‘Beyaz Yürüyüş’ Ankara’da sonlandı: Bize dayatılan kader değil
- 14:13 27 Kasım 2021
- Güncel
ANKARA - TTB, “Söz Bizim, Emek Bizim” şiarıyla başlattıkları “Beyaz yürüyüş” Ankara’da büyük bir coşku ile karşılandı. Açıklamada konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Bize dayatılan kader değil" dedi.
Türk Tabipler Birliği (TTB), “ Söz Bizim Emek Bizim” şiarıyla İstanbul’dan Ankara’ya başlattıkları “Beyaz Yürüyüş” Ankara’ya ulaştı. TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı öncülüğünde Ankara’ya ulaşan kitle TTB Genel Merkezi önünde büyük bir coşku ve alkışlarla karşılandı. Burada yapılan açıklamaya gelen sağlık emekçileri, “Covid-19 meslek hastalığı, tükeniyoruz” pankartı taşırken, “ Beni görmeyen tıp eğitimini ben ne yapayım”, “ Yaşamak yaşatmak istiyoruz”, “Kadın sağlıkçılar tarihsel gaspa son verecek”, “ Sağlık 5 dakikaya sığmaz”, “ Ücretsiz HPV Aşısı”, “Kadın sağlığının Yılmaz bekçileriyiz”, “ Bireyi değiştirmeye değil düzeni değiştirmeye”, “Sana iğne yapmak istiyorum AKP adam”, “ Daha önce böyle bir vaka ile karşılaşmadık”, “Cinsiyetçi tıp eğitimine olan öfkem Dolar gibi doldukça doluyor” ve “ Karanlığa karşı beyaz yürüyüş” dövizlerini taşıdı.
Bursa, İzmir, Hatay, Denizli, Antalya, Balıkesir, Kırklareli, Eskişehir, Mersin, Bursa, Diyarbakır, Adıyaman’ın da aralarında olduğu birçok ilden katılımın olduğu açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır Milletvekili Habip Eksik, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, HDP Ankara İl Eşbaşkanları, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ve çok sayıda sağlık emekçisi katıldı. Açıklamada sık sık, “Emek bizim söz bizim”, “ Kurtuluş yok hep beraber ya hiçbirimiz”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” ve “Hekimler yürüyor mücadele büyüyor” sloganları atıldı. Kitle adına açıklamayı TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı yaptı.
‘Sağlık değil sağlıksız üretilmekte’
Sağlık Bakanı’ndan ilk randevuyu talep ettiği günden bu yana tam 390 gün geçtiğini söyleyen Şebnem, Türkiye tarihinin en büyük ekonomik ve siyasal krizlerin yaşandığını kaydetti. Şebnem, “Sağlık Bakanı ise sağlıkla ilgili sorunları sağlık emekçilerinin, hekimlerin temsilcileriyle konuşmaktan sürekli kaçmaktadır. Sağlıkla ilgili sorunları yalnızca tweet atarak, sayılarla oynayarak çözeceğini zannedenler; bilim insanlarını, sağlık emekçilerini, hekimleri dinlemeyenler, bugün sağlık sistemindeki bu kötü gidiş nedeniyle kaybettiğimiz her canımızın da sorumlusudurlar. Sağlığı alınıp satılan bir metaya; hastaneleri işletmeye; hastaları müşteriye ve sağlık emekçilerini köleye çeviren ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’, gelinen aşamada sağlık sistemini tamamen çökertmiştir. 5 dakikada bir verilen randevuyla sağlık ve hekimliği 5 dakikaya sığdırmaya çalışan; bir hekimin günde 100 hastaya bakmasını öngören bu sağlık sistemi, sağlık değil sağlıksızlık üretmektedir. Tedavi edici sağlık hizmetlerine terk edilmiş, koruyucu sağlık hizmetlerini yok sayan; sevk zincirini tamamen ortadan kaldıran ve kışkırtılmış sağlık talebi yaratan bu sistem, toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını elinden almaktadır” dedi.
