TDİ: İşkenceye karşı cezaevlerine ses olalım
- 14:44 3 Aralık 2021
- Güncel
İSTANBUL - Hasta ve infazı yakılan tutsakların durumuna dikkat çekmek için Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelen TDİ, cezaevlerindeki baskı ve işkence uygulamalarına karşı dayanışma çağrısı yaptı.
Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), hasta ve infazları yakılan tutsakların durumuna dikkat çekmek için hazırladıkları 2 aylık eylem planı kapsamında Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda açıklama yaptı. “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın infaz yakmalara son” pankartının açıldığı açıklamada, “Baskıya, işkenceye, tecride son” ve “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” dövizleri taşındı. Açıklamada sık sık, “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır” sloganı atıldı.
‘Düşmanca bir siyaset izleniyor’
HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, bazı hasta tutsakların “cezaevinde kalamaz” raporlarının olmasına rağmen tahliye edilmeyerek, ölümle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 83 yaşındaki ağır hasta tutsak Mehmet Emin Özkan’ın bunlardan birisi olduğunu ifade eden Züleyha, “Bundan birkaç ay önce elleri kelepçeli halde hastaneye götürülürken fotoğrafını görmüştük ve yürüyemez haldeydi. Özkan'ın, artık ayağa kalkacak durumu yok, yatağa bağlı bir şekilde yaşıyor. Kendi bakımını kendi yapamıyor. Ama buna rağmen tahliye edilmiyor. Binlerce hasta mahpusun tedavisi yapılıyor, tahliyesi gerçekleşmiyor. Aysel Tuğluk da bunlardan birisidir. Adli Tıp Kurumu (ATK) mahpuslara yönelik düşmanca bir siyaset izliyor. Aslında cezaevlerinde bir katliam süreci yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
Tecrit koşulları
TDİ üyesi Ertan Çıta da cezaevlerinde hak gasplarının ve tecrit koşullarının arttığına dikkat çekerek, tutsakların dışarıyla olan tüm bağlarının koparılmak istenildiğini belirtti. Cezaevleri idarilerinin bu uygulamalarıyla tutsakları kimliksizleştirmeye çalıştığının altını çizen Ertan, “Artık hapishane idareleri mahkemelerin yerine geçiyor, tutsakların tahliyeleri engelleniyor. Mahkemelerin verdiği hapis cezaları yeterli görülmeyerek tutsaklara ceza içerisinde ceza uygulanıyor. Pandeminin ardından tutsaklara yönelik saldırılara yenileri eklendi. Tutsakların görüş hakları tamamen ortadan kaldırıldı, devrimci-yurtsever gazete ve dergiler ‘basın-ilan yasası’ gerekçesiyle engellendi, bir nevi tecrit ve ölüm sarmalı içerisine hapsedildi. Bu süreçte birçok hasta tutsak yaşamını yitirdi, tedavi olamayan birçok tutsağın sağlık durumu kötüleşti. Tüm bu saldırılara rağmen üretmeye, direnmeye ve devrimci faaliyete tutsaklar devam etti” diye aktardı.
‘Hapishanelere milyonlarca lira harcanıyor’
Halkın açlıkla ve yoksullukla boğuştuğu böylesi bir dönemde devletin yeni tiplerde cezaevleri yaptığını söyleyen Ertan, “2 yılda hapishane inşaatlarına 11 milyar 104 milyon lira harcandı. İşçiye, emekçiye, ezilenlere sefalet ücreti reva görülürken, bu düzene sesini çıkaran her sesi hapse atmak için milyarlarca lira harcanıyor. Devlet yoksulların sesini kısma da, içeri atma da hiç tasarruftan imtina etmiyor. Tutsaklar da içeride geçinemiyor” ifadelerini kullandı.
Ses çıkarma çağrısı
Devletin politikaları sonucu birçok hasta tutsağın yaşamını yitirdiğini sözlerine ekleyen Ertan, 12 Kasım’da tedavisi yapılmadığı için yaşamını yitiren Bangin Muhammed’e işaret etti. Ertan, tutsakların tecrit duvarlarının arkasına gömülmesine ve tüm yaşamın hücreleştirilmesine izin vermeyeceklerini ifade ederek, baskı, saldırı ve işkenceye karşı herkesi cezaevlerine ses olmaya çağırdı.
Açıklama alkış ve sloganlar ile sonlandırıldı.







