Ümraniye Cezaevi önünde açıklama: Cezaevleri ‘sivil izlemeye’ açık olmalı

  • 13:24 19 Aralık 2021
  • Güncel
 
İSTANBUL/ANKARA - İHD ve TDİ cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve 19 Aralık Katliamı'na ilişkin Ümraniye Cezaevi önünde yaptığı açıklamada,  işkence merkezine dönüşen cezaevlerinin ‘sivil izlemeye’ açılması gerektiğini kaydetti. Ankara'daki açıklamada ise katliam faillerinin yargılanması çağrısı yapıldı. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile 19 Aralık Katliamının yıl dönümüne ilişkin Ümraniye Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. "19 Aralık Katliamını unutmadık, unutmayacağız" pankartının açıldığı açıklamaya çok sayıda yurttaşın yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu katıldı. Açıklamayı İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu.
 
19 Aralık 2000 tarihinde "Hayata Dönüş Operasyonu" adı altında 20 cezaevine eş zamanlı olarak gerçekleştirilen katliamda 32 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Gülseren, "Dakika dakika dünyaya izlettirilen katliamın izleri silinecek gibi değildi ama hızla deliller karartılmaya çalışıldı. Katliamın failleri ve sorumlular hakkında etkin soruşturma yürütülmedi. Katliamı gerçekleştirenler korundu, terfi ettirildi ve ödüllendirildi" ifadelerini kullandı.
 
‘Katliam ince ince planlanmış’
 
Ümraniye Cezaevi’nde gerçekleşen katliamın sanıklarına "Kesin ve inandırıcı kanıt bulunamadığı” gerekçesiyle beraat kararı verildiğini anımsatan Gülseren, söz konusu kararla cezasızlık politikasına bir yenisinin eklendiğini kaydetti. Gülseren o süreçte Bayrampaşa Cezaevi’nde yaşanan katliama ilişkin de şunları aktardı: Katliam ince ince planlanmış. Bunca bilgiye, bilirkişi raporlarına, tanık anlatımlarına, Adli Tıp raporlarına rağmen, katliam sanıklarına karşı açılan davalar zamanaşımı ve beraat kararları ile bir bir kapatılıyor. Sadece 196 güvenlik görevlisi hakkındaki dava halen devam etmekle beraber, gereksiz uzatılarak diğerleri gibi bu dosya da zamanaşımına uğratılmaya çalışılıyor."
 
'Cezaevlerinde hak ihlalleri devam ediyor'
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye'yi yaşam hakkını garanti altına alan 2'nci ve işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3'üncü maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle tazminata mahkum ettiğinin bilgisini veren Gülseren, ancak hala cezaevlerindeki hak ihlallerinin devam ettiğinin altını çizdi. Gülseren, "Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesi'nde Garibe Gezer, İskenderun T Tipi Kapalı Hapishanesi'nde Bangin Muhammed, Şakran T Tipi Kapalı Hapishanesi'nde Abdurrezak Suyur, Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi'nde Halil Güneş, Bolu T Tipi Kapalı Hapishanesi'nde İlyas Demir ve uzun süre hapishanede kaldıktan sonra hastalıkları nedeniyle infazı ertelenen Salih Toğrul, tedavi ve sağlığa erişim hakları engellendiği için yaşamlarını kaybettiler" diye konuştu. 
 
'Cezaevleri işkence merkezine dönüştü'
 
Cezaevlerinin insanlık dışı, onur kırıcı muamelelerin uygulandığı mekanlar haline geldiğini belirten Gülseren, "Şüpheli mahpus ölümlerine eklenen ve Covid-19 nedeniyle daha da artan ağır hasta mahpus ölümleri, mahpusun dışarı ile hatta diğer mahpuslarla teması kesilerek uygulanan ağır tecrit, keyfi disiplin cezaları, Covid-19’a karşı önlem adı altında topluma önerilen hijyen, beslenme, mesafe, maske ihtiyaçlarının karşılanmaması, karantina uygulamasının kötüye kullanılması, çıplak arama, sürgün sevk, kelepçeli muayene ve tedaviye zorlama gibi mahpusun yaşamını daraltan hak ihlalleri ile egemen zihniyet, cezaevlerini birr işkence merkezine dönüştürmüş durumda" ifadelerini kullandı.
 
Toplumsal sorun vurgusu 
 
İnsan Hakları Derneği'nin  (İHD) 16-17 Kasım 2002 tarihlerinde gerçekleştirdiği Genel Kurulu’nda 19 Aralık gününü “Cezaevlerinde İnsan Hakları İçin Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak ilan ettiğini aktaran Gülseren, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin toplumsal bir sorun olduğuna işaret etti.
 
