'Çocuklarımızın mezarına saldıran devlettir'

  • 09:30 8 Ocak 2022
  • Güncel
Rojda Aydın
 
ŞIRNAK - Cizre’de mezarlıklara yapılan saldırıya tepki gösteren kadınlar, “Mezarlıklarda çiçeklerin bile izin vermiyorlar. Çocuklarımızın mezarlarına saldıran devlettir. Çocuklarımızın izinde olacağız. Ne kadar yıksalar biz yine yapacağız o mezarları” dedi. 
 
Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan Asri Mezarlığı’nda 2015 yılında Cizre’de ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşamını yitirenler ile 2 YJA-STAR ve HPG’linin mezar taşları kişi ya da kişiler tarafından tahrip edildi. Söz konusu mezar taşları kırılırken, bir mezarın ise toprağı kazıldı.
 
‘Çiçeklerin yeşermesini izin vermiyorlar’
 
Cizre’de 4 Eylül 2015 ve 12 Eylül 2015 tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşamını yitiren ve mezarı tahrip edilen Sait Çağdavul’un annesi Gurbet Çağdavul, Perşembe günü çocuğunun mezarını ziyarete gittiğinde mezarlıkların tahrip edildiğini gördüğünü belirtti. Gurbet, “Bir gün önce oğlumun mezarını ziyaret etmek ve dua okumak için mezarlığa gittim. Çocuklarımızın mezarını koklamak ve huzur bulmak için her hafta gidiyoruz mezarlığa. Ama biz mezarlığa gittiğimiz zaman mezarların tahrip edildiğini, mezar taşların kırıldığını ve bir mezarın toprağının kazıldığını gördük. Bunları görünce içimizde bir acı oluştu. Ölülerimizi de mezardan çıkaracaklar. Ailelerin de hakları var çocuklarının mezarını ziyaret etmeye. Ama bunu da çok görüyorlar. Mezarların üzerindeki çiçeklerin yeşermesine dahi izin vermiyorlar. Yasakta çocuklarımızı öldürenler onlara ‘terörist’ demişti. Ama onlar sadece sivildi. Çocuklarımızı bilerek katlettiler. Yasak sürecinde oğlumun cenazesini camiden çıkarmama izin vermediler. Katletmekle içleri rahatlamadı. Onlar her ne kadar çocuklarımızın mezar taşlarını kırıp yıksalar da biz yeniden yaparız. Biz her zaman onların izinde olacağız” şeklinde konuştu.
 
‘Çocuklarımızın mezarlarına saldıran devlettir’
 
Çocuklarının mezarlarını tahrip eden kişilerin kim olduğunu bildiklerine dikkat çeken Gurbet, “Çocuklarımızın mezarlarına saldıranın devlet olduğunu iyi biliyoruz” diye vurguladı. Gurbet, “Çünkü onlardan başka kimse bunu yapmaz. Biz onları öncesi yaşananlardan biliyoruz. Mezarlığın çevresinde mobesse kameraları var. Onların dışında kimse gelip mezarları kırıp, dökemez. Eğer ki devlet bunu yapmamışsa bir an önce ortaya çıkarsın. Kürt olduğumuz için bize ve mezarlarımıza saldırıyorlar. Yapılan bu saldırıyla beraber annelerin yüreği ikinci bir kez daha yandı. Zaten çocuklarımız için üzülüyoruz, şimdi de kemiklerine olan saldırılardan kaynaklı üzülüyoruz. Artık annelerin ağlamasını istemiyoruz. Bu saldırıların bir an önce son bulmasını istiyoruz” dedi.
 
‘Mezarlarımızdan ne istiyorlar?’
 
Mezarların tahrip edilmesini kınayarak, insanlık dışı bir uygulamanın olduğunu vurgulayan Şırnak MEBYA-DER Eşbaşkanı Mevlüde Güngen ise bilinçli yapılan bir saldırı olduğunu belirtti. Bu saldırılar karşısında ailelerin sessiz kalmaması gerektiğini ifade eden Mevlüde, “Kürtleri yok etmek istiyorlar. Bundan kaynaklı da çocuklarımızın mezarlarını yok etmek istiyorlar. Bu da özel savaş politikasının bir parçası ve psikolojik olarak aileler üzerinde baskı uygulamak istiyorlar. Bu zulüm bir an önce son bulsun. Çocuklarımızın mezarı neredeyse, devlet oraya saldırıyor. Şu ana kadar birçok kez mezarlıklar bombalandı ve tahrip edildi. Çocuklarımızı öldürenler bununla yetinmedi, bu sefer de mezarlarına saldırıyorlar. Mezarlarımızdan ne istiyorlar? Yaşananların hepsi hukuksuzluk. Biz artık özgür ve eşit bir yaşam istiyoruz. Biz şu ana kadar birçok kez mezarlık saldırılarına şahit olduk. Bu ne insanlık ne de Müslümanlık. Onlar ne kadar saldırsalar da, eninde sonunda özgürlük ve barış gelecek” sözlerine yer verdi.
 
‘Biz her zaman öldürülüyoruz’
 
Şırnak MEBYA-DER  yöneticisi ve Cizre’de 2015-2016 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde 2 çocuğunu kaybeden Hezni Arslan ise yaşananların hukuksuzluk olduğunu belirterek, “Bu ahlak ve insanlık dışı bir uygulama. Çocuklarımızın mezarından ne istiyorlar? Mezarlar onlara ne yapacak. Bu saldırının ne toplumsal, ne din ve ne de hukukta yeri var. Devlet bilinçli bir şekilde saldırıyor. Eğer onlar yapmıyorsa da, bu saldırıları yapanlar da devlet adı altında yapıyorlar. Her saatte bizi takip edenler, bu saldırının kimin yaptığını da iyi biliyor. Onlar dışında kimse mezarlığa saldırmıyor. Bu saldırı ne ilk ne de son olacak. Her zaman en hassas noktamız olan çocuklarımızın mezarlarına saldırıyorlar. Çocuklarımızın kemiklerini mezardan çıkarıp kaybediyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu davadan vazgeçmeyeceğiz. İnsanlar bir kez ölür. Ama biz Kürtler her zaman öldürülüyoruz. Her gün içimizdeki yaraları yeniden açıyorlar” diye ifade etti.
 
‘Kürt düşmanlığı yapanlar mezarlarımızdan rahatsız’
 
Sokağa çıkma yasaklarında bir oğlunu Cizre’de, bir oğlunu ise Nusaybin’de kaybeden Ayşe Ataybey de Kürtler ve mezarları üzerinde zulüm uygulandığına dikkat çekerek, “Çocuklarımızın kemiklerinden korkuyorlar. Yüreğimiz yanıyor. Kürt düşmanlığı yapanlar, çocuklarımızın mezarlarından rahatsızlık duyuyor. Çocuklarımızın mezarlarına saldırarak, annelerin içindeki yarayı tekrar açmak istiyorlar. Oğlum Halil Cizre’de şehit düştü, cenazesini burada defnettik. Ama diğer oğlum Nesim, Nusaybin’de şehit düştü. Hala cenazesini bulamadım ve 6 yıldır cenazesini arıyorum. Bir yandan çocuklarımızın kemikleri bizden saklanıyor, bir diğer yandan ise mezarlarımıza saldırıyorlar. Çocuklarımızın cenazelerini bizden kaçırıyorlar. Çocuklarımızı katlettiler ama yinede rahatlamadılar. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu davanın peşini bırakmayacağız. Sağ olduğumuz müddetçe çocuklarımızın izinde olacağız” dedi.