Engelsiz Bileşenler Federasyonu: Engellilere ayrılan bütçe artırılmalıdır
- 16:22 2 Aralık 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - Engelsiz Bileşenler Federasyonu, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü” etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen açıklamada, ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe karşı yurttaşlık haklarını talep etti.
Engelsiz Bileşenler Federasyonu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Diyarbakır Engelsiz Bileşenler Federasyonu’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Engelliler Komisyonu Eşsözcüsü Hatice Betül Çelebi, Silvan Engelliler Derneği, SSPE Diyarbakır Derneği ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bedensel Engelliler Derneği yönetici ve üyeleri katıldı. Açıklama metnini Arjin Savan okudu.
‘Sorunlarımızı dile getirmeye devam edeceğiz’
Açıklama metni okunmadan önce söz alan Engelsiz Bileşenler Federasyonu Başkanı Abdülmecid Yılmaz, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne önemine vurgu yaparak, “Biz Engelsiz Bileşenler Federasyonu olarak bu sene taleplerimizi haykırmak adına, sesimizi kamuoyuna duyurmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirmek istedik” dedi. Engellilerin kamusal alan ve toplumsal alanda yaşadıkları ve maruz kaldıkları duruma dikkat çeken Abdülmecid, “Elbette önümüzde devasa boyutta sorunlarımız bulunmakta. Bu sorunları elimizden geldiğince dile getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Engellilerin çoğu yoksulluk içinde’
Ardından söz alan Arjin Savan ise engellilerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunların artmaya devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu: “Bizler aslında yaşamlarımızın yılda sadece bir gün gündem olmasını kabul etmiyoruz. Çünkü bugünde ifade edilen ve yıllardır çözüm bekleyen sorunları her gün yaşıyoruz. Ülkemizde sayısı 10 milyonun üzerinde olduğu birçok araştırmada tespit edilen engellilerin, çok önemli bir bölümü yoksulluk içinde ev hapsine benzer bir yaşam sürmektedir. Engellilere yönelik kamusal hizmetlerin yetersizliği ve toplumda maalesef yerleşik olan ötekileştirme dili engellilerin kapalı mekânlarda hapis kalmasına yol açmaktadır.”
‘Ayrımcılık yaşamlarımızı etkiliyor’
Arjin, toplumdaki kalıp yargıların ve önyargıların engellilerin yaşamını sınırlandırdığını kaydederken, “Bizler Engelsiz Bileşenler Federasyonu ve üye dernekleri olarak bu eşitsiz toplumsal düzenin değişmesi gerektiğini yıllardır ifade ediyoruz. Milyonlarca engellinin, engellerinin salt fiziksel olmadığını yaşamlarımızdan biliyoruz. Ayrımcılık dilde başlıyor ve yaşamlarımızı etkiliyor. Dilde başlayan eşitsizlik, bize bir ‘özür’ olarak dayatılıyor. Yine engelli kadınlar ve kız çocukları hem engelli hem de kadın olmalarıyla izah edilen ve meşru gösterilmeye çalışılan çok katmanlı şiddet sarmalında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Erişilebilirlik, engelliler arasında da engelli kadınlar ve kız çocukları için daha zor ve ulaşılamaz hale getiriliyor. Milyonlarca engelli olarak bizler de demokratik bir ülkede yaşamayı ve 21’inci yüzyılda yurttaşlığın esası olan haklarımızı talep ediyoruz. Bu hakların uygulanması evrensel insan hakları hukukunun gereği olup bizlere lütuf diye sunulmamalıdır” sözlerine yer verdi.
