‘Aysel Tuğluk için adalet’ demek ölüm siyasetini reddetmek demek'

  • 15:07 10 Aralık 2021
  • Güncel
 
HABER MERKEZİ - Hasta tutsak Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması için bir çok kentte eş zamanlı basın açıklaması düzenleyen TJA ve HDP Kadın Meclisi, "Aysel Tuğluk için adalet’ demek, iktidarın ölüm siyasetini reddetmek, yaşam siyasetini savunmak demektir" dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisleri ve Tevgere Jinen Azad (TJA) üyeleri Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan demans hastası HDP Eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması için birçok ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamalarında Aysel’in hastalığına devletin inkar imha, asimilasyon ve Kürt düşmanlığı politikalarının neden olduğu belirtilirken iktidarın hafızasızlaştırma dayatmalarına karşı kadınların mücadele ile cevap verdiği kaydedildi.
 
Van’da Tevgera Jinen Azad (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi ve Tutuklu Yakınlarıyla Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) üyeleri 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Sanat Sokağı Ova İş Merkezi önünde düzenlenen açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van İl Eş başkanı Handan Karakoyun ve Van Barış Anneleri Meclisi üyeleri katıldı. Açıklamada “Tecride karşı özgürlüğü, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz. Biji Berxwedana zindana” yazılı pankartının yanı sıra dün şüpheli bir şekilde tutuklu bulunduğu Kandıra 1 Nolu F Tipi Kadın Kapalı Cezaevi yaşamını yitiren Garibe Gezer ile tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevinde sağlık durumu ağırlaşan HDP eski milletvekili Aysel Tuğluk’un fotoğraflarının yer aldığı dövizler taşındı.
 
‘Her alanda mücadele eden kadınlar hedef alınıyor’
 
Açıklamada konuşan HDP Tuşba İlçe Belediye Meclis üyesi Songül Işık İnsan Hakları Haftası nedeniyle dünyanın her yerinde eşitlik, adalet, barış taleplerinin dillendirildiğini ifade etti. ‘Tek adam’ rejiminin kendi varlığını demokrasi cephesinde yer alan kesimler üzerinden soykırım operasyonları ile sürdürdüğüne dikkat çeken Songül, “Özelde de kadın kırım politikalarıyla, her alan da mücadele eden kadınları hedef almaktadır” ifadelerini kullandı. 
 
‘Hak ihlalleriyle cezaevleri katliam alanlarına dönüşmüştür’
 
İnsan hakları ihlallerinin en fazla cezaevlerinde yaşandığını dile getiren Songül,  tecrit rejiminin devrede olduğunu ve bu politikaların kadını her alanda hedef aldığı gibi, cezaevlerinde de aldığını vurguladı. Cezaevlerinde ağır koşullar altında her türlü baskıya maruz bırakılan kadın tutsakların birçok ihtiyaçtan mahrum bırakıldığını ve çeşitli gerekçelerle hücre cezalarına çarptırıldığını belirten Songül, “Birçok arkadaşımız ağır sağlık sorunları yaşamaktadır ya da cezaevlerindeki kötü koşullardan kaynaklı ağır hastalıklara yakalanmaktadırlar. Yaşanan hak ihlalleri sonucu ceza evleri katliam alanlarına dönüşmüştür” dedi.
 
 ‘Garibe Gezer Kürt ve kadın düşmanlığı sonucu katledildi’
 
Kandıra 1 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda hücrede tutulan ve daha önce sistematik olarak işkenceye maruz kalan Garibe Gezer’in şüpheli ölümüne dikkat çeken Songül, “Yoldaşımız iktidar zihniyetinin Kürt ve kadın düşmanlığı sonucu katledilmiştir. Yaşadıklarına karşı yaptığı tüm resmî başvuralar cevapsız kalmıştır. Avukatlar olmadan apar topar yapılan otopsi işlemleri Garibe yoldaşımızın katledildiğini göstermektedir. Bizler katledilen her bir kadının hesabını soracağımızı ve katiller hesap vermeden alanları terk etmeyeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Irkçı saldırılar Aysel üzerinde kalıcı hasar bıraktı’
 
Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Milletvekili Aysel Tuğluk’un sağlık durumuna da dikkat çeken Songül, şöyle devam etti: “Ağır sağlık sorunları yaşadığı aylardır kamuoyuna yansımasına rağmen; iktidar yetkilileri kulağını kapatıyor. Ancak, uzman raporlarına göre bu hastalık Aysel’in cezaevinde kalmasına engeldir. Tuğluk'un hafıza kaybı yaşamasına sebep olan devletin inkar, imha, asimilasyon ile Kürt düşmanlığı politikalarıdır. Neden mi bunu söylüyoruz? Çünkü Aysel, cezaevinde birinci yılı dolmadan annesi Hatun Tuğluk'un ölüm haberini aldı ve izinli olarak cenazeye katılmak üzere çıkarıldı. Cenazeye katılanlar, mezarlığa girdikleri andan itibaren ırkçı, sözlü saldırılara ve tacize maruz kaldı, akabinde de hepsine yönelik taşlı saldırılar başladı. Aysel Tuğluk bütün bunları, gördü, duydu, yaşadı ve tanıklık etti. Bu ırkçı saldırılar Aysel üzerinde kalıcı etkiler bıraktı.”
 