‘Covid-19’a bağlı en çok vaka ve ölümün görüldüğü ülkelerden biri’
Sağlığa erişimin giderek zorlaştığını, ekonomik krizin derinleştiğini “katkı katılım payları” ile yurttaşın cebinden giderek daha fazla para çıktığını belirten Şebnem, “Covid-19 pandemisi boyunca iktidarın tercihini toplumdan yana kullanmadığı, salgının aklın ve bilimin gereklerine göre değil ekonominin ihtiyaçlarına göre yönetildiği bir sürece hepimiz tanıklık ediyoruz. Covid-19 salgını siyasal iktidar tarafından kötü yönetiliyor: Temaslı takibi yapılmamaya, etkisi olmadığı bilinen ve milyonlarca dolar verilen ilaçlar dağıtılmaya devam ediliyor. Bunun üzerine bir de her gün 200 civarında insanımızın yaşamını yitirmesine rağmen toplumda duyarsızlaşma ve kanıksanma hali yaratılıyor. İnsanların en temel hakkı olan yaşam hakkı, yönetil(e)meyen pandemi sonucunda yurttaşların elinden alındı. Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar, pandemi sürecinde sosyal cinayetlere neden oldu. Yurttaşların, sağlık emekçilerinin ölümleri durdurulamamış; Türkiye, Covid-19’a bağlı en çok vaka ve ölümün görüldüğü ülkelerden biri olmuştur. Pandeminin halk sağlığı önemsenerek yönetilmemesi ve sağlık sisteminin iflası ile ertelenmiş sağlık hizmetlerine bağlı pek çok hastalık sonucu çok sayıda insanımızı yitirdiğimiz fazladan ölümlerin acısı da buna eklenmiştir” ifadelerini kullandı.
‘Siyasal iktidar tercihini sermayeden yana kullandı’
Pandeminin katmerleştiği sağlık emekçilerinin çalışma koşullarında artan zorlukların ve ekonomik kriz özlük hakları ile ilgili büyük kayıplara neden olduğunu ifade eden Şebnem, “Siyasal iktidar sağlık hizmetlerini üreten hekimleri ve sağlık çalışanlarını yok saymakta, tercihini sermayeden yana kullanmaktadır. Tüm toplumsal kesimler gibi biz de geçinemiyoruz. Bugün bir uzman hekimin yalın maaşı 5 bin 500 lira, pratisyen hekimin ise 4 bin 500 lira civarındadır. Aldığımız maaşlar emekliliğe de yansımamakta; Bağ Kur'a bağlı bir hekim, emekliliğinde asgari ücretin dahi altında maaş almaktadır. Tüm bu olumsuz tabloya karşı ‘Karanlığa Karşı; Önlüğümüzün Beyazına, Özlük Haklarımıza, Halkın Sağlık Hakkına Sahip Çıkıyoruz- Emek Bizim-Söz Bizim’ diyerek 23 Kasım'da İstanbul'da başlattığımız yürüyüş ile Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri, Tabip Odaları yöneticileri ve üyelerinden oluşan temsili heyet Kocaeli, Bursa ve Eskişehir'de meslektaşlarımızla, sağlık çalışanlarıyla, toplumla buluştuktan sonra bugün burada, Ankara'da, yedi bölgemizden ve tüm illerimizden gelen hekimler ve sağlık emekçileri ile ‘Beyaz forum’ gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Hep birlikte önümüzdeki dönemde daha iyi bir sağlık ortamı ve daha güzel bir gelecek için birlikte mücadelenin yolunu açacağız” diyen Şebnem şöyle devam etti: “Sağlıkta özelleştirmeci, piyasacı politikaların durdurulması, sağlık hizmetlerinin toplumsal bir anlayışla yeniden inşa edilmesi, sermayeye değil sağlığa bütçe ayrılması için önerilerimizi, taleplerimizi ve mücadele yöntemlerimizi hep beraber konuşacağız. Yaşama adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak mesleğimizi değersizleştiren, hakkımızı gasp eden bu bozuk düzene karşı alternatifsiz değiliz. Bize dayatılan bu koşullar kader değildir” dedi.
