Garibe’nin şüpheli ölümünde kadınlar tek ses: Bu bir cinayettir!

  • 11:01 10 Aralık 2021
  • Güncel
Marta Sömek
 
İSTANBUL - Kandıra Cezaevi’nde sistematik işkence gören ve tecavüze maruz kalan tutsak Garibe Gezer’in hücre cezası sürerken yaşamını yitirmiş halde bulunmasına tepki gösteren siyasetçi ve insan hakları savunucuları, Garibe’nin ölümünün şüpheli olduğuna işaret ederek, “Bu bir cinayettir” vurgusu yaptı. 
 
Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve gardiyanlar tarafından tecavüz ve cinsel işkenceye maruz bırakılan tutsak Garibe Gezer, dün hücresinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Garibe’nin yaşamını yitirdiği haberini cezaevi müdürü aileyi arayarak bildirdi. Haberin alınmasının hemen ardından Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu avukatları Jiyan Tosun ve Jiyan Kaya ile beraber Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) avukatlar Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne doğru yola çıkmıştı. Fakat Kocaeli Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan Garibe’nin otopsisi avukatlar beklenmeden yapıldı. Garibe’nin ön otopsi raporunda ise ölüm nedenine yer verilmedi.
 
‘Kasım ayında hücre cezaları devreye girebilir’ demişti
 
Garibe daha önce ailesi ve avukatları aracılığıyla ajansımıza iki mesaj iletmiş, yaşadığı tecavüz, baskı, tecrit ve şiddetin duyulması çağrısında bulunmuştu. Bir diğer mesajında ise hem psikolojik hem de fizyolojik olarak durumunun iyi olduğunu söylemişti. Kamuoyundaki baskı nedeniyle de cezaevi yönetiminin baskılarını “durdurduğunu” aktaran Garibe, “Baskılar durdu ama her an ne olabileceğini bilmiyoruz. Sadece bana yönelik değil genel olarak tüm tutsaklara yönelik baskılar sürüyor. Şu an durmuş vaziyetteler ama her an sıkıntı yaratabilirler bize. Hala eften püften sebeplerle bahaneler sunuluyor. Kasım ayında hücre cezaları devreye girebilir” demişti.
 
Garibe’nin şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesinin bir katliam olduğuna dair ajansımıza konuşan siyasetçi, insan hakları savunucuları ve feminist kadınlar, “Tecrit altında tutulduğu tek kişilik bir hücrede intihar ettiğinin söylenmesi bizim açımızdan şüpheli, herkes ölsün diye bu yöntemi kullanıyorlar. Bu bir cinayettir” dedi.
 
‘Garibe mücadeleci ve hayat dolu bir kadındı’
 
Garibe ile en son yaklaşık bir buçuk ay önce görüştüklerini aktaran İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, daha önce Jiyan Tosun’un da görüştüğünü ve müvekkilleri olduğunu belirtti. Garibe’nin mücadeleci ve hayat dolu bir kadın olduğunu dile getiren Eren, “Garibe aslında çok hayat dolu, çok mücadeleci, kararlı, biat etmeyen biriydi. İlk intihar teşebbüsü aslında ona ‘süngerli oda’ denen yerde yapılan işkence nedeniyle ve buna karşı da artık yapacağı hiçbir şey kalmadığı içindi ama kendini asmaya çalıştığı şey kopunca kurtulmuştu. Garibe esas olarak intihar eğilimi olan bir kız değil son görüşmemizde de o kadar kararlı, mücadeleci bir kızdı ki” diyerek ölümündeki şüpheye işaret etti.
 
‘Herkes ölsün diye bu yöntemi kullanıyorlar!’
 
Gördüğü işkence nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını anımsatan Eren, Garibe’nin bir hafta önce ablası ile telefonda görüştüğünde çok iyi olduğunu söylediğini, 5 günlük hücre cezasının bittiğini, 20 günlük hücre cezasının daha kaldığını söylediğini iletti. Bu yöntemin tutsakların yaşamını yitirmesi nedeniyle kullanıldığını ifade eden Eren, “Burada esas sorun şu, bu insanlar zaten hücre tipi cezaevinde yatıyorlar, bir de hücre cezası… Gerçekten herkes ölsün diye bu yöntemi kullanıyorlar, benim aklıma başka bir şey gelmiyor. Bunlar gencecik insanlar, daha ne istiyorsunuz bu insanlardan, bir de ayrıca hücreye koyuyorsunuz” cümleleriyle tepki gösterdi.
 
