Halkevleri’nden ‘sosyalist Türkiye’ çağrısı
- 14:20 13 Ocak 2022
- Güncel
NKARA -Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krize ilişkin açıklama yapan Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, “Gelin hep beraber eşitlik, özgürlük, barış içinde, insanca yaşayacağımız bir ülkeyi, sosyalist Türkiye’yi kuralım” dedi.
Halkevleri, Türkiye'nin içinde bulunduğu çoklu kriz haline ilişkin değerlendirme ve tespitleri ile bu krize karşı program önerileri ve mücadele çağrılarını duyurmak üzere partilerinin genel merkezinde “İnsanca bir yaşam demokrasi, özgürlük ve barış için direnişe çağrı” şiarıyla basın toplantısı gerçekleştirdi. Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk’ün de katıldığı toplantıya Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ile Ankara Şube yöneticileri katıldı. Toplantının yapıldığı salona “İnsanca bir yaşam demokrasi, özgürlük ve barış için direnişe çağrı” yazılı pankart asıldı.
Açıklama metnini Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk okudu.
‘Yerkürenin üzerine yıkıcı bir uygarlık krizi olarak çöküyor’
Zamanların en kötüsünde olduklarını belirten Nebiye, dünyanın sonunun görünmeyen ekonomik, toplumsal, siyasal, varoluşsal kriz ve çalkantıların içinde yol aldığına dikkat çekti. Nebiye, “Artık tamamen insani gelişmenin karşısında, yıkıcı bir güç haline gelen büyük sermayenin toplumsal egemenliği, emek düşmanı, kadın ve LGBTİ+ düşmanı, göçmen düşmanı, gerici, şoven, fetihçi, türcü, bilim ve sanat düşmanı faşist iktidarların ardına sığınıyor. Mantıksal olarak sürdürülemez hale gelen kapitalizm, tarihsel olarak yıkılmamak için gösterebileceği bütün direnişi gösteriyor, insanlığın ve yerkürenin üzerine yıkıcı bir uygarlık krizi olarak çöküyor” dedi.
‘Neoliberalizm kitlesel işçi sınıfını yarattı’
Neoliberalizm, tarihin gördüğü en kitlesel, en renkli, en yetenekli işçi sınıfını yarattığına dikkat çeken Nebiye, “Neoliberalizm bütün insanlığı işçileştirirken, insanlığın uygarlık tarihinin derinliklerinden bugüne taşıdığı bütün eşitsizlik, baskı ve tahakküm ilişkilerini, kadın sorununu, toplumsal cinsiyet sorununu, ulusal sorunu, din sorununu, kafa ve kol emeği arasındaki çelişkiyi proleterleştirdi ve bütün bu sorunlar etrafında ortaya çıkan isyan hareketlerini proletarya hareketinin görünümleri arasına kattı. İnsanlık kapitalist sistem tarafından sürüklendiği uçurumun kenarında, neoliberal politikalara ve onu savunmak için en bayağı yöntem ve araçlara başvurmaktan çekinmeyen faşist iktidarların zoruna karşı direniyor. Kriz, bir devrimci kriz ve devrim çağrısını ileriki bir tarihte gerçekleşecek muhayyel bir karşılaşmanın değil bugünün gerçek toplumsal çatışmalarının içinde buluyor” diye belirtti.
‘Kriz devrimci güçlerle aşılır’
Nebiye, Türkiye’de neoliberal sömürge kapitalizminin ve faşizmin çıkışı olmayan krizi yaşadığını ifade ederek, “Bu kriz ya toplumun devrimci güçleriyle ve bir toplumsal devrimle aşılır ya da darbelerin darbeleri kovaladığı, devletin tepesindeki şiddetli iktidar savaşlarıyla sürüp giden bir siyasi çürüme içinde toplumun bizzat kendisini sürdürülemez hale getirir” dedi.
