‘Yaşamı Savunuyoruz’ nöbetinden 'bağımsız hekim' talebi
- 11:21 23 Aralık 2021
- Güncel
HABER MERKEZİ - İHD’nin, cezaevlerinde artan ölümlere ve hasta tutsakların sağlık haklarına erişimde yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek için 30 kentte eş zamanlı yaptığı “Yaşamı savunuyoruz” nöbetine dair ortak açıklamada, bağımsız hekimlerden oluşan bir heyetin oluşturulması ve raporların bu heyet tarafından hazırlanması istendi.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) son dönemde artan ölümler ve hasta tutsakların sağlık haklarına erişmesinde yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla şube ve temsilciliklerinin bulunduğu 30 kentte planladığı “Yaşamı savunuyoruz” nöbeti başladı.
Ankara
İHD Ankara Şubesi’nde de nöbet başladı. Açıklamanın yapıldığı salona “Yaşamı savunuyoruz, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Halkların Demokratik Partisi( HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun da katılımıyla başlayan nöbette cezaevinde şüpheli şekilde yaşamını yitiren Garibe Gezer, Vedat Erkmen ve hasta tutsakların fotoğrafları taşındı.
‘Siyasi tutsaklara Covid bulaşmıyor mu?’
Öztürk Türkdoğan, bugün İHD’nin tüm şubelerinde hasta tutsaklar için “Yaşamı savunuyoruz” eylemini başlattıklarını ifade etti. Öztürk, “Türkiye’de infaz sistemi doğru değildi. 19 Aralık operasyonuyla inşa edilen bir infaz sistemi vardı. Tutukluların direnişiyle o sistem kırılmıştı. Ancak yine aynı sistem devam ediyor. Yüksek güvenlikli hapishanelerin inşası İmralı’da başladı. Buralar tabut olarak oluşturuldu. Pandemide çete liderleri dışarıya salındı, ancak siyasi mahpuslar bundan muaf tutuldu. Aysel Tuğluk şu an içeride tutuluyor. Bunlara dikkat çekmek istiyoruz. Covid-19 sürecinde ayrımcılık yapılıyor. Siyasi tutsaklara Covid bulaşmıyor mu? Bu nasıl bir ayrımcılıktır? Biz cezaevlerine mektup yazarken Halil Güneş’e de gönderecektik ancak şu an aramızda değil. Kabul edilemeyecek bahanelerle siyasi ve hasta tutsaklar bırakılmıyor. Suçları ne olursa olsun cezaevinde kalamayacak durumda olanların suça bakılmaksızın salıverilmesi gerekiyor” dedi.
‘Ölümler ihlallere göz yumanların kasıtlarının sonucu’
Ardından söz alan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İHD’nin yıllardır insan hakları alanında çalıştığına dikkat çekti. Ömer Faruk, “İnsanlar cezaevlerinde ölüyor, haksızlığa uğruyor ancak koca toplum ana gündemine almıyor. Bir bölüm medya bunu gündemine alıyor. Toplum kendi vicdanında intihara sürüklenen insanlar için ne düşünüyor? Cezaevlerindeki ölümler sadece daha başlangıç. Bu hikaye yeni değil. Bu ölümler, ihlallere göz yumanların kasıtların sonucudur” ifadelerini kullandı.
İHD Ankara Şubesi olarak 10.00-21.00 saatleri arası nöbeti gerçekleştireceklerini duyuran Öztürk, her türlü katılıma ve ziyarete açık olduklarını dile getirdi.
Açıklamayı İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen yaptı.
İzmir
İHD İzmir Şubesi, “Yaşamı savunuyoruz” eylemini, şube binasında gerçekleştirdi. Birçok kurum ve kuruluşun ziyareti ile başlayan nöbette İHD İzmir Şube Yöneticisi Ahmet Çiçek konuştu. Hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Ahmet, “Türkiye, imza attığı uluslararası sözleşmelerdeki insanca yaşamı sağlamak adına hiçbirini yapmıyor. Hasta mahpuslara yönelik yaklaşımı da yapmıyor. Biz müebbet, ağır müebbet denen şeye karşıyız zaten. Cezaevinin amacı topluma kazandırmaksa, müebbet verdiğin insanlar vefat edecek. Mehmet Emin Özkan, her şey çok net ispat edilmiş olmasına rağmen bütün suç üzerine yıkıldı, hala içeride. En son görüntüsünde yürüyemez halde idi. Covid-19 oldu. Buna rağmen kelepçe ile götürüldü, hastanede ayağına koluna kelepçe takıldı. Adli Tıp Kurumu buna rağmen ‘Hapishanede kalabilir’ dedi” ifadelerini kullandı.
Nöbet eyleminde ortak basın metnini, İHD yönetiminden Cemile Karakaya okudu.