‘Garibe gayet iyiydi, kimse bunu beklemiyordu’
 
“İntihar” diye açıklanan durum için avukat Jiyan Tosun ve Jiyan Kaya ile ÖHD’li üç avukatın görüntü kayıtlarının hepsini isteyeceğini belirten Eren, hayattan vazgeçme düşüncesinin tutsaklara dayatıldığını sözlerine ekleyerek, “Bize göre şüpheli bir ölümdür bu. Her halükarda ölüme sebebiyet verme durumu söz konusu. Cezaevlerinde Garibe gibi çok sayıda insan var. Bu hayattan vazgeçme düşüncesini insanlara dayatıyorlar. O kadar kötü ki koşullar. Biz peşini bırakmayacağız bu olayın. Verilen destekle beraber gayet iyiydi Garibe, kimse bunu beklemiyordu, onun için çok şaşkın ve üzgünüz” değerlendirmelerinde bulundu. Öte yandan hücrede bulunan bir insanın nasıl intihar edebileceğini soran Eren, bu durumun akıl dışı olduğunu kaydetti.
 
‘Garibe cezaevlerindeki durumun en açık göstergesidir’
 
Eren, intihar girişiminde bulunan bir tutsağın tekrar tek kişilik hücreye konulmaması gerektiğine dikkat çekerken, “Hele ki Garibe gibi daha önce işkenceye karşı böyle bir intihar girişiminde bulunmuş bir insanın hücreye tek başına bile konmaması lazım. Yeniden aynı şeyleri yaşatıyorsunuz bu insana, akıl alır bir şey değil. Garibe’nin bu olayı cezaevlerindeki durumun artık en son, en açık ve en acılı göstergesidir” yorumunu yaptı.
 
‘Hapishanedeki yoldaşlarımız bu kadar mı sahipsiz!’
 
Sanatçı Pınar Aydınlar da Garibe’nin intihar ettiğine inanmadıklarını belirterek, “Hiçbir şekilde bu sonuca inanmadığımızı, bir intihar olduğunu asla düşünmediğimizi belirtmek istiyorum” dedi. Garibe gibi yüzlerce tutsak ile dayanışarak sahip çıkıldığının mesajını veren Pınar, “Yoldaşımız, verdiği mücadele karşısında çok büyük saldırılarla karşılık bulmuştur ve bu zulmü de püskürten elbette ki dışarının içeriye sahip çıkışıdır. Ancak bugün aldığımız bu haberle elbette ki bir gerçek daha ortaya çıkıyor, hapishanelerdeki arkadaşlarımız, yoldaşlarımız, dava arkadaşlarımız bu kadar mı sahipsiz?” tepkisinde bulundu.
 
‘Mutlaka hesap sorulacak!’
 
“İntihar etti” denilerek üzeri kapatılmaya çalışılan birçok olayın olduğunu aktaran Pınar, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “İntihar süsü verilen tarihte bir İbrahim Kaypakkaya örneği var Diyarbakır zindanlarında, ki intiharı, o anlayışı reddeden birisini dahi işkence ile katlettiler ve intihar süsü verildi. Benim aklıma ilk bu geldi. Bugün de yoldaşımıza karşı aldığımız haber, ailesi ile kurduğu diyalog neticesinde bizim aklımızla oynamasınlar, bizi aptal yerine koymaya çalışmasınlar. Biz çok iyi biliyoruz ki içeride siyasi tutsaklara dönük çok ciddi baskı, zulüm politikası var.”
 
Faşizmin yok sayma ve işkence kültürünün devam ettiğinin altını çizen Pınar, Garibe’nin davasını ve ailesini yalnız bırakmayacaklarını ve bu davanın takipçisi olacaklarını vurguladı. Bir gün mutlaka hesap sorulacağı vurgulayan Pınar, “Öfkem o kadar büyük ki, evet biz bu mücadelede şu anda hüzünlendik, üzüldük ama öfkemiz bu hüznün yerini alsın ki hesap soracak gücümüzü kaybetmeyelim” ifadelerini kullandı.
 