Şebnem taleplerini şöyle sıraladı:
“*Sadece hekimler için değil tüm sağlık emekçileri için insanca yaşayacağımız emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz.
*Performans sisteminin kaldırılmasını, döner sermaye uygulamasına son verilmesini, sabit maaşımızın bunlara muhtaç etmeyecek, emekliliğe yansıyacak şekilde düzenlenmesi istiyoruz.
*Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, insanca çalışma süreleri istiyoruz.
*7200 ek gösterge ve tüm sağlık emekçilerine pandemide çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payı istiyoruz.
*Sağlıkta şiddete karşı caydırıcı, içi boşaltılmamış, uygulanan bir yasa istiyoruz.
*KHK ve güvenlik soruşturmaları ile işinden alı konulmuş tüm sağlık çalışanlarının derhal işlerine başlatılmasını istiyoruz.
*Şehir hastanelerinin kamulaştırılmasını istiyoruz.
*Herkese eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sağlık hizmetinin sunulduğu basamaklandırılmış bir sağlık sisteminde çalışmak istiyoruz.
*Sağlık Bakanlığı, yabancı uyruklu, YÖK kadrosu ayrımı yapılmaksızın tüm asistanların emeklerinin karşılığını aldığı; çekirdek eğitim müfredatına uygun, asistan hekimlerin tüm süreçlerde söz sahibi olduğu bir uzmanlık eğitimi istiyoruz.
*Özgür, özerk, eşitlikçi, demokratik üniversite ve tıp fakülteleri; nitelikli tıp eğitimi istiyoruz. İntörn hekimlerin en az asgari ücret ve sigorta ile çalıştırılmasını istiyoruz.
*Sağlık alanındaki yöneticilerden kaynaklı mobbingin son bulmasını, liyakata dayalı atamaların yapılmasını istiyoruz.
*Özel hastanelere değil kamu hastanelerine bütçe ayrılmasını istiyoruz.
*Hiçbir insani ve bilimsel temeli olmayan 5 dakikada bir muayene dayatmasına son verilmesini; hastalarımıza en az 20 dakika ayırabileceğimiz bir sağlık sistemi istiyoruz.
*Aile hekimliği ceza yönetmeliğinin geri çekilmesini, 1. basamak sağlık sisteminin bölge tabanlı olacak şekilde yeniden düzenlenmesini istiyoruz.
*Özel hastanelerde hekim ve sağlık emekçilerin fazla çalıştırılmasına ve ciro baskısına son verilmesini istiyoruz.
*Covid-19'un illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı sayılmasını istiyoruz.
*Sağlığın olmazsa olmazı barışçıl ve demokratik bir ortamdır. Adaletsizliğin, anti demokratik uygulamaların son bulduğu, toplum sağlığının önemsendiği demokratik bir ortamda çalışmak.”
‘İyi hekimlik yaptık yapmaya devam edeceğiz’
Şebnem son olarak şunları söyledi: “Bizler binlerce yıl bu topraklarda hekimlik değerlerine bağlı olarak iyi hekimlik yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Toplumsal bir sağlık sistemi mümkün diyoruz. Mesleğimizin itibarsızlaştırılmasına, emeğimizin ucuzlatılmasına ve düşük ücretlere, kötü çalışma koşullarına, ticarileşmiş sağlık hizmetlerine karşı geçmişimizden aldığımız güç ve geleceğe olan inancımızla mücadeleye devam edeceğiz.”
Beyaz Forum
Açıklamanın ardından sağlık emekçileri Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Kültür Merkezi’ne doğru yürüyüş gerçekleştirdi. Burada bir araya gelen emekçiler, “Beyaz Forum” ile talep ettikleri, yaşadıkları sorunları ve bundan sonraki yol ve yöntemlerini konuştu.
Eylem “Beyaz Forumun” ardından Grup Bandinstan’ın şarkıları ile sona erdi.







