Dedeoğulları davası: Ben savcılarımı harcatmam
- 17:46 14 Aralık 2021
- Güncel
KONYA - Dedeoğulları katliamında konuşan müdafi avukatlarından Atilla Kurt, katledilen Serpil Dedeoğulları’nın 28 dakikada 18 kere polisleri aradığını belirtti. Dosya avukatı Abdurrahman Karabulut ise, Dedeoğulları’na dönük 13 Mayıs saldırısında ailenin korunması yönünde talepte bulunduklarını savcının ise, “Ben savcılarımı harcatmam” dediğini aktardı.
Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz’da Kars’lı Kürt Dedeoğulları ailesini katleden Mehmet Altun ile Çalık ve Keleş ailelerinin yargılandığı davanın ilk duruşması, Konya 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor. Sanık Mehmet Altun, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile(SEGBİS) katılırken, tutuksuz sanıklardan beş kişi duruşmada hazır bulundu.
‘Öldüresiye dövülen bizimkiler korunan onlar’
İfadesine devam eden Çetin Dedeoğulları, 12 Mayıs saldırısının ardından ailesinin Keleş ve Çalık ailesi hakkında şikayetçi olduğunu vurguladı. Çetin, “Öldüresiye dövülen bizimkiler ama koruma kararı alan onlar. Hepsinden şikayetçiyim. Hepsi organizeli. Aralarında da işsiz güçsüz olduğu için kurban olarak Mehmet Altun'u seçtiler" dedi.
Kürt oldukları için saldırıya uğradılar
Ardından katledilen Yaşar Dedeoğulları’nın kardeşi Ayfer Karasu konuştu. Ayfer, "Abimler hep tehdit ediliyordu. Kürt oldukları için hep hakaret ve saldırıya uğradıklarını söylüyordu. Peşlerini bırakmıyorlardı. Herkes hak ettiği cezayı alsın. Aralarında kurban seçmişler ama hepsinin cezalandırılması gerekiyor" dedi.
Sonrasında müşteki sıfatıyla söz alan aile yakınları, Keleş ve Çalık ailesinin Dedeoğulları'na Kürt oldukları için sürekli sataştığını söyledi.
Aileden faillere tepki
Katledilen Yaşar Dedeoğulları'nın kardeşi Ömer Rıfatoğlu, söz alarak faillerin katliamdan haberlerinin olmadığını söylemesine tepki gösterdi. Ömer'in konuşmasına salonda bulunan aile yakınları alkışlarla destek verirken Ömer, " Onlar kış uykusunda mıydı da haberleri yoktu? Adalet yerini bulsun. Biz komşudur dedik ama böyle mi olması gerekiyordu. Burada oturup arkalarına bakıp sırıtıyorlar. Arkalarına bakmasınlar" diyerek şikayetçi olduklarını belirtti. Sonrasında konuşan diğer müştekiler de şikayetçi olduklarını vurguladı.
22 dakikada 18 kere yetkili kurumlar aranmış
Ardından dava avukatlarından Atilla Kart, söz alarak dosya kapsamında konuştu. Avukat Atilla Kart şunları söyledi: “Adaletin tecelli edeceği bir yargılama olmasını diliyoruz. Soruşturma aşaması sakatlandı. Bize göre iddianame sakat bir iddianame. Ülkedeki siyasi iklimi de ifade ederek bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Maddi gerçeğin yani azmettirenlerin ortaya konması gerekiyor. Siyasî atmosferin ortaya konması gerekiyor. Bu sizin görevinizi aşıyor biliyoruz ama topluma cevap verilmesi gerekiyor. Burada daha farklı bir şey tartışıyoruz. Yurttaşlar arasında ayırım yapmadan genel bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Bunu yaparken de bir taraftan insan haklarını ve bunun yanında yaratılan ırkçı iklimi anlatmamız gerekiyor. Bu katliam insanlığa karşı suç niteliğindedir. Türkiye'de bu ırkçılığın tırmandırıldığı bir sosyo kültürel etki yaratıldı. Dedeoğulları ailesi 30 yıl önce Kars'tan daha güven Dedeoğulları’nın bir süre sonra çevreden “Kürt aile” olarak tanımladıklarını bildiklerini ifade eden Atilla, “Ama buna dair bir şey yapmıyorlar, art niyet aramıyorlar ve yaşamlarına devam ediyorlar. 20-30 yıl öncesine gitmeye gerek yok. 12 Mayıs’a gidelim. ‘Kasten adam öldürmeye teşebbüs’ dosyası var 8 ağır ceza mahkemesinde. Oraya dair tutanak var. Bu tutanağa göre mağdur Serpil çığlık üstüne çığlık atıyor. Devletin yetkili kurumlarını arıyor. 22 dakikada 18 kez arıyor. ‘Odunlarla saldırdılar çabuk gelin, yaralılar’ var diyerek çığlık atıyor. Kolluğa verdiği ifadesinde de doğruluyor. Saldırganların isimlerini hangisinin hangi darbeyi vurduğunu aynen anlatıyor. Yoldan geçen biri de aynı şekilde polisi arayarak yardım istiyor” dedi.