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı duracaklarını ve tutuklularla dayanışmaya içerisinde olacaklarını belirten Gülseren, talepleri şöyle sıraladı:
 
* Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri derhal durdurulmalı, yaşanan ihlaller etkin bir şekilde soruşturulmalı, sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır.
 
* Mahpusların yaşam haklarını koruyacak, eğitim ve sağlığa erişimi dahil tüm temel haklarını güvenceye kavuşturacak mevzuat değişiklikleri yapılmalı, uygulamanın etkin denetimi sağlanmalıdır.
 
* Tüm mahpusların insan onuruna saygı gösterilmelidir.
 
* Hiçbir mahpus tecrit ve izolasyon koşullarında tutulmamalıdır.
 
* Adalet Bakanlığı, 45/1 nolu Genelge’yi, şartsız uygulamalıdır.
 
* Cezaevleri sivil izlemeye açık olmalıdır.
 
* Çocuk cezaevleri kapatılmalı, kadın cezaevleri mahpus ve kadın hakları gözetilerek yeniden düzenlenmelidir."
                                                                   
Ankara
 
Ankara'da da İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında gerçekleşen 19 Aralık Katliamı'nın 21’inci yıldönümünde basın toplantısı gerçekleştirdi. Şube binasında gerçekleşen toplantıda konuşan İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen, Türkiye Cezaevlerinde F Tipine geçiş ve tecrit koşullarını protesto amacıyla açlık grevi yapan tutsak ve hükümlülere karşı 19 Aralık 2000 tarihinde Türkiye genelinde 20 cezaevine eş zamanlı bir operasyon yürütüldüğünü hatırlattı.
 
'İnsanlık suçu işlendi'
 
Katliamda 30 tutsağın ve 2 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Nuray, “İnsanlık suçunun işlendiği, insanların katledildiği operasyona ‘Hayata Dönüş’ adı verilmişti. İnsan yaşamının önceliğinin gözetilmediği bu katliama dair aradan geçen 21 yıllık süre zarfında sorumlular yargılanmamış, failler cezasızlık politikası çerçevesinde korunmaya devam edilmektedir” dedi. 
 
Tecrit 
 
Türkiye cezaevlerinde tecrit uygulamalarının devam ettiğini kaydeden Nuray, “Hem insani hem de hukuki açıdan yaşama hakkı en temel insan hakkıdır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre ‘yaşama hakkı’ dokunulmaz başat hak olarak kabul edilmektedir. Ancak devlet pratiğinde bu iki yükümlülük yerine getirilmemekte; yaşam hakkı ihlal edilmektedir. İnsan Hakları Derneği, 16-17 Kasım 2002 yılındaki Olağan Genel Kurulunda 19 Aralık Gününü ‘Cezaevlerinde İnsan Hakları İçin Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak ilan etmiştir. Cezaevleri; hak ihlallerinin en fazla yaşandığı kapalı mekanlardır” ifadelerini kullandı. 
 
Hak ihlalleri
 
Nuray, cezaevlerinde hala sağlığa erişim, insanlık onuruna aykırı olarak tek kişilik ring araçlarında kelepçeli olarak uzun saatler ve günler süren sevkler, çıplak arama, ayakta sayım, fiziksel ve psikolojik işkence, mahpusların başka mahpuslarca şiddet görmesine göz yumulması, sosyal hakların ortadan kaldırılması, iletişim, bilgi edinme ve kültürel hakların yok sayılması ve daha yüzlerce hak ihlalinin devam ettiğini kaydetti.  
 
‘Yaşam hakkı ihlalleri devam ediyor' 
 
Cezaevlerinde hastalıklar ve ‘intihar’ vakalarından kaynaklı her yıl onlarca ölümün yaşandığını  söyleyen Nuray, sözlerini şöyle sürdürdü: “2020 yılından bu yana tespit edebildiğimiz kadarıyla 94 mahpus hapishanelerde veya hapishanelerden hastalıkları nedeniyle tahliye edildikten kısa bir süre sonra yaşamını yitirmiştir. Tüm bu ölümler önlenebilir ölümlerdir. Devlet tarafından ruhsal ve bedensel bütünlüklerinin korunması gereken mahpusların ölümleri araştırılmamakta, sorumlular hakkında hiçbir işlem yapılmamakta ve bu da yaşam hakkının ihlal edilmesini sürekli hale getirmektedir.”
 
‘Failler yargılanmalı' 
 
Nuray, 19 Aralık Katliamının yaşanmasında sorumluluğu olan failler yargılanması ve zamanaşımı usulü ile uygulanan cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısında bulundu.