İHD: 59 hasta tutsak yaşamını yitirdi
- 15:47 14 Aralık 2021
- Güncel
ANKARA/VAN - İHD, hasta tutsakların durumuna ilişkin yaptığı eş zamanlı basın açıklamasında geçen yılın başından bu yana 7’si infaz ertelemesinden kısa bir süre sonra olmak üzere en az 59 hasta tutsağın yaşamını yitirdiğini açıkladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD), hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla birçok kentte eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdi.
Ankara'da İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların sağlık durumuna ilişkin İHD Ankara Şubesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında yapılan açıklamada, “Tedavi haktır engellenemez hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı açıldı.
Cezaevindeki ihlaller
Komisyon adına konuşan avukat Ömer Faruk Yazmacı, cezaevlerinde pek çok hak ihlalin yaşandığını belirterek, "Sevk ve sürgünler, ailelerinden uzak hapishanelerde tutulmaları, tecrit ve izolasyon, ailelere görüş haklarının engellenmesi, iletişim araçlarından faydalanamamaları, haberleşme haklarının engellenmesi, adil yargılanma haklarından mahrum bırakılmaları, disiplin cezaları, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarının gözlem kurulu kararlarıyla engellenmesi, işkence ve kötü muamele, çıplak arama ve spor ve atölye faaliyetlerinin kısıtlanması gibi daha pek çok ihlal sayılabilmektedir” dedi.
‘Uluslararası hukuk hiçe sayılıyor’
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çeken Ömer Faruk, “İmralı Hapishanesi'nde tutulan Abdullah Öcalan ve arkadaşlarının üzerinde uzun yıllardır ağırlaşarak devam eden bir tecrit mekanizması bulunmaktadır. Avukatların ve ailelerin görüşme talepleri sürekli olarak reddedilmekte, CPT tavsiyeleri ve Mandela Kuralları hiçe sayılmaktadır. Diğer cezaevlerinde de mahpuslar üzerinde çeşitli tecrit yöntemleri uygulanmakta; mahpuslar keyfi olarak tekli hücrelerde tutulmakta, aile ve telefon görüşleri yasaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.
İnsanlık dışı yaklaşım
Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi'nde cinsel saldırı ve ağır işkenceye maruz kalan Garibe Gezer’in şüpheli şekilde yaşamını yitirmesine değinen Ömer Faruk, “Garibe Gezer, tutulduğu tek kişilik hücrede yaşamını yitirmiştir. Garibe Gezer’in yaşamını yitirmesine neden olan maruz kaldığı saldırılar ve cenaze işlemleri sırasında basına yansıyan görüntüler kamu gücünü elinde bulunduranların mahpuslara ve yakınlarına insanlık dışı bir yaklaşım içinde olduklarının en somut örneğidir” diye konuştu.
'ATK raporları taraflı’
Cezaevi koşullarında tedavileri yapılamayacak durumda olan hasta tutsakların tedavilerinin cezaevleri dışında gerçekleştirilmesi için yapılan başvuruların çoğu zaman reddedildiğini söyleyen Ömer Faruk, cezaevinde yaşamını idame ettiremeyecek derecede ağır hasta olan tutsaklar hakkında Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından hazırlanan raporların taraflı ve bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu söyledi. Ömer Faruk, "Bu nedenle hasta mahpusların hapishanede geçirdikleri süreler uzamakta ve hastalıkları ilerlemektedir. Özellikle Kovid-19 salgının kronik rahatsızlığı bulunan kişiler üzerindeki olumsuz etkisinin ağır hasta mahpuslar için ciddi bir tehdit olduğunu belirtmek isteriz. 2020 yılı başından bugüne kadar 7’si infaz ertelemelerinden kısa bir süre sonra olmak üzere en az 59 hasta mahpus yaşamını yitirmiştir. Yaşamlarını yitiren mahpusların sayılarının daha da artmaması amacıyla tüm hasta mahpusların tahliye edilerek tedavilerinin tam teşekküllü hastanelerde yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
‘Tahliyeler yaşamın son dönemlerinde’
Cezaevlerinde tedavi olamayan hasta tutsakların ancak tedavilerinin son aşamasında serbest bırakıldığını söyleyen Ömer Faruk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tahliye edilebilen çok sayıdaki mahpus da ancak yaşamının son dönemlerinde gelindiğinde tahliye edilmekte ve kısa bir süre sonra yaşamlarını yitirmektedir. Mehmet Ali Çelebi dördüncü evre kanser hastası olmasına rağmen uzun bir süre tahliye edilmemiş ancak geri dönülemeyecek boyuta gelindiğinde infazı ertelendi ve 10 gün sonra da kaldırıldığı hastanenin yoğun bakımında yaşamını yitirdi. Yine son olarak İskenderun T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ve tedavisi yapılmayan Rojavalı ağır hasta mahpus Bangin Muhammed’in yaşamını yitirdiğini büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunmaktayız. Mehmet Emin Özkan ve Aysel Tuğluk özelinde ağır hasta mahpuslar tüm başvurulara rağmen tahliye edilmeyerek yaşam hakları ihlal edilmektedir. Ayrıca Mart 2020’de Türkiye’de de pandemi olarak ilan edilen Covid-19 salgını nedeniyle hapishanelerde yeterli tedbirler alınamamış ve mahpuslar yaşamlarını yitirmişlerdir. Hala oda aramalarında, mahkeme ve hastane sevklerinde tedbirler alınmadığı için mahpuslar virüs kapmaktadırlar. Özellikle yaşı ilerlemiş ve kronik hastalıkları olanlar hala risk altındadır."
