ATO’dan çağrı: Çocuk cezaevleri kapatılsın
- 13:56 6 Ocak 2022
- Güncel
ANKARA - Cezaevinde tutulan çocuklara dikkat çeken ATO İnsan Hakları Komisyonu, çocukların bir an önce tahliye edilmeleri gerektiğini vurguladı. Komisyon, “Tutuklama bir cezalandırma aracı olarak kullanılmamalıdır” diyerek, çocuk cezaevlerinin kapatılması için çağrıda bulundu.
Ankara Tabip Odası (ATO) İnsan Hakları Komisyonu, "Cezaevinde Çocuk Olmaz" başlığıyla, ATO binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube yöneticileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü yöneticileri katıldı. Toplantı salonuna, “Cezaevinde çocuk olmaz” yazılı pankart asıldı.
‘Cezaevleri ciddi hak ihlallerinin yaşandığı alan’
Toplantı öncesi söz alan ATO Başkanı Ali Karakoç, cezaevlerinde uzun süredir ciddi hak ihlallerinin yaşandığı alan olduğunu ifade ederek, “Yıllardır kanayan bir yara vicdanlarımızı sızlatırken iktidar ve yöneticilerin umurunda değil. Umarım hak savunucularının söylediklerini dinlerler ve birtakım değişikliklere giderler. Bin 400’ün üzerinde hasta tutuklu ve hükümlü var. İnfaz düzenlemesi görüşmelerinde bir infaz düzenlemesi yapılacaksa önceliğin hasta ve ağır tutsaklara verilmesi gerektiğini söyledik ama bu uygulanmadı ve siyasi tutsaklar kapsam dışı bırakıldı. Ceza ertelemesi yönünde karar verilmesine rağmen çok sayıda tutsak siyasi iktidar tarafından cezaevinde tutuluyor. Son bir ayda 6 tutsak yaşamını yitirdi” sözlerine yer verdi.
Ardından basın metnini ATO adına Ayşe Uğurlu okudu.
‘Bin 941 tutuklu ya da hükümlü çocuk var’
Cezaevlerinin çocuk olmanın ve çocuk gelişiminin doğasına uygun mekanlar olmadığını vurgulayan Ayşe, “Bildiğimiz gibi ülkemizde 0-6 yaş arası çocuklar; annelerinin yargılama dosyaları, 12-18 yaş arası çocuklar ise kendi yargılama dosyalarından dolayı cezaevlerinde tutulmaktadır. 31 Aralık 2021 itibariyle cezaevlerinde bin 941 tutuklu-hükümlü çocuk bulunuyor. 566 hükümlü çocuğun ceza infazı ise Covid-19 izni nedeniyle cezaevi dışında uygulanıyor. Çocuklar, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında ya da yetişkin kapalı ceza infaz kurumlarının çocuk koğuşlarında tutulmaya devam ediliyor. Türkiye genelinde Ankara, İstanbul, İzmir, Hatay, Kayseri, Tarsus, Diyarbakır olmak üzere 7 kapalı çocuk cezaevi; Ankara, Denizli, İstanbul, Elazığ olmak üzere ise 4 çocuk eğitim evi bulunuyor.
Ceza infaz sisteminde çocuğun çocuk olmaktan gelen hakları ve ihtiyaçları gözetilmeksizin yapılan çok sayıda düzenleme bulunmaktadır. Çocuk Koruma Kanunu’nda tanımlanmış olan koruyucu ve destekleyici önlemlerin suçla ilişkilenen çocuklar üzerinden de uygulanmasını beklemek çocukların en doğal hakkı olmasına rağmen yeterli risk ve ihtiyaç analizi yapılmadan ve etkin önlemler alınmadan çocuklar tutuklanmaktadır” dedi.
