‘Kadın mücadelesinin güçlenmesiyle kadın baro başkanımız da olacak’

  • 09:03 18 Aralık 2021
  • Güncel
 
DİYARBAKIR - Barolarda kadınlara dönük ayrımcılık ve eşitsizliğe dikkat çeken Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi Öykü Çakmak, “Kadın mücadelesinin güçlü örgütlenmesi ile önümüzdeki dönemlerde daha fazla kadın yönetici, temsilci ve kadın baro başkanımız da olacaktır” dedi.
 
Ülke ve bölgedeki barolarda hem baro başkanlıklarında hem de Türkiye Barolar Birliği’nde (TBB) kadınların yönetimde yeteri derecede yer almaması seçimlerde de göze çarptı. Ülkede bulunan 81 barodan sadece 7 baroda kadınların baro başkanı olması da kadına dönük yaklaşımı gözler önüne seriyor. Bunu özellikle TBB başkanlığına aday listelerinde toplamda 3 kadının yer almasında görmek mümkün… Bu durum birçok kadın avukat tarafından tepkiyle karşılanırken Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi avukat Öykü Çakmak da barolarda ve TBB’de kadınlara neden yer verilmediğini değerlendirdi.
 
‘81 ilde sadece 5 kadın baro başkanı var’
 
Öykü, TBB verilerine göre 2020 Aralık ayı itibarıyla 65 bin 533’ü kadın, 77 bin 797’si erkek avukat olmak üzere tüm ülkede 143 bin 330 avukatın görev yaptığını söyledi. Öykü, neredeyse ülke genelindeki kadın avukatların toplam avukat nüfusunun yarısını oluşturduğunu fakat bu tablonun avukatların meslek örgütü olan barolardaki temsiliyetine yansımadığını belirtti. Öykü, “Örneğin 81 barodan Artvin, Bilecik, Ordu, Sakarya, Samsun, Sinop ve Trabzon Baroları’nın başkanları kadındır. Nitekim Sinop ve Trabzon Baro Başkanları’nın 4-5 Aralık tarihinde yapılan TBB seçimlerinde TBB Yönetim Kurulu’nda seçilmeleri nedeniyle istifa etmeleri halinde kadın baro başkanlarının sayısı 5’e düşecek. TBB’nin ise 1969 tarihinden bu yana görev yapan 9 başkanı da erkek oldu. Maalesef kadınların baroların ve TBB’nin yönetim, disiplin, denetleme kurulları ve TBB delegelerinde ki temsiliyetine baktığımızda tablo daha da vahim. Özellikle kadınların örgütlülüğünün artması ile birlikte geçmişe oranla bazı iyileşmeler ve gelişmeler olduğunu gözlemleyebiliyoruz ancak temsilde eşitlik, gerçek eşitlik tam anlamıyla gerçekleştirilemiyor” dedi.
 
‘Eşitlikçi ve adil bir anlayışın gelişmesi için mücadele ediyoruz’
 
Öykü, kamu otoriterlerinin, siyasal iktidarın, cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak politikalar üretmesini ve bunları somutlaştıracak eylem planları oluşturmasını her alanda ifade ettiklerinin altını çizerek, “Eşitlikçi ve adil bir anlayışın gelişmesi için mücadele ediyoruz. Bu anlayışın gelişmesi ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının yollarından biri de kadınların karar mercilerinde, yönetsel mekanizmalarda bulunması ve etkin rol almasıdır. Tam da bu noktada erkeklerin de bu anlayışı desteklemesi ve kadınlara alan açması, bu ilerici politikaları desteklemesi gerekir. Değişim ve dönüşüm birlikte mücadele ile ortaya çıkabilecektir. Tam da bu gündemlerle TBB’nin 4-5 Aralık tarihlerinde gerçekleşen 36’ıncı Olağan Genel Kurulu öncesi, bir araya gelen kadın avukatlar olarak talep ve eleştirilerimizin yer aldığı bir ortak deklarasyonu imzaya açtık” sözlerine yer verdi.
 
‘Sadece iki kadın avukat seçildi’
 
Gerçekleşen seçimlerin hazırlık süreçlerinin tüm ülke genelinde erkek odaklı yürütüldüğüne tanıklık ettiklerine yer veren Öykü, mevcutta TBB başkanı olan Metin Feyzioğlu’nun oluşturduğu listede iki, Erinç Sağkan’ın listesinde ise sadece bir kadın adayın bulunduğuna dikkat çekti. Öykü, “Nihai olarak 10 kişiden oluşan TBB Yönetim Kurulu’na sadece iki kadın avukat seçildi. Tabi ki neden kadınların temsiliyeti veya adaylığı bu kadar az sorusunun tarihsel ve çok başlıklı cevapları var. Bunlardan biri erkeklerin yüzlerce yıldır kadınları kamusal alandan dışlayan, ev içine hapseden, ev işi ve çocuk bakımı gibi işlerle sınırlayan bir anlayış var. Bu anlayış kadınların zihinsel, fikirsel, maddi ve manevi anlamda kendilerini ileriye taşımalarını; özel alandan sosyal ve kamusal alana çıkmalarını önleyen, güçleştiren en temel nedenlerdir. Yine kadınları, şiddeti üreten kültürel kodlarla sınıflandırıp erkekten ayrı bir varoluşu ve bireyselliği olmayan bağımlı bir varlık olarak gören sınıfsal, ayrımcı bakış açısı kadının toplum içerisindeki konumunu belirleyen bir tarihsel süreç olmuştur” şeklinde belirtti.
 
