Sol sosyalist partiler: HDP’siz bir ittifak düşünülemez!
- 09:03 13 Kasım 2021
- Güncel
Marta Sömek
İSTANBUL - HDP’nin deklarasyonu kapsamında görüştüğü sol sosyalist partiler, AKP-MHP’nin sona yaklaştığını ve bundan sonraki hayata geçirilecek hamlelerin önemli olduğunu belirterek, “Halkla birlikte, halkın önünü açan bir çalışma tarzını sokakta durmaksızın geliştiren, büyüten bir pratiğe ihtiyacımız var” dedi.
Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 27 Eylül’de açıkladığı 11 maddelik "Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı" deklarasyonu kapsamında başlattığı görüşmelerin bir ayağı da İstanbul’da gerçekleştirildi. Deklarasyon kapsamında sol sosyalist partilerle temaslarını sürdüren HDP, partilerin talep ve önerilerini dinledi.
HDP’nin ziyarette bulunduğu partilerin Sözcü ve Merkez Komitesi üyeleriyle görüşmelerde sundukları öneri ve talepler, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partilerinin aldıkları tutum, mevcut siyasi sürece ilişkin yaklaşımları ve HDP ile oluşabilecek ittifakta nasıl bir yol izleyeceklerine ilişkin konuştuk.
‘Oldukça önemli bir görüşmeydi’
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Sözcüsü Özge Akman, hem dünyadaki mevcut kapitalizmin hem de ülkedeki krizinin toplumun her kesimini çeşitli arayışlara yönlendirdiğini dile getirdi. “Nasıl bir mücadele” hattı olabileceğine dair tartışmalar yürüttüklerini kaydeden Özge, “HDP’li dostlarımız da yayınladıkları mevcut deklarasyonun ardından bizlerle de görüşmeye geldiler, karşılıklı konuştuk. Elbette deklarasyonda geçen maddeler tüm boyutlarıyla aşağı yukarı Türkiye’de mücadele eden mevcut iktidarın karşısında bulunan tüm kesimlerin ortak dertlerini oluşturan maddelerden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Genel bir çerçeve içerisinde bu tip sorunların birlikte mücadele edilebilecek alanların yaratılması açısından önemli olduğunu vurgulayan Özge, bu yüzden de HDP ile karşılıklı değerlendirmelerde bulunmalarının önemli olduğunu aktardı.
‘Maddeler hepimizin ortak dertleri’
Deklarasyon maddelerinde geçen her bir sorunun çözüme kavuşturulması için birlikte mücadeleye ve bunu hayata geçirecek ortak zeminlere ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Özge, “Türkiye’de mevcut durumda AKP’nin gidişi konuşuluyor ise bizim de bunun karşısında nasıl bir mücadele hattı öreceğimiz, bugüne kadarki sermayeden yana olan tüm düzen partilerinin karşısında nasıl bir pozisyon alacağımız, karşılıklı arayışımıza dair de değerlendirmelerde bulunduk. AKP-MHP oylarının gerilediğini görüyoruz. AKP-MHP iktidarının sona yaklaştığı açık bir gerçek. Normal şartlarda gidilebilecek bir seçimde alabilecekleri oy oranlarının iyice gerilediği, tek başına iktidar olabilecek bir kapasitede olmadığı çok açık. Gidişe doğru geçildiği bir gerçek fakat bir sonraki seçimde AKP’den kurtulacağımız ya da kurtulmuş olmanın yeterli olduğu anlamına gelmiyor” değerlendirmelerinde bulundu.
‘Deklarasyon halklara bir cevap üretme düzleminde’
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüsü Pelin Kahiloğulları da, HDP ile önemli bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydetti. “Uzun yıllardır Kürt halkının mücadelesinin omuzdaşı olan bir partiyiz, HDP ile kurduğumuz ittifakı da stratejik bir ittifak olarak tarifliyoruz” ifadelerini kullanan Pelin, görüşmeyi oldukça önemli bulduklarını belirtti. Pelin, HDP’nin deklarasyonun önemini şu cümlelerle yorumladı: “Bu direnişlerin öncülüğünü yapan Kürt halkının direnişinin yanında, bir tarafta da Türkiye’nin birçok yerinde farklı iş kollarında işçi arkadaşlarımız direniyor, öte taraftan uzun dönemdir OHAL sürecinde bile sokağı terk etmeyen; hem bedeni hem yaşamını savunan kadınların gerçekliği, diğer tarafta ise Boğaziçi direnişi ile ‘Barınamıyoruz’ hareketiyle açığa çıkan bir gençlik direnişinin yan yana yaşandığı bir dönemde HDP’nin deklarasyonu buraya bir cevap üretme düzleminde yer almış oluyor.”
Üç başlık önerildi
Görüşmede Türkiye atmosferini karşılıklı değerlendirme fırsatı bulduklarını dile getiren Pelin, metne dair üç başlık önerisinde bulunduklarını aktardı. Pelin, “Sosyal hakların devlet tarafından karşılanması noktasında özellikle vergi sistemine dair bir öneri geliştirdik. Deklarasyon maddeleri içerisinde yer alan belli temel hakların ücretsiz sağlanması noktasında bunun nereden sağlanacağı bizim açımızdan önemli bir tartışma konusuydu. Bugün ülkemizde genel olarak vergi sisteminin dolaylı vergiler üzerinden şekillendiği, neredeyse bütün vergi sistemlerinin bunun üzerine kurulduğu, doğrudan vergilerin ise ana yükünün yüzde 70’inin işçi sınıfının üzerine yıkıldığı bir durum var. Bu sebeple de servet vergisinin gündeme alınması gerektiğini vurguladık” bilgisini verdi.