‘Onların arkasında güçlü bir kadın örgütlülüğü var’
 
 Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılması gerektiğine vurgu yapan Songül, aksi halde yaşanacak herhangi olumsuz bir durumdan Adalet Bakanlığı ve siyasi iktidarım sorumlu olacağına dikkat çekti. Songül, “Aysel Tuğluk zindanlarda direnen kadın yoldaşlarımız yalnız değildir. Onların arkasında güçlü bir kadın örgütlülüğü vardır. Kadın dayanışmamız ve birlikteliğimizle yaşatma siyasetini savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu. 
 
Açıklama cezaevlerin de yaşanan hak ihlallerine yönelik kamuoyu duyarlılığa davet edilerek; “Biji berxwedana zindana” sloganları alkış ve zılgıtlarla son buldu.
 
Muğla
 
Muğla Bodrum Belediye Meydanı’nda bir araya gelen HDP Muğla Kadın Meclisi’ne 2017 Yurttaş İnisiyatifi, CHP Kadın Kolları ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nden kadınlar da destek verdi. ‘#Hastatutsaklaraözgürlük yazılı dövizleri taşıyan kadınlar “Jin jiyan azadî”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı. Basın açıklamasını kadınlar adına HDP Muğla İl Eşbaşkanı Fulya Erdoğan okudu.
 
İzmir
 
İzmir’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen kadınlar “Aysel Tuğluk için adalet, tün hasta tutsaklar için adalet” yazılı pankartı taşıdı. Açıklamaya çeşitli parti temsilcileri, kadın kurum ve örgütü temsilcileri, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği de destek verdi. Aysel Tuğluk’un fotoğrafının taşındığı açıklamada kadınlar sık sık “Jin jiyan Azadî”, “Hasta tutsaklara özgürlük”, “Bijî tekoşîna jinan”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Garibe Gezer onurumuzdur” sloganları attı. Açıklamayı HDP İzmir Kadın Meclisi’nden Ayşe Özdamar okudu. Açıklamada ortak basın metni okunduktan sonra Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde şüpheli şekilde hayatını kaybetmiş halde bulunan Garibe Gezer’e vurgu yapıldı.
 
Garibe için yazılan dilekçeler cevapsız bırakıldı
 
Açıklamada dün şüpheli şekilde yaşamını yitiren Garibe Gezer’e işaret edildi. Açıklamada 5 yıldır cezaevinde bulunan Garibe’nin abisinin 2014 yılında katledildiği, diğer abisi Mehmet Emin Gezer’in kardeşinin faillerini ararken polis kurşunu ile vurulup felç kaldığı belirtildi. Mehmet Emin Gezer’i felç bırakan polislerin cezasızlık zırhı ile korunduğu belirtilen açıklamada, “Bir diğer abisi ise Elazığ Cezaevi’ndedir. İşte böyle bir yaşam döngüsünde Garibe 2016 yılında haksız bir şekilde tutuklanıp, ceza almıştır. En son Bünyan Kadın Kapalı cezaevinden hücre cezaları nedeniyle Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edilmiştir. Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 33 gün hücrede tutulduktan sonra tek başına bir hücreye götürülmüştür. Arkadaşlarının yanına gitmek adına yazdığı dilekçeler cevapsız bırakılmıştır” denildi.
 
Garibe’ye cinsel saldırıda bulunulmuştu
 
Garibe’nin atıldığı hücrenin kendi tabiriyle dışkıların bulunduğu izole bir alan olduğu ifade edilen açıklamada, “Kendisini bedenen, ruhen, fikren öldürmeye çalışan bu hücreye itiraz etmiş ve itirazını kapı dövme şeklinde duyurmuştur. Kapı dövme olayından sonra tehdit edilip, yerlerde yarı çıplak şekilde sürüklenerek; 4 saat süngerli odada bekletilmiştir. Süngerli oda sonrasında tekrar hücreye götürülen Garibe’ye memurlar tarafından cinsel saldırı gerçekleşmiştir. Yaşanan bu cinsel saldırı sonrasında Garibe intihar girişiminde bulunmuştu” diye belirtildi.
 
Açıklama sloganlarla sona erdi.
 
