Güneşe yürüyen kadınlar: Sara, Rojbîn, Ronahî
- 09:04 7 Ocak 2022
- Güncel
DİYARBAKIR - Erkek devlet sistemine karşı çıkarak, Kürt ve kadın özgürlük mücadelesinde buluşan Sara, Rojbîn, Ronahî… Katledilmelerinin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen onlar hala kadın direnişinin yolunu aydınlatıyor…
Tüm dünya, 9 Ocak 2013’te büyük bir siyasi katliama tanıklık etti. PKK'nin öncü ve kurucu kadrolarından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn), Avrupa Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî), 9 Ocak 2013 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda MİT ajanı Ömer Güney tarafından katledildi. MİT tarafından gerçekleştirilen ve “uluslararası komplonun devamı” olarak değerlendirilen bu siyasi katliamda yaşamını yitiren 3 Kürt kadın arkalarında mücadeleyi miras bıraktı.
Anlamlı bir kavganın sahibi: Sara
Başta Kürt kadınlar olmak üzere mücadele eden kadınlar için öncü bir kimlik taşıyan Sakine Cansız, erkek-devlet sisteminden kopuş yaşayan birçok kadının kararlaşmasında etkili oldu. Mücadelesi ile Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde işkenceci Esat Oktay’a korku salan Sakine, 1958 yılında Dersim’in Tahtı köyünde Alevi bir ailede dünyaya gelir. 8 kardeşli bir aileye doğan Sakine’nin ilk başkaldırısı, kadına biçilen cinsiyetçi rollere olur. Sakine, bu başkaldırı ile beraber devrimci mücadele ile tanışır.
Ancak ailesinin yaşadığı ekonomik sorunlar dolayısıyla Sakine, babasının ardından abisi ile Almanya’ya gider. Almanya’da birkaç yıl kaldıktan sonra tekrar ülkeye dönen Sakine’nin hemen ardından bu kez annesi Almanya’ya gider. Annesinin gidişiyle beraber kardeşlerinin sorumluluğunu alan Sakine, hem eğitim hayatına devam eder, hem kardeşlerine bakar. Sakine bu dönemde mücadelede daha aktifleşir. Sakine yaşadığı bu süreci, “Hep Kavgaydı Yaşamım” kitabında “örgütlenmenin ilk adımı” olarak ele alır.
PKK’nin kuruluşunda yer alan 2 kadından biri
Sol fraksiyonlarla hareket eden Sakine, çalışmak için gittiği İzmir’de bir fabrikada işçiler ile beraber greve girer. Greve saldıran polisler Sakine ve birçok işçiyi darp ederek gözaltına alır. Sakine, yine bu süreci şu sözler ile anlatır: “Bizi darp ettiler, ancak biz grevimizin ses getirdiğini biliyorduk. Bundan kaynaklı bizi polis aracına bindirdiklerinde de birbirimize bakıp gülüyorduk.” Ardından Ankara’ya geçen Sakine, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın öncülük ettiği Apocu gençler ile tanışır. Apocular ile mücadeleye başlayan Sakine, 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde, PKK Lideri Abdullah Öcalan ve 20 kişinin katılımıyla PKK’nin kuruluşunda yer alan 2 kadından biri olur.
Kadınlara direnmenin yolunu öğretti
PKK’nin kuruluşunun hemen ardından Sakine, Elazığ-Bingöl hattında çalışmalarda yer alır. Bölgenin feodal sisteme sahip olmasından kaynaklı Sakine, “Kadınlara ulaşmanın en zor olduğu alanlardan biri de bu hattı” sözleri ile alanı tanımlar. Alanın zorluğuna rağmen Sakine, birçok kadının örgütlenmesinde ve mücadeleye katılımında etkili olur. Bu hatta çalışmalara devam ederken, 1979 yılında tutuklanır. Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konulan Sakine, ağır işkencelere maruz kalır. Sakine, yapılan tüm işkencelere ve itirafçılık dayatmalarına karşı, “Kadın koğuşundan tek bir itirafçı çıkmayacak” diyerek tepkisini ortaya koyar ve o, işkenceci Esat Oktay Yıldıran’ın yüzüne tükürerek duruşundaki kararlılığı bir kez daha düşmanına gösterir.
