Akademisyen Sibel Özbudun: Kadın değil erkeklik sorunu var
- 16:25 13 Kasım 2021
- Güncel
ANKARA - Sosyalist Kadın Hareketi’nin düzenlediği, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Yaklaşırken Bize Ne lazım?” panelinde konuşan Akademisyen Sibel Özbudun, Türkiye’de ve dünyada kadın sorunu değil bir erkeklik sorunu olduğunu belirterek, “Erkeklik imgesinin nasıl değiştirebileceği üzerine kafa yormamız gerekiyor” dedi.
Sosyalist Kadın Hareketi, Mülkiyeler Birliğinde “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Yaklaşırken Bize Ne Lazım?” konulu panel düzenledi. Panelin olacağı salona, “Hayal et gerçekleştir örgütlen özgürleştir” pankartı asıldı. Akademisyen Sibel Özbudun’un konuşmacı olarak katıldığı panele çok sayıda kadın katıldı.
‘Kadın sorunu değil erkeklik sorunu var’
Panelde konuşan Sibel, katledilen kadınlardan oluşan bir sayacın olduğunu ifade ederek,tecavüzü, şiddeti ve katledilen kadınların yasını tutmanın dışında farklı bir şeylerin olması gerektiğini belirtti. Sibel, “Sıradan 25 Kasım anması olmaktan çıkararak, acilleşen bir durum için buradayız. Kadın sorunu diyoruz? Kadınların düşük ücretle çalıştırılmasından, kadınların işten çıkarılmasından uzanan kadına yönelik bir dizi konuyu ‘kadın sorunu’ isimleştirerek geçiyoruz. Türkiye’de ve dünyada erkeklik sorunu var. Türkiye’de Kürt sorunundan ziyade, bir kadın sorunu var. Kadın cinayetleri geleneksel olarak ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi ‘namus cinayetleri’, ikincisi ‘şehvet cinayetleri.’ Türkiye’de kadın cinayetlerini artık aştı. Kadın cinayetlerinde ‘samuray kılıcı, tüfek harbiyesi ile’ öldürmek ne demek. Burada kadın sorunu yok burada erkeklik sorunu var. Bunu tartışmak zorundayız” dedi.
Kültürlerin önemi
İnsanlarda biyolojik kategorilerin çok ağır olduğunu ve bununda potansiyel şiddeti doğurduğunu kaydeden Sibel, kültürlerin kadınlar ve erkeklerin üzerindeki rollerinin önemine değinerek, “Kadınlığın ve erkekliğin ne olduğunu saptamalar kültürden kültüre değişiyor. Adına kültür dediğimiz karmaşa kodlama sistemden kaynaklı bir kadının nasıl davranması gerektiği üzerinden kendisine bir yol haritası çiziyorlar. Kültürler ve kadınlık ve erkeği nasıl biçimlendiriyor? Kültür bilimcilere göre; kültürün işlevi toplumun pürüzsüz işlemesini sağlamaktır. Bu rollerde kadınlar kadınlık, erkeklerde erkeklik vazifelerini sürdüğü sürece bir sorun olmayacağı belirtilir. Ama kültürün taşıyıcısı insanlar. Bu insanların arzuları, duyguları vardı. İnsanlar arası çelişkiler vardır. Toplumsal denge tıkır tıkır işlemez sık sık bozulmaya eğilimli. Toplumsal eğilimler başladığı zaman toplumsal durumlar krizlere girer ve erkek kadın ilişkileri bozulur. Bir toplumun geçim temeli iflas etti, yeni dengeler çıkmadığı sürece toplumsal patolojiye neden olabilir” diye belirtti.
‘Erkeklik egosunun patlama süreciyle karşı karşıyayız’
Dengelerin bozulması ile yaşamlarında bozulmaya uğrayacağına vurgu yapan Sibel, Erkekliğin, kadınların nasıl davranacağına kadar karar verdiğine işaret etti. Sibel, “Türkiye’de toplumsal süreç iki şekilde yürüyor. Birincisi, neo liberal politikalar. Neo liberal politikaların bozulmasıyla, erkeğin bu süreçte bir aileyi geçindirme şansı yok. Kadınlar da istihdama dahil olmaya başladı. Kadınların sıkıştırılmış istihdam alanlarına girmesinden kaynaklı yıllardır yüceltilen, güçlü erkek pozisyona sokulan erkeğin egosunun patlaması durumuyla karşı karşıyayız. İkincisi ise siyasal süreç. Siyasal süreç ise iki çatal haline işliyor. Biri giderek saldırganlaşan dış politikalar buna Kürt çatışmasını da ekleyebilir. İkincisi ise siyasal İslam. Bir taraftan milliyetçiliğin bir taraftan siyasal İslam’ın yükselmesiyle birlikte erillik yükseliyor. Bu iki arasında sıkışmış olan erkeğin elinde tek iktidarını ispatlayacağı alan kadınlar ve çocuklar. Erkeğin eril iktidarı son kalesi kadınlar üzerinde uygulayacağı şiddet. Bu dünyada erkekler ile birlikte yaşadığımızdan kaynaklı erkeklik imgesinin nasıl değiştirebileceği üzerine kafa yormamız gerekiyor” ifadelerinde bulundu.
Sibel’in konuşmasının ardından panel soru cevap şeklinde sona erdi.