‘Şüpheli ölüm olarak görüyoruz’
 
HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, Garibe’nin cezaevinde yaşadığı cinsel saldırı, işkence, şiddet ve baskıya maruz kalması durumuna ilişkin HDP’li vekiller olarak Adalet Bakanlığı’na soru önergeleri verdiklerini ve bu durumun takipçisi olduklarını söyledi. Garibe’nin yaşamını yitirmesini “şüpheli ölüm” olarak gördüklerini paylaşan Dilşat, “Cezaevi İnsan Hakları Komisyonu’na da söylenilmişti ama maalesef bugün gelinen durumda Garibe Gezer yaşamına son verdi. Şüpheli ölüm olarak görüyoruz biz bunu intihar olarak görmüyoruz. Çünkü tek kişilik bir hücrenin içerisinde neler olduğunu, ne yaşandığını, gerçekten tekrar bir işkenceye maruz kalarak mı yaşamını yitirdi yoksa kendisi mi yaşamına son verdi? Bunun sorumluları Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’dır. Çünkü kendi cezaevlerini denetleyemeyen ve cezaevlerinde bu kadar sorun varken bugün esasen baş sorumlunun Adalet Bakanlığı olduğunu yeniden hatırlatmak gerekiyor” diye konuştu.
 
Dilşat, HDP olarak dosyanın peşini bırakmayacaklarını ve sorumlular hesap verene kadar da sürdüreceklerini dile getirdi.
 
‘Garibe tecrit altında tutuluyordu’
 
Kadınların Kurtuluşu üyesi Burcugül Çubuk da, “Garibe kendisine yönelik işkence ve tecavüzü erkek devlet şiddeti karşısında net bir biçimde ifade etmişti ve bütün kadınlar açısından da bir mücadele azmi ortaya koymuştu. Ve Garibe’nin kendisine yaşatıldıklarını duyurma biçimi bir yenilgi değil, kadın mücadelesine ilişkin bir şey anlatıyordu Garibe” şeklinde konuştu.
 
Burcugül, işkence, tecavüz ve tecridin tamamının tüketmeye yönelik ve özellikle kadın tutsaklara cinsel işkencenin amacı olarak hayattan tamamen koparmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. Tüm işkence, tecavüz ve tecridin karşısında Garibe’nin mücadelesini sürdürdüğüne değinen Burcugül, “Garibe de bunun karşısında bir mücadele bilinciyle duruyordu ve sosyal medyadan öğrendiğimiz kadarıyla dışarıyla yaptığı görüşmelerde mücadeleye devam ettiğini, direndiğini, dışarıdaki baskının içeride olumlu sonuçlar doğurduğunu fakat tabii ki idari baskının devam ettiğini söylüyordu. Tecrit altında tutulduğu tek kişilik bir hücrede intihar ettiğinin söylenmesi bizim açımızdan şüpheli” diye konuştu.
 
‘Bu bir cinayettir!’
 
Cezaevlerindeki tutsaklara bir şey yakmamaları için kibrit dahi verilmediğini belirten Burcugül, “Bu kadar sıkıntılı bir yerde Garibe’nin intihar etmesine inanmak zor. Diyelim ki intihar etti, bu bir cinayettir çünkü Garibe intihara zorlanmış, sürüklenmiştir” değerlendirmesinde bulundu. Arka arkaya gelen olaylar silsilesinin tesadüf olmadığını, tam tersi planlı ve programlı bir işkence, tecavüz, tecrit, yöntemi olduğuna ışık tutan Burcugül, tamamen tüketmek, yaşamı tamamen ortadan kaldırmaya yönelik de bir politika olduğuna vurgu yaptı. Burcugül son olarak, “Bu erkek-devlet şiddeti karşısında da bir kadın intihar ettiyse eğer, nasıl Musa Orhan’ın katil olduğunu söylüyorsak, bugün o işkencecilerin, tecavüzcülerin de katil olduğunu söyleyerek açıkça belirtmek zorundayız” dedi.