Seçim süreci
“Kontrgerilla krizinin, iktidara özel bir güç ve inisiyatif kazandırdığının” altını çizen Nebiye, “ ‘Temsili iktidarın el değiştirmesi’, başta kontrgerilla merkezleri olmak üzere devlet iktidarının temsil alanı dışındaki tüm stratejik güç merkezlerinin de geleceğini etkileyecek bir gelişme olacaktır. Bu nedenle seçim süreci bütün bu güç merkezlerinin etkin bir biçimde katılacağı bir iktidar mücadelesi süreci olarak yaşanacaktır. Bu, darbeler, oldubittiler, şiddet kampanyaları, provokasyonlar, fiili/resmî olağanüstü hâl ilanları, satın alma operasyonları ve bunlar karşısında halk direnişleri, isyanları, devlet içi kargaşalar, karşılıklı saf değiştirmelerle örüntülenen bir süreç olacaktır. Önümüzdeki dönemin temsili iktidar mücadeleleri kaçınılmaz olarak tek adam rejiminin faşist müdahaleleri altında gelişecektir. Bu nedenle faşizme karşı direniş ve mücadele, önümüzdeki dönemin temsili iktidar mücadelelerinin de sonucunu belirleyecek önemde olacaktır. Yeni sömürgeciliğe, neoliberalizme, ırkçılığa, şeriatçılığa ve militarizme karşı mücadelelerin faşizme karşı mücadeleyle bütünleştirilme derecesi, bu süreçte faşizme karşı kitle mücadelesinin içeriğini ve rengini belirleyecek ve bir sonraki siyasi sürecin karakterine damgasını vuracaktır. Bu bütünlüğü sağlayacak olan ise devrimciler ve kelimenin en geniş anlamıyla işçi sınıfının devrimci güçlerinin ön açıcı, kitlesel, militan direniş ve mücadeleleri olacaktır” sözlerini kullandı.
Nebiye sözlerini şöyle sürdürdü:
“Erdoğan-MHP faşizmine karşı mücadeleyi, sömürge tipi faşizmin yıkılışına götürecek olan toplumsal güç, Türkiye işçi sınıfının gerçek gövdesini oluşturan, güvencesiz işçiler, patriarkaya başkaldıran kadınlar, yoksul-emekçi, Kürt halkı, eğreti işçilik kurbanı ücretli-profesyoneller ve üniversite öğrencileri, ekolojik yıkıcılığa karşı toprağını, doğasını savunan köylülerdir; özetle işçileşmiş Türkiye halklarıdır. Erdoğan-MHP faşizmine karşı mücadeleyi faşizmin yıkılışına götürecek olan siyasi-toplumsal mücadele programı, emperyalizme, neoliberalizme, ırkçılığa, sermayenin ve sermaye egemenliğinin dinselleşmesine, patriarkaya, doğanın sermayeleştirilmesine karşı işçileşmiş Türkiye halklarının kurtuluş mücadelesinin programıdır. Bu program, bağımsızlıkçı, doğrudan-demokratik, feminist, özgürlükçü, ekolojist, barışçı, toplumsal eşitlikçi bir devrim programıdır.
Faşizme karşı sosyalist devrim perspektifi
İşte bu yüzden bizler; önümüzdeki mücadele dönemine damgasını vuracak olan faşizme karşı mücadelenin her uğrağında işte bu anti-faşist direniş ve sosyalist devrim perspektifi ile hareket edecek; talep etmeyi, hak almayı ve hesaplaşmayı muhayyel bir geçiş sürecine ertelemeden, sadece talep eden değil kendi çözümünü sunup sonuç da alan, saldırılar karşısında halkın öz savunmasına öncülük eden, emekçi halkı anti-faşist iktidar mücadelesinin gerçek öznesi haline getiren ve faşizme, neoliberalizme, ırkçı ve şeriatçı gericiliğe, patriarkal hegemonyaya karşı her bir direnişi bütünsel sosyalist bir programın parçası olarak ele alan kitlesel bir direniş hareketi olarak örgütlemeyi temel görevimiz olarak kabul edeceğiz.
Temel görevimiz faşizme karşı direniş eğilimlerini örgütlemek
Elbette, önümüzdeki sürecin devrimci eksenini oluşturmak demek düzen güçlerinin karşısına seçim sürecinde de devrimci bir alternatifle dikilmek demektir. Elbette Cumhur İttifakı’nı iktidardan uzaklaştırma mücadelesini faşizmin yıkılması sürecine hizmet edecek en doğru somut seçim alternatifiyle buluşturmak için mücadele edeceğiz. Ve elbette Türkiye toplumunun anti-faşist ve sol siyasi güçlerinin en geniş birliğini somutlaştıran bir devrimci alternatifin içerisinde yer alacağız. Ancak, Erdoğan-MHP faşizminin kaçınılmaz sonuna doğru gidişi sürecinin devrimci eksenini oluşturmaya bir ‘seçim ittifakı’ kurarak başlamayı, bugünden zorunlu bulmuyoruz. Temel ve öncelikli görevimiz, Türkiye halklarının neoliberalizme ve faşizme karşı direniş eğilimlerini örgütlemektir.
