Gençlik örgütlerinden tutsaklarla dayanışma çağrısı

  • 15:40 30 Aralık 2021
  • Güncel
ANKARA - Cezaevindeki tutsaklarla ve ailelerle dayanışma ağlarını örmek istediklerini söyleyen gençlik örgütleri, “Bize düşen görev saldırılara karşı mücadeleyi büyütmektir” dedi.
 
Gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlallerine karşı ailelerle dayanışma ağlarını örmek ve ortak mücadeleyi büyütmek amacıyla ortak bir açıklama yayınladı. Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), HDP’li Üniversiteliler, Öğrenci İnisiyatifi, Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB), Gençlik Komünleri, Sosyalist Öğrenci Hareketi (SÖH), Gençliğin Devrimci Güçleri (DEV-GÜÇ) ve Kaldıraç Üniversite’nin imzacısı olduğu açıklamada, iktidarın siyasi ve ekonomik krizi aşabilmek için toplumun her kesimine yönelik saldırılarına devam ettiği belirtildi. 
 
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Faşizme karşı ses çıkaran her kesim bu saldırı dalgasının gadrine uğruyor. ‘Barınamıyoruz’ diyen öğrencilerden, ‘artık yeter geçinemiyoruz’ isyanını haykıran yoksul emekçilere, özerk, demokratik üniversite isteyen öğrencilere uzanan bu faşist saldırganlık konsepti ile egemenler yükselen isyan sesini baskı altına almaya çalışıyor. Bu baskı politikalarının önemli bir yanını da gözaltı ve tutuklama saldırıları oluşturuyor. Tutuklamalar sonucu tutsak edilen devrimci, demokrat ve yurtseverlere ağır baskı, tecrit ve izolasyon ile düşüncelerinden ve mücadeleden koparılmak isteniyor. Tutuklama saldırısının toplumsal mücadeleyi dizginleme olarak kullanıldığını, Boğaziçi’nde tutuklanan Berke ve Perit’ten, 3’üncü Havaalanı inşaatı işçilerinin grevinden, Kürt ulusunun seçilmişlerine dönük tutuklamalardan iyi biliyoruz.” 
 
‘Katliamların üstü örtülüyor’
 
Pandeminin fırsat bilinerek cezaevindekihak ihlallerinde artış yaşandığının vurgulandığı açıklamada, “Bu süreçte görüşleri yasaklayarak, mektup ve iletişim hakkını gasp ederek, tedavi ve yaşam hakkını hiçe sayarak tecridi derinleştirmektedir. Bugün yüzlerce ağır hasta tutsak ölümle karşı karşıya olmalarına rağmen tahliye edilmiyor, ATK hasta tutsaklara dönük ölüme mahkum etme kararının başındaki kurum olarak işlev görüyor. Ağır hasta tutsaklar Halil Güneş, Abdurrezzak Şuyur tahliye edilmeyip, tedavi hakları engellendiği için hayatlarını kaybetti. Vedat Erkmen sistematik tecrit ve baskı sonucu katledildi. Tarihi hapishanelere dönük katliam saldırılarıyla dolu olan devletin yeni saldırı konsepti tecrit ve sessiz ölümler olmuştur. Yine Garibe Gezer’de olduğu gibi ağır baskı, tecrit ve saldırılarla tutsaklar katledilirken 'intihar’ denilerek katliamların üstünün örtülmeye çalışıldığını iyi biliyoruz. Aysel Tuğluk ve Mehmet Emin Özkan’la bir kez daha gündeme gelen hasta tutsaklar ve hapishanelerdeki ağır tecrit ve baskı koşullarına karşı sessiz kalmamalı bulunduğumuz tüm alanlarda tutsakların sesi olmalıyız” ifadelerine yer verildi.
 
Mücadeleyi büyütme çağrısı 
 
Tutsakların direnmeye devam ettiği kaydedilen açıklamada şöyle denildi: “Burada süren baskılara, yasak ve hak gasplarına karşı mücadele, tutsaklarla dayanışma meselesi sadece tutsak ailelerinin, aile örgütlenmelerinin değil tüm devrimci, demokrat, yurtsever güçlerin görevidir. Bu mücadeleyi ve hapishanelerde devam eden saldırılara karşı tutsakların sesini sokaklara, amfilere, kampüslere taşıma görevi gençliğin omuzlarındadır. Zindanlarda devam eden faşist saldırganlık mücadele devam ettiği müddetçe devam edecektir. Egemenler kendi varlıklarını sürdürebilmek adına hapishaneleri, gözaltı ve işkence merkezlerini, katliama dönük saldırılarını sürdürecektir. Öyleyse bize düşen görev bu zindanlardaki sessiz ölüm saldırılarına karşı mücadeleyi büyütmektir. Tüm gençliği tutsaklara mektup ve kartlar yazarak tecridi parçalamaya, ailelerle ve dayanışma ağlarıyla ortak mücadeleyi büyütmeye, tutsaklarla dayanışma eylemlerine güçlü katılımlarla seslerine ses olmaya çağırıyoruz.”