Kadın tutsaklar hak ihlallerini daha derinden yaşıyor
- 16:28 20 Kasım 2021
- Güncel
İZMİR - İHD İzmir Şubesi Kadın Hakları Komisyonu, 25 Kasım için düzenlediği basın açıklamasında tutsak kadınların maruz kaldığı hak ihlalleri dile getirdi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi iki haftada bir ‘Hasta mahpuslara özgürlük’ sloganıyla Konak Eski Sümerbank önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasının ardından Kadın Hakları Komisyonu kadın tutsaklara yönelik şiddet taciz ve hak ihlallerine ilişkin açıklama gerçekleştirdi. Hasta tutsaklar için gerçekleştirilen açıklamada tutsak Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması talep edildi. İHD’li kadınların gerçekleştirdiği açıklamada hasta tutsaklar için yapılan başvurular ve İHD’ye gönderilen mektuplar sonucunda oluşturulan rapor okundu. HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay’ın da katıldığı açıklamada basın metnini komisyon adına Cemile Karakaya okudu. ‘Ege Bölgesi Hapishaneleri’nde kadın mahpuslara uygulanan şiddet, taciz ve hak ihlallerine dur de’ yazılı pankartın açıldığı açıklamasında, “hasta tutsaklar onurumuzdur” sloganları atıldı.
‘Hamile kadınların sağlık kontrolleri yetersiz’
İHD’ye yapılan beyan ve başvurulardan elde edilen tespitlere göre yapılan açıklamada Cemile pandemi sürecinde keyfi uygulamaların arttığını dile getirdi. Hamile mahpus kadınların hamilelikten kaynaklı yaşadıkları sorunlara gerekli hassasiyetin gösterilmediğini söyleyen Cemile, “Rutin kontrollerinin yapılmadığını, kontrollere götürülseler dahi, hastanelerde yeterli cihazların olmadığı, doktora ulaşmakta zorluk çektikleri bildirilmiştir. Ayrıca ring aracındaki sallanmadan kaynaklı da rahatsızlıklarının arttığını, beyan etmişlerdir” diye belirtti.
Şakran Kadın Cezaevinde hijyen koşulları sağlanmadı
Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde pandemi sürecinde gardiyanların hijyen kurallarına dikkat etmediği, hijyen maddelerinin yeterli temin edilmediğini, sıcak suya erişimde sorun yaşandığını söyleyen Cemile, “İçme suyu kantinden alınmıştır. Yemekler yetersiz ve kötüdür. Karantina koğuşlarında farklı düşünce yapısından insanlar bir araya getirilmiş, hasta ve çocuklu olan mahpusların durumları kötüleşmiştir. Karantina koğuşu bir tane olup yeterli dezenfekte işlemi yapılmamıştır. Telefon görüşmeleri oldukça kısa tutulmuş ve telefon görüşmelerine eldivensiz çıkmak zorunda kalmışlardır. Eldiven ve maske almak istediklerinde kantinden yüksek fiyatta satın almak zorunda kalmışlardır. Telefon görüşmelerine kendi temin ettikleri maske ile katılmışlar, telefonları dezenfekte edilmediği için kullandıktan sonra kendileri dezenfekte etmişlerdir. Revire çıkmak isteyenler, çıkarılmamış, ateş ölçümü, test gibi önleyici işlemler yapılmamıştır. Astım ve tansiyon hastaları havalandırılmayan koğuşlarda tutulmuşlardır. Kanser hastaları bulundukları koğuşlarda, alınabilecek tüm önlemleri kendileri almak zorunda kalmışlardır” diye ifade etti.
