Serpil Kemalbay: Hükümet istifa çağrılarına kulak vermeli
- 23:21 23 Kasım 2021
- Güncel
ANKARA - Meclis’te konuşan, HDP Muş Milletvekili Şevin Coşkun, cezaevlerindeki hasta tutsaklara değinirken, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ise, “Normal koşullarda iyi yönetilen bir ülkede on yıllarda olabilecek döviz değişiklikleri, kur değişiklikleri on dakika ile devam ediyor ve şu anda Türkiye'de döviz kurları patlama noktasına gelmiş” dedi.
Meclis Genel Kurul’da İcra ve İflas Kanunu ile Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin görüşülmesine devam ediliyor. Görüşmede, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Şevin Coşkun, cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekti.
‘Keyfi gerekçelerle infazlar erteleniyor’
Cezaevlerinin işkence merkezlerine ve ölüm evlerine dönüştüğünü söyleyen Şevin, “Özellikle 2020 Nisan ayında düzenlenen İnfaz Yasası'yla getirilen idare ve gözlem kurulları hukuksuz ve keyfî gerekçelerle verilen cezayı bitirmesine rağmen hükümlülerin tahliyelerini engelliyor. Söz konusu İnfaz Yasası'nın Anayasa'ya ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası mevzuata aykırı olduğunu her fırsatta dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Cezaevleri gözlem kurulları ancak -tırnak içerisinde- iyi hâlli olduğuna karar verdiği tutukluları denetimli serbestlik ya da adli kontrolle serbest bırakıyor. Kurulun kararı olumsuz çıkması durumunda ise tutuklular bu haktan yararlanamıyor. İdari gözlem kurullarının keyfi gerekçeleri arasında fazla su kullandığı, sık oda değişikliği yaptığı, açlık grevine girdiği gibi nedenler bulunuyor” dedi.
İnfazları yakılan tutsaklar
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) verilerini paylaşan Şevin şöyle devam etti: “Verilen cezayı bitirmesine rağmen tahliyesi engellenen 74 hükümlü bulunuyor, tabii bunlar sadece şu an tespit edilebilen. Keyfî gerekçelerle infaz yakmalardan sadece birkaçını sizlerle paylaşacağım; Sincan Cezaevinde bulunan Hanım Yıldırım ve Jiyan Ateş'e verilen infaz hükmü bitmesine rağmen idare gözlem kuruluna çıkmadıkları gerekçesiyle tahliyeleri engellendi. Altı yıldır cezaevinde olan Rojdan Erez ise dosyası başka bir cinayetten hüküm giymiş adli bir tutuklunun dosyasıyla karıştırılarak idare gözlem kurulunca tahliyesi engellendi. Yine, Afyon 1 No’lu T Tipi Cezaevinde bulunan Dijwar Nesri İsmail verilen otuz yıl cezayı bitirmesine rağmen tahliyesi engelleniyor. Ramazan Durmaz, Menderes Leyla, Leyla Akyıldız, Abdurrahman Aşkan, Remziye Polat da tahliyeleri engellenenlerden. Bir an önce bu keyfi uygulamalara son verilmelidir.
Hasta tutsaklar
Bir diğer konu da âdeta ölüme terk edilen hasta tutuklu ve hükümlüler İHD raporuna göre cezaevlerinde 604'ü ağır 1.605 hasta tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Yine raporda, Ocak 2020 ile Ekim 2021 tarihleri arasında 89 tutuklu ve hükümlü hayatını kaybetti. Cezaevinde yaşam mücadelesi veren hasta tutuklu ve hükümlülere dair birkaç örneği sizlerle paylaşacağım. Mehmet Emin Özkan, 83 yaşında, yirmi altı yıldır cezaevinde; 5 kez kalp krizi geçirdi, yürüyemeyecek hâlde olmasına rağmen kelepçeli şekilde hastaneye götürüldü, aynı şekilde cezaevine geri gönderildi. Bu görüntüler asla ve asla hafızalardan silinmeyecek. Hayatını tek başına idame ettiremeyen Mehmet Emin Özkan hâlâ cezaevinde tutuluyor. Yine, Elâzığ Kadın Kapalı Cezaevinde bulunan Dicle Bozan, yirmi beş yıldır cezaevinde; bağırsakları dışarıda yaşam mücadelesi veriyor, bir bacağını kaybeden Dicle Bozan diğer bacağını da kaybetme riskiyle karşı karşıya çünkü bacağında yaralar mevcut ve tedavi hakkı engelleniyor.