Avukatlar: Etkili bir soruşturma ve koruma yapılmadı
Katledilen Serpil Dedeoğulları’nın İçişleri Bakanlığı’na yazdığı mesajı hatırlatan Atilla, “Ama bakanlık bir şey yapmıyor. Aynı şekilde Yaşar Dedeoğulları da CiMER’e yazıyor ve saldırıya dair fotoğrafları gönderiyor. O fotoğrafları ben de basından gördüm. O fotoğrafları gören herkes saldırının vahimiyetini görebilirdi. Saldırıdan 2 ay sonra devlet harekete geçiyor ama etkili korumanın yapılmadığı görünüyor” dedi. 12 Mayıs saldırısından sonra etkin soruşturmanın yapılmadığını dile getiren Atilla, “Yetkililer iş birliği yapmıştır ve katliamın önü açılmıştır. Cumhuriyet savcısı tarafından polis amirine yazılan bir talimat var. Demiş ki, ‘kolluk olarak olaya dair olay yeri incelemesi yapmamışsın, talimatın gereğini yap 10 gün içinde yerine getirmezsen suç duyurusu yapacağım’ diyor" şeklinde konuştu.
Savcı ve vali’den görev ihmali
Savcı tarafından yazılan bir talimatta yapılan tahkikattan rahatsız olduklarının belirtildiğini ifade eden Atilla, “’Sen olay yerinde inceleme yapmamışsın yeteri kadar’ diyor. Başsavcının bu uyarıdan yasal gereğini yapmadığını görüyoruz. Kolluğun bu yazıya cevap verip vermediği dosyada yok” diye belirtti. Bir diğer hususun delillerin toplanmadığı olduğunu söyleyen Atilla, “Bu savcının tahliye konusunda önerilerde bulunduğu mahkeme isimli whatsapp grubunda yer alıyor. Bu metinden saldırının tertipli olduğu ve bundan haz aldıkları belli oluyor. Savcı ve Vali görev ihmali yaptı” dedi.
Barolar hedef gösterildi
12 Mayıs saldırısının ardından bölge baroları olmak üzere çok sayıda Baronun ortak bir açıklama yaptığını hatırlatan Atilla, bu açıklamanın çok kıymetli olduğunu söyledi. Açıklamada ırkçı saldırı ve ülkedeki nefret suçlarına vurgu yapıldığını anımsatan Atilla, baroların ardından medya eliyle hedef haline getirilmesine tepki gösterdi.
Kamera kayıtları olmasaydı olay faili meçhul kalacaktı
Emniyetin ihmaline işaret eden Atilla, "Dedeoğulları'nı korumayan kolluk istediği zaman istediği yere yetişebiliyor. Çetin, Meram karakoluna ailesinin ifadesini nasıl aldığını soruyor. Meram karakolu da '7 kişi dizilmişti karşımda kafaları kolları sarılıydı öyle aldım ifadelerini' diyor. Çetin de diyor ki 'Kardeşim Barış ve Serpil hastanedeydi 7 kişinin karşınızda olması mümkün değil.' Bunun üzerine Emniyet il müdürlüğü Meram karakolunun yalan söylediğini anlıyor ve soruşturma başlatıyor. Kamera kayıtları olmasaydı olay faili meçhul olarak kalacaktı. Biz adeta canlı yayında katliam görüntüleri izledik" dedi.
Salonda gerginlik yaşandı
Avukatların savunmaları sırasında fail avukatlarına tepki gösteren Çetin Dedeoğulları, "Nasıl insanları savunuyorsunuz" dedi. Ardından salonda bulunan aile yakınları da fail avukatlara tepki göstererek, "Nasıl avukatlık yapıyorsunuz" dedi. Salonda yaşanan gerginlik üzerine polis aile yakınlarını salondan dışarı çıkarırken salonda bulunan avukatlar, aile yakınlarının polis tarafından salondan yaka paça çıkarılmasına tepki gösterdi.
Kayıtlar savcılık ve emniyet eliyle mi silindi?