Aysel’in hastalığına devletin düşman politikasıdır
 
Hafıza kaybı gibi ağır sağlık sorunları yaşadığı kamuoyuna yansıdığı, uzman raporlarına göre Aysel’in cezaevinde kalamayacağının belirtilmesine rağmen yetkililerin konuya kulağını tıkadığı ifade edilen ortak basın metninde, “Tuğluk’un hafıza kaybı yaşamasına sebep olan devletin inkar, imha, asimilasyon ile Kürt düşmanlığı politikalarıdır. Neden mi bunu söylüyoruz? Çünkü Tuğluk cezaevinde birinci yılı dolmadan annesi Hatun Tuğluk’un ölüm haberini aldı. Ve izinli olarak cenazeye katılmak üzere çıkarıldı. Cenazeye katılanlar, mezarlığa girdikleri andan itibaren ırkçı, sözlü saldırılara ve tacize maruz kaldı, akabinde de hepsine yönelik taşlı saldırılar başladı. Aysel Tuğluk bütün bunları, gördü, duydu, yaşadı ve tanıklık etti. Bu ırkçı saldırılar, Tuğluk üzerinde kalıcı etkiler bıraktı” sözleri yer aldı.
 
ATK’nin tutumu siyasidir
 
Tuğluk’un hastalığı ilerlemesine rağmen Adli Tıp Kurumunun (ATK) ‘Hayatını yalnız idame ettirebilir’ dediği ifade edilen açıklamada “Önceki süreçlerde de bildiğimiz üzere ATK’nin bu tutumu siyasidir. Öyle ki hasta tutsakların cezaevlerinde tabutları çıkıyor ya da serbest bırakıldıktan birkaç gün sonra yaşamlarını yitiriyor” denildi.
 
İktidarın hafızasızlaştırma dayatmalarına kadınlar karşı çıkıyor
 
Aysel’in hastalığının birincil sorumlusunun iktidar olduğu dile getirilen açıklamada, “Savaş ve ölüm siyaseti yürüterek, cinsiyetçi, kutuplaştırıcı, ayrımcı, militarist politikalarıyla ayakta durmaya çalışan iktidar; hapsederek, rehin tutarak mücadele etmelerini engelleyemediği kadınlara ‘yaşatmamayı’, ‘hafızasızlaşmayı’ dayatmaktadır. Ancak, kadınların hafızası gayet net. Bizim hafızamızda katliamlar, siyasi soykırım operasyonları, kadın mücadelesine yönelik saldırılar, Kürtlere, Alevilere yönelik ırkçı saldırılar hala taptaze” denildi.
 
‘Aysel’in arkasında güçlü bir kadın mücadelesi var’
 
Kadın mücadelesinin hafızasızlaştırılamayacak kadar onurlu bir mücadele olduğu ve Aysel’in de mücadeleyi sürdürdüğü vurgulanan açıklamada, “Bugün, ‘Aysel Tuğluk için adalet’ demek kadın özgürlük mücadelesini savunmaktır, ‘Aysel Tuğluk için adalet’ demek, demokratik siyaseti savunmaktır, ‘Aysel Tuğluk için adalet’ demek, iktidarın ölüm siyasetini reddetmek, yaşam siyasetini savunmaktır. Aysel Tuğluk derhal serbest bırakılmalı, aksi halde yaşanacak herhangi olumsuz bir durumda sorumlusu başta Adalet Bakanlığı olmak üzere siyasi iktidar sorumludur. Aysel Tuğluk yalnız değildir. Onun arkasında güçlü bir kadın örgütlülüğü vardır. Başta hasta tutsaklar olmak üzere, siyasi rehine olarak tutulan kadınları, zindanlardan mücadelemiz ve direnişimizle çıkartacağız” ifadeleri kullanıldı.
 
Aydın
 
HDP Aydın Kadın Meclisi ve Didim Kadın Platformu da 10 Aralık İnsan Hakları günü nedeniyle Didim PTT Şubesinden Adalet Bakanlığına Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması için faks çekti. Öncesinde postane önünde kısa basın açıklaması gerçekleştiren kadınlar adına açıklamayı HDP PM Üyesi Ayfer Demirel gerçekleştirdi.  
 
Kadınlar adına konuşan Ayfer “Kandıra F tipi cezaevinde bulunan HDP önceki dönem Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un yaşadığı ciddi sağlık sorunlarından dolayı ‘İnfazının ertelenmesi’ talebiyle adalet istiyoruz. Tedaviye erişim en temel insan hakkıdır! Tüm hasta tutuklulara adalet!  Platform olarak yazdığımız dilekçede imzası bulunanlar; 10 Ekim Didim Umut Tiyatrosu, Akbük Cemevi, Akbük Kadın İnisiyatifi, Didim Cemevi, Emek Partisi, HDK, HDP Kadın Meclisi, Sol Parti, Yeni Demokrat Kadın, Yeşil Sol Parti” şeklinde konuştu