Abdullah Öcalan: Sara, sen dağları seversin
Sakine, tutuklu bulunduğu süre içerisinde farklı cezaevlerinde kalır. 26 Aralık 1990’da Çanakkale Cezaevi’nden tahliye olan Sakine, kısa bir süre sonra eğitim için Mahsum Korkmaz Akademisi’ne gider. Burada gördüğü eğitimden sonra yönünü dağlara çeviren Sakine’nin ardından PKK Lideri Abdullah Öcalan, “Hadi Sara sen dağları seversin. Sizlere güveniyorum, güzel haberler bekliyorum” der.
Sakine, uzun bir süre özgür dağlarda kaldıktan sonra diplomasi çalışmaları için Avrupa’ya gider. Son olarak Fransa’nın başkenti Paris’e gelen Sakine, mücadele arkadaşları Fidan Doğan (Rojbîn) ve Leyla Şaylemez (Ronahî) ile beraber siyasi suikast sonucu katledilir.
Kürt diplomasisinin sözcüsü: Fidan Doğan
Fidan Doğan, Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Hançıplak köyünde 17 Ocak 1982’de dünyaya gelir. Fidan henüz 2 yaşındayken, ailesi Fransa’ya yerleşmek zorunda kalır. O ise 9 yaşındayken, Avrupa’daki ailesinin yanına gidebilmek için göç yollarına düşer. Uzun süre mülteci kamplarında kalan Fidan, eğitim ve öğretim hayatına Fransa’nın Strasburg kentinde devam eder. Bu dönemde Fidan, ailesinin yurtsever duruşunun da etkisiyle Kürt ulusal mücadelesi içinde yer almaya başlar.
Genç yaşlarda Strasburg Kürt Kültür Derneği'ne gitmeye başlayan Fidan, kültür sanat çalışmalarına katılım sağlar. 15 Şubat 1999’da PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın uluslararası komplo ile Türkiye'ye getirilmesinden sonra Fidan, PKK’de kadrolaşır, “Rojbîn” adını alır. Avrupa’da gençlik çalışmaları yürüten Fidan, daha sonra Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilciliği görevini üstlenir.
Sözcülük yapar
Avrupa’nın birçok ülkesinde kadın ve gençlik çalışmaları başta olmak üzere diplomatik faaliyetler yürüten Fidan, 2007 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın zehirlenmesine karşı Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) İmralı Adası’na bir heyet göndermesi talebiyle gerçekleştirilen ve 39 gün süren açlık grevi eyleminin dış kamuoyuna dönük sözcülüğünü de yapar. Avrupa’da yürüttüğü çalışmalarda gösterdiği başarılarının ardından Fidan, 2011 yılında Paris'teki Kürdistan Enformasyon Bürosu’nun sorumluluğuna atanır. Fidan, burada yürüttüğü diplomasi faaliyetleri ile Kürdistan’da devam eden savaşa karşı başta uluslararası platformlar olmak üzere barış ve insan hakları için çalışma yürüten kurumlarla diyaloğa geçer. Fidan, bu çalışmalarına devam ederken Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda 2 mücadele arkadaşı ile katledilir.
Genç kadın mücadelesinin sembolü: Leyla Şaylemez (Ronahî)
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1 Ocak 1989 tarihinde dünyaya gelen Leyla Şaylemez de devletin baskısı sonucu 8 yaşındayken, ailesi ile beraber Mersin’e taşınır. Mersin’de bir süre yaşayan Leyla ve ailesi, burada da sonu gelmeyen baskılar nedeniyle diasporaya gider. Ailesi ile birlikte Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde bulunan Halle şehrine yerleşen Leyla, kendi değerleri ile büyür.
‘Genç başladık genç başaracağız’ sözünü felsefe edinir
Kültür çalışmalarına katılan Leyla, folklor gruplarına dahil olur. Leyla, ilerleyen yaşlarda sistemin baskısını daha çok hisseder ve gençlik çalışmalarında yer alır. Sonrasında ise PKK’ye katılan Leyla, katılımından bir süre sonra Avrupa’ya yeniden dönerek, burada gençlik hareketi içerisinde çalışmalarını sürdürür. Leyla kendisine, “Genç başladık genç başaracağız” sözünü felsefe edinir.
Leyla yürüttüğü çalışmalar ile birçok gencin sistem içerisinde yok olmasını engelleyerek, özgürlük mücadelesi ile tanışmasında etkili olur. Leyla gençlik çalışmaları için geldiği Paris’te 2 devrimci kadın ile katledilir.







