Silivri Cezaevi raporu: Tutsaklara ‘suçlu kartı’ dayatması!
- 15:58 1 Aralık 2021
- Güncel
İSTANBUL - Hak ve hukuk örgütleri, Silivri Cezaevi Kampüsü’nde tutsakların yaşadıkları hak ihlallerini raporlaştırdı. Tutsaklara “suçlu kartı” uygulamasının dayatıldığı kaydedilen raporda, tecridin derinleştiği aktarıldı.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Marmara Tutuklu Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER), yaptıkları ortak basın toplantısı ile Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan 5 Nolu Cezaevi’ne yapılan baskın ardından sürgünler sırasında ve sonrasında yaşananları hazırladıkları raporla kamuoyu ile paylaştı.
ÖHD’nin Beyoğlu’nda bulunan binasında yapılan toplantıda açıklanan raporda 2, 3, 5 ve 7 Nolu cezaevlerinde avukat ve ailelerin görüşleri sonrasında hazırlanan veriler yer aldı. Toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm de katıldı. Ortak açıklamayı ÖHD Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü avukat Destina Yıldız okudu.
Kürtçe kitaplar verilmiyor
Silivri 5 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne yapılan baskın sonrasında 25 kişinin 2 Nolu L Tipi’ne sürgün edildiğini paylaşan Destina, tutsakların, 5 Nolu’da oldukları sırada yanlarında bulunan kitapların gittikleri 2 Nolu’da “inceleme” gerekçesiyle henüz verilmediğini kaydetti. Sözlük dışında Kürtçe, Aram Yayınları ve Kürdistan tarihi ile ilgili kitapların tutsaklara verilmediğine dikkat çeken Destina, “Koğuşların içerisinde kameraların olduğu ve bu kameraların oturma alanını, mutfak kısmını ve tuvalet - banyo kapısını gördüğü; mahpusların bu durumu kabul etmediği; bu sebeple kameranın üzerini örttükleri; kameranın üzerini örttüklerinde ise koğuşa 15-20 infaz koruma memurunun girip kötü muameleye varacak söz ve davranışlarda bulunarak kameranın üzerini açtıkları; bu durumun sürekli tekrar ettiği ve kameranın üstünü her örttüklerinde kendilerine disiplin soruşturması açıldığını öğrendik” dedi.
Tahliye hakları ellerinden alınıyor
Ayrıca 2 Nolu Cezaevi’nde bulunan koğuşların havalandırmalarının üzerinde tel örgülerin olduğu bilgisine işaret eden Destina, “Spor faaliyetlerine koğuşun tamamının değil, en fazla 10’ar kişinin çıkmasına izin verildiği; yapılan aramalarda mahpusların eşyalarının ve koğuşların tamamen dağıtıldığı; mahpuslara koğuşlara geldiğinde yatakların zaten yırtık olmasına rağmen kendilerine yatakların yırtık olması gibi nedenlerle disiplin soruşturması açıldığı; halihazırda bütün koğuş hakkında devam eden 2 tane disiplin soruşturması bulunduğu; bazı mahpuslara 1 yıl önceki disiplin soruşturmaları nedeniyle 12 günlük hücre cezası verildiği; bu uygulamalarla mahpusların koşullu salıverilme haklarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı hususları tarafımıza aktarıldı” bilgisini verdi.
Tutsaklara kart dayatması
3 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen tutsaklara ise “hapishane kimliği” adı altında bir kart verildiğini anımsatan Destina, şu bilgileri paylaştı: “Kartın üstünde mahpusların ismi ile ‘terör suçlusu’ oldukları yazdığı; hapishane idaresinin mahpuslara bu kimliği telefon görüşüne çıkarken, aile görüşüne çıkarken, sayımda, hastane sevkinde, kısaca tüm aşamalarda ibraz etme zorunluluğu olduğunu aktardığı; mahpusların bu durumu kabul etmediği ve bir aydır aile görüşlerine çıkmadıkları bu sebeple mahpuslar hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ve kınama cezası verildiği tarafımıza aktarıldı.”