*Tekirdağ 1 Nolu Cezaevinde bulunun Ali Osman Köse, 64 yaşında, otuz sekiz yıldır cezaevinde; kanser hastası, sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor.
*Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan Rojbin Çetin, 26 Haziran 2020'de gözaltına alınırken saatlerce köpekli işkenceye maruz bırakılmıştı. Çetin, kanser hastası ve tedavi hakkı engelleniyor.
*Devrim Ayık, gazeteci ve yüzde 76 engelli bir hasta tutuklu. Eskişehir H Tipi Cezaevinde bulunan Ayık, crohn hastası ve 2 kez bağırsak ameliyatı oldu, sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde bir gözünü kaybetti. Ayık'ın tedavisinin gecikmesinden kaynaklı yeni sağlık sorunları da ortaya çıkmakta.
*Şaban Kaygusuz, bir eli ve bir ayağı yok, yüzde 90 engelli raporu var. Kaygusuz, güvenlik gerekçesiyle 19 Ekimde Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevinden Kayseri Bünyan 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevine sevk edildi. Şaban Kaygusuz ayakta sayım dayatmasına maruz kaldı. Yüzde 90 engeli olmasına rağmen hâlâ cezaevinde tutuluyor.
*74 yaşındaki Ahmet Sılık: İzmir Menemen R Tipi Cezaevinde on yıldır tutuklu olan Ahmet Sılık için Adli Tıp Kurumunun "Hayatını tek başına idame ettiremez." raporuna rağmen tahliyesi engelleniyor.
*Muş İl Eş Başkanımız Muhlise Karagüzel iki yıldır Kayseri Bünyan Cezaevinde; sekiz yıl, bir ay hapis cezası verildi. Birçok sağlık sorunu olan Muhlise Karagüzel 2 defa anjiyo oldu. Hastalıkları sebebiyle görme yetisini kaybetme riskiyle karşı kaşıya.
* İskenderun T Tipi Cezaevinde bulunan İsmail Tamboğa 22 yaşında. 4 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen İsmail Tamboğa, midesindeki hastalık nedeniyle her gün kilo kaybı yaşıyor. 35 kiloya kadar düşen İsmail Tamboğa'nın mamayla beslenmesi gerekiyor. Ancak bu hayati talebi yerine getirilmiyor ve sağlığa erişim hakkı engelleniyor.
Şevin son olarak, cezaevlerindeki hukuk dışı uygulamalara karşı, tutuklu ve hükümlü ailelerinin Diyarbakır Barosunda bir haftayı aşkındır yakınlarının seslerini duyurmak için bir nöbet eylemi başlattığını söyledi.
‘Türkiye derin kriz içerisinde biz burada Kanunu görüşüyoruz’
Ardından söz alan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Türkiye’nin derin bir ekonomik kriz içerisinde olmasına rağmen, Meclis ‘te icra ve İflas Kanunu görüşmelerin devam ettiğini kaydetti. Serpil, “Türkiye şu anda iflas etmiş durumda. Ya, normal koşullarda iyi yönetilen bir ülkede on yıllarla olabilecek döviz değişiklikleri, kur değişiklikleri on dakika ile devam ediyor ve şu anda Türkiye'de döviz kurları patlama noktasına gelmiş, Türk parasının değeri ortadan kalkmış, para pul hâline dönüşmüş durumda. ‘Ekonomi uçuyor.’ diyordu Erdoğan fakat görüyoruz ki uçan fiyatlar oldu, zamlar her yerde fırlamış durumda. Şu anda, benzine, mazota, LPG'ye 1 lira zam geliyor. Halk, tencere ve tavalarla sokaklara inmiş durumda, İzmir'de, İstanbul'da ve Ankara'da insanlar protesto gösterisi yapmaya çalışıyorlar. Tabii önlerini -örneğin İstanbul Kurtuluş'ta- polis kesiyor, Taksim'e giriş kapatılıyor. Halkın demokratik tepkilerini ortaya koyması ‘İstifa, hükûmet istifa’ çağrısı yapmak demokratik bir haktır ve halkın demokratik hakkını ortaya koyabilmesi için sokakları kullanması gerekir. Bu eylemlerin kriminalize edilmesini buradan kınıyoruz” sözlerini kaydetti.
