HDP’li Gülistan Atasoy: Tecrit mücadele başlıklarımızın en önemlisi

  • 10:28 16 Kasım 2021
  • Güncel
 
Derya Ren
 
DİYARBAKIR - HDP’nin 3’ncü olağanüstü kongresinde Diyarbakır il Eşbaşkanı olarak seçilen Gülistan Atasoy Tekdemir, kentte yürütülen siyasetin Türkiye başta olmak üzere tüm Ortadoğu’yu etkilediğini belirtti. Gülistan, tecridin bugünün sorunu olmadığını ifade ederek, “Çok uzun yıllardır uygulanan bir devlet politikasıdır. Bizimde mücadele başlıklarımızın en önemlisi” dedi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Örgütü’nün, “Örgütlü gücümüzle tecridi kıracağız, demokrasiyi inşa edeceğiz” şiarıyla 14 Kasım’da 3’ncü olağanüstü kongresini gerçekleştirdi. Yapılan oylama sonucunda HDP İl Eşbaşkanlığına Gülistan Atasoy Tekdemir ve Zeyyat Ceylan seçildi. Öte yandan asil yönetimde fermuar sistemiyle ilk defa kadın-erkek eşit temsiliyet oluştu.
 
Gülistan Atasoy Tekdemir ile kongrede öne çıkan tecridi ve HDP Diyarbakır il yönetimi olarak önümüzdeki günlerde hayata geçirecekleri planlamalara ilişkin konuştuk.
 
‘HDP üzerinden siyaset yürütülüyor’
 
Diyarbakır siyasetinin salt bir kenti etkilemediğini belirten Gülistan, bölge başta olmak üzere Türkiye ve Ortadoğu siyasetine büyük etkisi olduğunu söyledi. Diyarbakır’ın tarihsel ve toplumsal geçmişi olduğunu vurgulayan Gülistan, “Bedeller ve acılar ile yoğrulmuş bir geçmişi var. Buradaki halkın politikleşmesi, siyasetin toplumsallaşması çok uzun yıllara dayanıyor. Türkiye’nin şuan içerisinden geçtiği gündemi düşündüğümüzde siyasetin HDP üzerinden yürütüldüğünü görmekteyiz. Biz de Amed halkı olarak böylesi bir süreçte kongreye gittik. Kongremiz büyük bir coşku ile gerçekleşti. Kürt siyasetinin neden bugün belirleyici olduğunun tartışıldığı bir döneme denk gelen bir kongreydi. Kürt siyaseti neden belirleyici? Çünkü halkta kongrede gösterilen coşku hiçbir zaman eksilmedi” ifadelerini kullandı.
 
‘Sistem krizler yaşıyor’
 
“Her saldırı Kürtlerin yeniden kendi kökleri ile buluşmasına neden oldu” diyen Gülistan, kongrede ki coşkunun, bir bütünen yok sayılan Kürt gerçekliğine, Kürt kimliğine ve yok sayılmak istenen Kürt siyasetine büyük bir cevap olduğunu vurguladı. Gülistan, halkın ve delegasyonların kongrede verdiği cevabın çok net olduğuna değinerek, “Tabi bu coşkunun ve moralin önümüze koyduğu sorumluluklar da fazladır. Bugün tek adam rejim sisteminin çöktüğü, ekonomik ve siyasal anlamda krizler yaşadığı görülüyor. Kendisi ile beraber ülkeyi de çöküntüye götürmeye çalıştığı bir süreçte yine en fazla saldırdığı kesim HDP siyaseti, HDP’nin kadınları, gençleri oldu. Bizim kongremiz buna cevap oldu. Dönemin sorumluluğunu alan, belirleyici olan, ülke siyasetine yön veren, Kürt sorununu demokratik yöntemler ile çözebilecek iradeyi ortaya koyan bir kongreydi” diye belirtti.
 
‘Bizim için kadın deklarasyonuydu’
 
Kongrenin kadınlar açısından daha fazla anlam ifade ettiğini belirten Gülistan, “25 Kasım yaklaşırken dinamizmi ortaya koyacağız Amed halkı olarak. Son süreçlerde kadın aktivistlere ve siyasetçilere pervasızca verilen cezalara karşı çok güçlü bir kadın iradesi de ortaya çıktı. Fermuar sistemi ile eşit temsiliyet sağlandı. Amed eşit temsiliyet ile Kürt kadın siyasetinin temsili oldu. Kadınlar eşit temsiliyet ile siyasetten vazgeçmeyeceklerini de gösterdi. Siyasetten koparılmak istenen kadınların orada çoğunlukta bulunması bizim için bir kadın deklarasyonuydu” diyerek, kadınların en önemli gündemlerinden birinin de tecrit olduğunu ve tecridin en çok kadınlara, gençlere, çocuklara yansıdığını sözlerine ekledi.
 
