‘İktidarın kadın politikası şiddeti besliyor’

  • 21:42 24 Kasım 2021
  • Güncel
İZMİR-KESK Kadın Meclisi, yaptığı açıklamada, kadına yönelik şiddetin artmasında devlet politikalarının zemin olduğu belirtilerek, yaşanan ekonomik kriz ve yarattığı şiddete karşıda ortak mücadele yürütüleceği vurgusu yapıldı.
 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi, KHK ile ihraç edilenlerin işe geri dönmesi talebiyle her hafta gerçekleştirdiği eylemlerinin 187’nci haftasında basın açıklamasını, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle KESK Kadın Meclisi gerçekleştirdi. Karşıyaka İzban Durağı önünde gerçekleşen eylemde kadınlar,‘Eşitlik ve özgürlük mücadelemizden vazgeçmiyoruz İsyanımızı büyütüyoruz’ yazılı pankart açıldı. Açıklamada kadınlar, “yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “jin jiyan azadî”, “susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz” sloganı attı. Basın açıklamasını KESK Kadın Meclisi adına Zeliha Danyeli ve Gülsev Sağıroğlu okudu. Açıklamada ayrıca KESK Önceki Dönem Eşbakanı ihraç akademisyen Aysun Gezer de söz aldı. 
 
‘Kadına yönelik ekonomik şiddete karşı da mücadele devam edecek’
 
Kadınların artık yolda yürürken tanımadığı erkekler tarafından katledilebildiğini, her yere yayılan şiddete karşı ses çıkarmanın meşru olduğunu ifade eden Aysun, kadının hane içindeki emeği görünmez kılmaya çalışan patriarkal kapitalizme karşı isyanda olduklarını belirtti. Kadına uygulanan bütün şiddet türlerine ve ekonomik şiddete dikkat çeken Aysun, “Kadın her zaman evin ek gelir getireni çünkü aile reisi erkek sayılıyor. Kadının gelirine erkek tarafından el konuyor. Hanenin yükü tek başına kadına yıkılıyor. Ekonomik kriz var, kadın gitsin canı pahasına çalışsın ya da evde otursun. Çocuğuna, yaşlısına, engellisine, hastasına kadın baksın. Bu patriarkal düzen kadını aile içine hapsedip bütün yükü kadının sırtına yıkarak sermayedarlara dolaylı bir sermaye fırsatı sağlıyor. Biz bu sömürüye karşı da görünmez emek olarak sesimizi yükseltmek için de alanlardayız” dedi.
 
‘Kadının eşit yurttaşlık haklarına saldırılıyor’
 
DAİŞ ve Taliban türevi taşeron örgütler tarafından Ortadoğu’da yürütülen savaşın kadınları köleleştirilmesine, hayatlarından edilmesine ve tecavüze maruz kalmasına neden olduğunu belirten Aysun, kadınların savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalması nedeniyle tacizin, tecavüzün artığını dile getirdi. Aysun, “Dinci gericilik bu çeteler aracılığıyla örgütlenen diyanet eliyle Türkiye’de de derinleştirilmeye çalışılan siyasal İslamcı ideolojik saldırıyla beraber kadınların hayatları cehenneme çevriliyor. Kadınlar, iş aradığı için işsizlik var diyor. Kadınların görevi itaattir diyorlar. Bizleri hem kimliğimizi, hem bedenimizi hem emeğimizi küçümsemeye, yurttaşlığımızın eşit olmadığını ifade etmeye devam ediyorlar. Bizler bütün bu koşullara karşı antikapitalist emekten yana patriarkal sömürüye karşı feminist mücadeleyi savaş politikalarına karşı barış mücadelesini ve dinci gericiliğin bu ülkeyi kuşatmasına karşı laikliği savunan bir politika izledik. Bu mücadeleyi sokaklarda vermeye devam edeceğiz” diye belirtti.
 
‘İhraç kararlarına imza atanlar hesap verecek’
 
İhraçların komisyonundan kendisine ulaşan ret kararında hukuki meşru bir gerekçenin olmadığını belirten Aysun, birkaç kişinin karar verdiğini dile getirdi. Demokratik özerk bir üniversite istedikleri için akademideki kürsülerinden uzaklaştırıldıklarını söyleyen Aysun, “Demokratik özerk üniversite istediğimiz, barış olsun dediğimiz, laiklik olsun dediğimiz, İstanbul Sözleşmesi bizimdir dediğimiz, sendikalarda mücadele ederken iktidarın her türlü yalanını ortaya çıkardığımız için işten çıkarıldık. Er ya da geç döneceğiz ve bu kararlara imza atan ve katkıda bulunanlar suçlarının hesabını verecek” şeklinde ifade edildi.
 