‘Kanser hastaları için risk daha büyük’
Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan meme kanseri hastası kadın tutsağın Erzurum Cezaevindeyken ameliyat olduğunu Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne geldiğinde ise şüpheli bir durum tespit edildiğini ve tekrar randevu verildiğini belirten Cemile, “Ancak bu randevuya geç götürüldüğünü, götürüldüğünde hiçbir işlem yapılmayarak geri getirildiğini, bundan kaynaklı tedavisinin aksadığını, gönderdikleri dilekçelere cevap verilmediğini, dilekçelerin işleme konulup konulmadığından dahi şüphe duyduğunu, revir doktorunun mazgala gelip bakıp gittiğini, maske, eldiven, kolonya vb. ihtiyaçları için dilekçe verdiğini, fakat bir geri dönüş yapılmadığını, yemeklerin yere bırakıldığını, hijyenik koşulların olmadığını, kanser rahatsızlığından kaynaklı pandemi için büyük risk grubunda olduğunu, tedavi koşullarının hapishanede sağlanmadığını beyan etmiştir” şeklinde ifade etti.
‘Ödemiş ve Şakran Cezaevlerinde adli mahpuslar tedavi edilmiyor’
Ödemiş T Tipi Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan, psikolojik rahatsızlığı olan kadın mahpusun sorunlarının olduğunu bildirmesine rağmen tedavi görmesinin engellendiğini ve kendi yazdığı dilekçelere de cevap verilmediğini belirten Cemile, “Şakran Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalan ve çoklu kişilik bozukluğundan kaynaklı rahatsızlık yaşayan mahpusun diğer mahpus kadınları tehdit ettiğini ve zaman zaman saldırdığını bu durum ile ilgili herhangi bir önlemin alınmadığı bir başka başvuruda beyan edilmiştir” diye belirtti.
‘12 kişilik koğuşta 25 kişi kaldı’
Ölüm orucunda olan tutsağın tek kişilik hücrede kaldığını, her ay verdiği dilekçelerin kabul edilmediğini, günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkabildiğini, arkadaşları ile sohbet hakkının olmadığını dile getiren Cemile, “Mahpusun toza alerjisi olduğunu, ayaklarında şişlik ve kas ağrılarının başladığı yakını tarafından beyan edilmiştir. İstanbul’da gözaltına alınıp kelepçeli bir şekilde İzmir Şakran Kadın Hapishanesine getirilen kadın mahpus 15 gün karantinada kalmış bu süreçte kendisine temiz çarşaf verilmemiş, bulunduğu yerde çöpler alınmamış 4 ayrı koğuşta kalan mahpuslar karantina nedeni ile 2 koğuşa toplanılmış ve 12 kişinin kaldığı koğuşta 25 kişi kalmıştır. Hasta olanların ilaçları keyfi şekilde verilmemiş, farklı saatlerde kötü yemekler verilmiştir” şeklinde belirtti.
‘Tutsakların tahliyesi keyfi nedenlerle engellendi’
Yine Şakran Kadın Cezaevinde bulunan kadın tutsaklar, şartlı salıverilme tarihinde iyi halli değildir denerek keyfi nedenlerden salıverilmediğini ifade eden Cemile, “Siyasi koğuşta kalma, politik içerikli kitap okuma, mektup içerikleri kötü hal olarak ele alınmış ve bağımsız koğuş, işbirliği gibi dayatmalar getirilmiştir. İyi halli olup, olmadığı değerlendirmesi bunlara göre yapılmıştır” diye belirtti.
‘Kitap alımı hemen hemen yok’
Pandemi gerekçesiyle açık görüşlerin kaldırıldığını belirten Cemile, “Kitap alımı hemen hemen yok edilmiş, koğuş aramaları talan edilir şekilde dağıtılarak yapılmış, hastaneye gitmek mümkün olduğunca güçleştirilmiştir. Muayenede kelepçeli muayene dayatılmış, kabul edilmezse muayene olmadan geri dönülmüştür” dedi.
