Ajanlaştırma dayatmalarına maruz bırakılan öğrencilerden açıklama

  • 14:57 10 Ocak 2022
  • Güncel
 
İZMİR - Üyelerine yönelik polis tacizi, ajanlaştırma dayatmaları ve tehditlere ilişkin açıklama yapan ÜFK, “Bizler devletin ve onun maşaları olan resmi-sivil faşist çetelerin bu ucuz hamlelerine karşı örgütlü gücümüzle alanlarda olmaya devam edeceğiz” dedi. 
 
Öğrenci Kolektifi ile Üniversiteli Feminist Kolektifi üyelerine yönelik polis baskısı ve ajanlaştırma dayatmalarına ilişkin Eğitim Sen 3 No’lu Şube binasında basın toplantısı düzenledi.Toplantıya Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Kaldıraç, Öğrenci İnisiyatifi, Yeni Demokrat Gençlik (YDG), İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, Türkiye İşçi Partisi (TİP),  İmece Derneği ve Eğitim-Sen 3 No’lu Şube  üyeleri katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona “Boşuna aramayın biz her yerdeyiz” yazılı pankart asılırken basın metnini Üniversiteli Feminist Kolektif üyesi Zehra Akbıyık okudu.
 
Taciz ve ajanlaştırma girişimi iktidarın sıkışmışlığının ifadesi
 
Ekonomik krizin sebebi olan iktidarın ırkçı saldırılarla oluşabilecek herhangi bir isyana dair derin bir korku barındırdığını ifade eden Zehra iktidarın bu korkusunun sonucu olarak çözümün sokakta olduğunu belirten feministlere ve sosyalistlere saldırdığını ifade etti. Bu saldırıların bir parçası olarak Feminist Kollektif üyesi kadınların sokakta önünün polis kimliği gösteren kişiler tarafından kesildiğini belirten Zehra “Söz konusu kişiler arkadaşlarımıza ajanlaştırma girişiminde bulunmuştur. Daha sonra ‘sana son bir şans vermek istiyorum’ mesajları ile arkadaşlarımızı taciz etmeye devam etmiştir. Aynı özel telefon numara ile arkadaşlarımızın aileleri aranmış, ailelerimiz ile katıldığımız eylem görüntüleri paylaşılmış, ‘şu an nerede ne yaptığını biliyoruz’ şeklinde ailelerimiz tehdit edilmiştir” diye belirtti.
 
‘Bu ucuz hamlelere karşı örgütlü gücümüzle alanlarda olacağız’
 
Devrimcilere yönelik ajanlaştırma, sindirme, hedef gösterme ve yıldırma politikalarının gençliğin faşizme karşı inatçı ve örgütlü mücadelesini büyümesiyle karşılık bulduğunu ifade eden Zehra  sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler devletin ve onun maşaları olan resmi-sivil faşist çetelerin bu ucuz hamlelerine karşı örgütlü gücümüzle alanlarda olmaya devam edeceğiz. Üniversitelere atadıkları kayyumlarla kadın ve LGBTİ+ kulüplerini kapatan, bizleri geleceksizlik ve işsizlik ile baş başa bırakan, pandemi sürecini yönetemeyen, İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek kadınların ve LGBTİ+ların yaşam haklarına saldıran AKP’nin bu politikalarına karşı sokakları, kampüsleri, meydanları dolduran ve hedef alınan üniversiteliler olarak özerk demokratik Feminist üniversiteyi savunan, kayyumlara, kadın ve LGBTİ+düşmanlarına direnen, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan, nefrete inat yaşasın hayat diyen biz üniversiteliler buradayız.”
 
‘Sığındıkları liman devrimciler tarafından alaşağı edilecek’
 
Polislerin, aileleri arayarak üyeleri ile ilgili “İnsan Hakları Derneğine gidiyorlar, bize bir şey olmaz, onların başı yanar” cümlelerinin kullanıldığını belirten Zehra “Sırtlarını dayadıkları faşist iktidardan aldıkları geçici güç ile böyle rahat olduklarını düşünüyorlar ancak gün geçtiğinde sığındıkları limanlar devrimciler tarafından alaşağı edildiğinde o zaman kimlere neler olacağını bizler biliyoruz. Devlet karşımıza hangi politikayla çıkarsa çıksın, saldırılarını ne kadar artırırsa artırırsın karşısında tarihini geçmişten ve bitmeyen mücadelesinden alan örgütlü bir devrimci gençlik var” diye belirtti.  
 
Suç duyurusunda bulunulacak 
 
Polis baskısına maruz kalan 3 kadın İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’ne başvuruda bulunduktan sonra bugün avukatları aracılığıyla savcılığa suç duyurusunda bulunacak.