Diyarbakır
İHD Diyarbakır Şubesi’nde de nöbet eylemi başladı. Eyleme HDP milletvekilleri Dersim Dağ ve Pero Dündar, HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanları Gülistan Atasoy ve Zeyyat Ceylan, Diyarbakır Barosu'nda "Adalet Nöbeti" başlatan tutsak yakınları ve çok sayıda insan hakları savunucusu ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Eylemin yapıldığı salona cezaevlerinde yaşamını yitiren Garibe Gezer, Halil Güneş, Celal Şeker, Abdürrezzak Suyur, Mehmet Ali Çelebi ve Vedat Erkmen'in fotoğrafları ile "Yaşamı savunuyoruz! Hasta mahpuslara özgürlük" pankartı asıldı.
Konuya ilişkin açıklama yapan İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Ercan Yılmaz, cezaevlerindeki hasta tutsakların serbest bırakılmasını talep etti.
Van
İHD Van Şubesi, “Yaşamı savunuyoruz” eylemini şube binasında gerçekleştirdi. Birçok kurum ve kuruluşun ziyareti ile başlayan nöbet eyleminde “Hasta tutuklular serbest bırakılsın” pankartı asıldı. Nöbet eylemini ziyarete gelen yurttaşları, İHD’liler giydikleri önlüklerle karşıladı. 8 kişinin katılımı ile devam eden nöbet saat 21.00’e kadar sürecek. Nöbete ilişkin yapılan açıklama öncesi İHD Genel Başkanı Eren Keskin’in cezaevinde şüpheli şekilde yaşamını yitiren Garibe Gezer’e ilişkin Yeni Yaşam gazetesinde ele aldığı yazısı okundu. Daha sonra İHD Genel Merkezi tarafından hazırlanan ortak açıklama metni okundu.
Nöbet eyleminin devam ettiği İHD’ye STÖ’lerin ziyareti sürüyor.
Hakkari
İHD Hakkari Şubesi’nde başlayan eylem, kentteki STÖ’lerin ziyaretleriyle sürüyor. dernek binasında yapılan eylemde ortak açıklamayı İHD adına Azad Özer okudu.
"Yaşamı Savunuyor, Hasta Mahpuslara Özgürlük İstiyoruz!" başlıklı ortak açıklama şu şekilde:
"Türkiye hapishanelerindeki mahpuslara dayatılan insanlık dışı koşullar, hapishanelerin fiziki koşullarının yetersiz oluşu ve sağlığa erişim haklarının sağlanmaması nedeniyle mahpusların ruh ve beden bütünlükleri tehdit altındadır. Mahpusları, insan olmaktan kaynaklanan haklarından soyutlayan zihniyet; gerek yasal düzenlemeler, gerek uygulamadaki keyfiyet, etik olmayan yaklaşımlar ve bürokratik engellerle özellikle hasta mahpuslar için insani olmayan bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Gittikçe otoriter bir hal alan ülke yönetiminin en katı uygulamalarının görüldüğü hapishanelerde; otoriteyi ve kuralları dayatan, yaşama hakkını ve özgürlükleri değil, güvenliği ön planda tutan bir anlayış hakim olmuştur. Bu anlayış, mahpuslara ve ailelerine onarılması mümkün olmayan zararlar vermekte, başta yaşama hakkı olmak üzere mahpusların birçok hakları ellerinden alınmaktadır.
Ağır hasta tutsakların tedavileri hapishane dışında yapılmalı
Sadece 2021 yılı Aralık ayında ulaşabildiğimiz verilere göre 6 mahpus hapishanelerde, 1 mahpus ise hastalığı ileri bir aşamaya geldikten sonra hakkında verilen tahliye kararı akabinde yaşamını yitirmiştir. Yaşamını yitiren mahpuslardan Halil Güneş, Abdurrezzak Şuyur ve Bangin Muhammed derneğimiz tarafından oluşturulan ve 604’ü ağır olmak üzere bin 605 kişinin bulunduğu hasta mahpus listemizde bulunmaktaydılar. Yaşamını yitiren her üç hasta mahpusun da hastalıkları nedeniyle infazlarının ertelenmesi ve tedavilerinin hapishane dışında yapılması için ilgili mercilerle defalarca resmi yazışma ve görüşmeler yapılmasına, milletvekilleri tarafından soru önergeleri verilmesine rağmen yetkililer tarafından gerekli adımlar atılmamış ve göz göre göre bu ölümler yaşanmıştır. Şu an Türkiye hapishanelerinde tutulan ve sağlık durumları kritik seviyede bulunan Mehmet Emin Özkan, Aysel Tuğluk, Sıddık Güler, Fatma Özbay, Ahmet Çakal, Ali Osman Köse ve Yusuf Özmen gibi hapishanelerde yaşamını devam ettiremeyecek durumda olan bütün ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenerek tedavilerinin hapishane dışında yapılması gerektiğini bir kez daha talep ediyoruz.
