Panorama 2021 | 9 aylık izolasyon, 224 başvuru ve tecrit rejimi

  • 09:01 24 Aralık 2021
  • Güncel
Nişmiye Güler
 
İSTANBUL - 2021 yılında İmralı ile 4 dakika dışında bir temas kurulamadı, tecrit rejimi sistemleştirildi. Halklar ise küresel çapta ayağa kalkarak PKK Lideri’nin fiziksel özgürlüğünü talep etti.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan, 22 yıldır İmralı Adası’nda ağırlaştırılmış tecrit koşulları altında tutuluyor. Son 9 aydır derinleştirilen tecride karşı avukatların tüm girişimlerine rağmen, Abdullah Öcalan ve yanında bulunan diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan 9 aydır herhangi bir haber alınamıyor.
 
2021 yılı panorama dizimiz kapsamında, yıl boyunca İmralı’da yürütülen tecrit politikasını ve tecride karşı verilen mücadeleyi derledik. 
 
Bir yılda 169 avukat, 55 aile-vasi başvurusu
 
Abdullah Öcalan ve beraberindeki isimler 2021 yılına 2020’den kalan disiplin cezaları ile girdi. Verilen 3 aylık aile ve 6 aylık da avukat görüş yasağı bahane edilerek yılın başında yapılan avukat görüş başvuruları reddedildi. Asrın Hukuk Bürosu, 2021’de İmralı için toplam 169 avukat, 55 aile ve vasi görüş başvurusunda bulundu. Avukatların yıl boyu yaptığı aile ve vasi başvurularının hiçbirine olumlu veya olumsuz bir dönüş olmadı. Yine avukatların 15 Mart’a kadar yaptığı 20 avukat görüş başvurusu da Bursa 2’nci İnfaz Hakimliği’nin verdiği yasak kararı gerekçe gösterilerek reddedildi. Yıl boyunca avukatların 149 görüş başvurusuna ise ne olumlu ne de olumsuz herhangi bir dönüş yapılmadı ve görüşmeleri engellendi.  
 
Kadınlar CPT’ye mektup gönderdi 
 
Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin (TJK-E) çağrısıyla, Avrupa’daki akademisyen, siyasetçi, insan hakları savunucuları ve sanatçıların da aralarında olduğu 60’ı aşkın kadın ve kadın örgütü, 15 Şubat’ta CPT’ye mektup gönderdi. Mektupta, CPT ve Türkiye’den, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması   istenirken, Türkiye ile yapılan müzakerelerde, tecridin kaldırılması ve Kürt halkına dönük “düşmanlığa” son verilmesi ve barışa indirgenmesinin koşula bağlanması gerektiğinin altı çizildi.
 
İmralı ile ilgili çıkan haberler
 
Yılın başından itibaren Abdullah Öcalan ile herhangi bir temasın sağlanmaması endişeleri beraberinde getirirken, 14 Mart’ta ise PKK Lideri’nin yaşamını yitirdiğine dair dijital medya üzerinden haberler servis edilmeye başlandı. Aile ve avukatı başta olmak üzere kamuoyunda bu haberlerin ardından ciddi kaygılar oluştu. Avukatlar bu haberlerin ardından “Acil görüşme” talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı’na 12 ayrı başvuru yaptı. Fakat avukatların bu girişimleri de yanıtsız bırakıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Mart’ta konuya dair kısa bir açıklama yaparak iddiaların asılsız olduğu, Abdullah Öcalan’ın da sağlığının yerinde olduğu iddiasında bulundu. Fakat Başsavcılığın bu açıklaması kamuoyunu tatmin etmedi.
 
CPT’ye başvuru
 
Asrın Hukuk Bürosu avukatları görüşme başvurularına yanıt verilmemesi üzerine 18 Mart günü de Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) başvurdu. Avukatlar başvurularında, başsavcılığın açıklamasının kaygıları gidermekten ziyade, tecrit koşullarının sorgulanmasını engellemeye dönük olduğunu belirtti.  Abdullah Öcalan ve diğer müvekkillerinin sağlık ve güvenliklerinden duydukları kaygıların giderilmesi için görüşmelerin gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen avukatlar, komiteyi acil göreve çağırdı.
 
