Disiplin cezalarına tepki: Sayın Öcalan Kürt halkının kırmızı çizgisidir

  • 12:19 30 Kasım 2021
  • Güncel
 
DİYARBAKIR - DTK, TJA, DBP ve HDP'nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecride karşı yaptığı ortak basın toplantısında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, açıklamada, İmralı Cezaevi’nin hukuksuzluğun laboratuvarına dönüştüğünü belirterek, “Kürt halkı için ‘yeniden doğuş’ olan Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecrit Kürt halkına düşmanlığın adıdır” dedi.
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), tecride ve geçtiğimiz günlerde  PKK Lideri Abdullah Öcalan’a 2 ayrı disiplin cezasının verilmesine ilişkin DBP Genel Merkezi Bürosu’nda ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ve TJA aktivisti Hilal Ada katıldı.
 
‘İmralı hukuksuzluğun laboratuvarına dönüştü’
 
Toplantıda konuşan Saliha, Abdullah Öcalan’a verilen hapis cezasının 23 yıldır süren tecridin bir devamı olduğunu, önceki dönemlerde tekniki sorunlardan kaynaklı görüşmelerin önünün kesildiğini ifade etti. Saliha, bu uygulamaların, sonrasında disiplin cezaları ile devam ettirilmeye çalışıldığını belirterek, “İmralı’da  diğer tutsaklara da bu tecrit uygulanıyor. Bu tecrit toplumun her kesimine yansımış durumda. Defalarca başvuru yapılmasına rağmen hiçbir cevap verilmediğini biliyoruz. Bu hamleyle de bu ülkenin tecridi bir yönetim şekline dönüştürmeye çalıştığını görüyoruz. Bugün ülkede yaşayan kadın sorunu, ekonomik kriz talan krizinin tecride dayandığını bilmek gerekiyor. Tek adam rejiminin kendisini beslediği yer de tecrit politikasıdır. Bu politika Türkiye’yi bir uçuruma sevk ediyor. İmralı Cezaevi hukuksuzluğun, krizin laboratuvarına dönüştü” dedi.
 
‘Herkes tecride karşı sesini yükseltmelidir’
 
“İmralı Cezaevi’nde yürütülen tecrit politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta ortadadır” diyen Saliha, Türkiye’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinden, felsefesinden korktuğunu söyledi. Müzakere sürecinde yaşananlara değinen Saliha, “2013-2015 yılında ülkenin içerisine girdiği demokratik süreci birlikte gördük bu sebeple Sayın Öcalan’ın sesi kısılmaya çalışılıyor. 2019 yılında Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ‘artık kısıtlamalar yapılmayacak, kısıtlamalar kaldırıldı’ demesinin ardından yine tecrit politikaları devam ettirildi. Bu da şunu gösteriyor Türkiye devlet mekanizması üzerinden yürütülmüyor. Türkiye yönetiminin kendisini dayandırdığı politika tecrit politikasıdır. Tecritte ısrar Türkiye’nin demokratikleşmesi önünde büyük engeldir. Tecrit politikasına Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen herkesin sesini yükseltmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Tecrit, Kürt halkına düşmanlıktır’
 
İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) de tecrit suçuna karşı sessiz kalmaması gerektiğini ifade eden Saliha, “İmralı'da uygulanan tecritte CPT’nin de sorumluluğu var. Bütün uluslararası sözleşmelerde de suç olarak görülüyor. Verilen disiplin cezalarının devlet mekanizmasına uygun olmadığını görmekteyiz. Tecrit politikasından vazgeçilmelidir. Sayın Öcalan’ın sağlığı için Kürt halkı büyük kaygılar yaşıyor. Kürt halkı için ‘yeniden doğuş’ olan Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecrit Kürt halkına düşmanlığın adıdır. Halkın ‘irademizdir’ dediği kişi büyük bir Önder'dir. Tecride karşı mücadelemizi yükselteceğiz” diye kaydetti.
 
‘Halkla Öcalan’ın arasına mesafe konamaz’
 
Ardından söz alan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Türkiye’nin 2013-2015 yıllarına bakmak gerektiğini söyledi. Müzakere Süreci’nden sonra nasıl bir savaş yoluna gidildiğini görmek gerektiğini belirten Berdan, “Müzakere sürecinden sonra kirli bir savaş yürütülmeye başlandı. Bu kirli savaşın en önemlisini de İmralı’da uyguluyorlar.  Öcalan’ın dediği gibi ‘bir ciddiyetin olması gerekiyor’, ancak biz bunu göremiyoruz. İktidarın hiçbir ciddiyeti görülmüyor. Sistemin Kürt halkını getirdiği bir durum vardı. Bu durumda Kürtler bedenen vardı ancak ruhen düşünce anlamında yoktu. Bundan kaynaklı Sayın Öcalan Kürtlerin ruhudur. Türkiye yasaları uygulamak zorundadır. CPT başta olmak üzere diğer tüm uluslararası kurumların bunu yapması gerekiyor.  Öcalan barış ve demokrasi için sadece Türkiye'de değil Ortadoğu'da da çok önemli bir yere sahip. Bu sebeple yaklaşımların ciddi olması gerekiyor. Hiçbir zaman halkla Öcalan’ın arasına mesafe konamaz” şeklinde konuştu.
 
‘Sayın Öcalan Kürt halkının kırmızı çizgisidir’
 
Avrupa başta olmak üzere diğer kurumların tecride karşı sessiz kaldığını ifade eden Berdan, konuşmasını şu sözler ile sonlandırdı: “Bu tecrit 2015 yılında ağırlaştı ancak insan haklarını savunduklarını söyleyen kurumların sessizliğine şahit oluyoruz. Avukatlarla disiplin cezalarının sebeplerini bile söylemiyorlar. Bu yaklaşımlar kabul edilemez. Tekrar belirtiyoruz Kürt halkının ruhu Sayın Öcalan'dır.  Öcalan Kürt halkının değeridir. Tecrit kalksın diye birçok insan açlık grevine girdi. Birçok insan bu uğurda öldü. DTK Eşbaşkanımız Leyla Güven’de tecridin kalkması için 200 günlük açlık grevinde kaldı. Evet, her zaman tutuklanıyoruz. Kürt halkına yönelik her parçada saldırılar oluyor ama Sayın Öcalan Kürt halkının kırmızı çizgisidir. Türkiye bu yanlıştan bir an önce dönmelidir. Halk kendi ruhuna ve iradesine sahip çıkacaktır.”