Af yetkisi ayrım gözetilmeksizin kullanılmalı
İnfaz yasasının 'Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi' başlığını taşıyan 16. Maddesinde 24.1.2013 tarihinde 6411 Sayılı Yasa’yla birlikte yapılan değişiklikle 'maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir' hükmünün yer alması ve uygulamada 'toplum güvenliği bakımından tehlike' unsurunun kolluk güçlerinin insafına bırakılmış olması en büyük sorunlardan biridir. Hasta mahpuslarla ilgili tıbbi değerlendirmelerin esas alınması yerine, 'toplum güvenliği bakımından tehlikelilik' unsuruna 'ağır ve somut bir tehlike' kriterinin eklenmiş olması sorunu çözmekten uzak ve kabul edilemez bir yaklaşımdır. İlgili kanun maddesinin kaldırılarak yerine mahpusların sağlık hakkını önceleyen ve Cumhuriyet Savcılarının takdir hakkını kaldıran bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Ayrıca Anayasanın 104. Maddesi ile Cumhurbaşkanına tanınan af yetkisinin mahpuslar arasında ayrım gözetilmeksizin kullanılması gerektiğini de belirtmek isteriz.
Mahpusların sağlık durumunu bağımsız hekimler tespit etmeli
Ayrıca, sağlık kurullarınca düzenlenen raporların Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından onaylanmayıp yeniden rapor düzenlenmesi de var olan sıkıntıları daha da artırmaktadır. Aslında bu konudaki önemli bir sorun da mevcut kurumsal yapısı ve siyasi iktidara bağlılığı nedeniyle tarafsız davranamayan, bu nedenle de verdiği kararlarda, bilimsel ve objektif kriterlere uygun değerlendirmeler yapmayan Adli Tıp Kurumu’nun halen resmi bilirkişi konumunu sürdürüyor olmasıdır. Dolayısıyla bağımsız konumda olmadığı açıkça ortada olan Adli Tıp Kurumu’nun resmi bilirkişilik uygulamasına son verilmediği sürece sorunlar devam edecektir. Mahpusların sağlık durumlarının bağımsız hekimlerden oluşan heyetler tarafından tespit edilmesi ve raporların bu bağımsız heyetler tarafından hazırlanması yıllardır kronikleşen bu problemin çözümüne katkı sağlayacaktır.
Objektif süreçler yürütüp rapor hazırlayabilirler
Birleşmiş Milletler resmi belgesi olan ve üye ülkelerce de kabul edilen İstanbul Protokolünde 'tutuklu ve hükümlü konumda da olsa her hastanın kendi doktorunu seçme ve raporlarının bağımsız bilirkişilerce hazırlanmasını isteme hakkı vardır'. Üniversite hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri, tam teşekküllü devlet hastaneleri, hasta mahpusların sağlık durumlarıyla ilgili objektif süreçler yürütüp raporlar hazırlayabilir. Adli Tıp Kurumu raporlarının ve kolluktan gelecek raporların hazırlanma sürecinin hayli uzun sürmesi durumu ağır olan, bir gün dahi cezaevinde tutulmaması gereken mahpusların ölüme terk edilmesi anlamına gelmektedir.
Merhamet değil adalet talep ediyoruz
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, hasta mahpusların durumunu yakından ilgilendiren Gülay Çetin Türkiye kararında, mahpusların hastalıklarının ilerlemesine yol açan uygulamalar içinde olan devletin AİHS’de işkence yasağını düzenleyen 3. ve ayrımcılık yasağını düzenleyen ve 14. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi mahkûm etmiştir. AİHM ayrıca hükümete de tutukluluk koşullarıyla ilgili düzenlemelerde her türlü insani önlemi almaları gerektiği önerisinde bulunmuş ve ATK’nın yeniden yapılandırılarak prosedürlerin basitleştirilmesi gerekliliği noktasında uyarılarda bulunmuştur. Ancak Türkiye’de yargı organları AİHM’in vermiş olduğu bu karardan sonra da Anayasa’nın 90. maddesi gereği bir iç hukuk normu haline gelen uluslararası sözleşmelere uymamakta, soruna ne insani ve vicdani ne de hukuki açıdan bakmaktadırlar. Türkiye’nin de imzaladığı uluslararası birçok sözleşmede hastalar ve hasta mahpuslar için düzenlemeler mevcut olup Türkiye mahkeme ve idari organlarının bu düzenlemelere uyması bir zorunluluktur. Bu nedenle hasta mahpuslar için merhamet, insaf ya da lütuf değil adalet talep ediyoruz."