İdareye tekmil verilecek
Ayrıca ailesi ile telefon görüşmesi yapan tutsakların idare tarafından ailelerine tekmil vermeye zorlandıklarına dikkat çeken Destina, “Telefon görüşmelerinde görüşülen kişinin Türkçe bilmemesi durumunda mahpusun bunu önceden idareye bildirmesi istenmiş. Eğer konuşmalarda suç teşkil eden bir şey görülürse o mahpusun ve ailesinin Kürtçe iletişime geçmesine yasak getiriliyor. Burada da koğuş havalandırmalarının üstü tel örgüler ile kapatılmış. Koğuşlarda kitap kotası uygulandığı ve kişi başı 7 kitaba izin verildiği; kitap kotası dışında elbise kotası da uygulandığı; mahpusların 5 Nolu’daki eşyalarının ise verilmediği hususları tarafımıza aktarılmıştır” ifadelerini kullandı.
Tutsaklara su verilmiyor
Silivri 5 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde de tutsakların yaşam alanlarının izlendiğini aktaran Destina, tutsakların bir aydır sıcak suya erişmediğini dile getirdi. Cezaevinde günde sadece bir saat sıcak su verildiği bilgisini paylaşan Destina, konuşmasını şöyle sürdürdü: “20-25 mahpusun kaldığı koğuşlara günde 1 saat sıcak su verilmesi nedeniyle mahpusların ihtiyaçlarını karşılayamadığı; günde 1 saat verilen sıcak suyun da çoğu zaman ya soğuk ya da kesinti yaşanarak aktığı tarafımıza aktarıldı. Daha önce açık tutulmayan koridor ışıklarının açık tutulmaya başlandığı; mahpusların ışıktan rahatsız olup uyumakta zorluk çektiği; ışıkları kapatmaya çalıştıklarında ise haklarında disiplin soruşturması açıldığı öğrendik.”
2 bin kitaba el konuldu
Bu uygulamaların 8 Ekim’de yapılan sevkler sonrasında yaşandığını dile getiren Destina, Silivri 7 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşananları paylaştı. 5 Nolu’dan 7 Nolu’ya 61 tutsağın sürgün edildiğine değinen Destina, şöyle devam etti: “Mahpusların 5 Nolu’da bulunan 2 bine yakın kitabına el konulduğu; kitapların hâlâ mahpuslara verilmediği; koğuşlarda kitap kotası uygulandığı ve kişi başı 7 kitaba izin verildiği; sözlük, dergi ve broşür gibi kaynakların da 7 kitap kotasından sayıldığı; mahpusların saatlerinin, radyolarının, mektuplarının, fotoğraflarının, not defterlerinin ve önceden yazmış oldukları edebi çalışmaları içeren defterlerinin hâlâ kendilerine verilmediği tarafımıza aktarıldı.”
61 tutsağa disiplin soruşturması
Destina ayrıca havalandırmada halay çekmeleri ve türkü söylemeleri gerekçe gösterilerek 61 tutsağa disiplin soruşturması açıldığını kaydetti. Destina, “Koğuşların içerisinde kameraların olduğu ve bu kameraların oturma alanını, mutfak kısmını ve tuvalet - banyo kapısını gördüğü; mahpusların bu durumu kabul etmediği; bu sebeple kameranın üzerini örttükleri; kameranın üzerini örttüklerinde ise koğuşa 15-20 infaz koruma memurunun girip kötü muameleye varacak söz ve davranışlarda bulunarak kameranın üzerini açtıkları; bu durumun sürekli tekrar ettiği ve kameranın üstünü her örttüklerinde kendilerine disiplin soruşturması açıldığı öğrendik” dedi.
