KESK ve TTB’den barış imzacılarına ilişkin açıklama

  • 11:34 16 Kasım 2021
  • Güncel
 
ANKARA - Barış Akademisyenleri'nin dosyalarına ret kararı verilmesine ilişkin yapılan açıklamada konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Ablan Yeşil, “OHAL Komisyonu'nun açıkça suç olan bu kararlarını tanımıyoruz ve bu suça ortak olmayacağız. Düşünce özgürlüğünü her zaman savunmaya devam edeceğiz” dedi.
 
Kamu Emekçileri Sendikası(KESK) ve Türk Tabipler Birliği (TTB), OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun Barış Akademisyenlerini uzun süre beklettiği dosyalarına ret kararı vermesine ilişkin “Ret’leri reddediyoruz, barışa sahip çıkıyoruz” şiarıyla Mülkiyeliler Birliği toplantı salonunda basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salona “Ret’leri reddediyoruz, barışa sahip çıkıyoruz” pankartı asıldı .Toplantıya Eğitim  ve Bilim Emekçileri Sendikası( Eğitim Sen) Genel Başkanı Necla Kurul, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Eş Genel Başkanları Şükran Ablan Yeşil ve Mehmet Bozgeyik, TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut ve çok sayıda imzacı Barış Akademisyeni katıldı. Açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Şükran Ablan Yeşil yaptı. 
 
'Akademisyenler vakit kaybetmeden görevine iade edilmeli'
 
"Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı metnin 11 Ocak 2016 tarihinde imzalandığına ve kısa sürede imzacı sayısının 2 bin 212'ye yükseldiğini hatırlatan Şükran, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimiyle gerçekleştirilen OHAL ilânının ardından, akademisyenlerin KHK'lerle üniversitelerden hukuksuz bir  biçimde ihraç edildiğini belirtti. Şükran, “İlgili bildirgenin hem ifade özgürlüğü kapsamında görülmesi gerektiği hem de bilim özgürlüğünün doğal bir sonucu olduğu belirlenmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesine riayet edilen bir ülkede Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) ilgili kararının ardından metni imzalayan akademisyenlerin vakit kaybetmeden görevine iade edilmesi gerekirdi. Ancak, OHAL Komisyonu uzun bir süre Barış Akademisyenleri hakkında karar vermemiştir” dedi.
 
'325 akademisyenin başvurusunu sonuçlanmadı'
 
Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Barış Akademisyenleri hakkında yapılan başvuruları hükümete bildirmesinden sonra, OHAL Komisyonu’nun 28 Ekim’den itibaren peş peşe ret kararları verdiğini vurgulayan Şükran, “Bugüne kadar toplamda 87 ret kararı veren OHAL Komisyonu 325 akademisyenin başvurusunu halen sonuçlandırmayarak oyalamaya ve hukuki sürecin önünü tıkamaya devam etmektedir. AYM kararları tüm devlet organları gibi OHAL Komisyonunu da bağlar. Buna rağmen, OHAL Komisyonu'nun kararlarında AYM'nin Füsun Üstel kararının adını bile anmaması anayasal düzenin hiçe sayılması anlamına geldiği gibi Türk Ceza Kanunu anlamında da suç oluşturabilecek nitelikte kasıtlı bir eyleme vücut vermektedir. AYM'nin kararı ihraçların ILO'nun temel 87, 98 ve 111 nolu sözleşmelerine aykırılığı da bir kez daha ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
 
‘AYM kararlarının hiçe sayıldığı bir demokrasiden bahsedilemez’
 
Şükran son olarak şunları ifade etti: “Bu ülkenin üniversitelerinde 1944-1948 yıllarında Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran'a yapılanlar, 1960 yılında başka bir biçimde ‘147'ler olayı’ olarak hayata geçirilmiştir. 12 Eylül asker darbesi ile birlikte, 1402 sayılı Yasa kapsamında işlerine son verilen akademisyenler ve kamu çalışanları 6-9 yıl içerisinde hak kayıpları da tazmin edilerek işlerine geri dönme hakkını elde edebilmişlerdi. Ancak, içinde bulunduğumuz bu dönemin koşulları 12 Eylül faşizmini aratır duruma gelmiştir. OHAL Komisyonu'nun kararlarını takiben idari yargı, İstinaf, Danıştay, AYM ve belki de AİHM süreçlerinin tüketilmesinin gerekmesi, bu mağduriyetlerin onlarca yıl sürebileceğini göstermektedir. Buradan basına ve kamuoyuna sesleniyoruz. AYM kararlarının hiçe sayıldığı bir demokrasiden hukukun üstünlüğünden, adaletten bahsedilemez. OHAL ortamında ve komisyonun nasıl çalıştığını, hangi keyfiyetle kararlar verdiğini sorguluyoruz. Bu komisyon adaleti geciktirmeden ve akademilerde hükümete aykırı düşünen bilim insanlarının mağduriyetini artırmaktan başka bir şeye yaramamıştır.”
 
‘OHAL Komisyonu hukuksuzca davranıyor’
 
Ardından söz alan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Türkiye’nin uzatılmış bir OHAL sürecinde olduğuna, bu yüzden de OHAL uygulamalarının devam ettiğine dikkat çekti. Öztürk, “OHAL Komisyonundaki düşünce iktidardan tepki almam düşüncesiyle kararlar veriyor. Anayasa Mahkemesi, OHAL kararlarından sonra masumiyet karinesi gibi pek çok karar verdi. Ancak OHAL Komisyonu bu kararları uygulamıyor, hukuksuzca davranıyor” diye konuştu.