Cumartesi Anneleri’nden yetkililere: Sorumluluğunuzu yerine getirin

  • 12:44 25 Aralık 2021
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 874’üncü hafta eylemlerinde gözaltında kaybedilen üniversite öğrencisi İsmail Bahçeci’nin akıbetini sorarak, devlete ve yargı makamlarına “Uluslararası hukukun ve iç hukukun gereği olarak İsmail Bahçeci’nin bedeninin bulunduğu yeri ve bu insanlığa karşı suçun tüm sorumlularını açığa çıkarma görevinizi yerine getirin” diye seslendi.
 
Cumartesi Anneleri “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” sloganıyla her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdikleri eylemlerini bu hafta da pandemi koşulları nedeniyle online düzenledi. 874’üncü hafta eyleminde 24 Aralık 1994 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu öğrencisi İsmail Bahçeci’nin akıbeti soruldu.
 
 İsmail’den geriye karikatür ve şiirleri kaldı
 
Açıklamada ilk olarak İsmail Bahçeci’nin kardeşi Umut Bahçeci söz aldı. Umut, abisinin 24 Aralık 1994 yılında Levent yakınında 4 kişi tarafından bir otomobile bindirildiğini ve gözaltına alındığını belirterek, bu zamana kadar da kendisinden haber alınamadığının altını çizdi. İsmail’den kendilerine çizmiş olduğu karikatürlerin ve yazdığı şiirlerin kaldığını ifade eden Umut, abisi gözaltına alındıktan bir gün sonra evlerinin telefon ile arandığını “Oğlunuz gözaltına alındı sahip çıkın” denildiğini anımsattı. Ailecek Cumhuriyet Başsavcılığı’na gittiklerini söyleyen Umut, Gayrettepe Siyasi Şube’ye de gittiklerini fakat İsmail’in gözaltına alınmadığı ve haberlerinin olmadığı yanıtını aldıklarını kaydetti.
 
‘Sesimizi yükselteceğiz’
 
Umut devamında, “91 ve 94 yılları arasında polis her iki haftada bir evimizi basıp İsmail’i bulun eğer biz bulmazsak başkası bulursa kötü olur deyip hep bizleri tehdit ettiler. 94’ten sonra verilen mücadelede gerek aile gerek arkadaşları İsmail gözaltında kaybedilmesin diye hep sesimizi yükselttik. Fakat devlet İsmail Bahçeci’yi kaybetmeyi aklına koymuştu. Ve kaybetti. Biz aile olarak bunun mücadelesini veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Bütün kayıplarımız bulunana, gerekli cezaları almaları için yargıya teslim edene kadar her alanda sesimizi yükseltip mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
 
Umut daha sonra İsmail’in “Ana” isimli şiirini okudu.
 
874’üncü hafta basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Saliha Şanlı okudu.
 
‘Kaybetmelere dair yapılan başvurular sonuçsuz kalıyor’
 
Saliha, bu topraklarda devlet, iç hukuk ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği için gözaltında kaybetmelerle ilgili yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını vurgularken, etkili bir soruşturma yürütme konusunda bilinçli olarak gösterilen siyasi ve yargısal direnç suçun cezasız kalmasına ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesine yol açtığının da altını çizdi.
 
Saliha daha sonra 874’üncü haftada 27 yıldır akıbeti gizlenen, failleri cezasızlıkla korunan İsmail Bahçeci dosyasını kamuoyu ile paylaştı.
 
‘YÖK ile gençlik kontrol altına alınmak istendi’
 
12 Eylül askeri darbesi döneminde, üniversiteleri resmi ideolojinin kontrolü altına almayı amaçlayan Yükseköğretim Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini hatırlatan Saliha, “Bu kanun ile akademik hayat ve öğrenci gençlik kontrol altına alınmak istendi. Böylece toplumsal sorunlara karşı sessiz kalan bir üniversite hedeflendi. 90’lı yılların başında üniversite öğrencileri, YÖK sistemine karşı demokratik, özerk ve katılımcı bir üniversite talebiyle dernekler kurarak örgütlenmeye başladı. İsmail Bahçeci de bu örgütlenme içinde yer aldı. Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu başkanıydı. Politik eylemleriyle öne çıkan her öğrenci gibi İsmail de ağır baskılara maruz kaldı. Defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü. 1993 yılında hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve polis tarafından aranmaya başlandı” ifadelerini kullandı.
 
‘İsmail’in gözaltına alındığı inkar edildi’
 
İsmail’in aile evinin defalarca basıldığını dile getiren Saliha, İsmail’in bu baskınlar nedeniyle evinden ayrıldığını söyledi. Saliha, 24 Aralık 1994 tarihinde ailesini telefonla arayan ve kendisini İsmail’in arkadaşı olarak tanıtan bir kişinin “Oğlunuz gözaltında, ona sahip çıkın” dediğini kaydederek, sonrasında yaşananlara dair şu bilgileri verdi: “Baba Şehmus Bahçeci hemen Gayrettepe Emniyet Müdürlüğüne ve DGM İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Ancak İsmail’in gözaltına alındığı inkar edildi. Aynı günlerde polis, kardeşinin İsmail’e telefon numarasını verdiği V.D.’in işyerine baskın düzenledi. V.D. baskın sırasında işyerinde olmadığı için ağabeyi gözaltına alınarak İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Şubede kendisine kardeşinin telefon numarasının yakalanan bir ‘örgüt mensubunun’ üzerinde çıktığı söylendi. 1995 Ocak ayında Ankara’da gözaltına alınan bir kişi de sorguda kendisine, ‘Seni de İsmail Bahçeci gibi kaybederiz’ denildiğini kamuoyuna duyurdu. Ayrıca 24 Aralık 1994 tarihinden sonra Bahçeci Ailesi’nin evine bir daha polis baskını yapılmadı.”
 
‘Sorumluluğunuzu üstlenin’
 
İsmail’in arkadaşları, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü’nün düzenledikleri kampanyalarla konuyu ülke ve dünya kamuoyuna taşıdıklarını kaydeden Saliha, “Ailenin, emniyet, savcılık ve hükümet nezdinde yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. İsmail Bahçeci’nin akıbeti üzerindeki karartma 27 yıldır kesintisiz devam etti. Gözaltında kaybetmeler,  kaybolan kişinin akıbeti ve yeri gizli tutulduğu sürece süreklilik taşıyan bir suçtur. Her gün yeniden işlenmeye devam eden bu suçtaki sorumluluğunuzu üstlenin. Uluslararası hukukun ve iç hukukun gereği olarak İsmail Bahçeci’nin bedeninin bulunduğu yeri ve bu insanlığa karşı suçun tüm sorumlularını açığa çıkarma görevinizi yerine getirin” sözleri ile iktidar ve yargı makamlarına seslendi.
 
‘Kayıplarımızla buluşma mekanımızdan vazgeçmiyoruz’
 
 Saliha son olarak da kaç yıl geçerse geçsin tüm kayıpları  için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 175  haftadır kendilerine yasaklanan kayıplarıyla buluşma mekanları olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.