‘Tecrit bugünün sorunu değil’
 
Kongrenin, “Örgütlü gücümüzle tecridi yıkacağız, demokratik özgür yaşamı inşa edeceğiz” şiarını hatırlatan Gülistan, tecridin bugünün sorunu olmadığını söyledi. Gülistan tecridi şu sözlerle tanımladı: “Tecrit bugünün sorunu değil. Çok uzun yıllardır uygulanan bir devlet politikası. Tecridi salt İmralı üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Evet, tecrit İmralı’da başladı, ancak daha sonrasında bütün topluma yayıldı. Bu tecrit kadınlara, emekçilere, özellikle muhalif siyaset yürüten kesimlere yöneliktir. Tecridi kırmanın toplumsal bir ihtiyaç olduğu noktası üzerinden bütünlüklü, tecride karşı politikanın daha geniş kesimlerle örülmesi gerekiyor. Çünkü tecrit uluslararası hukukta yeri olmayan bir sistemdir. Genelleştirilmiş tecrit politikasına karşı mücadeleyi daha bütünlüklü yürütmek gerekiyor. HDP bu konuda kendi siyasetini demokratik ittifak çerçevesinde yürütürken, tecridi kırma noktasında çok daha geniş kesimlerle buluşturmayı hedefliyor” diye kaydetti.
 
‘Kadınlar yoksullaştırılıyor’
 
“Tecrit mücadele başlıklarımızın en önemlisidir” diyen Gülistan, 25 Kasım çalışmalarına değinerek, tecridi kırma ruhuyla çalışmalarını yürüteceklerini ifade etti. Gülistan, kentte bulunan diğer kadın kurumları ve örgütleriyle de ortaklaşarak çalışmalarını gerçekleştireceklerini kaydederek, HDP olarak özgün çalışmalarının olacağını belirtti. AKP-MHP’nin topluma yaymaya çalıştığı cinsiyetçi kodları kadınlar üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığını çok iyi bildiklerini söyleyen Gülistan, “Tutsak kadın arkadaşlarımız üzerinden verilen mesaj aslında bir bütün kadın mücadelesine verilmek istenen mesajdır. Toplumsal yaşamdan kadını arındırma kadını eve kapatma, kadını erkeğe, devlete bağımlı kılan ama aynı zamanda patriarkal kapitalizmin devam etmesi için kölelik sistemini dayatan bir sitemi hayata geçirmek istiyor. Bunu muhafazakar politikalar ile Kürt kadınının siyaset içerisinde bulunmasını hedef alıyor. Her ne kadar farklı gündemler konuşulsa da kadın cinayetleri her gün artarak devam ediyor. Kadınlar vahşice katlediliyor. Kadınlar sadece Türkiye’de değil, kapitalist sistemin devam ettiği her yerde her geçen gün daha da yoksullaştırılıyor” şeklinde konuştu.
 
‘Halkımızın desteğini bekliyoruz’
 
Tüm baskılara rağmen kadınların direnmeye devam ettiğini söyleyen Gülistan, kadınların kendi kimliği, sözü, iradesi ile her yerde olmaya çalıştığını ekledi. Gülistan, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Kadınlar her geçen gün daha çok iradeleşmeye başladı. Bize düşen görev bu birikimleri toparlamaktır. Kadınlar çok zor dönemlerde, ciddi saldırılar ile karşı karşıya kaldı. Ancak iktidara geri adım attırdılar. Umuyoruz ki 25 Kasım kadınların erkek-devlet sistemine karşı seslerini daha güçlü çıkardığı bir dönem olur. 25 Kasım umuyorum ki yeni yönetim için çok güzel bir başlangıç olur. Kongrenin bize yüklediği sorumlulukların bilincinde olarak önümüzdeki süreci kolektif bir bilinçle siyasetimizi daha çok toplumsallaştırarak, çok güçlü öreceğiz. Bu konuda tüm halkımızın ve kadınların desteğini bekliyoruz. Demokratik özgür yaşamın başarıya ulaşacağına inanıyoruz.”