bu süre beklenmeden yeniden duruşma başlıyor” dedi.
 
‘Mahkemenin adil yargılama niyeti yok’
 
Mahkemeye mesleki faaliyetlerini sürdüremediklerini ifade eden mazeret dilekçesini sunduklarını aktaran Çiğdem, “Duruşmanın bu şekilde ilerleyemeyeceği, duruşma için makul bir sürenin oluşturulmasını ve bu şekilde devam edemeyeceğimizi söyledik. Mahkeme ise gerekçelerimizi reddetti. Mahkemenin adil yargılama niyetinin olmadığı net bir şekilde gözler önünde. Bizler de adil yargılama koşullarını ortadan kaldıran mahkeme için HSK’ya suç duyurusunda bulunmak durumunda kaldık” diye konuştu.