‘Kaç milyon engellinin olduğu tespit edilmelidir’
Açıklamanın devamında şu ifadeler kaydedildi: “2009 yılında imzalanan BM Engelli Hakları Sözleşmesi ve Engelli Hakları Kanununun yine engelli kadınlar ve kız çocuklarının kadının insan hakları rejiminden kaynaklanan haklarıyla bütünleştirilerek esaslı bir şekilde uygulamaya yansıtılması en acil talebimizdir. Erişilebilirlik mevzuatı artık geciktirilmeden eksiksiz bir şekilde uygulanmalı; kentler, mekânlar, yollar, binalar dışında kurum internet siteleri, müfredat ve mevzuat erişilebilir olmalıdır. Türkiye nüfusu açısından kaç milyon engellinin olduğu tespit edilmelidir. En kısa sürede her mahallede ve sokakta, engel durumuna, cinsiyetine, yaşına, eğitim düzeyine ve gelirine göre tasniflenmiş kaç engellinin olduğu istatistiksel olarak belirlenmeli ve kamuoyuna sunulmalıdır. Bu tespitler neticesinde hak temelli bir yaklaşımla zorunlu olan psikolojik, sosyal, ekonomik ve hukuki destekler sunulmalı, politikalar geliştirilmelidir.
Engellilere ayrılan bütçe arttırılmalıdır
Nüfusu bir milyonun üzerinde olan ve yüz binlerce engellinin yaşadığı yerlerde bile engellilerin sorunsuz gidebileceği tek bir restoran, kafe, salon ve benzeri tek bir mekân yoktur. Kamu binaları başta olmak üzere yeni yapılanlar da dâhil; asansör, merdiven, geçit yolları, tuvalet, çalışma düzeni ve iletişim anlamında engellilik perspektifiyle yapılmamış mekânlar en büyük engeldir. Bizlerin engelleri; engelli hakları farkındalığı olmayan kamu personelleri, işletme sahipleridir. Engel Braille yazısıyla veya sesli/görsel yönlendiricilerin yetersizliğidir. İşaret dili bilen personelin yokluğudur. Engel, yoksul ve işsiz bırakılmamızdır. 1,7 trilyona yaklaşan merkezi bütçe içerisinde sadece yüzde 1,6lık bir payın, nüfusun yüzde 12,29'unu oluşturan engellilere ayrılması büyük bir adaletsizliktir. Bu adaletsizliğin azaltılması amacıyla tüm kurumlarda engelliler için ayrılan bütçenin arttırılması gereklidir. Engellilere ve bakım amacıyla ailelerine yapılan ödemeler açlık sınırının altında kalmamalı en az asgari ücret düzeyine yaklaştırılmalıdır. Bu ödemelerden yararlanma koşullarında hane geliri değil kişi geliri esas alınmalıdır.
Engellilere müzmin hasta muamelesi kabul edilemez
Bir diyaliz hastasının, SSPE'linin, tekerlekli sandalyeli birinin, görme ve işitme yeti yetersizliği yaşayan birinin, Serepral Palsili birinin veya Down Sendromlu birinin, ailesi ile birlikte karşı karşıya bırakıldığı zorluklar, engeller ve dışlanmalardır, engel. Engellilik salt tıbbi ve medikal çözümlerle aşılamaz. Engellilere müzmin hasta muamelesi kabul edilemez. Engelliler elbette hastalanabilir ve hastaların da temel hakları vardır. Ancak bütün engellileri aciz, hasta, muhtaç gibi gösteren yaklaşım emeğimizi ve yaşamımızı kısıtlamaktadır. Herkesin bilmesi gereken hakikatimiz şudur; engelliler yoksul bırakılarak ‘yoksullukları istismar edilecek’ bir nüfus kesimi değildir. Engelliler de her yurttaş gibi temel hak ve özgürlükleri yasal ve anayasal koruma altında olan özgür bireyler olmak istiyor. Bizler kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların şeklen de olsa 3 Aralık anmalarını değerli buluyoruz. Ancak bu şekilde kapsamlı bir sorun olan engellilik meselesini çözemeyiz. Başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin, insan hakları derneklerinin, sendikaların geç kaldığı engelli hakları mücadelesine yüzlerini dönmesi gerekmektedir.