Aylar sonra ilk mesaj: Devlet yanlış yapıyor
 
Kamuoyunda oluşan kaygılar nedeniyle 25 Mart günü Cumhuriyet Başsavcılıkları aileleri telefonla görüştürmek üzere çağırdı. Abdullah Öcalan, kardeşi Mehmet Öcalan ile Hamili Yıldırım’da ailesi ile kısa süreliğine bir telefon görüşmesi gerçekleştirirken, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş ise tecrit koşullarına karşı protesto olarak görüşe çıkmadı. Abdullah Öcalan, kesintiye uğrayan görüşmesinde avukatları ile yüz yüze görüşmek istediğinin ısrarla altını çizmiş ve bu durumu kabul etmediğini de belirtmişti. PKK Lideri, “Bu doğru bir şey değil. Bir görüşme olacaksa hukuksal çerçevede olmalıdır. Bir yıl sonra kendi istekleri üzerine telefonla görüşme yaptırmak olmaz. Bu yaptığınız çok yanlış. Devlet de yanlış oynuyor, siz de. Bu hukuki değil, doğru da değil. Bu asla kabul edilemez. Bu aynı zamanda çok tehlikelidir. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Avukatlarımın buraya gelerek benimle görüşme yapmasını istiyorum. Bu hukuki bir şeydir. 22 yıldır buradayım. Bu sorun gelecekte nasıl olacak? Bu sorun ancak hukukla çözüme kavuşturulabilir. Neden buraya gelmiyorlar? Şayet bir görüşme olacaksa bu avukatlarla olmalıdır. Çünkü bu durum hem siyasi hem de hukukidir" mesajını verdi.
 
PKK Lideri cezaevlerinde 27 Kasım 2020’de başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevleri için de “Benim için hiç kimsenin açlık grevinde ve zindanlarda ölmesini istemiyorum. Bunu daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
 
770 avukat kampanya başlattı 
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) de, 25 Mayıs’ta Abdullah Öcalan için imza kampanyası başlattı. Kampanyaya imza atan 770 avukat ve hukukçu, PKK Lideri’nin bir an önce avukatlarıyla görüşmesinin önünün açılmasını istedi. İmza atanların arasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel başkanı Selahattin Demirtaş, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, avukat Ercan Kanar da bulundu.
 
Sivil toplum örgütlerinden AK BK’ye başvuru
 
İmralı’daki ağırlaştırılmış tecrit devam ederken bir adım da sivil toplum örgütlerinden geldi. 26 Temmuz’da ÖHD, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne bir bildirimde bulunuldu. Sivil toplum örgütlerinin, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz rejimine dair AİHM’in Abdullah Öcalan’ın başvurusu sonucu 2014 yılında karara bağladığı “Öcalan-2” kararının da içinde bulunduğu “Gurban grubu” kararlarına dair yaptıkları bildirimde İmralı tecridine de dikkat çekti ve İmralı’daki tecrit sisteminin üzerinde durdu. Türkiye hükümeti de buna karşı Eylül ayında bir karşı bildirimde bulunarak İmralı’da herhangi bir hukuksuzluğun olmadığı savunmasında bulundu. Ekim ayında ikinci bir bildirim yapan STÖ’ler Türkiye’ye kimi tavsiyelerde bulunarak İmralı’da tecrit sisteminin varlığına dikkat çekti. 
 
CPT’ye ikinci bildirim
 
Asrın Hukuk Bürosu avukatları da bu süre zarfında gerek aile gerekse de avukat başvurularını aralıksız yaparken, disiplin cezaları Mart ve Nisan ayında bitmesine rağmen başvurularına herhangi bir yanıt verilmedi. Bunun üzerine avukatlar 27 Temmuz’da CPT’ye ikinci bir bildirimde bulundu. Başvuruda, yasakların Mart, Nisan Mayıs ve Haziran ayı boyunca sistematik bir şekilde devam ettiğine, durumun anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna işaret edilerek, CPT derhal durumun son bulması için göreve çağrıldı.
 
