‘Yaşamı Savunuyoruz’ nöbeti: Tecridi dayanışma ile bitireceğiz
- 16:33 23 Aralık 2021
- Güncel
ANKARA - İHD’nin başlattığı “Yaşamı Savunuyoruz” nöbetinde konuşan kadınlar, cezaevlerinde uygulanan tecrit politikalarına dikkat çekerek dayanışma çağrısında bulundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) son dönemde artan ölümler ve hasta tutsakların sağlık haklarına erişmesinde yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla şube ve temsilciliklerinin bulunduğu 30 kentte “Yaşamı Savunuyoruz” nöbeti gerçekleştirdi.
Ankara’daki nöbete katılan, Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Eş Genel Başkanı Şükran Ablan Yeşil, KESK Kadın sekreteri Döne Gevher Koyuncu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey ve Ankara Kadın Platformu’ndan Fatma Kılıçarslan, nöbet eylemine ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
İktidarların hesaplaşma yeri cezaevleri’
KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, Türkiye’de yıllardır iktidarların siyasi tutsaklarla hesaplaşma yerinin cezaevleri olduğunu belirtti. Özellikle son süreçte cezaevlerinden her gün işkence, istismar haberlerinin geldiğine dikkat çeken Şükran, “Geçtiğimiz günlerde yaşadığı şiddeti, tacizi, istismarı gündemleştirmek isterken hayatını kaybeden Garibe’nin sesi olmak, Türkiye gerçekliğinin fotoğrafı. Birkaç gün önce cezaevlerinde siyasal iktidarın tutsaklara dönük baskıcı ve imhacı politikalarının 21’inci yıl dönümüydü. O dönemde de tutsaklar F tipine, hücreye, tecride karşı direnişteydiler. O günkü baskıcı, zorbacı zihniyetin aynısı her geçen gün artarak kendini cezaevlerinde gösteriyor” dedi.
‘Güçlü bir kamuoyu oluşturulmalı’
Hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Şükran, cezaevlerinde kalamayan, tahliye olması gereken tutsaklara dönük özel savaş politikalarının devamı olan insan hakları ihlallerinin arttığını ifade etti. Şükran, “Biz KESK olarak kaygı duyuyoruz. Cezaevlerinden daha fazla tabutun çıkmamasını, ölümlerin önüne geçilmesini, önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere hakkında ‘cezaevinde kalamaz’ raporları bulunmasına rağmen içeride tutulan tutsakların tahliye edilmesini talep ediyoruz. Bu duruma derhal son verilmeli ve buradan güçlü bir kamuoyu oluşmalı. Biz de İHD’nin başlatmış olduğu ‘Yaşamı savunuyoruz’ nöbetine KESK olarak dayanışmak ve sesi güçlü kılmak açısından üzerimize ne düşüyorsa yapmak amacıyla geldik” diye belirtti.
‘Tecrit politikalarından Adalet Bakanlığı sorumlu’
KESK Kadın Sektereri Döne Gevher Koyuncu ise Türkiye genelinde bir baskı politikası ve anti demokratik uygulamalar söz konusu olduğuna işaret etti. Cezaevlerinde bu durumun daha şiddetli bir biçimde karşılarına çıktığını ekleyen Döne, “Son hafta içerisinde 5 mahpus hayatını kaybetti. Bunlardan ikisinin intihar olduğu açıklandı. İntihar sürecine bakıldığında otopsi raporlarına ailenin ve avukatların ulaşmaması durumu şüpheli hale getiriyor. İntihara sürüklenme hali öncesinde uygulanan tecrit politikalarından, işkencelerden Adalet Bakanlığı dahil olmak üzere bütün yetkililer sorumlu” sözlerini kullandı.
‘Mücadeleyi birlikte öreceğiz’
Cezaevlerinde tutsaklara dönük baskılara değinen Döne, “İnfazı dolanlara dair yürütülen baskı bir şiddet yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Cezaevlerindeki hasta mahpusların bir an önce serbest bırakılması için düzenlemelerin yapılması önemli. Bizler de KESK olarak bu süreçte her an hem ailelerle hem de yaşam nöbeti tutan insan hakları savunucuları ile yan yana olmaya, mücadeleyi birlikte örmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
‘Adalet Bakanlığı bu sesleri duymalı’
SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey de, geçmişten bu yana cezaevlerinde çok ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya kalındığını kaydetti. Bu sorunların dile getirilmesi, cezaevlerinin fiziki koşullarının değiştirilmesi ve özenli bir hale getirilmesi üzerinden bir mücadele yürüttüklerini hatırlatan Selma, şu sözleri kullandı: “1980’li yılları aratmayacak düzeyde cezaevlerinde hak ihlallerinin olduğunu biliyoruz. İHD’nin yaptığı açıklamalar, avukatların kendi vekilleriyle görüşmelerinden çıkan sonuçlar, en önemlisi olan hasta mahpuslar meselesi bizim de gündemimizde. 2015 öncesi sağlık hizmetine erişim noktasında çok ciddi sıkıntılar yaşanmaktaydı. Şu an geldiğimiz nokta hasta mahpusların sağlık hizmetlerine hiçbir şekilde erişemediği ya da erişebildiyse de bunun yeterli koşullarda olmadığı, tedavilerin tam teşekküllü hastanelerde gerçekleşmediği, cezaevindeki müdürlerden kaynaklı mahpusların sağlık hakkına erişimlerine yönelik engellerden kaynaklı da yaşamlarını yitirdiklerini öğreniyoruz. İHD’nin bir günlük başlattığı bu eylemi bizler de sağlık emekçileri olarak selamlıyoruz ve devamının gerekli olduğuna inanıyoruz. Adalet Bakanlığı’nın da bu sesleri duymasını istiyoruz.”
‘Baskıyı, tecridi kadınlar her yerde teşhir ediyor’
Ankara Kadın Platformu adına konuşan Fatma Kılıçarslan, toplumun öncüsü kadınların cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine, tecride ve katliamlara karşı duyarsız kalamayacağını vurguladı. Fatma, “Biz bugün önce cezaevindeki tutsak kadınlara kart gönderdik, yeni yıllarını umutla ve mücadele ile karşılamalarına dair temennilerde bulunduk. Sonrasında ise burada iHD’nin başlatmış olduğu ‘Yaşamı savunuyoruz’ nöbetine Ankara Kadın Platformu olarak katıldık. Bir hafta içerisinde 5 tutsak yaşamını yitirdi. Bunlardan bir tanesi de Garibe Gezer’di. Daha öncesinde de cinsel işkenceye de maruz kalmıştı ve biz Garibe’nin sesini duyurmaya çalışmıştık. Arkadaşımızın intihar ettiği söyleniyor. Garibe intihar etmiş olsa bile onu intihara sürükleyen şey devletin cezaevlerindeki baskısı, asimilasyon politikalarıdır. Yaşamını savunan kadınlara yönelik bu baskıyı, tecridi kadınlar olarak her yerde teşhir etmeye devam ediyoruz, edeceğiz” ifadelerini kullandı.







