DFG’nin mektubu ‘sakıncalı’ bulunarak gazeteciye verilmedi
- 14:03 16 Kasım 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - DFG’nin ekim ayında mektup gönderdiği onlarca tutsak gazeteciden biri olan Sibel Mustafaoğlu, mektubuna el konulduğunu belirterek cezaevinde ağır ve zor koşullarda kaldığına dikkat çekti.
Cezaevlerinde tutsaklara yönelik hak ihlallerine her gün yenisi ekleniyor. Neredeyse tüm hakları gasp edilen tutsaklar, aileleriyle açık görüş hakkından da pandemi gerekçesiyle 2 yıldır mahrum bırakılıyor. Öte yandan tutsaklara gönderilen mektuplar, kitaplar, giysiler ya verilmiyor ya da “sakıncalı” denilerek göndericiye iade ediliyor.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) tutsak gazeteci Sibel Mustafaoğlu’na Ekim ayında gönderdiği mektuba da benzer gerekçelerle el konulduğu öğrenildi. Sibel’in kendisine tebliğ edilen karar sonrası DFG’ye mektup göndererek durumu aktardı.
Mektuba el konuldu
Mektubuna “Bana göndermiş olduğunuz mektup ‘…örgüt mensuplarının haberleşmesine olanak sağladığı ve kurum asayişini tehlikeye düşüreceğinden mektubun tamamen sakıncalı olduğu tespit edilmiştir’ kararıyla el konuldu” diye başlayan Sibel, “Doğal olarak yazdıklarınızdan haberdar değilim. Bilginiz olsun diye de kısa da olsa yazmak istedim. Size bu satırları karantinadan yazıyorum. Boğuk, havasız ve nemli odamda oturmuşum. Eskiden iki cümle karalayacaksam dahi camın önüne otururdum. Bir avuç gökyüzünün göründüğü pencere sana ‘hayat her yerde yaşamaya değer’ dedirtiyordu. Şimdi onun da bir esprisi kalmadı” diye ifade etti.
Mektubun devamında şu ifadeler yer aldı:
“Havalandırmanın üstü kafes ile kapatıldığı için on yıl sonra pencere önünde oturma alışkanlığımı bırakıp camdan en uzak yere oturmayı tercih ediyorum. Kuşlara ekmek atardım mesela eskiden. Onlar attığım ekmekle beslenir yuva kurar ve yeni minik serçelerini uçuracakları zaman önce benim bulunduğum yere getirirdi. Artık onlar da kafesten sonra terk etti zindanı. Onlar bizim olduğumuz her yeri yaşamaya değer görüyordu. Ama artık onlar da buranın yaşanmazlığına isyan etmiş olmalı. Onların terk-i diyarı, bizim zorunlu mekanımız maalesef ve her şeye rağmen kucak dolusu gülüşlerimiz duvarlarda yankılanıyor. Ve izini bırakıyor geçtiği her yerde… Zindanda gülmek hakkın kapısına varmak gibi her şey, kahkaha atmak ise o kapıdan içeri girmektir. Her şeye rağmen gülen, gerçek manayı keşfeden oluyor. Zindanda bundan yoksun olmak ne demek biliyor musunuz? Duvar gibi çatlamak, demir kapı gibi pas tutmak, ranza gibi eskimek ve solmak ama asla sakladığın o defterin arasından çıkamamak… Bizim esprimiz de bu, canlı, pas tutmaz ve asla eskimez.
Ağır koşullarda kalıyorum
Velhasıl. Aslında tam da içinde bulunduğum -bulunduğumuz- koşulları size anlatmak çok yerinde, anlamlı olurdu, fakat el konulacağını bildiğimden yazamıyorum. Zira Bakanlığa gönderdiğim dilekçe bile gönderilmemiş, el konulmuşken, bu satırların size ulaşma imkanı kalmamış olur. Tahminimce zindandaki basıncılara dair bir rapor hazırlıyorsunuzdur ve koşullara dair bilgi istiyorsunuzdur. Dediğim gibi oldukça ağır koşullarda kalıyorum -kalıyoruz- ve dışarıya bir mektup ile aktarma imkanı yok. Neyse hevalcanlar. Sevgili Halil Cibran’ın dediği gibi; ‘yazdıklarım sadece yazamadıklarımı anlatmak içindi.’ Umutla ve dirençle kalın.”
Çok sayıda tutsak gazeteciye mektup gönderilmişti
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Ekim ayının başında cezaevlerinde bulunan çok sayıda tutsak gazeteciye mektup göndermiş, hazırlayacakları bir rapor için kendilerinden durumlarını açıklayan mektuplar yazmaları talebinde bulunmuştu. DFG mektubunda, cezaevindeki gazetecilere dayanışma dileklerini aktarmış, bundan sonrası için daha etkili bir iletişim vurgusu yapmıştı.
‘İletişimimiz devam edecektir’
Sibel Mustafaoğlu’na gönderdikleri mektubun da benzer bir içerikte olduğunu söyleyen DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, mektubun özellikle “örgüt mensuplarının haberleşmesine olanak sağladığı ve kurum asayişini tehlikeye düşüreceği” gerekçesiyle verilmemiş olmasının tam anlamıyla bir aymazlık olduğunu belirtti.
Dicle, cezaevi idaresinin keyfi bir karara imza attığının altını çizerek, “Birçok cezaevine gönderdiğimiz ve çoğu da teslim edilen mektuplar, Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde nasıl ‘sakıncalı’ hale dönüşüyor anlamış değiliz. Belli ki bu durum oranın yönetiminin keyfi bir tutumudur. Verilen karar da skandal niteliğindedir. Cezaevlerinde kalan gazeteciler türlü hukuksuzluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum bize gelen mektupların içeriğinden de anlaşılıyor. Zaten yapmak istedikleri de yaşanan bu hukuksuzlukların kamuoyuna duyurulmaması. Ancak biz DFG olarak sonuna kadar bu durumun üzerine gideceğiz ve cezaevinde bulunan meslektaşlarımızın sesini duyurmaya devam edeceğiz” diyerek, meslektaşlarıyla gerek mektupla olsun gerekse de avukatlar aracılığıyla olsun iletişimlerinin devam edeceğini ifade etti.







