Katliamda 6 yakınını kaybetti: Son kez göremedim
- 09:07 28 Aralık 2021
- Güncel
Habibe Eren - Rojda Aydın
ŞIRNAK - Roboskî Katliamı’nda 6 yakınını kaybeden Ayşe Encü, katliamın ardından DAİŞ’e karşı yürütülen savaşta yaşamını yitiren oğlu Behçet’ten sonra acısının bir kez daha tazelendiğini söylüyor…
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı bir köy olan Roboskî’de 10 yıl önce bugün katledilen 34 kişinin çoğunluğu aynı ailedendi. Ayşe Encü, katliamda oğlu Savaş (15) ve Hüsnü Encü (27), torunları Erkan ve Mahsun Encü ile iki akrabasını yitirdi. Diğer oğlu Behçet Encü ise iki yıl önce Kuzey ve Doğu Suriye’de DAİŞ’e karşı savaşta yaşamını yitirdi.
12 çocuğu olan Ayşe, Zêviya (Tarlabaşı) köyünden. Hayvancılık ve bêrîvanlık yaparak geçimini sağlayan Ayşe, eskiden huzurlu bir yaşamlarının olduğunu ancak devlet zulmü ile birlikte hayatlarının değiştiğini anlatıyor. Roboskî’deki birçok aile gibi 1990’lı yıllarda koruculuk dayatmasına maruz kaldıklarını aktaran Ayşe, ailesinin koruculuğu kabul etmeyerek Roboskî’ye (Ortasu) yerleştiğini dile getiriyor.
Katliamdan sonra hep karalar giyerek yas tutan Ayşe, Hüsnü katledildikten sonra dünyaya gelen torunlarına da Hüsnü ismi koyduklarını, ancak ismini anamadıkları için “Barış” diye seslendiklerini ekliyor.
Sadece iki hafta gidip geldiler
Eşinin de uzun süre sınır ticareti yaptığını aktaran Ayşe, o dönem çocuklarının eşi ile beraber sınıra gitmeyi çok istediklerini ancak küçük oldukları için izin vermediğini ifade ediyor. Birkaç yıl sonra çocuklarının da sınıra gidip gelmeye başladığını söyleyen Ayşe, “Ama onlar sadece iki hafta gidip geldiler. Ta ki o geceye kadar. O geceden sonra ne onlar ne de başkaları gidebildi. O gece yolları kapattılar ve çocuklarımızın aşağı inmesine izin vermediler. Daha sonra uçaklarla çocuklarımızı katlettiler” diyor.
‘Cenazelerin hepsi yanmıştı’
34 kişi katledildikten sonra devlet yetkililerinin açıklamalarına tepki gösteriyor Ayşe ve “Ama onlar da biliyordu ki orada bulunanların hepsi sivildi. İçlerinden sadece 3 kişi kurtulabilmişti. Bizi aradılar ve ‘Hepsini öldürdüler’ dediler. Biz gidene kadar ikinci bombardıman da oldu ve çocuklarımızı orada katlettiler. Hükümet tank ve toplarıyla çocuklarımızın bedenlerini ve katırlarını parçaladı. Çocuklarımızın cenazeleri yanmıştı. Hepsinin sivil olduğunu bilen hükümet, bilinçli bir şekilde bu katliamı yaptı” diye ekliyor.
‘Adını Hüsnü koyduk ama ‘Hüsnü’ diyemedik…’
Haberi aldıklarında sınıra gittiklerini dile getiren Ayşe, yaralıların olduğunu ancak ambulansın gelmesine izin verilmediğini söylüyor: “Bombardımandan sağ kalanlar da donarak yaşamını yitirdi. Çocuklarımı görmeme izin vermediler. Çocuklarımı son kez göremedim. Çocuklarımın hayalleri vardı. Oğlum Hüsnü 9 yıldır evliydi ve çocukları yoktu. Katledildikten sonra bir oğlu oldu. Onun da ismini ‘Hüsnü’ koyduk. Ama biz ona evde ‘Barış’ diyoruz. ‘Hüsnü’ dediğimizde içimiz yanıyor. Oğlum çocuğunu hiç göremedi. 13 yaşındaki oğlum Savaş ise çobanlık yapıyordu. Okul harçlığı biriktirmek için sınıra gitti.”
’10 yıl geçti ama adalet yerini bulmadı’
Katliamdan bir yıl sonra iki akrabasının yine aynı noktada katledildiğini anımsatan Ayşe, “Onlar da bilinçli bir şekilde katledildi. Roboskî’den sonra hayatımız hiçbir zaman güzel olmadı, huzuru görmedik. İçimizde hep bir hüzün var. Katliamın üzerinden 10 yıl geçti ama adalet yerini bulmadı. İki oğlumu ve iki torunumu katledenler bugüne kadar yargılanmadı. Katiller korundu. 10 yıldır acımız hep sürüyor” sözlerine yer veriyor.
‘Şehit düştüğünde içimdeki acı daha da derinleşti’
“Biz Kürtler her yerde ölümle karşı karşıya kalıyoruz” diyen Ayşe, oğlunun 2006’da devlet baskısı ve askerlik yapma dayatmasına karşı yönünü dağlara çevirdiğini belirtiyor: “İki yıl önce Rojava’da şehit düştü. Oğlum devlet baskısından kaynaklı gitti. Sistemin askerliğine karşıydı. Katliamdan sonra şehit düştüğünde içimdeki acı daha da derinleşti. Artık hükümetten hiçbir beklentimiz yok. Çünkü 10 yıldır bir adaletsizlik var ve katiller yargılanmıyor, korunuyor.”