‘Çocuğun tutuklanması başvurulacak en son yöntem’
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye (BMÇHS) dikkat çeken Ayşe, bir çocuğun tutuklanmasının başvurulacak en son yöntem olduğunu ve bunun en kısa süreyle uygulanmasının devletlere bir yükümlülük olarak verildiğine işaret etti. Ayşe devamında şunları belirtti: “Türkiye’de kimi suç tiplerinde çocuklar çok uzun süre tutuklu olarak yargılanmakta olup hatta tutuklu çocukların sayısı, tüm zamanların hükümlü çocuklardan her zaman daha fazla olmuştur. Pandeminin başlarında cezaevlerinde aile görüşleri tamamen kaldırılmış olup telefonla görüş hakkı kapalı hapishaneler için 10 dakikadan 20 dakikaya çıkarılmıştır. Daha sonra aile görüşleri yalnızca kapalı görüş şeklinde ve daha az sıklıkta tekrar başlatılmıştır. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) gözlemlerine göre; pandemi nedeniyle çocukların ortak alan etkinlikleri, kurslar iptal edilmiş, acil durumlar olmadığı müddetçe hastane ya da başka bir hapishaneye yapılan sevkler durdurulmuş durumdadır. Sivil toplum örgütlerinin ya da öğrenci kulüplerinin bazı hapishanelerde yaptıkları kültürel- sosyal etkinlikler ise askıya alınmıştır.”
‘Tecrit çocukta şiddete yol açacak’
Kapanmışlık halinin tecrit koşullarına yol açtığını dile getiren Ayşe, “Tecrit doğal olarak çocukta şiddete yol açacak, kendisine ve çevresine zarar verme olasılığını arttıracaktır. Bugün ülkemizde hemen hemen tüm çocukların eğitime erişimleriyle ilgili ciddi sorunlar ve çözüm ihtiyacı hâlâ devam ederken, cezaevlerinde çocukların akademik desteğe erişebileceği ve okulla bağlarının güçlendirileceği bir sistem, yasal olarak da öngörülmüş ve yapılandırılmış değildir. Dolayısıyla cezaevlerindeki çocukların tecrit edilme durumunun ötesinde eğitim görme hakları da ellerinden alınmaktadır. Pandemi döneminde hükümlü çocukların izinli sayılarak cezalarını denetimde veya kurum dışında geçirmeleri sağlanmıştır. Bu durumdan tutuklu çocuklar yararlanamamıştır. Tutuklu çocuklar ceza almayı dahi göze alarak haklarındaki yargılamanın bir an önce bitmesini istemektedirler. Çünkü haklarındaki ceza kesinleştiğinde hükümlü sıfatıyla tahliye olabilmelerinin yolu açılacaktır. Böylece maalesef çocukların savunma ve adil yargılanma hakları da ihlal edilmektedir” diye konuştu.
‘Çocuklar tahliye edilmeli’
Ayşe, öncelikli olarak çözülmesi gereken sorunun çocukları suça iten koşulların düzeltilmesi olduğunun altını çizerek, hapsetmenin çocuklar için başvurulmaması gereken bir uygulama olduğunun altını çizdi. Cezaevindeki tüm çocukların güvenli bir şekilde tahliye edilmesi, haklarında koruyucu ve destekleyici önlemler alınması gerektiği üzerinde duran Ayşe, “Tahliye edilen çocukların ailelerine arkadaşlarına, avukatlarına sivil toplum örgütlerine, bağımsız denetim mekanizmalarına, eğitim ve oyun materyallerine, sağlıklı gıda ve sağlık birimlerine ulaşmalarının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Tutuklama, bir cezalandırma aracı olarak kullanılmamalıdır. Cezaevinde olan çocuklar fiziki koşulların kötülüğü, sosyal izolasyon ve disiplin suçları nedeniyle ikincil olarak cezalandırılmaktadır, Cezaevlerinde kameraların görmediği kör noktalar, rıza dışı sevk, psikologların yetersizliği, yabancı uyruklu çocuklara yönelik tercüman eksikliği, çocukların ihtiyaçları için ayrı bir ödenek olmaması, disiplin cezaları, çıplak arama, incelemeye muhtaç işçi koğuşları, çocuklara yönelik akran şiddeti ve cezaevi görevlileri tarafından uygulanan şiddet ve cinsel istismar bu cezalandırmaların başında gelmektedir” dedi.
