TJA: Roboskî'yi unutmadık, unutturmayacağız
- 12:05 28 Aralık 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - Roboskî Katliamı’na dairaçıklama yapan TJA, katliama dair en ufak bir soruşturma başlatılmadığını belirterek, “Ulus-devlet zihniyetinin yarattığı Suni sınırlar, biz Kürtlerin ortak ve özgür yaşam inancına, statü hakkına vurulmuş bir zincirdir” dedi.
Tevgera Jinên Azad (TJA), 28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî köyünde TSK’ye bağlı savaş uçaklarının bombardımanı sonucunda 19’u çocuk 34 kişinin yaşamını yitirmesi ile ilgili yazılı açıklama yaptı.
‘En ufak bir soruşturma başlatılmadı’
TJA açıklamada, Roboskî Katliamı’nın Kürtlerin takvimine yeni bir çentik attığını belirterek, NATO’nun katliam karşısında sessiz tavrını eleştirdi. TJA, “Kürdistan’ın her bir köşesine gözetleme kuleleri kuran, 24 saat boyunca Kürt halkını, Kürt coğrafyasını didik didik gözetleyen, NATO’nun en büyük ve donanımlı ordusuna sahip olmakla övünen Türk Silahlı Kuvvetleri 34 sivil yurttaşın ölümünü ‘operasyon kazası’ şeklinde niteleyerek bu katliamdan hicap değil alay çıkardı. Yüz yılı aşkın bir süredir Kürt halkına dayatılan inkâr ve imha politikasının bir devamı olarak gerçekleştirilen bu katliamdan sonra tıpkı öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi tek bir sorumlu yargılanmadı, bu katliamın başında olanlar, emri verenler, uygulayanlar hakkında en ufak bir soruşturma başlatılmadı” dedi.
‘Kürlerin statüsüne vurulmuş bir zincirdir’
Katliama dair belgelerin “devlet sırrı” denilerek açıklanmadığını hatırlatan TJA, açıklamanın devamında şu cümlelere yer verdi: “Bütün dünyanın gözü önünde yaşanan bu katliamın dosyasına dair ‘gizlilik kararı’ verilerek sorumlular yine kendileri tarafından korumaya alındı. Devletin bütün zor aygıtlarına ve baskılarına karşın Roboskîli aileler başta olmak üzere Kürt halkı ‘Roboskî için adalet’ demekten, ‘Roboskî’yi unutmayacağız’ demekten vazgeçmedi. Ulus-devlet zihniyetinin yarattığı Suni sınırlar, biz Kürtlerin ortak ve özgür yaşam inancına, statü hakkına vurulmuş bir zincirdir. Bu sınırlar tarlası, bağı, bahçesi, komşusu, akrabası sınırın hemen öte yanında bulunan Kürtler için şiddetten başka hiçbir anlam taşımamaktadır.
Tecrit politikaları kendini her düzlemde göstermiştir
Bugün sınırları ölüm fermanı gerekçesine çevirenler kendi koydukları sınırların kendi hegemonik sözcülüğünü yapmaktadır. Her halükârda Kürt’ü bitirmeye yemin etmiş bir zihniyetin sonucu olarak ortaya çıkan bu katliam Kürt halkına çizilmek istenen milyonlarca sınırla kendisini devam ettirmektedir. Bugün cezaevleri başta olmak üzere bu düşman politikası ve hukuku her alanda uygulanmaktadır. Başta İmralı Adası mutlak tecridi olmak üzere cezaevlerine ve bütün bir topluma sirayet ettirilen tecrit, bu yok etme politikalarının fiziki-manevi her düzlemde devam ettiğini bizlere göstermektedir. Roboskî katliamında olduğu gibi bu sadece fiziki bir yıkım politikası değil aynı zamanda politik bir kırım aracına dönüştürülmek istenmiştir. Bu savaş taktiği İzmir’de Deniz Poyraz yoldaşımızı katletmiş, inkâr ve imhaya boyun eğmeyen kadınlara gözdağı verilmek istenmiştir.
Cezaevleri ölüm evlerine dönüştürülmüş
Boyun eğmeyenleri cezaevleri ile sindirebileceğini düşünen iktidar burada da direniş ile karşılaşınca büyük bir çaresizlik içerisinde siyasi tutsaklara ölümü dayatmaktadır. Deniz Poyraz’ı dışarıda katleden erkek egemenliği ile donatılmış devlet aklı Garibe Gezer’i de türlü işkencelere maruz bırakarak yaşamdan kopartmıştır. Sadece son bir buçuk ay içerisinde cezaevlerinden 7 tutsağın cenazesi çıkarılmış, cezaevleri ölüm evlerine dönüştürülmüştür. Hasta tutsakların serbest bırakılmaması başta olmak üzere cezaevlerinde uygulanan insanlık dışı politikalar, keyfi tutumlarla infaz yakmalar onurlu bir yaşamı seçen başta Kürt halkı olmak üzere toplumun her kesimine dayatılan bir yok etme yöntemidir.
34 canımızı saygı ile anıyoruz
Fakat buradayız. Bu haksızlığa, hukuksuzluğa, onursuzluğa, insanlık dışı uygulamalara karşı tıpkı Roboskîli aileler gibi, tıpkı Emine Şenyaşar gibi tıpkı ‘Adalet Nöbeti’ tutan anneler gibi, tıpkı yıllardır onurlu bir barış için direnen Barış Anneleri gibi, evlatlarının, kardeşlerinin, sevdiklerinin akıbetini sormaktan yıllardır vazgeçmeyen Cumartesi Anneleri gibi. Roboskî Kürt halkına uygulanan ne ilk imha oldu ne de son. Bir kez daha bu katliamda yaşamını yitiren 34 canımızı saygıyla anıyoruz ve yakınlarına başta olmak üzere bütün Kürt halkına baş sağlığı diliyor. Kadınlar olarak, bu topraklara onurlu bir yaşamı getirene kadar, her bir katliamın failleri açığa çıkarılana kadar özgürlük, eşitlik, demokrasi mücadelemizin, adalet talebimizin devam edeceğini belirtiyoruz.”







