‘Hasta tutsakların yaşam hakkı ihlal ediliyor'
- 14:34 27 Aralık 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - STÖ'ler, hasta tutsak ve tutsakların sağlık hakkına erişim engeline ilişkin yaptığı açıklamada, bir an önce yapılması gerekenleri maddeler halinde sıraladı.
Diyarbakır Tabip Odası öncülüğünde cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların yaşamını yitirmesine ve tutsakların sağlığa erişim haklarının engellenmesine ilişkin Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Diş Hekimleri Odası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Bölgesi Veteriner Hekimler Odası, Mezopotamya Psikologlar İnsiyatifi, Med-Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneği ile Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED-TUHAD FED), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Rosa Kadın Derneği, TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyonu ve Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Amed Şubeler Platformu katıldı.
‘Yaşanan artışlar hak ihlallerine neden oluyor’
Açıklamayı okuyan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Elif Turan, Türkiye’de ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklu nüfusunda her geçen gün ciddi bir artış yaşandığını söyledi. Elif, Türkiye’de cezaevleri kapasitesinin 220 bin olduğunu, 31 Ekim 2021 tarihinde Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre ise tutsak sayısının 294 bin 930 olduğunu kaydetti. Bu artışın yaşanan ihlallerin katlanarak büyümesine neden olduğuna değinen Elif, var olan sorunların tespiti ve çözümünün zorunlu hale getirildiğini belirtti.
İnsan hakları ihlallerinin en çok yaşandığı alanlardan birinin cezaevleri olduğuna dikkat çeken Elif, “Mahpusların tutuldukları fiziki koşullar, dış dünyayla iletişimleri, ifade özgürlüğü, aile görüş hakkının sağlanması gibi geniş bir çerçeveyi kapsayan mahpus haklarının bir boyutunu da sağlık hakkı oluşturmaktadır. Mahpusların sağlık hakkı sorunu, Ceza İnfaz Kurumları’ndaki ölümlerin artışı ve ağır hasta tutukluların tahliye taleplerinin reddedilmesiyle derinleşmektedir. Bu kapsamda, cezaevleri insan hakları ihlallerinin yoğun biçimde yaşandığı ortamlar olmayı sürdürmektedir” dedi.
‘Etkin bir ceza soruşturması yürütülmelidir’
Elif, son bir ayda işkence ve cinsel saldırıya uğrayan Garibe Gezer, Abdülrezzak Suyur, Halil Güneş, İlyas Demir ve Bangin Muhammed’in cezaevinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Elif, “Ağır hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması ve yaşamlarının yitirilmesine sebebiyet verilmesi nedeniyle yargı mercilerince etkin bir ceza soruşturmasının yürütülmesi gerekir. Ayrıca İHD verilerine göre; hapishanelerde 604'ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunmaktadır. İHD’nin 14 Aralık’taki verilerine göre ise 2020 yılı başından bugüne kadar 7'si infaz ertelemelerinden kısa bir süre sonra, en az 59 hasta mahpus yaşamını yitirmiştir. Verilerin açıklanmasından sonra yaşanan 5 ölümle birlikte bu sayı 64’e yükselmiştir. Ağır hasta mahpuslar tüm başvurulara rağmen, başvuru süreçleri sürüncemede bırakılarak ve tıp etiğine uygun olmayan, bilimsel ölçütlerden yoksun Adli Tıp Kurumu raporları gerekçe gösterilerek tahliye edilmemekte, yaşam hakları ihlal edilmektedir” şeklinde konuştu.
Elif son olarak demokratik kitle örgütleri olarak taleplerini şu şekilde sıraladı:
“* Mahpusların sağlığa erişim hakları sağlanmalı, koruyucu sağlık hizmetleri uygulanmalı, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemler alınmalı ve ölümcül veya sürekli rahatsızlığı bulunan ağır hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır.
* Adli Tıp Kurumu’nun resmi bilirkişi olarak varlığına son verilmeli, tam teşekküllü sağlık kuruluşlarının sağlık kurulları bağımsız bilirkişilik kurumu olarak kabul edilmeli, 5275 sayılı yasanın 16/2-6. Maddeleri gereğince infaz erteleme taleplerinde ölçüt alınmalıdır.
* İdare ve Gözlem kurulları tarafından soyut, hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde iyi halli olunmadığı gerekçesiyle, serbest bırakılma hakkından mahrum bırakılan mahpuslar açısından iç hukuk kapsamında gerekli önlemler alınmalı ve tahliye edilme olanakları sağlanmalıdır.
* Mahpusların tedavilerinin düzenli bir şekilde uygun koşullarda yapılması sağlanmalı; tedavisi yapılmayan hasta mahpusların hekime ve sağlık birimlerine ulaşmada hızlı ve etkin bir şekilde hareket edecek kurumsal mekanizmalar oluşturulmalıdır.
* Hasta mahpuslara hastane dönüşlerinde uygulanan 14 günlük karantina uygulama koşulları yerine PCR testi ve 2 gün tek kişilik odada tutulma uygulaması yapılmalıdır. Pandemi tedbirleri çerçevesinde hasta mahpuslara uygulanan açık görüş hakkı, sosyal aktivite, spor, havalandırma hakkının kullandırılmaması uygulanmasından vazgeçilmelidir.
* Mahpus Kadınlar, LGBTİ+ mahpuslar, engelli mahpuslar, yaşlı mahpuslar gibi özel ihtiyaçları bulunan mahpuslara İnfaz kurumlarında uygun koşullar ve özel bakım için standartlara uygun koşullar sağlanmalıdır.
* Cezaevlerinde işkence, insanlık dışı ve kötü muamele yasağına ve yaşam hakkı ihlallerine yönelik, iddialara karşı adli ve idari pasiflikten vazgeçilmeli, bağımsız, tarafsız ve etkin soruşturmalar yürütülmelidir.”
Açıklama, okunan metnin ardından sona erdi.