‘Erkek devlet cezasızlık politikasıyla kadına yönelik şiddeti besliyor’
 
Kadınların erkek ve devlet şiddetine maruz kaldığını ifade edilen açıklamada, iktidarın kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikaları devam ettirdiği dile getirildi. İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı feshedildiğini, 6284 sayılı yasanın hedef gösterildiğini ve eril yargının cezasızlık politikasının kadına yönelik şiddetin artmasına neden olduğu belirtilen açıklamada, “Erkeklerin uyguladığı her türlü şiddete cezasızlık ile kadınlara yönelik şiddet desteklenirken kadınların kendi hayatlarını savunması en ağır biçimde cezalandırılmaktadır. Yine kadınların yürüttükleri örgütlü mücadele hedef alınmakta baskı, gözaltı ve tutuklamalar hız kesmeden devam etmektedir. Bu yaklaşım alenen kadınların hayatına kastederek de olsa erkek egemen sistemin tüm mekanizmaları ile korunacağının beyanıdır” diye belirtildi.
 
‘AKP-MHP ittifakı kadın kazanımlarına saldırdı’
 
AKP-MHP iktidarı döneminde kadınların esnek, güvencesiz, parçalı ve kayıt dışı istihdam biçimleriyle yeniden yapılandırdığı, pandemiyle ekonomik kriz bileşkesinde ilk işten çıkarılanların kadınlar olduğu kaydedilen açıklamada, ekonomik kriz ile cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiği ifade edildi. Eşbaşkanlık gerekçe gösterilerek kayyım eliyle gasp edilen belediyelerde kadın merkezleri ve kadın sığınakları kapatıldığına yer verilen açıklamada, “Başvurucu kadınların dosyalarındaki bilgiler deşifre edilmiştir. Kayyumlar KHK ile ihraç edemedikleri uzmanlık alanlarında çalışan kadınları görevinden alıp erkek yöneticinin emri altında çalışmaya zorlamış, mobbing, aşağılama ve hatta şiddet uygulamalarına maruz kalmışlardır.  Ortaçağ zihniyeti bir kez daha hortlatılmış, kurumlardaki tüm kadın arşivleri, belgeleri, dosyaları, kitapları imha edilmiştir” denildi.
 
Açıklama, Eğitim Sen 2 Nolu Şube Kadın Meclisi’nden üyelerinin oluşturduğu Grup Susika’nın müzik dinletisi ile devam etti. Açıklamanın ardından KESK İzmir Şubesi’nin ekonomik krize ilişkin basın açıklaması gerçekleştirildi.
 
Genel grev çağrısı
 
Siyasi parti, sivil toplum örgütleri, öğrenci dernekleri ile sendikalar, yaşanan ekonomik kriz ve kur artışını protesto etmek için Karşıyaka İskelesi önünde bir araya geldi. “Krizin bedelini ödemeyeceğiz. İnsanca ve onurlu yaşam istiyoruz. Genel grev genel direniş” şiarıyla bir araya gelen çok sayıda kişi, “Genel grev genel direniş”, “Gecinemiyoruz”, "Kriz, zam, sefalet artık yeter”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak” dövizleri taşıdı. Sık sık "Faşizme karşı omuz omuza", "Hükümet istifa", "Ranta değil halka bütçe", “Kahrolsun ücretli kölelik”, "AKP halka hesap verecek" sloganları attı.
 
Direniş çağrısı
 
Burada yapılan kitle adına açıklamayı okuyan Fatma Alökmen, yoksulluğa karşı milyonların öfkesinin sokağa taştığını belirterek, bunun böyle gitmeyeceğini söyledi. “Pazarda, markette, faturalarda, benzinde, kiralarda yapılan zamlarla en temel ihtiyaçlara bile ulaşmakta zorlanan bizler bu gidişe 'dur’ demek için bir araya geldik. Adaletsizliğe, baskıya, sömürüye, doğanın talanına, kadın cinayetlerine karşı sesimizi yükseltmeye geldik. Öfkemizi, tepkimizi daha görünür kılmak, istem ve taleplerimizi gerçekleştirebilmek için 'Genel Grev, Genel Direniş’i ortaya koymak, somut adımlar atmak her zamankinden daha yaşamsal” dedi.
 
Fatma, "Böylesi bir cendereden ancak 'Genel Grev ve Genel Direniş' ile çıkabiliriz. Bu gidişata 'dur'" demek için herkesi sokağa, eyleme ve örgütlenmeye çağırdı.
 
Açıklama 'Hükümet istifa' sloganlarıyla son buldu.