Zorla koğuş temizletildi
Şiyar Yıldırım adlı tutsağın cezaevi müdürü tarafından “Ben 25 yıldır bu işi yapıyorum bak senin için hapishanede düştü derim, kayboldu derim, kimsenin bir itirazı olamaz. Bu benim bir dilekçeme bakar” şeklinde ölümle tehdit edildiği bilgisini veren Destina, “Adli mahpuslar ile yan yana koğuşlara konuldukları ve havalandırmaya çıktıklarında sürekli sorun yaşadıklarını öğrendik. Sevk sonrası yerleştirildikleri koğuşların çok pis olduğu, temizlemek için satın almak istedikleri temizlik ürünlerinin 1 ay geçmesine rağmen verilmediği; bu sebeple yeni geldikleri koğuşlarda temizlik yapmakta zorlandıklarını öğrendik. Aileler tarafından mahpuslara getirilen yeni iç çamaşırların mahpuslara verilmediğini öğrendik” şeklinde konuştu.
Ajanlık dayatması
Ayrıca tutsaklara saat verilmediğini aktaran Destina, “3 mahpusun ‘avukat görüşü var’ denilerek avukat görüş odalarına götürüldüğü; burada avukat olmayan ve kendini MİT elemanı olarak tanıtan kişilerle görüşülmeye zorlandığı; bu kimliği belirsiz kişilerin söz konusu mahpuslara ‘işbirliği ve ajanlık’ dayatmasında bulunduğunu öğrendik. Hatice Çırğanış isimli mahpusun tek başına tutulduğu; şehir dışında yaşayan annesinin hasta olması nedeniyle İstanbul’a gelemediği ve mahpusun bu nedenle aile görüşlerine çıkamadığı; bu hapishanede yoğun bir tecride maruz kaldığı; ailesine yakın bir yere sevk olmak istediği; ancak sevk talebinin bir türlü kabul edilmediğini öğrendik” diye belirtti.
Çıplak arama dayatıldı
Sevk sırasında tutsaklara çıplak arama dayatıldığını aktaran Destina, sözlerini şöyle sürdürdü: “Oysa daha yakın zamanda ‘çıplak arama’ ibaresi yasal düzenlemelerden kaldırılmış ve bir kez daha yasak olduğu hatırlatılmıştır. Buna rağmen çıplak arama uygulamasının yapılması, yasaların uygulamayı değiştirmediğini göstermiştir. Son olarak mahpuslara Kürtçe konuştukları için, havalandırmada halay çektikleri için veya telefon görüşmelerinde yaşadıkları hak ihlallerini ailelerine anlattıkları için disiplin soruşturmaları açılmıştır. Kanunların bu şekilde keyfi uygulanmasının bir hukuk devletinde yeri yoktur. Açılan tüm disiplin soruşturmaları hukuka aykırıdır ve mahpusların koşullu salıverilme haklarını etkileyebilecek tüm bu soruşturmaların bir an önce düşürülmesi gerekmektedir.”
Destina, yaşanan hak ihlallerine derhal son verilmesi çağrısında bulunarak, sürecin takipçisi olacaklarını kaydetti.
‘Bu ülkede demokrasiden söz edilemez’
Açıklanan raporun ardından söz alan HDP’li Züleyha Gülüm de şu ifadeleri kullandı: “Düşmanla savaş hukukunun düşmanla infaz hukukuna dönüştüğü bir süreci yaşıyoruz. Eğer cezaevinde demokrasi yoksa, insan hakları ihlalleri yaşanıyorsa ve hasta tutuklular yaşamını yitiriyorsa o ülkede demokrasiden söz edemeyiz. Cezaevleri ile toplumun bütün kesimleri tehdit ediliyor. Çünkü muhalefete ‘Hak ararsanız, itiraz ederseniz size yıllara varan cezalar veririm’ deniliyor. Bu korku ile toplum korkutulmaya ve sessizleştirilmeye çalışılır. Bu nedenle cezaevindeki yönelim tüm topluma yöneliktir.”
Ardından söz alan MATUHAY-DER Eşbaşkanı Esin Çelik de, son dönemde Silivri Cezaevi’ndeki tutsakların ailelerinden çok sayıda ihlal başvurusu aldıklarını kaydetti.







