Kobanê Davası’nda yargılanan kadınlar için çağrı

  • 14:35 26 Kasım 2021
  • Güncel
DİYARBAKIR - Kobanê Davası’nda yargılanan kadınlara ilişkin ÖHD’nin yaptığı açıklamada 29 Kasım’da görülecek davanın duruşmasına çağrı yapıldı. 
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Kobanê Davası’nda yargılanan kadınlar için, yargılamaya konu edilen kadın mücadelesi, devlet ve yargı şiddetine dikkat çekmek için savunma ekibindeki kadın avukatlarla birlikte dernek binalarında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya ÖHD ve Kobanê Davası’da görevli avukatlar, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Rosa Kadın Derneği katıldı. 
 
‘Kadınlarla dayanışma gösteren herkes yargının hedefi’
 
Açıklamayı okuyan ÖHD’li avukat Halise Dakalı açıklamayı okudu. Halise, Türkiye’de uzun süredir kadına karşı şiddet, sömürü, eşitsizlik uygulamalarına karşı mücadele eden ve her türlü konuda kadınlarla dayanışan kurumlar yargı eli ile baskı altına alınmaya çalışıldığını belirtti. Kadın kurumları kapatıldığını ifaden Halise, kadın mücadelesi verenlerin tutuklandığını ve yargı baskısı ile karşı karşıya bırakıldığını söyledi. 
 
‘Kadın mücadelesi suç olarak dosyada yer alıyor’
 
Halise, “Süregelen baskıların bir sürü örneği bulunuyor. Bu baskılardan biri de son dönemde Kobanê Davası’nda gerçekleşmektedir. Kadın mücadelesinde yer alan kişiler başkaca yargılamalarda olduğu gibi bu davada da, yargı eli ile devlet şiddeti uygulanarak sindirilmeye çalışılmaktadır. 5 senedir süren bir soruşturmada herhangi bir gözaltı işlemi uygulanmamış iken, dosyada bir anda gizlilik kararı alınmış ve bir siyasi operasyon ile toplu olarak birçok kişi gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınanlar arasında; kadın mücadelesi yürüten, kadın hakları aktivistliği yapan birçok kadın bulunmaktadır. Dosyada kadınların verdikleri mücadele kapsamında yaptıkları eylemler suçlama konusu yapılmaktadır” sözlerine yer verdi.
 
Kadın mücadelesinin yargılanamayacağını dile getiren Halise, 29 Kasım’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde devam edecek olan Kobanê Davası’na katılım ve dayanışma çağrısında bulundu. 
 
‘Kobanê Davası değil kumpas davası’
 
Ardından konuşan avukat Cemile Turhallı, cezaevinde olan Sebahat Tuncel, Gülten Kışanak, Figen Yüksekdağ ve daha nice kadının olduğunu belirtti. Saydığı kadınların politik ve siyasal hayatta özne olmuş kişiler olduğunu söyleyen Cemile, beş yıldır kadınların tutuklu olduğunu ve şu an ise Kobanê yani kumpas davası ile ceza tehdidiyle karşı karşıya kalındığını kaydetti. Cemile, “Son dönemlerde yargı pratiğine bakıldığında yargı muhalefeti ve kadınları susturmanın aracı haline geldi. En çok da biz sesi çıkan kadınları susturmaya çalışıyor. Susturamadıkları her bir kadını yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Kadın arkadaşlarımıza olan bütün saldırılar nasıl ki kadın itirazı üzerine yapılıyorsa, Gültan, Sebahat, Aysel gibi kadınların sözlerinin toplumla buluşmasına izin verilmiyor. Davanın amacı Kürt kadın hareketinin yükselmesini engellemek ve boğmaktır. Son beş yılda olanlara bakıldığında bunlar yargı tacizi değil, taciz demek hafif kalır çünkü bu yargı cinayetidir” dedi. 
 
‘Kadın mücadelesine adanmış bir hayatı var’
 
Her gün erkek aklının yargı cinayeti yaptığını söyleyen Cemile, bunun en büyük örneğinin Aysel Tuğluk olduğunu belirtti. Cemile, “Aysel Tuğluk’un insan hakları ve kadın mücadelesine adanmış bir hayatı var. Cezaevinde olduğu süreçte annesini kaybettiği dönemde kendisine ciddi bir linç girişimi oldu. Aysel Tuğluk’un ciddi rahatsızlığı var. Rahatsızlıktan kaynaklı Kocaeli doktorları tarafından tetkikler yapıldı ve cezaevinde bulunamayacağı söylendi. ATK dosya üzerinden almış olduğu bir kararla etkisizleştirildi. ATK raporları bilime, vicdana, ahlaka aykırı raporlar veriyor. Avukatlarının yaptığı itirazlar görmezden geliyor. Her zaman söylediğimiz gibi kadın cinayetleri politiktir. Kadına dönük olan her yargılama politik bir ikrar olarak görülmesi gerekir. Bizim muhatabımız kadın mücadelesinde olduğu gibi toplumun kendisidir. Ankara Sincan’da 29 Kasım’da görülecek duruşmaya herkesi davet ediyoruz. Sebahat’ın dediği gibi ‘söyleyecek sözümüz yapacak gücümüz var’” şeklinde konuştu. 
 
Sonrasında söz alan ÖHD Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Özüm Vurgun şu sözlere yer verdi: 
 
“Ayşe Gökkan’a değinmeden konuşmayı sonlandırmak istemedik. Yargı tacizinin nasıl boyutlar aldığı ortadadır. Savunmalar tamamlanmamış ve tarafsız davranılmamış. Bu mahkeme başkanı ve mahkeme heyetinin tavrıyla görülmüştür. Ayşe Gökkan’a verilen bu ceza tüm kadınlara tehdit olarak verildiğini biliyoruz ve korkmuyoruz. Yargı eliyle kadınlara karşı yürütülen bu süreç özel savaş politikasıdır. Ayrıca siyasi tutsak kadınlara bakıldığında var olan cezalara tekrar bir cezaya tabi tutulmaktadır. Hükümlülerin ve tutsakların barındığı yerler ve idari sürecidir. Cezaevi savcısı, müdürü ve görevlileri herhangi bir yargılama yapamaz, öyle süreci yoktur.  Cezaevindeki büyük sorunlardan biri de kameralardır. Özel alanların görüldüğü yerlerde var.  Bir diğer sorun da çift kelepçe uygulaması var. Hastaneye götürülürken yeni tutuklanırken duruşmaya getirilirken bu uygulama uygulanıyor. Bir örümcek ağının içindeyiz nasıl işlediğini görüyoruz. Bu yapılan bir özel savaş politikasıdır. Bizler  bu özel savaş sistematiğimi dillendirmeye farkındalık yaratacağımızı yineliyoruz.”