Hasta tutsak yakınları: Sessizlik ölüm getirir
- 09:06 5 Ocak 2022
- Güncel
Rojda Aydın
ŞIRNAK - Aileler, hasta tutsakların serbest bırakılması gerektiğini vurgulayarak, “Hasta tutsaklar cezaevlerinde ölüme terk edilmesin. 1 haftada 7 cenaze çıktı, bir cenaze daha çıksın istemiyoruz” dedi.
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile beraber, hasta tutsaklara yönelik “yaşam hakkı ihlali” de sürüyor. Tutsaklara yönelik baskı ve saldırı politikasının devrede olduğu şu süreçte, son bir ayda 5’i ağır hasta olmak üzere 7 cenaze cezaevlerinden çıktı. Yetkililerin bu ölümlere karşı sessizliği sürerken, aileler, Diyarbakır ve Van’da başlattıkları “Adalet Nöbetleri” ile tutsakların sesi olmaya çalışıyor.
Hasta tutsaklar Celal İnedi ile Naif İşçi’nin aileleri tutsakların durumuna dikkat çekti.
Üç yıldır cezaevinde olan ve 12 yıl hapis cezası alan Celal İnedi, Afyon Kapalı Cezaevi’nde tutulurken, Naif İşçi ise 14 yıldır cezaevinde ve hakkında 24 yıl hapis cezası verilmiş. Naif, Bitlis T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Öte yandan Naif, tutuklanmadan kısa bir süre önce geçirdiği trafik kazası nedeniyle bacağında sorun yaşıyor.
‘Tutsaklar tedavi edilmiyor’
Naif’in birçok hastalığının bulunduğunu belirten annesi Nebahat İşçi, oğlunun cezaevinde kalma durumunun olmadığına işaret etti. Midesinden rahatsızlığının olduğunu ve Naif’i yaşamsal olarak zorladığını kaydeden Nebahat, “4 ay önce Şırnak’tan Afyon’a sürgün edildi. Tek kişilik hücrede tutuluyor. Tüm hastalıklarına rağmen hastaneye götürülmüyor ve tedavisi yapılmıyor. Ne onun ne de diğer tutsakların tedavisi yapılmıyor. Tutsaklar ölüme terk ediliyor. Bu kabul edilir değil. İçeride onlara ne yaşatılıyor bilmiyoruz. Görüşlere çok sık gidemiyoruz. Telefon görüşlerinde de sürekli ihlallerin olduğunu anlatıyor. Çok baskı olduğunu söylüyor” diye belirtti.
‘Sessizlik ölüm getirir’
Tutsakların durumunun iyi olmadığını ve her geçen gün şartların daha çok ağırlaştığını vurgulayan Nebahat, “Tutsak aileleri olarak el ele verip buna ‘dur’ demeliyiz. Daha güçlü eylemler yapmalıyız. Çocuklarımızın arkasında durmalıyız. Tutsaklarımızın hayatı için bir şey yapmayacaksak, yapmazsak cenazeler çıkmaya devam eder. Bir cenaze daha çıksın istemiyoruz. Bir haftada 7 cenaze çıktı. Biz annelerin yüreği yanıyor. Anneler ne zamana kadar ağlayacak? Artık yeter. Çocuklarımızı siz öldürün diye doğurmadık, büyütmedik. Sessizlik ölüm getirir. Yaşamını yitiren tutsaklar bu sistem yüzünden yaşamını yitirdi. Sorumlusu onları o dört duvar arasında tutan hükümettir. Yaşananlar katliamdır” sözlerine yer verdi.
‘Sürgünlerle bize ve tutsaklara zulmediyorlar’
Celal İnedi’nin annesi Bedriye İnedi de tutsakların yaşadıklarına dikkat çekerek, sürgünlerin zulüm olduğuna değindi. Oğlunun sürgün edilmesinin ardından görüşüne sık gidemediğini, mesafenin uzak olduğunu belirten Bedriye, “Benim de rahatsızlıklarım var, onca yolu gidemiyorum. Buradayken her hafta gidip görürdüm. Bu nasıl bir sistemdir? Cezaevlerindeki zulüm son bulsun. Tutukladıkları yetmiyor bir de orada onları öldürüyorlar. Oğlum tutuklandıktan sonra böbrek hastalığı oluştu. 2-3 kere hastaneye götürüldü ama tedavisi yapılmadı. Doktorlar ameliyat olması gerektiğini söylemişlerdi ama ameliyat olamadı” diye anlattı.
‘En önemli iş annelerin omzunda’
Bedriye, ailelerin, halkın, sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin cezaevlerine sahip çıkması gerektiğini dile getirerek, devamında şunları söyledi: “Her gün gündem yapılsın. Bu zulüm kabul edilemez. Ayağa kalkalım. Tutsaklar için ne gerekiyorsa yapalım. Hükümet sorumluluğunu yerine getirsin. Ne istiyorlar çocuklarımızdan? Çocuklarımızı içeride öldürüyorlar. 1 haftada 6 cenaze çıktı cezaevinden. Bu normal midir? Onlar öldürüyor çocuklarımızı. En büyük sorumluluk, en önemli iş annelerin omzuna düşüyor. Sessiz kalmayalım.”