Başvuruda avukatlar şu taleplerini de sıraladı:
 
“* Komitenizin acil bir şekilde İmralı Adası’na ziyaret gerçekleştirmesi,
 
* Avukat ziyaretinin derhal gerçekleştirilmesi ve devamlılığının sağlanması,
 
* Aile ve vasi ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi ve devamlılığının sağlanması ile hukuka aykırı disiplin cezaları ile engellenmesine son verilmesinin sağlanması,
 
* Ziyaret haklarının tesis edilmesine paralel bir şekilde rutin telefon haklarının yerine getirilmesi,
 
* Mektup ve faks gibi iletişim araçları önündeki tüm engellere son verilmesinin sağlanması,
 
* Gazete, dergi ve kitaplar ile ilgili fiili veya hukuka aykırı uygulamaların son bulmasının sağlanması,
 
* İşkence, insanlık dışı ve kötü muamele koşullarını ortadan kaldıracak zorlayıcı tedbir ve prosedürlerin işletilip alınması ivedilikle talep olunur.”
 
Eylül’de Cezaevi Müdürlüğü’ne de başvuru yapılmaya başlandı
 
Avukatlar 17 Eylül itibariyle de Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları başvuruların yanıtsız kalması üzerine İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne de görüşme başvurusunda bulunmaya başladı. İki ayrı yere görüş başvurusunda bulunan avukatların bu girişimi de yanıtsız kaldı.
 
Avukatlardan CPT’ye yeni başvuru 
 
ÖHD, İHD, TİHV, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD),  Eylül ayında CPT’ye yeni bir başvuru yaptı. İmralı’da tutulan Abdullah Öcalan ile diğer üç tutsağın avukatlarıyla görüşmelerinin hukuka aykırı bir şekilde engellendiği kaydedilen başvuruda, “Abdullah Öcalan ile ilgili 7 Ağustos 2019 tarihinden bugüne kadar avukat görüş başvurularına izin verilmez iken Veysi Aktaş, Hamili Yıldırım ve Ömer Hayri Konar‘ın ise İmralı Adası’na nakledildikleri 2015 yılından bugüne kadar bir kez dahi avukatları ile görüşmelerine izin verilmemiştir” denildi.
 
AYM’nin verdiği karar AİHM’e taşındı
 
Asrın Hukuk Bürosu avukatları 22-24 Eylül tarihlerinde de müvekkilleri Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım hakkında verilen disiplin kurulu kararlarının dosya örneğinin kendilerine verilmesi, haksız ve hukuka aykırı disiplin cezaların kaldırılması için Bursa İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları başvurularının reddedilmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) de başvuruyu “kabul edilemez” bulması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu.
 
İmralı için yeni girişim
 
Avukatlar Kasım ayı itibariyle gerek devlet gerekse de hukuk ve hak örgütleri başta olmak üzere hem ulusal hem de uluslararası kurumlara başvurular yapmaya başladı ve İmralı’daki müvekkilleri ile hiçbir temas kuramadıklarını belirterek harekete geçme çağrısında bulundu. Avukatlar öncelikle 22 Kasım günü Bursa İnfaz Hakimliği’ne, 23 Kasım günü Adalet Bakanlığı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’na ayrı ayrı başvuru yaptı. Avukatlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na da yerinde inceleme yapılması için aynı gün başvuru yaptı. Yapılan başvurularda müvekkillerinin dış dünya ile temaslarının tamamen yok edildiğinin altı çizildi ve harekete geçilmesi istendi.
 
52 kuruma harekete geçilmesi için başvuru yapıldı
 
Avukatlar ayrıca 8 aydır haber alınamaması nedeniyle 25 Kasım günü de 10 sivil toplum örgütü ve Türkiye Barolar Birliği ve 28 baroya da başvuru yaptı. Avukatlar 13 uluslararası sivil toplum örgütüne de İmralı tecridine karşı başvuru yaptı ve durum hakkında bilgilendirmede bulundu.
 