Tutsaklar tecrit içinde tecrit ediliyor
Şakran Kadın Cezaevine giden bilinmeyen kişilerin avukat gibi girip tutsaklarla görüşerek avukat olmadığı anlaşılınca tutsağın tehdit edildiği ve dilekçelerine, mektuplarına el konduğunu ve bundan da savcının haberi olduğunu söyleyen Cemile, Şakran Kadın Cezaevindeki diğer hak ihlallerini de şu şekilde sıraladı:
“Blokların yüksek güvenlikli, denetimi ve kontrolü sıkı bir şekilde sağlandığı halde arama işleminin bir baskı aracı olarak keyfi şekilde artırıldığı bu esnada eşyalara zarar verildiği, mahpuslara eziyet edildiği, tüm eşyalarının x ray cihazlardan geçirildiği, erkekler tarafından yapılan bu işlemde mahremiyetlerinin ihlal edildiği, itirazlarına rağmen götürülmüş bulundukları koğuşta tuvalet ve banyoların tıkalı ve kırık olduğu, tavana kadar mantar tuttuğu, pis ve çöplerle dolu olduğu, koğuşlarda insan dışkısı olduğu ve duvarlarda dışkılarla yazılar yazıldığı, pislikten kaynaklı çeşitli böcekler olduğu, mutfak borularının tıkanık ve odaların tüm lambalarının, camlarının ve prizlerinin kırık olduğu, bulunulan yerde yaşanılması mümkün olmadığı ve hastalık kapılmasına çok uygun bir yer olduğu temiz bir yere taşınma taleplerinin kabul edilmediği ve havalandırmanın kafeslenmiş, kamera takılmış durumda olduğu derneğimize başvuru olarak belirtilmiştir.”
‘Cezaevlerinde çıplak arama dayatılıyor’
Çıplak arama adının ‘detaylı arama’ olarak değiştirilerek meşrulaştırıldığını ifade eden Cemile, “Her ne kadar münferit olaylar olarak açıklansa da bunun münferit olay değil, insan onuruna aykırı olarak uygulanan sistematik bir işkence olduğu bilinmektedir. Kimliksizleştirme ve teslim alma aracı olarak kullanılmaktadır. Manisa T Tipi hapishanesinde kalmakta olan Trans kadının mektupla yaptığı başvurusunda ise uzun zamandır hapishanede olduğunu fakat 4 yıldır pembe kimliği olduğu halde tekli odada kaldığını beyan etmiştir. Tekli odada kalmasının mağduriyet olduğunu ciddi ayrımcılık ve transfobik ve homofobik tutumlara maruz kaldığını bildirmiştir” diye belirtti.
Cezaevi koşullarının ek bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığını ifade eden Cemile, taleplerini şu şekilde sıraladı:
“*Devlet kadına karşı şiddeti önlemek için her türlü tedbiri almakla yükümlüdür
*Başvuru ve şikayetleri herhangi bir kısıtlama olmadan gerekli yerlere ulaşımı sağlanmalıdır
*Mahpusların sosyal ve kültürel aktivitelerindeki kısıtlamalar kaldırılmalıdır
*Mahpuslara yaşatılan baskı ortamından vazgeçilmeli, uluslar arası hukukun emrettiği şekilde insan onuruna yaraşır bir şekilde muamele gösterilmeli,
*Sağlığa ve tedaviye erişim hakları önündeki engeller kaldırılmalı,
*Pandemi sürecine uygun öneriler dikkate alınmalı düzenli kontrolleri sağlanmalı,
*Mekan ve üst aramaları insan onuruna aykırı olmamalı
*Ana dilde görüşme, yazışma ve savunma hakları yasal güvence altına alınması
*Kadın mahpusların ihtiyacı olan hijyen malzemeleri ve pedlerin ücretsiz olması sağlanması
*Bağımsız sağlık kurumlarının bağımsız meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri ile ilgili kuruluşların yer alacakları gözlem heyetleri oluşturabilmek için gerekli yasal düzenlemeler yapılarak, hapishanelerin incelemeye açılması sağlanmalıdır.”
Son olarak Cemile, cezaevi koşullarının düzeltilmesini ve hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasını talep etti.
Açıklama alkışlarla sona erdi.