‘Hükümet istifa çağrılarına kulak vermeli’
Sokağa çıkarak tepkisini dile getiren halkı selamladığını ifade eden Serpil, “Erdoğan, birkaç gün önce Türkiye'de sarayın ekonomik bir Kurtuluş Savaşı içerisine girdiğini söyledi. Görüyoruz ki AKP-MHP bloğu savaştan başka hiçbir şey bilmiyor yani bir de barış var sayın milletvekilleri, bir de barışı deneyin, niye hep savaşıyorsunuz? Şimdi de ekonomik açıdan bir kurtuluş savaşı verdiğinizi söylüyorsunuz. Siz hiçbir savaşı da başarıya ulaştıramazsınız çünkü savaşlarınız aslında kendinizi iktidarda tutmak için yürüttüğünüz bir yöntem, savaşa sarılmanız aslında iktidarda kalmak için başvurduğunuz bir yöntem. Sizin savaşınız, ekonomik kurtuluş savaşınız aslında sermayenin, işçi sınıfının, emekçilerin, işsizlerin, atanamayan öğretmenlerin, EYT'lilerin, emeklilerin kaybetmesidir ve onlara karşı bir meydan okumadır, bir sınıf savaşıdır aslında ve bu sınıf mücadelesinde siz her zaman sermayenin yanında oldunuz ve işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen halkların, Kürt halkının karşısında oldunuz. Bahçeli diyor ki: ‘Seçimler zamanında yapılacak, 2023'te.’ Ya Sayın Bahçeli yani bu insanlar taş mı yesinler? 2023'e kadar beklemek zorunda mıyız? Bu Hükûmete mahkûm muyuz? Bunu kabul etmiyor insanlar, ‘Hükûmet istifa.’ diyor, bu seslere kulak vermeniz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Asgari ücretin 6 bin olması talebi
Bir avuç şirketin kazanması için faizlerin düşürüldüğünü, uluslararası şirketlerin dövizler aktarılsın diye politikaların üretildiğini dile getiren Serpil, “Biz, HDP emek komisyonu, ekonomi politik komisyonu olarak asgari ücret için vergiden muaf 5 bin lira önerimizi yapmıştık ama bu ekonomik kriz ve ekonomik tablo karşısında bunun da eridiğini gördük ve asgari ücret talebini güncellemek durumunda kaldık; 6 bine çıkarttık. Emeklilik için de aynı şeyi yapmak zorundayız, temel gelir güvencesi için talep ettiğimiz 2 bin lirayı da daha yükseğe çıkartmak zorundayız. Ev emekçisi kadınlara sigorta ve emeklilik hakları için de aynı şeyleri yapmak zorundayız yani ekonomi o kadar kötü yönetiliyor ki size rakam yetiştirmek de mümkün değil. Motokuryeler yollarda yaşamını yitiriyor, çekçeği elinde çocuklar ekmeğini kazanırken zabıta saldırısına uğruyor. Türkiye böylesine perişan bir noktada ve bu perişanlığın ortadan kalkması için halkın örgütlenmesi, dayanışması ve ‘Hükûmet istifa!’ sloganlarıyla protestosuna devam etmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.