‘Yan yana gelişleri arttıracağız’
HDP’nin halklar ve inançlar konusunda yürüttüğü mücadeleyi önemsediklerini ve pratiklerle de yan yana hareket ettiklerini ifade eden Pelin, Alevi inancının metinde daha yoğun ve net ifadelerle yer alması gerektiğine ilişkin de bir öneri sunduklarını aktardı. Bir diğer önerilerinin de demokratik halkçı bir laiklik mücadelesinin olduğunun altını çizen Pelin, “Türkiye’de despotik bir laiklik olduğunun bilincindeyiz, bu anlamıyla demokratik halkçı bir laiklik mücadelesinin de metinde yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçlerde de bu yan yana gelişleri arttırabileceğimizi konuşmuş olduk” şeklinde konuştu.
‘Faşizmin kurumsallaşması hamleleri hala devrede’
Pelin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, faşizmin kurumsallaşması sürecinin önemli bir ayağını devlet ve sermaye ittifakının oluşturduğunu belirterek devamla şöyle konuştu: “Bu anlamıyla Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın geriletilmesi önemli olmakla birlikte bununla sınırlı bakışın yeterli olmadığı düşüncesindeyiz. İlkesel bir duruşa ihtiyaç var, İyi Parti ve CHP’nin çıkışlarıyla kendisini yeni bir cumhurbaşkanı olarak gündemimize sokmasının önünü kesmemiz gerekiyor. Bugün AKP’nin gidişinin yeterli olacağı gibi söylemler ile karşı karşıyayız. Deniz Poyraz yoldaşın katledilmesinden tutalım da Konya’daki ailenin katledilmesine kadar belli şiddet zeminlerinin üretildiğini ve denendiğini gözlemliyoruz.”
Pelin, tam da bu noktada AKP’nin krizi ve sistemin kendi seçeneğini oluşturması karşısında oluşturulacak olan seçeneğin önemli bir tartışma konusu ve mücadele alanı olarak gündemlerinde olduğunu ifade etti. Halkın uzun zamandır bir baraj oluşturduğunun altını çizen Pelin, “Bu barajın AKP’nin krizine önemli bir cevap üreteceği fikrindeyiz” dedi. Halkların farklı zeminlerde ortaya koyduğu direnişin bir program ve kalıcı anayasayla buluşması için HDP ve Türkiye sosyalist güçlerinin bir odakta buluşmasına ihtiyaç olduğunu söyleyen Pelin, deklarasyonun da böylesi bir anlam ifade ettiğini vurguladı. Örgütlenme çağrısında bulunan Pelin, “Sadece HDP’nin değil Türkiye solunun da sorumluluğunda olan bir deklarasyon olarak değerlendiriyoruz, halkın yürüttüğü direnişin gerçekçi bir kalıcılık kazanabileceğinin ilk ifadesi bizler için. Halkın içinde, halkla birlikte, halkın önünü açan bir çalışma tarzını bugün sokakta durmaksızın geliştiren, büyüten bir pratiğe ihtiyacımız var” sözlerine yer verdi.
‘Görüşmelerimiz gayet olumlu geçti’
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kadın Bürosu Sorumlu Merkez Komitesi üyesi Sevgi Gülmez ise partilerinin seçime yönelik hazırladığı dört maddelik tutum belgesini HDP ile yaptıkları görüşmede karşılıklı olarak konuştuklarını aktardı. “Ortak paydada buluşulabilecek birçok madde olduğunu gördük, görüşmelerimiz gayet olumlu geçti” diyen Sevgi, talep ve önerilerinden birincisinin “AKP-Saray rejiminin bir an önce ortadan kalkması gerektiği” olduğunu ve bunun için de erken seçim için bir dakika bile gecikilmemesi gerektiğini ifade etti. Sevgi, bir diğer önemli konunun da AKP sonrasında yaptıklarıyla hesaplaşma ve sorumluluk sahibi olan, bu kararların altında kimin imzası varsa onlarla bir hesaplaşmaya gidilmesi ve gerçek bir adaletle halkın hakkının aranması olduğunu dile getirdi. Bir sonraki evrenin de “AKP sonrası yeniden kuruluş dönemi” olduğunu söyleyen Sevgi, iktidarın ülkeyi eğitim, sağlık ve her açıdan enkaza çevirdiğini ve tüm kaynakları tükettiğini aktardı.
‘Kürt emekçilerin varlığı yok sayılarak gerçek barış sağlanamaz’
HDP olmadan bir ittifak olamayacağını söyleyen Sevgi, birlikte yürümenin önemine değinerek şöyle dedi: “Kürt siyasetinin temsilcisi olan HDP olmadan bir ittifak ve siyaset arayışı düşünülemez. Millet veya Cumhur İttifakının böyle bir şeye yanaşacağını zaten tahmin etmiyoruz, biz sol sosyalist örgütler ve HDP olarak birlikte bir yol açmalıyız ve o yolda birlikte yürümeliyiz. Kürt emekçilerinin varlığını yok sayarak kimse bu ülkede gerçek barışın sağlanacağını düşünmesin. Birlikte ortak yürüyeceğimiz çok fazla noktalar var, bütün çabamız insanların eşit yurttaşlık bilinciyle yaşayabilmesi yönünde, o yüzden sol ve sosyalist örgütler için HDP’siz bir ittifak düşünülemez. Biz bir yol daha var diyoruz, insanlar bugünün siyasetindeki bu tahakküme mecbur değiller, hayatlarına baktıklarında gerçekten onları temsil edebileceklerine inandıkları kişilerin bir adım öne çıkıp kendi hakları ve tüm yurttaşlar için mücadele etmelerini önemsiyoruz, o yolu birlikte yürümek istiyoruz.”







