GÖÇİZDER Eşbaşkanı: İktidar mülteci sorununu çözümsüzlüğe sürüklüyor

  • 09:12 4 Aralık 2021
  • Güncel
İSTANBUL- İktidarın ülkeyi yönetememesinden kaynaklı oluşan sorunların üstünü kapatmak için, mültecileri suçlar yönde söylemler ürettiğini ifade eden Göç İzleme Derneği Eşbaşkanı Kamile Kandal, “Yerel yönetimler ve devlet, göçmenlerin yaşamını kolaylaştırıcı uygulamalar yapması gerekirken daha çok vatandaşı kışkırtan şeyler yapıyor” dedi.
 
Dünyada her yıl, başta yaşanan savaşlar olmak üzere ekonomik krizden kaynaklı geçim sıkıntısı, darbeler ve inançsal baskılardan dolayı milyonlarca insan göç yollarına düşüyor. Göç sırasında kadınlar ve çocuklar olmak üzere binlerce kişi gittikleri ülkelerde birçok hak ihlali ve zor şartlar ile karşı karşıya kalıyor, katlediliyor ve ölüme terk ediliyor. Bunun en son örneği ise Belarus- Polonya sınırında yaşandı. 27 haftalık bebek açlıktan, birçok genç de soğuktan donarak yaşamını yitirdi. Buna sebep olan devletler yaşananlara gözlerini kapatırken, sivil toplum örgütleri mültecilerin, yaşadıkları sorunlara çözüm bulmak için farklı alanlarda çalışma yapıyor.
 
Kadın dayanışması sınırları aşıyor
 
Türkiye’de mülteci kadınlar için çalışma yapan Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER) Mor İzleme Komisyonu, kadınların yaşadığı sosyal, psikolojik, hukuksal birçok soruna çözüm bulmaya çalışıyor. Bu yılın Nisan ayında kurulan komisyon, kadın örgütleri ile de bilgi alışverişinde bulunuyor. Komisyon ayrıca 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla da “Kadın dayanışması sınırları aşıyor” diyerek dünyanın birçok yerinden mülteci ve göçmen kadınların mesajlarının yer aldığı bir video hazırladı.
 
GÖÇİZDER Eşbaşkanı Kamile Kandal ile ülkede ve dünyada yaşanan mülteci krizini konuştuk.
 
‘Göçlerin en büyük sebebi savaş’
 
Çeşitli nedenlerle başlayan göçlerin yüzyıllar öncesine dayanan bir geçmişi olduğunu belirten Kamile, iklim, doğa koşulları ve zorunluluktan dolayı insanların göç ettiğini ifade etti. Kamile, “Savaş istemeyen ya da zarar göreceğini düşünen insanlar kendi ülkesinden başka bir coğrafyaya göç etmek zorunda kaldılar. Bu durum bugün de devam ediyor. İnsanlar ülkelerinde olan iç savaştan ve devletlerin müdahalesinden dolayı göç etmeye devam ediyor. Göçlerin en büyük sebebi savaş. Savaşın yanında toplumsal baskılar, erkek egemen sistemin yarattığı koşullardan kaynaklı da kaçan kadınların oluşturduğu göç var. Yoksulluktan, iyi yönetilmemekten, ekonomik zorluklardan kaynaklı insanlar daha iyi şartlarda yaşamak için yüzlerce kişi araçlara doluşarak kötü şartlarda göç etmek zorunda kalıyor” dedi.
 
‘Avrupa Birliği’nin parasıyla yardım yapılıyor’
 
Göçler üzerinden insan kaçakçılığı ile ticaret oluşturulduğunu, maddi getirisi için insanların sürekli göçe teşvik edildiğini belirten Kamile, insan kaçakçılarının göç etmek zorunda kalan insanların durumundan faydalandıklarını aktardı. Kamile, devamında şöyle konuştu: “Göç yolunda kaçakçıların botları batırması sonucu gidecekleri yere varmadan pek çok insan ölüyor. İnsani ve evrensel değerler olarak bu bir cinayettir. Suriye’deki savaştan kaçıp gelen, Taliban’ın baskısıyla kaçıp gelen insanlar var. Ülkelerinden kaçmak için uçaktan düşen insanlar oldu. Dünyanın gözü önünde yaşanan bir dram. Savaşın, yoksulluğun, baskının sonucu göçtür. Mülteciler, göçmenler gittikleri yerlerde eşit yaşamalı ama yollarda ölmezlerse gittikleri yerlerde yapılan yasal düzenlemeler, verilen hizmet ne durumda o tartışılır. Türkiye’nin Afganistan’dan gelen göçlerle birlikte hızlandırılmış kurumsal hizmet vermeye yönelik bir takım çalışmaları var. Göçmen sağlık merkezleri gibi merkezler kuruldu ama tabi bunlar Avrupa Birliği’nin verdiği paralar ile oldu.”
 
