Avukatlardan DAİŞ’liler hakkında suç duyurusu

  • 16:45 17 Aralık 2021
  • Güncel
ANKARA - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları suç duyurusuna ilişkin konuşan Avukat Çiğdem Kozan, “Köleleştirme faaliyetlerine, IŞİD yöntemlerine izin vermeyeceğiz. Bu suçların cezasız kalmasını kabul etmiyoruz.” dedi.
 
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)Ankara Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)Ankara Şubesi ve Toplumsal Hukuk 24 Şubat 2021 tarihinde Ankara'da, 7 yaşındaki bir kız çocuğunun derin internet yolu ile satışa çıkarıldığı ve emniyetin yaptığı operasyon ile IŞİD üyelerinin yakalandığı haberlerinin ardından derin internette satışa konu edilen 7 yaşındaki kız çocuğunun operasyon ile kurtarılarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na teslim edildiği bu sürece dair şüpheliler hakkında insanlığa karşı suç ve insan ticareti suçları yönünden soruşturma yürütülmesi talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları suç duyurusuna ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salona “Jin jiyan azadi” pankartı asıldı. Toplantıya çok sayıda avukat katıldı.
 
Açıklamayı hukukçular adına avukat Çiğdem Kozan yaptı.
 
‘Kadınlar ve çocuklar köle pazarlarında satıldı’
 
DAİŞ’in 2014 Êzidî Soykırım saldırısı sırasında binlerce Êzidî ’nin öldürüldüğünü, binlerce Êzidî kadın ve çocuğun kaçırıldığını hatırlatan Çiğdem, “Kaçırılan kadınlar ve çocuklar, örgüt üyeleri ve yöneticilerinin cinsel istismar ve cinsel tacizine uğradı. 'Ganimet' olarak ele geçirilen kadın ve çocuklar ayrıca Irak ve Suriye’de kurulan köle pazarlarında ve derin internette açık artırmayla satışa çıkarıldı. Örgütün bu eylemleri tüm Dünya tarafından bilinmekte olup buna dair görüntüler basına da çok kez yansıdı.11 Eylül 2019 tarihinde medyaya yansıyan görüntülerde, IŞİD militanlarının kahkahalar atarak; ‘Bugün köle pazarı günü. Bugün dağıtım günü. Herkes payına düşeni alacak. Nerede benim Êzidî  kadınım? Benimki nerede? Herkes kendi payına düşenle istediğini yapabilir. Kim kölesini satmak istiyor, ben alırım.’ dediklerini gördük” ifadelerini kullandı.
 
‘Yanı başımızda bu suçları işleyenlerle yaşadığımızı bildik’
 
Bütün bu kadın ve kız çocuklarını köleleştirme, satışa konu etme, istismarda bulunma ve daha birçok eylemin DAİŞ’in yalnızca fiili değil aynı zamanda amacı olduğunu söyleyen Çiğdem, “Türkiye’de birçok IŞİD örgüt üyesinin hücre evinin bulunduğu, yanı başımızda bu suçları işleyen kişilerle yaşadığımızı da bildik, hissettik, tahmin ettik. Ancak Gazeteci Hale Gönültaş'ın haberleri ile birlikte başka bir gerçeklikle karşılaştık. IŞİD örgüt üyelerinin kaçırdıkları Êzidî kadın ve kız çocuklarının ülkenin göbeğinde, başkentinde tutulduğunu ve derin internet ağı ile satışa çıkarıldığını öğrendik. Bu durum sadece bir örnekle de sınırlı değildi. Birçok Êzidî kadın ve kız çocuğuna ise ailelerinin ya da Êzidî Cemaati'nin çabalarıyla ulaşılmıştı” dedi.
 
‘Şüpheliler adli kontrol dahi olmaksızın tutuksuz olarak yargılandı’
 