‘Kadın avukatlar olarak bu tabloyu yıkmak için mücadele ediyoruz’
 
“Erk anlayış siyaset ve sivil toplum alanını kadınlara kapatıp, buradaki yönetsel pozisyonlarının da kendi tekellerinden çıkmaması için hemcinsleri arasında hırçın bir rekabet içindedir” diyen Öykü, “İktidar alanında kadınlar ne kadar ortada olmazsa erkekler için işler o kadar kolaylaşacak. Bu hırçın rekabetin, iktidar savaşlarının ve eril anlayışın hakim olduğu alanlarda erkekler kendileri gibi yeri geldiğinde güç savaşlarını yürütecek başka erkeklerle yollarına devam etmek istiyor. Ve maalesef çoğu zaman toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması adına samimi bir tavır içinde olmayabiliyorlar. Kuşkusuz bu hususta politika üreticilerin özel ve kamusal alanda bu cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atması bu değişim ve dönüşümü hızlandıracaktır. Elbette kadın avukatlar olarak bu tabloyu yıkmak için mücadele ediyoruz ve gerçek eşitliği barolarımızda tüm hukuk örgütlerimizde de sağlayacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Erkekler yaşamlarında eşit sorumluluk almıyor’
 
Erkeklerin birçok alanda, “Kadın hakları” deme konusundaki hassasiyetlerinin samimi olmayabileceğine dikkat çeken Öykü, birçoğunun ev içindeki veya iş yaşamındaki pratiğine bakıldığında cinsiyetçi ve kadınları ikincilleştiren bir anlayışları olduğunu gördüklerini ifade etti. Öykü, erkeklerin “kadınlar güçlendirilmeli, kamusal alanda daha fazla yer almalı, sivil toplumda ve siyasette daha fazla temsil edilmeli” dediklerini ancak yaşamlarında partnerleriyle eşit sorumluluk almadıklarını belirterek, çocuk bakımının, ev içi işler gibi son derece yoğun emek isteyen işlerni kadınlara yüklendiğine dikkat çekti. Öykü, “Ya da yine bu kişiler oy kullanırken veya bir yönetsel aday listesi oluşturulurken erkek odaklı ve erkek ağırlıklı bir liste oluşturmaktalar. Yaşamda eşit sorumluluk almayıp, cinsiyet eşitsizliğini gidermek için kendi zihniyetlerinden başlamayan erkekler bu sorunun çözülmesi için en büyük engellerden biri. Elbette bu meselede başat rol politika üretenlerin ve siyasal iktidarındır” diyerek yaşananları dile getirdi.
 
Öykü son olarak ise şu ifadelere yer verdi:
 
“Cinsiyet eşitsizliğini giderecek, kadınlar için yaşamın her alanında gerçek eşitliği sağlayacak politikaları üretmeyenlerin bu eşitsizliği beslediği aşikârdır. Üstelik kadınlar siyasal iktidarın son yıllarda kadınların kazanımlarını ellerinden almaya çalışan ve kadını ikincilleştiren politikalarıyla da baş etmek zorunda kalıyor. diyerek yaşananları dile getirdi. Güzel olan şu ki kadınlar güçleniyor ve örgütleniyor. Kadın dayanışmasının ülkede pek çok kurumda, siyasette nasıl yenilikçi ve ilerici politikalar üretmeye çalıştığına tanıklık ediyoruz. Ve bu da umut veriyor, ayrıca değişimin bir kerede olmayacağını da bilmek gerek yoksa umutsuzluk hakim olur ve umudun olmadığı bir mücadele ilerleyemez.
 
Kürdistan’ da kadın olarak çoklu ayrımcılığa maruz bırakılıyoruz
 
Diyarbakır Barosu’nda geçmiş dönemlerde kadın baro başkan adaylarımız oldu. Ancak son yıllarda erkek başkan adayları yoğunlukta oluyor. Biz de bu durumu eleştiriyor ve değiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Diyarbakır Barosu’ndaki durumun da demin izah ettiğimiz sebeplerden bağımsız bir yanı olduğu söylenemez. Ancak şu bir gerçek ki Kürdistan’ da kadın olarak çoklu ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz bırakılıyoruz. Nitekim politik olarak Kürt, Alevi, Êzidî, Hıristiyan vb. kimliklerimiz ile ilgili olarak devlet şiddetine de maruz kalıyoruz ve bu durum kadınların gündemini ve mücadele etmek zorunda kaldıkları sorunları arttırdığı bir gerçektir. Bu çoklu ayrımcılığa maruz kalma hali kadınları bu mücadele alanında farklı pek çok sorunla da karşı karşıya bırakıyor. Dolayısıyla bu gerçeklik de özellikle Kürt kadınları olarak mücadelemizi büyüten aynı zamanda da daha fazla emek sarf etmemiz gereken özgün bir soruna dönüşüyor. Ama son söz elbette her zaman mücadeleye devam olacaktır. Nitekim kadın mücadelesinin güçlü örgütlenmesi ile önümüzdeki dönemlerde daha fazla kadın yönetici ve temsilci ve kadın baro başkanımız da olacaktır."