Van
İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi Cezaevi Komisyonu da, cezaevlerinde yaşanan sağlık hakkı ihlali ve hasta tutsaklara ilişkin dernek binalarında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Komisyon adına Nedim Sarısaç açıklama gerçekleştirdi. Nedim, Türkiye cezaevlerinde bin 600’ü aşkın hasta tutsak bulunduğunu hatırlattı.
‘Tecrit kaldırılsın’
İHD'nin eş zamanlı açıklamalarında, cezaevlerine ilişkin çözüm önerileri ve talepleri şöyle sıraladı:
* Mahpusların tedavilerinin düzenli bir şekilde uygun koşullarda yapılması sağlanmalı; tedavisi cezaevinde yapılamayacak mahpusların tahliyeleri sağlanmalı, Adli Tıp Kurumu infazın ertelenmesi raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılmalıdır. İnfazı ertelenen mahpusların tedavileri için sağlık giderleri devlet tarafından karşılanmalıdır.
* Sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi kaldırılmalı, hastanelerin verdiği raporlar esas alınarak cezaların infazları ertelenmelidir.
* Cezaevlerinde kapasite sorununa rağmen infaz yasasına aykırı bir şekilde tek kişilik hücrelerde tutulan çok sayıda tutuklu ve hükümlü bulunduğu tarafımızca tespit edilmiştir. Tecrit uygulamaları, mahpusların fiziksel- psikolojik-sosyal bütünlüklerini bozmakta ve insanın varoluşuna aykırı olarak bir işkence yöntemidir. Tecride dayalı infaz rejimi, uygulayanların inisiyatifine bırakılamaz derhal kaldırılmalıdır.
* İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ve arkadaşlarına uygulanan özel hukuk ve ağırlaştırılmış tecrit kaldırılmalı, aile ve avukat görüş hakları tanınmalı ve yasal haklarından yararlandırılmalıdırlar.
AİHM kararları
* AİHM’in Kaytan - Türkiye kararı uyarınca mahpusların müddetnamelerinde yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak tahliye olabilecekleri uygun bir tarih yer almalıdır.
* AİHM’in Gülay Çetin - Türkiye kararında belirttiği hususlara uyulmalı, hasta mahpusların tahliye edilmemesinin AİHS’in 3. maddesinin ihlali olduğu hatırda tutulmalıdır.
* Mahpuslar aşırı kalabalık koğuşlarda tutulmamalı, havalandırma haklarından kesintisiz bir şekilde yararlandırılmalı, temiz su ve sıcak suya erişimleri sağlanmalıdır.
* Hapishanelerde sürekli olarak doktor ve mahpus sayısına uygun şekilde sağlık personeli bulundurulmadı, hastanelere sevkler esnasında tek kişilik ring araçlarıyla değil ambulans tipi araçlarla sevkler sağlanmalıdır.
* Sağlıklı beslenme için besleyici iaşe bedelleri karşılanmalı
* Mahpusların sağlıklı beslenmeli için yeterli ve besleyici iaşe bedelleri karşılanmalı, diyet yemeği ile beslenenlerin diyet yemeği uygun şekilde verilmelidir.
* Ceza infaz memurları ve hapishane idarelerinin olumsuz ve hatta suç teşkil eden tutumlarının önüne geçmek için etkili bir denetim mekanizması oluşturulmalı; baroların ve insan hakları örgütlerinin bu denetim süreçlerine aktif bir şekilde katılmaları sağlanmalıdır.”