Yalnız değiliz
Yalnız olmadığımızı, yalnız kalmayacağımızı, faşizme karşı kavganın hiçbir ortağından üstün olmadığımızı ama hiçbirinden geride kalmayacağımızı da biliyoruz. Çağrımızla, faşizme karşı mücadelenin bütün güçlerine sunduğumuz şey hiçbir zorbalık karşısında düşmeyecek omuzumuzdur. Bugüne dek faşizme karşı mücadelelerde yoldaşlık ettiğimiz bütün devrimci güçlerden istediğimiz şey ise omuzumuzu onların omuzlarına dayamak ve faşizme karşı bu kavgaya birlikte, omuz omuza ilerlemek, halkların bu süreçteki devrimci direniş merkezini oluşturmaktır.”
Nebiye, talepleri şu şekilde sıraladı:
“*Faşizm yıkılmalıdır!
*Bu iktidar derhal yönetimi bırakmalı; 2015’ten bu yana halkın hak ve özgürlüklerini hedef alan tüm düzenlemeler tazmin ve telafi edilmeli; halkın katılımına kapalı mekanizmalarla devlet iktidarını elinde tutan ve bunun için halka karşı suç işleyip cezasızlıkla korunan resmî, gayri resmî, özel tüm şiddet aygıtları dağıtılmalı; faşizm suçlarının tamamı, yargılanmalı ve mahkûm edilmeli; halkın söz, yetki, karar sahibi olacağı özyönetim mekanizmaları kurulmalıdır.
*Herkes insanca yaşam koşullarına sahip olmalıdır!
*Ücretler insanca yaşamaya yetecek düzeyde olmalıdır! Herkesin insan onuruna yaraşır bir ve çalışma hakkı tanınmalıdır! Herkesin insanca koşullarda barınma hakkı tanınmalıdır! Gıda güvencesi sağlanmalıdır! Hanelerin elektrik, su, gaz, iletişim faturalarında ve ulaşımda asgari tüketim parasız ya da sembolik bedelli hale getirilmelidir! Emeklilik hakkının gaspı politikalarına son verilmelidir! Herkese çocukluk, engellilik, yaşlılık hallerinde bakım güvencesi sağlanmalıdır!
*Halktan çalınanlar halka iade edilmeli, sorunlar toplumsallaştırma ilkesi temelinde çözülmelidir!
*Özelleştirme yoluyla sermayeye peşkeş çekilen kamu iktisadi teşekkülleri; eğitim, sağlık, enerji, su, iletişim ve ulaşım başta olmak üzere temel hizmetler; doğal zenginlikler ve kamu garantili altyapı projeleri toplumsallaştırılmalıdır. Kamu kaynaklarından sermayeye ve iktidar çevresine yapılan bütün servet transferleri, sorumlu iktidar unsurları ve sermaye gruplarından tahsil edilmelidir.
*Doğanın talanına son verilmelidir!
*Kadınlara ve LGBTİ+’lara can güvenliği, toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlük sağlanmalıdır!
*Kürt sorununda eşitlik ve kolektif haklar temelinde toplumsal demokratik çözüm sağlanmalıdır!
*Emperyalizmle bağımlılık ilişkilerine son verilmeli, işgal operasyonları sonlandırılmalıdır!
*Mültecilerin mültecilik hakları tanınmalı, göçmen işçilere eşit koşullarda çalışma hakkı sağlanmalıdır!
*Laiklik yeniden tesis edilmeli; Devlet ve sermaye dinden, din devlet ve sermayeden arındırılmalıdır!”
‘Sosyalist Türkiye’yi kuralım’
Nebiye son olarak, “Türkiye halklarının bütün demokratik güçlerini, Türkiye devrimci hareketinin onlarca yıllık mücadelesinden süzülüp gelen temel ve ortak değerleri üzerinde şekillenen ve bugün artık Türkiye halkları için tek çıkış yolu haline gelmiş olan bu mücadele zemininde birleştirerek faşizmin karşısına dikmek için sorumluluk alıyor ve harekete geçiyoruz. Gelin hep beraber eşitlik, özgürlük, barış içinde, insanca yaşayacağımız bir ülkeyi, sosyalist Türkiye’yi kuralım” çağrısında bulundu.