‘Aylan’a üzüldük ama yüzlerce bebek ölmeye devam ediyor’
 
Belarus-Polonya sınırında binlerce insanın kamp kurduğunu ve bütün dünyanın bunu seyrettiğini söyleyen Kamile, “Polonya ve Belarus askerlerinin insanları nasıl püskürttüğünü, üzerlerine gaz sıktıklarını, şiddet uyguladığını gördük. Bunlara karşı ses çıkaranlar oldu ama Avrupa bu konuda sessiz kaldı. Mültecileri kabul etmeyen ülkeler birbirini suçluyor. Oradaki insanlık dramına bütün dünyanın ses çıkarması gerekiyor. Bir bebek açlıktan öldü, bir gencin cenazesi bulundu bunlara karşı sessiz kalmak evrensel değerlere ters bir durum. Aylan bebeği gördük bütün dünya ağladı ama onun gibi yüzlerce, onlarca bebek öldü bu yollarda. Göç alan ülkelerin ortak bir zeminde uluslararası sözleşmeler hazırlamaları, ortak çözüm bulmaları gerekiyor. Artık bu göç, mülteci sorunu dünyanın sorunu. Türkiye’de son dönemde çok fazla göç alıyor bunun için Türkiye’nin de çözüm bulması gerekiyor. Siyasal, toplumsal, ekonomik, eğitim, hukuki boyutta yeni düzenlemeler yapmak gerekiyor” önerisinde bulundu.
 
‘Mültecileri suçlamak çözümsüzlüktür’
 
Irkçılık ve aşırı milliyetçiliğin son yıllarda en fazla kullanıldığı alanın mülteciler olduğunu ifade eden Kamile,  fakat iktidarın yönetimsel ve ekonomi sorunlarına çözüm bulamamasından kaynaklı dikkati başka yere çekmek için mültecilere yöneldiğinin altını çizdi. Kamile, bunun çözümsüzlük olduğunu dile getirerek, “Bu durum o ülkenin mülteci konusunda çözümsüzlüğünü ve aynı zamanda siyasal olarak kullanılacak malzeme durumunda getirdiğinin göstergesidir. Bolu ve Ankara’da bazı belediyeler mültecilere karşı yapılan uygulamalar ile aşırı milliyetçiliğin ve ırkçılığın önünü açtı. Yerel yönetimler ve devlet göçmenlerin yaşamını kolaylaştırıcı uygulamalar yapması gerekirken daha çok vatandaşı kışkırtan şeyler yapıyor” diye belirtti.
 
‘Kadınlar ve çocuklar en çok mağdur oluyor’
 
Kamile, göç sürecinde herkesin mağdur olduğunu ama kadınların ve çocukların daha fazla mağdur olduğunun altını çizerek, “Göç yollarında kadınlar kaçakçıların ya da resmi görevlilerin tacizine, tecavüzüne ya da sözlü aşağılamalarına maruz kalıyor. Kadınların yaşadığı durum erkeklerden kat kat daha ağır oluyor. Eril zihniyetin yer aldığı sistemde kadınlar gittikleri yerde de daha fazla yük taşımak zorunda kalıyorlar. Kadın olmak zor mülteci kadın olmak daha zor. Mülteci kadınlar ilk geldiklerinde eşleri onları çok fazla dışarı çıkarmıyor. Kadınlar eril bakışlara maruz kalıyor. Suriye’den göç eden kadınlar ikinci eş olarak evlenmek zorunda kalıyor. Mülteciliğin en çok mağduru kadınlar ve çocuklar” diye konuştu.
 
Sınırları aşan bir dayanışma
 
Kadınların sorunlarıyla özgün olarak ilgilenebilmek adına adımlar atarak Mor İzleme Komisyonu’nu kurduklarını söyleyen Kamile, “Kadınlara nasıl ulaşabiliriz? Danışmanlık hizmeti nasıl veririz? Sorunlarına çözüm olabilir miyiz? Sosyolojik, psikolojik olarak kadınlara nasıl destek olabiliriz diye çalışmalara başladık. Kadın dayanışması adına mülteci kadınlarla sınırları aşan bir dayanışma içerişinde olmak istiyoruz. Bizler bu çalışmayı önümüze koyduk güzel şeyler çıkaracağımıza inanıyoruz. Evlerinde ziyaret ediyoruz, onlar bizim yanımıza geliyor dil konusunda, hukuki anlamda danışmanlık yapıyoruz. Yeni yeni başladık alanımızı çoğaltacağız” dedi.
 
‘Ortak yaşamı oluşturmak zorundayız’
 
Suriye’den gelen göçmenlerin kaldığı kamplarda yaşanan sorunlara dikkat çeken Kamile, “Geç kaldığımız çözümleri üretmek zorundayız. Hem sivil toplum olarak hem devletin yeni düzenleyeceği yasalar ve hizmet vereceği kurumlar ile birlikte çözüm üretmesi gerekiyor. Türkiye mültecilere geçici statü sağlanıyor ama bu aslında çok ortada bir çözüm, mültecilerin kendini güvende hissetmediği bir statü. Sorunların çözülmesi için devletlere görev düşüyor ama devletleri zorlayacak olan toplumlardır. Ortak yaşamı örmek için kadınlara da sorumluluklar düşüyor. Ortak yaşamı oluşturmak zorundayız başka türlü nefes alamayız. Savaşlar, milliyetçilik, ırkçılık, ölümün ve öldürülmenin normalleştirildiği bir toplumda yaşamak istemiyoruz, değiştirmek istiyoruz o gücümüz var yeter ki inanalım” diyerek birlik konusunda çağrı yaptı.