TJA 6’ncı yılında: Mücadele her alanda sürüyor

  • 09:02 19 Kasım 2021
  • Güncel
 
VAN - TJA kuruluşunun 6'ncı yılına girerken, erkek devlet şiddetine karşı her alanda mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyen kadınlar, yaptıkları çağrıda bundan sonrası için de  “Dayanışmayı büyütelim” dedi. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA), Olağanüstü hal (OHAL) sürecinde “Darbelere karşı mücadelemizi örgütlüyoruz” şiarıyla 20 Kasım 2016 yılında kuruluşunu ilan etti. O günden bu yana başta Kürt olmak üzere her kesimden kadın ve çocuklara yönelik yönelime karşı direnişini büyüterek sürdüren TJA, “Kadın özgürleştikçe toplum özgürleşir” ilkesini esas alıyor. Bölge kentlerinin yanı sıra Türkiye, Federe Kürdistan Bölgesi, Kuzey ve Doğu Suriye ile Ortadoğu başta olmak üzere dünya genelindeki tüm kadınlarla dayanışmaya devam eden TJA, bir yandan da karşı karşıya kaldığı erkek devlet şiddetine direnişiyle yanıt oluyor. 
 
Geçtiğimiz yıl tacize, tecavüze, kadın kırımına, şiddete ve tecride karşı, “Em Xwe Diparezin” (Kendimizi Savunuyoruz) kampanyası kapsamında kadınlarla buluşmalar gerçekleştiren TJA, birçok aktivistinin gözaltına alınması, tutuklanması ve aralarında dönem sözcüsü Ayşe Gökkan’a verilen 30 yıl hapis cezasını eylem ve etkinliklerle protesto ederken, her türlü baskı karşısında mücadelelerini yükseltecekleri mesajını veriyor. 
 
TJA aktivistlerinden Şirin Çoban ile Halkların Demokratik Partisi (HDP)  Parti Meclisi (PM) üyesi Deniz Öztekin, TJA’nın kuruluşun 6'ncı yıldönümünü değerlendirdi. 
 
Mücadele eden kadınların çatı örgütü: TJA 
 
Beş bin yıllık erkek egemen zihniyetin en çetin savaşı yürüttüğünü, günümüzde de kadınların tüm yaşam alanlarını ve bütün haklarını ortadan kaldırmaya çalıştığını söyleyen Şirin, TJA’nın buna karşı Sivil Toplum Örgütleri’nde (STÖ), mücadele eden kadınların oluşturduğu bir çatı örgütü niteliğinde olduğunu dile getirdi. Şirin, “Özgürlükçü felsefe esasına dayanan anti militarist ve kapitalist moderniteye karşı bir örgütlenmeye giderek, bu ilkeleri kabul eden her kadın kendisine TJA aktivistiyim diyebilir” dedi.  
 
‘İllegalize ediliyoruz’
 
TJA’nın kadınlara yaşam alanı sağlayan, kadın haklarını ve özgürlüğünü savunan bir mücadele ağı olduğunu kaydeden Şirin, sadece Kürtlerin değil, baskı altında olan tüm kesimlerin kendisini ifade edebileceği bir platform olduğunu vurguladı. Şirin, “Kadınlara, muhaliflere yaşam hakkı tanımayanlar, şiddet yöntemlerine başvurarak, toplumsal korku ve kaosu derinleştirmektedir. İktidar politikalarından cesaret alan erkek, her gün yüzlerce kadını katlediyor. Kadının doğasına, yaşamına bedenine saldırılıyor. Toplumsal ahlaka yönelik saldırı politikaları ile fuhuşu, tacizi, tecavüzü meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bu kirli politikalar karşısında durduğumuz için faaliyetlerimiz illegalizeleştiriliyor. Kadın hareketleri ve özgürlük arayışçıları olarak güçlü bir tarihsel mirasa sahibiz. Her alanda bu mirasımıza sahip çıkacağız”  diye belirtti.  
 
‘Hukuksuzluklara boyun eğmeyeceğiz’
 
Ayşe’ye verilen 30 yıllık hapis cezasını hatırlatan Şirin, bu cezanın kadın mücadelesine bir mesaj olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Ayşe’nin mücadelesini sürdüreceklerinin altını çizen Şirin, “Bizlere dayatılan hukuksuzluklara asla boyun eğmeyeceğiz. Buna karşı Van’da TJA olarak birçok farklı alanda kadınlarla bir araya gelerek, saldırılara karşı atölyeler düzenliyoruz. Bu atölyelere katılan kadınlarla birlikte bizler de daha çok bilinçleniyoruz. Mahallelerde erkek şiddetine maruz kalan kadınlarla dayanışma çalışmaları yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadınlar ve çocuklar güvende değil’
 
Deniz Öztekin ise, son dönemde Kürt kentlerinde artan fuhuş ve uyuşturucu madde kullanımına dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Toplumsal çürümenin, toplumsal yozlaşmanın yaşandığı bir dönemdeyiz. Çocuk ve kadına şiddet ürkütücü bir duruma geldi. Çocuklara dönük cinsel istismar, taciz ve tecavüz gün geçtikçe katlanarak devam ediyor. Kadınlar ve çocuklar artık hiçbir alanda güvende değil. Kadınlar katledilerek intihar süsü veriliyor.”
 
‘Özsavunmayı tüm alanlara yaymalıyız’
 
Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile 20 Mart gecesi İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiğini ve 1 Temmuz’da da yürürlükten kaldırılmasıyla beraber kadın katliamlarda yaşanan artışa dikkat çeken Deniz, kadın ve çocuklara yönelik mevcut yasaların yetersiz olduğunu kaydetti. Deniz, AKP-MHP’nin kadını hedef alan politikalarını sürdürdüğüne işaret ederek, “İstanbul Sözleşmesi, kadın ve çocuklar için tek güvenceydi. Toplumsal eşitsizliği ortadan kaldıran sözleşmenin kaldırılmasının temel amacı, kadın düşmanı politikaların sürdürülmek istenmesidir. İktidar tamamen kadınların büyük bedeller vererek elde ettiği kazanımlarına yönelik ciddi saldırılar içerisindedir. Özsavunma mekanizmalarımızı yaşamın tüm alanlarına yaymamız gerekir” ifadelerini kullandı. 
 
Son olarak tüm kadınlara TJA ve HDP Kadın Meclisi’nde yer almaları için çağrıda bulunan Deniz, “daha çok yan yana dayanışma” halinde olunması gerektiğini sözlerine ekledi.