Salonda yaşanılan gerginliğin ardından sözlerini sürdüren Atilla, “Zanlı Çetin’in Konya’dan çıktığını öğrendikten sonra katliamı yapıyor. Zehra Altun’un ifadesine dikkat çekiyorum. Düzenli bir iş olmayan zanlı 116 bin TL borcu var hiç işi yok ama 126 bin TL kredi çekiyor. Mehmet Altun aile üyeleriyle iki ay konuştuğuna dair kayıt yok. Kayıt ancak savcılık ve emniyet eliyle silinebilir” şeklinde konuştu. Fail Mehmet Altun'un diğer kardeşi Fatma'nın eşi Mehmet Güven' işaret eden Atilla, "Mehmet Güven'in Keleş ailesiyle yakınlığı dikkat çekti. Keleş, Altun ve Çalık ailesi arasında yakın kan bağ var ve yakın işbirliği içindeler" dedi.
Yasal ve usul işlemlerinin yapılması talebi
Taleplerini sıralayan Atilla, "12 Mayıs saldırısı sebep, 30 Temmuz katliamı ise bir sonuçtur. Bu çerçevede 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bulunan 12 Mayıs saldırısı dosyası ile bu dosyanın birleştirilmesini talep ediyoruz. Delillerin karartıldığı açıktır. Cumhuriyet savcıları hakkında meslektaşım HSK'ye suç duyurusu yapmıştır. O suç duyurularının akıbetinin sorulmasını talep ediyoruz. Gerekli yasal usul ve işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu.
Soykırım davası
Ardından söz alan dava avukatı Özüm Burgun, soykırım suçlarına dair kanun maddelerine dikkat çekti. Özüm, "30 Temmuzda şöyle bir durum oluyor. Sürekli Kürtlerin adı geçiyor. Burada müştekiler Keleş ve Çalık ailesi diye ifade ediyor. Ama sanıklar Kürt kavramını kullanarak ırkçılık ve ayrımcılık üzerinden söz kuruyor. Fail benzin alıp gidiyor. Barış istediğini söyleyen biri benzin alıp evi yakıyor. Bu da organizeli olduğunu gösteriyor ve soğukkanlılıkla katliamı gerçekleştiriyor. Hakîm Dal olayı bu katliama zemin sundu. Belki medya belki de verilen diğer kararlarla bu ayrımcılık pekişti. Bu dosya bir soykırım dosyasıdır. Orada hedef gösterilmiş Kürtler yaşıyor. 112'yi arayan herkes Kürtlerin evi yanıyor diyor. Yani oraya giden jandarma, sağlıkçılar ve herkes o evin Kürtlerin evi olduğunu biliyor. Bu plânlı bir icradır ve bir soykırım suçudur. Herkes de bu planın bir parçası. Mehmet Altun'un kullandığı sosyal medya hesabının, hesapta kimleri takip ettiğinin dosyaya getirilmesini talep ediyorum" dedi.
Savcı’dan: Savcılarımı harcatmam söylemi
Ardından dava avukatı Abdurrahman Karabulut söz aldı. Abdurrahman, tüm iddialarının whatsapp yazışmalarıyla somutlandığını ifade etti. Savcılığa ailenin 12 Mayıs saldırısının ardından korunması yönünde talepte bulunduklarını ifade eden Abdurrahman, "Bize cevap bile vermediler. Savcı bana 'Ben savcılarımı harcatmam' dedi. Ben de 7 cenazemi harcatmam. Irkçılığa nerede olursa karşı çıkarız. Bir Kürt de bir Türk' e ırkçı saldırıda bulunursa onun da karşısında dururuz ama böyle bir olayla karşılaşmadık" dedi.
22 talep karşılanmadı
Hakim Dal katliamını hatırlatan Abdurrahman, "Jandarma 60-70 kişinin Dal ailesi üzerine çullandığını söyledi ama sadece 1 kişi tutuklandı. İşte bu Cezasızlık politikası sonucunda Dedeoğulları ailesi katledildi. Benim 22'ye yakın talebim karşılanmadı" şeklinde konuştu.
Cezaevindeki tüm görüşmeler dosyaya konulsun
Toplanmayan deliller olduğuna vurgu yapan Abdurrahman, " Bu dosyada hala tutuksuz yargılanmamaları hukuka aykırıdır. Whatsap grubunu kuran Harun oğlu Ali 'Yarın bu iş büyük sorunlar getirir. İnşallah korkarlar" dedi. Bu en büyük delildir" dedi.Taleplerini dile getiren Abdurahman, "Kredi sözleşmesinden failin kredilerinin dosyaya sunulmasını talep ediyoruz. Whatsapp yazışmaları kesinlikle eksik ve dosyaya eklenmeli. Faillerin sosyal medya yazışmalarının verilmesini talep ediyoruz. 12 Mayıs saldırısının ardından tutuklanan faillerin cezaevinde yaptıkları tüm görüşmelerin dosyaya sunulmasını talep ediyoruz" diye belirtti.
Duruşma avukatların beyanları ile devam ediyor.







