Şengal’in özgürlüğünün 7’inci yılı: Kadınlar ön saflarda yerini aldı

  • 09:10 12 Kasım 2021
  • Güncel
 
 
Medya Üren - Derya Ren
 
HABER MERKEZİ - Şengal’in DAİŞ’ten özgürleştirilmesinin 7’nci yıldönümüne ilişkin konuşan TAJÊ Koordinasyon üyesi Riham Hico, Êzîdîlerin katliamdan sonra dost ve düşmanını daha iyi tanıdığını belirterek, “Kadınlar direnişin ön saflarında yer aldı” dedi.
 
DAİŞ tarafından 3 Ağustos 2014 yılında Şengal’e yönelik saldırı gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen saldırılar sonucunda binlerce kadın ve çocuk DAİŞ tarafından kaçırılarak, köle pazarlarında satılırken, binlercesi ise vahşi bir şekilde katledildi.
 
Halk Savunma Güçleri (HPG) ve daha sonrasında oluşturulan Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ), saldırılara karşı örgütlenerek, savaştı. Büyük direniş ve mücadelenin sonucunda 13 Kasım 2015 tarihinde Şengal, DAİŞ’ten kurtarıldı. Öte yandan Şengal’in kurtarılmasının ardından Êzîdîler kendi yönetimlerini oluşturarak, özerkliğini ilan etti.
 
Êzîdî Kadınları Özgürlük Hareketi (TAJÊ) Koordinasyon üyesi Rîham Hico, 13 Kasım Şengal’in DAİŞ’ten özgürleştirildiği güne dair değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Êzîdî halkı sırtını dağlara yasladı’
 
Yaşanan 74 fermanı hatırlatan Riham, yapılan fermanın ilk olmadığının ve son da olmayacağının altını çizdi. Riham, tarihte Êzîdî halkının her zaman kırımlardan geçirildiğini ifade ederek, “Ezîdîleri katletmek adına her yola başvurdular. Biliyoruz ki yapılan soykırımın tohumları Saddam rejiminde atılmıştı. Katliamdan kurtulmaya çalışan Êzîdî halkı sırtını dağlara yasladı. Ancak oradan da koparıldı. Êzîdîlerin yaşadığı yerler bölünerek her bir parçaya verildi. Aynı durum Şengal’de de yaşandı. Bazı kişiler onlara işçi ve asker oldular. Bu durum da işgal saldırılarını kolaylaştırdı. Toplumda ırkçı bir zihniyet oluşturdular. Bu durumda komşu devletlerin kendi aralarında çatışmalarına sebep oldu” dedi.
 
‘Birçok yerleşim yeri HPG tarafından kurtarıldı’
 
Êzîdîlere yönelik gerçekleştirilen soykırımın KDP’nin desteğiyle gerçekleştiğini belirten Riham, halkın savunmasız bırakıldığını ifade etti. Riham, “Biz o süreçlerde orada bulunan KDP güçlerine güveniyorduk. Ancak onlar bizim sonumuzu getirdi. Şengal halkının elinde bulunan silahlar toplatıldı ve halk savunmasız bırakıldı. Daha sonra bizi arkada bırakarak, kaçtılar. Zaten onlar bu toplumun yok olmasını istiyorlardı. Bu soykırımda binlerce kadın ve çocuk kaçırıldı ve binlercesinin başı kesildi. Çok büyük bir katliamdı Êzîdî halkı 7 gün boyunca Şengal dağında aç ve susuz kaldı. Êzîdîlere ait birçok yerleşim yeri HPG tarafından kurtarıldı. Bu vesileyle YBŞ komutanı Seîd Hesen’i anıyorum. Onların yaptığı fedakarlığı asla unutmayacağız” sözlerine yer verdi.
 
‘Tarihi bir adımdır’
 
Êzîdî halkının yaşanan katliamlara karşı baş kaldırdığını ve sonrasında özgürlük mücadelesi verdiğini kaydeden Riham, mücadelenin hala devam ettiğine işaret etti. Êzîdî kadınlarının DAİŞ tarafından pazarlarda satıldığını hatırlatan Riham, “Kadınları bu duruma karşı bir söz verdiler ve mücadelenin en ön saflarında yer aldılar. Kadınlar kendi oluşturdukları kadın savunma birliklerinde yer alarak YJŞ’yi oluşturdu. Biz Êzîdî halkı açısından düşünüldüğü zaman kadınların verdiği bu mücadele çok anlamlı ve güçlüdür. Êzîdî halkı açısından tarihi bir adımdır” diye ekledi.
 
‘Êzîdîler, dostunu ve düşmanını çok iyi tanıyor’
 
Şengal katliamından sonra halkın kamplarda kalmak zorunda bırakıldığını kaydeden Riham, halkın büyük zorluklardan geçtiğini söyleyerek, her an yeni bir saldırı olabileceğinin ihtimali nedeniyle yan yana durmaya mecbur kaldıklarını ifade etti. Riham, “Farklı yollar deneyenler de oldu, Avrupa’ya göç ettiler. Yaşamlarını garantiye almak istiyorlardı. Ancak gidenlerin hepsi orada yaşam güvencelerinin olmadığını söylüyor. Şuan Avrupa’da kamplarda kalanların çoğu psikolojik şiddete maruz kalarak yasaklamalar ile karşı karşıya kalıyorlar. Avrupa’dan Şengal’e dönen ailelerin birine misafir olduk. Aile, ‘biz yolda giderken her an birinin bizi katledeceği duygusu ile yaşıyorduk’ dedi. Böylesi bir psikoloji yaşatılıyor. Yaşatılanlardan kaynaklı binlerce insan hala Şengal’e dönmek için her yolu deniyor. Artık Êzîdî toplumu dostunu da düşmanını da çok tanıyor. Şengal halkı, askeri, sosyal ve ekonomik anlamda kendi kendini yönetebiliyor” diyerek, Şengal’i yok etme politikasının KDP’nin politikaları ile bağlantılı olduğunu vurguladı.
 
‘Verdiğimiz en iyi cevaptı’
 
Riham, “Biz Şengal’e dönmekten bahsettik. Ondan hemen sonra Irak hükümeti ve Federe Kürdistan Bölgesi hükümeti 9 Ekim’de antlaşma imzaladılar. Bu antlaşma ile daha önce Êzîdîler ile ilgili yaptıkları projeleri devreye kattılar. Seçimlerde de Êzîdîlerin yaşadığı bölgelerde halkın oy kullanmaması için elinden geleni yaptılar. Êzîdî halkı yaşanan durum karşısında seçimi boykot etti. Birçok yerde oy kullanımı olmadı. Bu durumda bizim KDP ve Türkiye’ye verdiğimiz en iyi cevaptı” ifadelerine yer verdi.
 
Riham, Êzîdî halkının bundan sonraki süreçlerde elinden geleni yapacağını ifade ederek, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Eskiden KDP, Irak ve Türkiye bizim hakkımızda gizli kararlar alıyordu. Ancak şuan her şeyi apaçık yapıyorlar. Ancak bizim buna karşı her zaman daha temkinli davranmamız lazım. Ben Êzîdî halkına güveniyorum, çünkü Şengal kolay kazanılan bir yer değildi binlerce kişinin kanıyla o topraklar kazanıldı. Kadınlar 13 Kasım’dan sonra kendilerini daha çok örgütlediler, mücadelelerini büyüttüler. Şengal katliamında yaşamını yitirenleri bir kez daha anıyorum ve Şengal’in kurtuluş gününü kutluyorum.”