Çiğdem, son olarak ise 24 Şubat 2021 tarihinde 7 yaşındaki bir kız çocuğunun derin internet yolu ile satışa konu edildiğini ve emniyetin yaptığı operasyon ile DAİŞ üyelerinin yakalandığını, 7 yaşındaki kız çocuğunun ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na teslim edildiğinin basına yansıdığını aktardı. Çiğdem, “Tüm bu operasyon ve Emniyet açıklamalarının akabinde şüpheliler hakkında insan ticareti ve insanlığa karşı suçlar kapsamında da soruşturma yürütülmesi beklenirken Ankara'da evlerine yapılan baskın ile gözaltına alınan şüpheliler hakkında sadece silahlı terör örgütüne üye olmak suçlaması ile dava açıldığı ve şüphelilerin adli kontrol dahi olmaksızın tutuksuz olarak yargılandığı öğrenilmiştir. Dosyada yer alan emniyet raporunda da açıkça kız çocuğunun Êzidî olduğu ve kişilerin örgütte faaliyet yürüttükleri dönemde örgütün fikriyatına göre ganimet olarak aldığı ve yakalanırken kız çocuğunun şahıslar ile birlikte olduğu yer almaktadır. Buna rağmen bu hususta hiçbir araştırma yapılmamış ve dosyada bu kişilere dair yalnızca örgüt üyeliği suçlaması yöneltilmiş ve şahıslar hakkında mağdur kız çocuğuna yönelik fiilleri sebebiyle soruşturma yürütülmemiştir. Oysa kız çocuğunun polis ve istihbarat ekipleri tarafından hücre evi baskını ile kurtarılması bir basın bildirisi ve video görüntüleri ile kamuoyuna duyurulmuştur. Dosya kapsamı incelendiğinde ise bu yönlü bir araştırma ve soruşturmanın yapılmadığı, kişilerin üst düzey yönetici olduğuna dair emniyet tutanağı bulunmasına rağmen yöneticilik değil üyelik ile yargılandıkları ve tabii en önemlisi kaçırılan kız çocuğuna karşı işledikleri suçlara dair hiçbir soruşturma ve kovuşturma yürütülmediği görülmektedir” diye konuştu.
 
‘Savaş suçları en çok kadınlara karşı işlenmiştir’
 
Verilen örneklerin DAİŞ üyeleri tarafından Êzidî kız çocuğu ve kadınlara yönelik olarak sistematik bir suçun varlığına işaret ettiğini vurgulayan Çiğdem, "Aynı zamanda bu örnekler bize cezasızlığın sonuçlarını da göstermektedir. Çünkü haberlerde de belirtildiği gibi bu şüpheliler bugüne kadar insanlığa karşı suç kapsamında ya da insan ticareti suçlarından yargılanmadılar ve cezalandırılmadılar. Bu durum ise yanı başımızda kız çocuklarının, kadınların köle pazarında değil; ancak derin internet yoluyla satışının gerçekliğiyle yüzleşmemiz ve ivedilikle tedbir almamız gerektiğini göstermektedir. Bugün hukuk kurumları ve avukatlar olarak derin internette satışa konu edilen 7 yaşındaki kız çocuğunun operasyon ile kurtarılarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na teslim edildiği bu sürece dair şüpheliler hakkında insanlığa karşı suçlar ve insan ticareti suçları yönünden soruşturma yürütülmesi talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Dosya kapsamında kaçırılan kız çocuğunun Êzidî olduğu tespit edilmiş ve hatta şüphelilerden S.O, kızın Êzidî olduğunu ve IŞİD'ten 500 dolar karşılığı satın alındığını da itiraf etmiştir. Tüm ifade ettiklerimiz bu kişilerin işledikleri suçların tam da TCK madde 80 ve 77'de belirtilen saiklerle işlediklerini ortaya koymaktadır.  Bir kişinin satın alınması veya satışa konu edilmesi köleleştirmedir. Bu kadın ve kız çocuklarının Êzidî olmasından ötürü köleleştirilmesi, hürriyetlerinden alıkonulması söz konusudur. Kadınların ve kız çocukların köle olarak seçilmesi, ganimet olarak görülmesi de bu saiklerin parçasıdır. IŞİD zihniyetine göre; işgal edilen yerlerdeki kadınların köleleştirilmesi o toprakların fethedildiğinin göstergesidir. Bu yüzden ırkçı saiklerin yanı sıra kadın bedenini işgalin bir parçası sayan, insan dışı bir yerde konumlandıran dini ve siyasi saiklerle savaş suçları en çok kadınlara karşı işlenmiş ve işlenmektedir. Biz hukuk kurumları olarak yaşadığımız şehrin göbeğinde yaşanan bu köleleştirme faaliyetlerine, IŞİD yöntemlerine, yollarına izin vermeyeceğiz. Bu suçların cezasız kalmasını kabul etmiyoruz. Yaratılan cezasızlığın yargı eliyle köleleştirme sürecine izin verilmesi anlamına geleceği hususunda tüm mercileri uyarıyoruz. Sürecin takipçisi olacağımızı, gelişmeleri kamuoyuyla paylaşacağımızı tüm kamuoyuna bildiririz” sözlerini kullandı.