Ayşe sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çocuk cezaevlerinde çalışan bir sosyal hizmet uzmanı ‘cezaevinden çıkan bir çocuğun yeniden suça sürüklenmemesinin imkansız olduğu, birçoğunun ‘zorunluluktan’ suç işlemeye devam ettiğini’, çocuk cezaevlerinde meydana gelen şiddet olaylarının Adalet Bakanlığı tarafından ‘akran şiddeti’ olarak tanımlandığını, aslında yaşanan her türlü şiddetten cezaevi idaresinin sorumlu olduğunu, yoğun şiddet görmüş çocukların kendilerini var edebilmek ve hissedebilmek adına şiddet uyguladığını ifade ediyor. Ayrıca koğuş sisteminin ergenler arasında hiyerarşi tehlikesi söz konusudur. Bu hiyerarşide ne yazık ki güçlü olan diğerlerini ezerek cezaevi içinde ikinci bir iktidar alanı oluşturmaktadır.
Tecridin etkisini azaltacak adımlar atılmalı
Cezaevi çalışanlarının müdüründen tutun infaz koruma memuruna kadar hepsinin çocuk alanında eğitim almış insanlar olması gerekmektedir. Ayrıca özel ve kırılgan bir grupla çalışmalarının dışında yaşadıkları tükenmişlik üzerinden de cezaevi çalışanlarının da rehabilite edilmesi, özlük hakları ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gerekmektedir. Çocukların duygusal ve fiziksel olarak sağlıklı gelişimlerinin sağlanabilmesi için bir an önce harekete geçilmelidir. Genişletilmiş denetimli serbestlik vb. uygulamalar ile anneleriyle kalan 0-6 yaş arası çocukların annelerinin infazları çocuğun üstün yararı gözetilerek ertelenmelidir. En kısa vadede yapılması gerekenlerden bahsetmek istersek öncelikle cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Tecrit etkisini azaltacak, çocukların fiziksel ve ruhsal sağlıklarının bütüncül olarak korunmasını sağlayacak adımlar atılmalıdır.
Uzun tutukluluk uygulamalarından vazgeçilmeli
Diğer bir konu ise çocuk mahkemelerinin mekansal olarak yeniden düzenlenmesi konusudur. Çocuk dostu bir adalet sistemi için tüm düzenlemeler yapılmalıdır. İfadenin alınacağı odalardan, yargılamanın yapılacağı mahkemelere kadar tüm süreçte mekanların çocukların rahatsız olmayacağı, güvenebileceği hale getirilmesi, ayrıca duruşmalarda hakim, savcı ve avukatların cübbe giymemesi gibi değişiklikler yapılması çocukların daha az travmatize olmasını sağlayacaktır. Adalet Bakanlığı’nın 2020 faaliyet yılı raporuna göre Türkiye’de 22 adet çocuk ağır ceza mahkemesi, 112 adet çocuk mahkemesi bulunmaktadır. Çocuk yargılamalarının önemli bir kısmı yetişkin mahkemelerinde görülmektedir. Yargı süreçlerini ve uzun yargılamaları, sonuçta da uzun tutukluluk sürelerini beraberinde getiren tüm uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu olarak bir kez daha belirtmek istiyoruz ki çocukların yeri cezaevleri değildir. Cezaevinde çocuk olmaz. Bir çocuğun hapsedilmesinin ya da cezalandırılmasının hiçbir şekilde onarıcı tarafı yoktur. Çocukları suça iten koşulların düzeltilmesi gerekmektedir.”
‘Çocuk cezaevleri kapanmalı’
Son olarak söz alan İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, Türkiye’de hak ihlallerinin baskı mekanizması halini almış durumda olduğunu belirterek bundan en çok çocukların zarar gördüğünü kaydetti. Nuray, “Aralık ayı son verilerine göre bin 941 çocuk cezaevinde tutuluyor, tecrit altında tutuluyor, eğitim haklarından mahrum bırakılıyor. Cezaevlerinde ölümler de artıyor. 2021 yılı içinde bize ulaşan bir çocuk cezaevinde şiddete maruz kalmış. Çocuk cezaevlerinin kapanması öncelikli isteğimizdir” şeklinde konuştu.