Sadece Diyarbakır Barosu harekete geçti
 
Başvuru yapılan kurumlardan şimdiye kadar yalnızca Diyarbakır Barosu girişimde bulundu. Diyarbakır Barosu, İmralı’daki yaşam koşulları başta olmak üzere temel hak ve hürriyetlere ilişkin gözlem ve tespitte bulunmak amacıyla, ziyaret edebilmek için Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptı.
 
 İki yeni disiplin cezası
 
Yine avukatların, müvekkilleri ile "derhal görüşme" talebiyle 22 Kasım’da Bursa İnfaz Hakimliği'ne yaptığı başvuruda Abdullah Öcalan’a iki yeni disiplin cezası verildiği de ortaya çıktı. Bursa İnfaz Hakimliği, avukatların görüş başvurusunun reddedilmesine gerekçe olarak, mahkemenin Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim’de verdiği 6 aylık görüş yasağını, aile görüşüne dair verdiği ret kararında ise İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın 18 Ağustos tarihli 3 ay süreyle “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılma” kararını gerekçe gösterdi. 
 
Komite İmralı tecridini görmedi
 
Öte yandan STÖ’lerin Temmuz ayında yaptığı başvuru Bakanlar Komitesi’nin 30 Kasım-2 Aralık toplantısında görüşüldü. Toplantı sonrası Komite Türkiye’ye bir takım kararları hayata geçirmesi için süre tanıdı. Komite, hukuk ve sivil toplum örgütlerinin başvurularında İmralı tecrit sisteminin ayrıntılarına yer verdiği kısım için Abdullah Öcalan’ın tutulma koşullarının AİHM önünde başka bir başvuru olarak gündemde olduğu ve İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından da sürecin takip edildiği gerekçesiyle Türkiye’ye bir tavsiye vermekten kaçınırken, “umut hakkı”na dair ise Türkiye’nin bugüne kadar kararın gereklerini hiçbir şekilde yerine getirmediği tespitinde bulunularak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının asgari süre infazından sonra gözden geçirilmesine dair bir inceleme mekanizması kurulması için yasal düzenleme yapılması ve diğer gerekli tedbirlerin gecikmeksizin alınması tavsiyesinde bulundu. Komite ayrıca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olup hükümlü bulunan kişilerin sayısı hakkında Türkiye’den bilgi istedi ve yetkilileri de “genel tedbirlerin uygulanmasında kaydedilen ilerleme hakkında” en geç 2022 Eylül ayı sonuna kadar bilgi sunmaya davet etti. 
 
Aileler İmralı tecridine karşı Meclis’te
 
İmralı tecridine karşı bir girişim de ailelerden geldi. PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın aileleri 1 Aralık günü Meclis’te basın toplantısı düzenledi.  Açıklamaya Abdullah Öcalan’ın yeğeni ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Emin Konar ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Sabiha Aktaş ile Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Özgür Faik Erol ile Serbay Köklü katıldı. Aileler ve avukatlar, tecridin bir an önce son bulması gerektiğini belirterek, insan hakları, hukuk ve demokrasinin işlerlik kazanmasında sorumlu olan tüm yetkili kurumlara çağrıda bulundu. 
 
Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü küresel çapta istendi
 
2021 yılı ayrıca İmralı tecridine karşı küresel çapta seslerin yükseldiği bir yıl oldu. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü isteyen dünyanın dört bir yanındaki halklar, sokaklara çıktı, yollara düştü, nöbet eylemlerine geçti, yürüyüşler gerçekleştirdi ve deniz aşırı eylemsellikler gerçekleştirdi. Bu eylemlerde Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü üzerinde duruldu ve kesin bir dil ile özgürlüğünün sağlanması istendi.
 
 

Etiketler:

Tecrit