Hak savunucuları Marmara Bölgesi Hapishane İzleme Heyeti’ni kurdu
- 15:20 12 Ocak 2022
- Güncel
İSTANBUL - Hak, hukuk ve sağlık örgütleri, cezaevlerinde yaşanan ihlallerin son bulması için bir araya gelerek Marmara Bölgesi Hapishane İzleme Heyeti’ni kurdu.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Toplum Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Türkiye İnsan Hakları Vakfı, (TİHV), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağılık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yanı sıra birçok hak, hukuk ve sağlık örgütü bir araya gelerek Marmara Bölgesi Hapishane İzleme Heyeti’ni oluşturdu. Cezaevinde yaşanan ihlalleri, hasta tutsak ölümleri, yaşanılan sorunlar ve hukuki süreçleri takip etmek üzere kurulan İzleme Heyeti, İHD İstanbul Şubesi’nde bir araya gelerek basın toplantısı düzenledi. Toplantı salonuna “Hapishanelerde ölüm istemiyoruz, yaşamı savunuyoruz” pankartı asıldı.
Toplantıya sivil toplum örgütlerinden temsilciler katıldı.
‘İhlaller çoğaldı’
Toplantıda söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, cezaevlerinde yaşanan ihlallerin son bulması için çaba sarf ettiklerini söyledi. İhlallerin çoğaldığını ve buna karşı ortak mücadele için girişimlerinde bulunduklarını belirten Gülseren, bu girişimin İzleme Heyeti’nin oluşturması ile sonuçlandığını kaydetti. Marmara cezaevlerinde yaşanan ihlalleri takip edeceklerini belirten Gülseren, diğer cezaevlerinde yaşanan ihlallerin de görünmesi için çalışmalarını yürüteceklerini belirtti.
‘Yaşam hakkı tehdit altında’
Ortak basın metnini okuyan ÇHD İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut, cezaevlerinde yaşanan ihlallerin sistematik bir hal aldığına ve boyutunun çok ağırlaştığına işaret etti. Sağlık, iletişim hakkı ihlalleri, işkence, kötü muamele ve benzeri birçok sorunun çözümsüz bırakıldığını ifade eden Çiğdem, “Yaşam hakkı tehdit altında” dedi.
‘Soruşturmalar etkin yürütülmüyor’
Birçok cezaevinden ölümlerin yaşandığını dile getiren Çiğdem, Adalet Bakanlığı’nın yanı sıra ilgili yetkili kurumlar tarafından konuya ilişkin bir açıklama dahi yapılmadığına dikkat çekti. Çiğdem ayrıca soruşturmaların etkin yürütülmediğini söyledi. İskenderun T Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren hasta tutsak Bangin Muhammed’in tedavisinin yapılmadığını ve bu nedenle yaşamını yitirdiğini hatırlatan Çiğdem, ayrıca Kandıra Cezaevi’nde yaşamını yitiren Garibe Gezer’in yaşadıklarına işaret etti.
Garibe Gezer’e işkence edildiğini ve daha sonra tek başına tutulduğu hücrede yaşamını yitirmiş halde bulunduğunu kaydeden Çiğdem, Garibe’nin ölümüne ilişkin açılan soruşturmaya gizlilik kararı getirilmesine dikkati çekti. Çiğdem, “Her an hapishaneden bir insanın ölü bedeninin çıkması, ülkede sıradan bir olay olarak görülmeye başlanmıştır” diye ekledi.
Bin 605 hasta tutsak var
Çiğdem cezaevlerinde bin 605 hasta tutsağın bulunduğunu, bunlardan 604’ünün durumunun kritik olduğunu söylerken, 2021 yılında 59 tutsağın yaşamını yitirdiğini aktardı. Çiğdem, “Mahpusların sağlık ve tedavi haklarının ihlal edilmesi hastalıkların hızla ilerlemesine ve mahpusların yaşamlarını yitirmelerine neden olmaktadır. Hapishane koşullarında tedavileri yapılamayan mahpusların tedavi maksadı ile serbest bırakılmaları önündeki en bariz engellerden biri Adli Tıp Kurumu’nun bilimsellikten uzak raporlarla mahpuslara ‘Hapishanede kalabilir’ raporu vermesidir. Bir diğer engel ise yine ölmek üzere olan birçok mahpus hakkında kolluğun düzenlediği ‘toplum için tehlike arz ettiği’ yönündeki raporlar oluşturmaktadır” dedi.
‘Istırap düzenini aştı’
Tutsakların sağlık ve tedavi haklarının evrensel normlarda güvence altına alındığına işaret eden Çiğdem, “AİHM’in yerleşik içtihatlarına göre de; ‘Devlet bir kişinin insan onuruna saygı ile bağdaşır koşullarda alıkonulmasını güvence altına almak zorundadır ve kişiye uygulanan tedbirin infazında izlenecek tutum ve yöntem, kişiyi, tutuklamanın doğasında kaçınılmaz olarak var olan ıstırap düzeyini aşan bir yoğunlukta sıkıntı ve zorluğa maruz bırakmamalıdır” ifadelerini kullandı.
‘Devlet tutsakların yaşamından sorumlu’
Devletin tutsakların yaşamından sorumlu olduğunu belirten Çiğdem, “Mahpusların tedavi ve sağlık hakları önündeki engelleri kaldırarak mahpusların tedavi ve sağlık haklarına erişimini sağlamakla yükümlüdür. Tüm bu düzenlemelere rağmen devlet hasta mahpuslara dair sorumluluklarını yerine getirmemekte ve tüm toplumun gözlerinin önünde insanlar hapishanelerde yaşamını yitirmektedir” diye konuştu.
‘Umut hakkı ellerinden alındı’
Çiğdem açıklamada, “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile tutsakların umut haklarının ellerinden alınmasına dikkat çekti. Çiğdem, “Mahpusların özgürlük beklentileri tamamen subjektif değerlendirmeler yapan Cezaevi İzleme Kurullarının tasarrufuna bırakılmaktadır. İzleme Kurulları ‘yanlı koğuşta kalma’ gibi gerekçeler ile mahpusların tahliyelerini engellemekte 25 yıl, 30 yıl hapishanede kalan mahpusların infazları yakılarak tahliyeleri engellenmektedir” sözlerine yer verdi.
Çalışmalar sürecek
Yaşanan bu sorunlarla ortak mücadele etmek üzere hak, hukuk ve sağlık örgütleri olarak bir araya geldiklerini vurgulayan Çiğdem, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAYDER), Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Derneği ile birlikte bu ihlallerin son bulması için çalışmalar yürüteceklerini dile getirdi.







