İmralı tecridi Avrupa Parlamentosu’nda konuşuldu

  • 09:51 16 Kasım 2021
  • Güncel
 
HABER MERKEZİ - Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dair Avrupa Parlementosu’nda yapılan oturumda, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride tepki gösterildi.
 
Belçika merkezli Van Steenbrugee Advocaten (VSA) Hukuk firması öncülüğünde Cenevre’de kurulan “Türkiye Mahkemesi (Türkiye Tribünal)”, 20-24 Eylül tarihlerinde Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine ilişkin mağdur ve görgü tanıklarını dinledi. Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıçları, insan hakları savunucuları ile kimi önde gelen hukukçularından oluşan “Türkiye Mahkemesi”, daha sonra açıkladığı kararda, raporlar ve tanık anlatımlarında ortaya çıkan sonuçla Türkiye’de yaşanan ihlallerin “insanlığa karşı suçlar” kapsamına girebileceğini duyurdu.
 
İktidara eleştiri
 
“Türkiye Mahkemesi”,  ardından Avrupa Birliği (AB), Avrupa Parlamentosu (AP) ve Lahey yolunda çalışmalarına start verdi. Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre bu kapsamda AP’de bir oturum gerçekleşti. Oturumun moderatörlüğünü yapan AP İnsan Hakları Komitesi Başkanı Marie Arena, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iktidarının uygulamalarını ve ülkede yaşanan tutuklamaları eleştirdi.
 
Muhalefete baskılar hatırlatıldı
 
Avrupa İnsan Hakları Derneği üyesi Philppe Dam, Türkiye’de siyasi muhaliflerin sistematik olarak hedef alındığını ve yargının siyasetin etkisi altında olduğuna dikkat çekti. Philppe, “Gazeteciler, avukatlar, aktivistler gözaltına alınıyor. Osman Kavala hala cezaevinde tutuluyor. Ekim ayında AİHM’in aldığı karar vardı ve uygulanmadı. Yine Selahattin Demirtaş da 2016’dan bu yana cezaevinde. Tutukluluğun devamı bir an önce sona erdirilmeli” diye kaydetti. Philppe, konuşmasında İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Rosa Kadın Derneği ve HDP’ye yönelik baskılara işaret etti. 
 
Türkiye’ye yönelik işkence iddiaları olduğunu kaydeden Philppe, bu konuda son 6 yılda çok fazla bildirim aldıklarını ifade etti. 60 gazetecinin hala cezaevinde olduğunu vurgulayan Philppe, “Türkiye’nin etkin ve tam olarak AİHM kararlarını uygulaması lazım. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala derhal tahliye edilmeli” dedi. 
 
‘İşkence dosyalarının çoğu kapatıldı’
 
Türkiye’den video konferans aracılığıyla oturuma katılan İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Rahşan Bataray Saman, OHAL sonrası vahim bir tabloyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. AKP politikalarını eleştiren herkesin yargı tehdidiyle karşıya karşıya olduğunu kaydeden Rahşan, Terörle Mücadele Kanunu’nu eleştirdi.  Rahşan, “İnsan hakları savunucuları çözüm sürecinde birçok faaliyet yürüttü. Aradan geçen 6 yılda o dönemki yapılan faaliyetler, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları bugün yargı tehdidi olarak karşılarına çıkıyor. Cezasızlık çok uzun zamandır özellikle Kürt yurttaşlara yöneltilen bir durum. İhlallerin artarak devam etmesinde cezasızlık çok etkili. İşkence suçlarına ilişkin suçlarda zaman aşımı dolayısı ile dosyaların çoğu kapatıldı” şeklinde konuştu.
 
İmralı Cezaevi
 
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken Rahşan, hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı yerlerin başında cezaevlerinin geldiğini belirterek, “Özellikle ağır hasta tutsaklar sağlık hakkından yararlanamıyor. Ayrımcılığa maruz kalıyor. İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan, Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’ın hukuksuz bir biçimde aile ve avukat görüşü engellenmekte. Türkiye yargısının kendi anayasasındaki düzenlemeler ihlal ediliyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Gerçeklerin farkındayız’
 
Avrupa Parlementosu üyesi Sergey Lagodinsky, Türkiye’deki tabloyu  “trajik” olarak nitelendirdi. Bu durumun Avrupa’yı ilgilendirdiğini dile getiren Sergey, “Önümüzdeki gerçeklerin farkındayız. Bu konu bizim gündemimizin etkin bir parçası olmalı. Bu konuyla ilgili olarak bir takım fırsatları kaçırdık. Etkili bir şekilde Türkiye ile kurduğumuz diyalogda baskı unsuru oluşturabilirdik. Bunu kaçırdık. Somut bir takım sonuçlar elde etmeliyiz. Sadece endişe beyan etmekle yetinmemeliyiz” dedi. 
 
‘Somut önerilerde bulunmalıyız’
 
AP Türkiye Raportörü N. Sanchez Amor ise, darbe girişimi sonrası başlayan şiddetin daha da arttığını ifade etti. Sanchez, şöyle devam etti: “Eleştirel ve dürüst bir rapor hazırlayacak olursak Türkiye ile ilgili olarak, o zaman işimizi tam olarak iyi yapmış oluruz. Bu yılki rapor farklı olacak. Sadece yargıda problemler var demek yetersiz. Çok somut önerilerde bulunmalıyız.”
 
Boykot çağrısı
 
AP üyesi Peter Van Dalen de, Türkiye’de hukukun üstünlüğünün olmadığını söyledi. Peter, “Türkiye’de çok vahim insan hakları ihlalleri var. Hukukun üstünlüğünün olmadığı, bütün insan haklarını ihlal eden ve Avrupa’ya şantaj yapan bir ülke. Ne zaman bir şey yapacağız desek bütün mültecileri salıvermekten, Avrupa’ya yığmaktan bahsediyor. Tehdit ediyor. Peki ne yapacağız o zaman. Sürekli konuşuyoruz, tanıkları dinliyoruz…  Artık konuşmayı bir kenara bırakıp bu ülkeyi boykot etmemiz gerekiyor. Erdoğan rejimini ve Erdoğan çevresindeki kesimi boykot etmemiz gerekiyor. Onların banka hesaplarını bloke etmeli ve futbol gibi spor müsabakalarını da yasaklamalıyız. Uluslararası ceza mahkemesinin önüne çıkarmalıyız” şeklinde konuştu. 
 
Türkiye ve AB ilişkilerinde Tayyip Erdoğan’la diyalog kurma imkanının kalmadığını kaydeden Peter, “Yeterince konuştuk. Bundan sonra köprüleri atma zamanı geldi. Bizim açımızdan konuşacak bir şey kalmadı” ifadelerini kullandı. 
 
Oturum, soru-cevap şeklinde son buldu. Oturuma dair daha sonra bir bildirinin yayımlanacağı belirtildi.