‘İktidar kendi yasalarını dahi çiğniyor’
- 09:10 18 Aralık 2021
- Güncel
Sema Çaglak
DİYARBAKIR - Hasta tutsakların serbest bırakılmayarak ölüme terk edilmesine ve cezaevlerinden art arda cenazeler çıkmasına karşı yetkililerin sessizliğine tepki gösteren kadınlar, durumun vahşet olduğunu söyledi. Kadınlar iktidarın kendi yasalarını da çiğnediğini belirtti.
Cezaevlerindeki hak ihlalleri ve baskılar giderek artmaya devam ediyor. Baskıların yanı sıra hasta tutsakların tedavi edilmemesi ve bırakılması gereken tutsakların infazlarının yakılması da gündemden düşmüyor. Yapılan tüm çağrılara rağmen Adalet Bakanlığı sessizliğini korurken cezaevlerinden cenazeler çıkıyor. İzmir Şakran Cezaevi’nde Abdulrezzak Suyur, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde Halil Güneş, Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde Garibe Gezer yaşamını yitirdi. Siirt E Tipi Cezaevi’nde felç geçiren ve bırakılan hasta tutsak Salih Tuğrul da yaşamını yitirdi. En son Bolu T Tipi Cezaevi’nde bulunan adli tutuklu İlyas Demir şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Cezaevlerinden tahliye edilmeyerek ölüme terk edilen hasta tutsaklara ilişkin yetkililerin sessizliğine tepkiler devam ediyor.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Hilal Ada, İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan’a karşı uygulanan tecridin tüm cezaevlerine yayıldığına dikkat çekerek hak ihlallerinin de en üst boyuta çıktığını belirtti. Hilal şöyle dedi: “Kuşkusuz bu konuda bir sessizlik var. Hem muhalefet hem de devlet yetkilileri sessiz. Bu konuda sağır ve dilsizler. Ancak muhalifler bilmeli ki eğer demokrasi güçleri bir olmazsa ve hak yok edilirse onlar da başarıya ulaşamaz. Garibe’ye yapılanlar cezaevlerindeki vahşeti ortaya çıkardı. Tutsaklara yönelik tecavüz ve işkence asla kabul edilemez. Halk bu durumu kabul etmemeli ve sesini yükseltmeli.”
'Duyarlı olalım'
Halk ve tüm tutsak ailelerinin cezaevlerine karşı duyarlı olmalarını isteyen Hilal, “Bir hafta içinde 4 cenaze çıktı. Bu büyük bir üzüntü. Bu süreçte sessizlik ve bu durumu görmeme kabul edilemez. Bizlerin mücadelemizi yükseltmemiz ve tutsaklara sahip çıkmamız gerekiyor. Amaç tecridi kırmak ve zindanlardan çıkarmak olmalı. Bizlerin Garibe şahsında hem özeleştirimizi vermemiz ve bunu ortak mücadele ile başarıya ulaştırmamız gerek. Cezaevlerinde binlerce tutsak var. Hiçbir aile bunu kabul etmemeli, hiç kimse bunu kader olarak görmemeli. Çünkü bu kaderimiz değil. Yani siyasi, ideolojik ve ekonomik soykırımı bir kader olarak kabul etmemeliyiz. Bu sistemi yenilgiye uğratmak ortak bir mücadele ile mümkün. Bu yüzden de öncelikli olarak kadınlara bu kırımın önünü almaları için rol ve misyonlarını oynamaları çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
‘Tutsakları ölüme terk ettiler’
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yenişehir İl Eşbaşkanı Remziye Sızıcı da cezaevlerindeki tutsakları yönelik uygulamalara değinerek şöyle dedi: “AKP-MHP iktidarı cezaevleri üzerinde tecridi giderek derinleştiriyor. Cezaevlerindeki koşullar zaten biliniyor. Bizler birçok kez buna tanık olduk. Cezaevlerinde hala hasta arkadaşlarımız kötü şartlarda tutuluyor ve hastanelere gitme, tedavi olma koşulları yok. Tutsaklar bu şartlarda yaşamlarını tek başlarına sürdüremeyecek duruma geliyorlar. Giderek hastalıkları ağırlaşıyor ve ölüme terk ediliyorlar. Bir hafta içinde 4 tutsak yaşamını yitirdi. Garibe Gezer tek başına hücrede tutuldu ve sesinin duyulmasını istedi. Garibe Gezer öldürüldü. Bunun sorumluları da bellidir. Tutsaklara yönelik bu uygulamalar yıllardır devam ediyor.”
‘Cezaevlerinde binlerce Aysel Tuğluk ve Mehmet Emin Özkan var’
Tutsakların haklarının ihlal edilmesi ile devletin kendi yasalarını çiğnediğini belirten Remziye, “Avukatlar cezaevlerinde müvekkilleri ile görüşmeleri sonrasında onların durumunu gündeme getiriyor. Aysel Tuğluk, Mehmet Emin Özkan gibi binlerce tutsak cezaevinde kalamayacak durumda. Yine Halil Güneş ilaçları verilmediği için yaşamını yitirdi. Tutsakların haklarının ihlal edildiğini görüyoruz. Hiçbir ülkede böyle bir durum yok. Devlet kendi yasalarını çiğniyor. Aysel Tuğluk ve Mehmet Emin Özkan gibi tedavi edilmeyen binlerce tutsak var. Cezaevlerinde 28-30 yıldır kalan, cezaları biten arkadaşlarımız var. Ancak infazları yakılıyor. Bu hukuk dışı bir durum. İktidar kendi kanunlarına göre davranmalı ve hasta tutsakları bırakmalı. Yine infazları yakılan tutsaklar bırakılmalı” ifadelerini kulandı.