Engelliler kamuda istihdam edilmelidir
Bu bağlamda yerel yönetimlerin; görev alanlarında kaç engelli olduğunu tespit etmeleri, kendi bünyelerindeki engelli kotalarını doldurmaları, en az bir işaret dili tercümanı istihdam etmeleri, kendi personellerine ve idarecilerine engelli hakları farkındalığı kazandırmaları, başta binalar ve ulaşım araçları olmak. Üzere erişilebilirliği arttırmaları gerekir. Yoksul engellilerin sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi belediyelerin ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarının en temel görevi olmalıdır. Sadece belediyeler değil tüm kamu kurumlarındaki engelli istihdam kotaları yasanın gereği olarak doldurulmalıdır. Açıkça yasa dışı olan bu durumun ortadan kalkması için 2022 yılında en az 20 bin engelli kamuda istihdam edilmelidir.
Anadillerinde de hizmet sunumu olmalıdır
Görme ve işitme engelliler açısından işaret diline tercüme edilmiş veya sesli versiyonu hazırlanmış metinlerin arttırılması bir zorunluluktur. Tüm yasama faaliyetlerinin, kamu kurumlarının internet sitelerinin ve hizmet rehberlerinin, siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının internet sitelerinin erişilebilir olması için kapsamlı ve kamusal bir inisiyatif başlatılmalıdır. Engellilerin tüm farklılıklarıyla haklarına erişebilmesi için sadece Türk İşaret dili ve sadece Türkçe ile değil, bu ülkede yaşayan hakların diliyle kamusal hizmet erişimi olmalıdır. Eğitim ve sağlık imkânlarından resmi dil Türkçeyi bilmediği için doğru şekilde yararlanamayan yüzbinlerce engellinin, tüm haklarına erişimi için anadillerinde de hizmet sunumu olmalıdır.
Engelli kadınlara cinsiyetçi söylemler
Bölgemizde devam edegelen çatışmalı süreçler ve savaşların önemli bir engellilik nedeni olduğu, göçmenlik ve gazilik gibi süreçlerin engellilerle örtüşebildiği görülmelidir. Başta kara mayınlarının temizlenmesi olmak üzere toplumsal yoksunluğu ve engelliliği arttıran çatışma ve şiddet süreçleri barışa everilmeli ve bu ‘yapay engellilik nedenleri’ durdurulmalıdır. İş kazaları, trafik kazaları, ev içi kazalar, akraba evliliği, yetersiz beslenme ve gebelik/doğum süresince gerekli tıbbi destekler verilmemesi nedeniyle on binlerce insan engelli olmaktadır. Tüm eşitsizliklerde olduğu gibi engellilik kapsamında da kadın engellilerin cinsiyetçi tüm söylem ve uygulamalardan daha fazla olumsuz etkilendiği bilinmelidir. Başta CEDAW gibi kadın haklarına ilişkin sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesi, kadın engellilerin haklarına da olumlu etkileri olacaktır. Engelli kadınlara yönelik ayrımcı söylem ve pratikler derhal durdurulmalıdır. İstanbul sözleşmesinin feshi geri alınmalı engelli kadınlar başta olmak üzere tüm kadınlara yönelik her türlü şiddet derhal durdurulmalıdır.
Çalışan bileşenlere kulak verelim
BM Engelli Hakları Sözleşmesi en geniş kapsamlı uygulama rehberidir. İlkeleri ve perspektifi eşit yurttaşlar oluşturmak amacında olan bu sözleşmenin ‘Evrensel Tasarımı’ esas alınarak yarının yaşamı inşa edilmelidir. Mevcut şehirler 10-20 yıl içerisinde tamamen bir dönüşüm geçirecektir. Bu dönüşüm yaşanırken engellilik durumu aşılabilir yeter kil bizler engellilerin temel insan haklarını tanıyalım ve engelsiz bir yaşamı kurmaya çalışan bileşenlere kulak verelim.”







