Sêvê Demir: Ben Kürt kadınıyım ve varım!

  • 09:34 2 Ocak 2022
  • Güncel
Derya Ren -Şirin Çınar
 
DİYARBAKIR - Silopi’de katledilen 3 kadın siyasetçiden biri olan Sêvê Demir’i anlatan annesi Sakine Demir, kızının her zaman baskılara karşı çıktığını ve Kürt halkı için mücadele ettiğini belirterek, onun mücadelesini bırakmayacağını söylüyor. 
 
Şırnak’ın Silopi ilçesinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında bölgeye giden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Sêvê Demir,  Kongreya Jinên Azad (KJA) aktivisti Fatma Uyar ile Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır 4 Ocak 2016’da zırhlı araçtan açılan ateşle katledildi.
 
Katledilen kadınlardan Sêvê Demir, Mardin’in Savur ilçesine bağlı Şenocak köyünde dünyaya gelir. Sêvê Kürt halkına reva görülen sürgün yaşamını 90’lı yıllarda önce Diyarbakır’a sonra Manisa’ya göç ederek yaşar. Gittiği kentlerde mücadelesini bırakmayan Sêvê, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Partisi (DTP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi’nde (DBP) çalışmalarına devam eder.
Siyasi parti çalışmalarının yanı sıra kadın mücadelesinde de aktif rol alan Sêvê, Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH) bir parçası olarak yoluna devam eder. Birçok kadının bilinçlenmesinde ve örgütlenmesinde önemli etkisi olan Sêvê, annesine sürekli söylediği “Ben Kürt kadınıyım ve varım” sözleri ile hafızalara kazınır.
 
Sêvê’nin katledilişinin 6'ncı yılında annesi Sakine Demir ile konuştuk.
 
Sêvê baskılara karşı çıkar
 
1990 yılında devlet tarafından gördükleri baskı sonucu köylerinden göç etmek zorunda kalan Sêvê, ailesi ile Diyarbakır’ın Bismil ilçesine yerleşir. Bismil'e yerleştikleri süreçte de baskılar devam eder. Bir gün evlerine baskın yapan polislerin aile fertlerine "teröristsiniz" diye hakaret etmesi üzerine Sêvê, "Asıl evimize çamurlu ayakkabılarla girerek bize baskı ve zulüm yapanlar teröristtir" diyerek, baskıya ve hakaretlere karşı sesini yükseltir. Sêvê’nin bu karşı çıkışına dair annesi Sakine, “Ev basıldığı zaman yaklaşık onlarca asker gelmişti. Kızım o günden sonra ‘neden bize böyle yapıyorlar, sebebi nedir?’ diye sormaya başladı” diyor.
 
‘Her gün baskı yapıyorlardı’
 
Baskılar nedeniyle Manisa’ya göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Sakine, Sêvê’nin 2002 yılında mücadeleyi tanımaya başladığını ve çalışmalarda aktif bir şekilde yer aldığını ifade ediyor. Sêvê’nin başta kadın çalışmaları olmak üzere mücadelenin neredeyse her alanında yer aldığını belirten Sakine, “Kızım kendi memleketine gelip, kadın çalışmalarına devam etti. Ancak Sêvê, çalışmalar yürütürken, polisler Manisa’da bulunan evimize her gün baskın yapmaya devam ediyordu. Öte yandan insanlar Kürt olduğumuzu söyleyerek, bize ev vermiyorlardı.  Beş yıl boyunca Sêvê’nin nerede olduğunu sorup duruyorlardı. Her gün baskı yapıyorlardı” diye ekliyor.
 
‘Kızım açlık grevine dahil oldu’
 
Kızının Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Kadın Komisyonu üyesi olarak çalışma yürütürken "KCK” adı altında gerçekleştirilen operasyonlar sonucu tutuklandığını anımsatan Sakine, “Sêvê Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla 12 Eylül 2012’de başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine dahil oldu. Kızım 60 gün boyunca açlık grevinde kaldı. Ben de o zaman onunla dayanışmak amacıyla cezaevi kapısında bekledim. Devlet onlara içeride bize dışarda baskı yapıyordu” diyor.
 
‘Mezarını ziyaret ettiğim için ceza verdiler’
 
Sakine, Sêvê’nin cezaevinden çıktıktan sonra özyönetim süreçlerinin yaşandığı kentlere giderek insanlarla dayanışmak istediğini söylerken, “Kızım nerede olursa olsun ben 8 ve 21 Mart’ta onun yanında olmaya çalışırdım” sözlerine yer veriyor. Sêvê’yi görmek için Cizre’ye giden Sakine, “Görüşmemizin ardından onun Silopi’ye geçtiğini öğrendim. Kızım orada kısa bir süre kaldıktan sonra şehit düştü. Kızımın cenazesini 3 ay sonra gömebildik. Kızım şehit düştükten sonra da devletin baskısı devam etti. Mezarını ziyaret ettiğim için bana ceza verdiler” ifadelerini kullanıyor.
 
‘Biliyoruz ki biz kazanacağız’
 
Yaşadıklarına rağmen her zaman barış dilinden vazgeçmediğine işaret eden Sakine, “Bu coğrafyaya barışın gelmesi için sadece Kürtler değil tüm halklar ayağa kalkmalıdır.  Yeter artık barış gelsin. Sêvê, Pakize, Fatma başta olmak üzere diğer tüm şehitleri rahmetle anıyorum. Ne olursa olsun mücadelemizin peşini bırakmayacağız. Biliyoruz biz kazanacağız, ancak bu uğurda bedellerde vereceğiz. Eğer biz birlik olursak zafer bizim olacaktır” diye ekliyor.
 
‘El ele vererek barışı getirelim’
 
“Sêvê’nin dosyasında kimse yargılanmadı, yargılanan biz olduk” diyen Sakine, failler ceza alana kadar davanın peşini bırakmayacağını söylüyor. Sakine, herkesin yaşanan katliam karşısında ses çıkarması gerektiğinin altını çizerek, konuşmasını şu sözler ile sonlandırıyor: “Başta Kürt kadınlar olmak üzere bütün kadınlar ayağa kalksın. Biliyoruz ki Kürtler özgür olmadan Türk halkı da özgür olmayacaktır. Gelin hep beraber el ele vererek bu ülkeye barışı getirelim.”