Van ve Patnos cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri raporu açıklandı
- 18:00 13 Ocak 2022
- Güncel
VAN - TUHAY-DER, ÖHD, İHD Van Şubeleri ve Van Barosu, bölge cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) Cezaevi Komisyonu, Van Barosu Cezaevi Komisyonu Van Şubeleri, Van ve Patnos ilçelerindeki cezaevlerine ilişkin hak ihlali raporunu dair basın toplantısı gerçekleştirdi. İHD Van Şube binasında yapılan toplantıya, raporu hazırlayan kurumların temsilcileri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van Milletvekili Muazzez Orhan ve İl Eşbaşkanı Fikret Doğan katıldı.
28 ile 30 Aralık tarihleri arasında Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi, Van T Tipi Kapalı Cezaevi, Van Açık Cezaevi ve Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklarla yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan raporu, İHD Van Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Nedim Sarısaç ile ÖHD Van Şubesi yöneticisi Mehtap Işık okudu.
Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutsak O.E. ve E.A. ile görüşmenin gerçekleştirildiği belirtilen raporda, yaşanan hak ihlalleri şöyle sıralandı:
“*Pandemi bahane edilerek ağırlaştırılan infaz düzenlemeleri nedeniyle birçok mahpusun gözetim kurulu kararları gerekçe edilerek koşullu salıverilmeden faydalandırılmadığı, mahpuslar ile gerçekleştirilen görüşmelerde ‘pişman mısın, çıkınca ne yapacaksın, x örgütünü terör örgütü olarak görüyor musun’ şeklinde sorular sorulduğu ve şiir dinletisine katılmadığı, 19 Mayıs Etkinliklerine katılmadıkları gibi soyut ve genel gerekçeler içeren kurul görüşü doğrultusunda tahliyesinin 3, 4 veya 6 ay ertelendiği,
*Sosyal faaliyetlerin yapılmadığı, sadece spor faaliyetlerinin 20 dakika ile sınırlandığı, sadece kendi koğuşundan bulunan mahpuslarla bu faaliyeti yaptıkları,
*Hapishane yönetiminin sürekli olarak kendi inisiyatifi ile mahpusların talepleri dışında oda değişimleri yaptıkları,
*Kitap kotasının olduğu, hakkında herhangi bir yasaklama kararı olmayan hiçbir Kürtçe kitabın verilmediği,
*Su kotasının uygulandığı (70 litre ile sınırlı),
*Yemeklerin yiyebilecek durumda olmadığı,
*Hapishanenin eski yapı olduğu, Van depreminde oluşan çatlaklarının giderilmediği için çatlaklardan soğuk hava geldiği ve peteklerin yeterince ısıtılmadığı,
*Berber, terzi ve fotoğrafçı hizmetinden faydalandırılmadıkları,
*Mektupların geç verildiği,
*Açık görüşlerin yapılmaya başlandığı, ancak aşı şartının getirildiği ve iki kişi ile sınırlandırıldığı,
*Koğuş aramalarının haftada en az iki defa yapıldığını,
*Oda giriş ve çıkışlarında aramanın yapıldığı,
*Sık sık sürgünlerin yapıldığı, en son S.K isimli mahpusun sürgün edildiği ve nereye gönderildiğine ilişkin hiç kimseye bilgi verilmediği,
*Hastane sevklerin geç yapıldığı, hastaneye sevk edilen mahpusların karantinaya alındıkları, bu sebeple mahpusların hastaneye gitmek istemedikleri,
*B.T, N.A, A.M, D.A, M.O, M.E. ve Ş.T adlı mahpusların bombacı olarak kategorize edilerek diğer mahpuslarla iletişim kuramadıkları,
*Fikret Turgut isimli mahpusun hipertansiyon ve kalp hastası olduğu, bir ay önce anjiyo olduğu, ilerleyen yaşı nedeniyle durumunun kötü olduğu,
*Ayhan Polat isimli mahpusun hipertansiyon ve kalp hastası olduğu,
*Zakir Baysal isimli mahpusun kronik kalp hastası olduğu,
*Mehmet Şirin Sakur isimli mahpusun ileri derece damar tıkanıklığı olduğu, yüz binde bir görülen kalp krizi geçirdiği, bir daha kalp krizi geçirmesi halinde ölümle sonuçlanabileceği,
*Diyadin Sezgin isimli mahpusun astım hastası ve mide kanseri olduğu,
*Turan Çabuk isimli mahpusun böbrek kanseri olduğu ve beyninde ileri derecede tümör olduğu ve hali hazırda tedavi için Çapa Tıp Hastanesi’nde bulunduğu,
*İbrahim Alkan isimli mahpusun 67 yaşında olduğu, hipertansiyon, şeker ve kalp hastası olduğu, her gün insülin iğnesi yapması gerektiği ve kişisel bakımını yapmakta zorlandığı,
*Aydı Çubukçu isimli mahpusun sol gözünde %70 görme kaybı olduğu, tansiyon ve böbrek hastası olduğu,
*M. Emin Orhan isimli mahpusun böbrek hastası olduğu ve ameliyat geçirdiği, idrar torbası takıldığı,
*Yukarıda isimleri yazılı hasta mahpusların tedavilerinin yeterli düzeyde yapılmadığı hususları tarafımıza aktarılmıştır. “
Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde Ş.Ö ve İ.B ile yapılan görüşmeler sonucunda yaşanan ihlaller ise şu şekilde:
“*Pandemi gerekçesi ile sosyal ve kültürel faaliyetlerin yapılmadığı,
*Pandemi bahane edilerek ağırlaştırılan infaz düzenlemeleri nedeniyle birçok mahpusun gözetim kurulu kararları gerekçe gösterilerek koşullu salıverilmeden faydalandırılmadığı, mahpuslar ile gerçekleştirilen görüşmelerde ‘pişman mısın, çıkınca ne yapacaksın, x örgütünü terör örgütü olarak görüyor musun, HDP hakkında ne düşünüyorsun ‘ şeklinde sorular sorulduğu, taraflı koğuşlarda kaldığı, pandemi nedeniyle Hapishane İdaresi tarafından yaptırılmayan spor etkinliklerine ve sohbetlere katılmadığı gibi soyut ve genel gerekçeler içeren kurul görüşü doğrultusunda tahliyelerinin 3, 4 veya 6 ay ertelendiği,
*Cıvan Yemen ve Ramazan Kamaç isimli mahpusların taraflı koğuşu olarak adlandırılan koğuşlarda kalmaları gerekçesiyle tahliyelerinin 3 ay ertelendiği,
*Sık sık sürgünlerin gerçekleştirildiği, son olarak tutuklu bir kardeşiyle aynı hapishanede bulunan Ferhat Ertunç isimli mahpusun sürgün edildiği, aynı aileden beş kardeşin tutuklu olduğu ve her birinin farklı hapishanelere gönderildikleri,
*Yeni Yaşam ve Evrensel gazetelerinin kendilerine verilmediği,
*Haftada iki defa arama yapıldığı,
*Mahpusların hastane nakillerinde kemerlerini ve saatlerini çıkarmaya zorlandıkları, kabul etmeyen mahpusların hastane nakillerinin gerçekleştirilmeyeceğinin bildirildiği, bu nedenle mahpusların hastaneye gidemedikleri, mahpusların bu konuda suç duyurusunda bulunduğu, henüz herhangi bir geri dönüş yapılmadığı,
*Hastanelerde kelepçeli muayene dayatıldığı, Ferhat Batur isimli mahpusa Van Bölge Hastanesinde doktor tarafından kelepçeli muayene dayatıldığı, bunu kabul etmeyen mahpusun muayenesi yapılmadan hapishaneye geri götürüldüğü,
*Mahpusların oda değişimi taleplerinin yanıtsız bırakıldığı,
*Suyun limitli olarak kullandırıldığı,
*Akşam yemeklerinin yenilebilir olmadığı,
*Kantinde kırtasiye ürünlerinin satılmadığı, yalnızca mavi kalem satıldığı,
*Ramazan Kaya isimli mahpusa yargılandığı dosyanın SEGBİS ile bağlandığı duruşmalarında siyasi savunmalar yaptığı gerekçesiyle her duruşma sonrasında hücre cezası verildiği, bu kararların itiraz ile İnfaz Hakimliği tarafından kaldırıldığı, ancak mahpusun bu nedenle savunma yapmadığı,
*Hikmet Kara isimli mahpusun kalp ve KOAH hastası olduğu, 5 defa mide kanaması geçirdiği, en son bir ay önce mide kanaması geçirdiği ve ameliyat olduğu,
*Ramazan Özyiğit isimli mahpusun 75 yaşında olduğu, şeker, tansiyon ve kronik böbrek hastası olduğu, vücudunda morarmalar olduğu, infaz erteleme başvurusu yapıldığı ve yakın zamanda Van Adli Tıp Kurumuna sevkinin gerçekleştirileceği,
*Seyfettin Demhat isimli mahpusun kalp çarpıntısına neden olan kronik bir hastalığı olduğu,
*Sinan Karel isimli mahpusun mide, astım ve KOAH hastası olduğu, ameliyat ile bağırsağından parça alındığı, safra kesesinde büyük ve açık yara olduğu,
*Gıyasettin Sevmiş isimli mahpusun karaciğerinde siroz olduğu, kalp pili takıldığı, beyninde küçülme olduğu, 2014 yılında Diyarbakır hapishanesinde bulunurken ATK’den ‘hapishanede kalamaz’ raporu aldığı,
*Vahdettin Erdem isimli mahpusun KOAH ve kalp hastası olduğu, birkaç defa anjiyo olduğu, akciğer yetmezliği olduğu,
*Ahmet Doğan isimli mahpusun yüksek tansiyon, kalp ve mide hastalıkları olduğu,
*Şahabettin Sırma isimli mahpusun kronik akciğer ve mide hastalıklarının olduğu,
*Yukarıda isimleri yazılı hasta mahpusların tedavilerin yeterli düzeyde yapılmadığı, hususları tarafımıza aktarılmıştır.”
Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan H.A ve H.Ü ile yapılan görüşmeler sonucunda yaşanan ihlaller ise raporda şu ifadelerle yer aldı:
“*İdareye yazılan dilekçelere olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş yapılmadığı,
*Sağlık sorunları nedeni ile koğuşta memurların çağırması için zile basıldığı ancak saatler sonra cevap alındığı, revir ve hastane randevularının 20-25 gün gibi uzun aralıklarla alındığı,
*Hapishanede Diş hekimi olmaması nedeni ile revirde diş tedavisinin sağlanmadığı, hastanelere sevklerin ise uzun süre sonra yapıldığı,
*Koğuşların büyük olduğu, ancak sadece 2 adet petek bulunduğu, bu nedenle koğuşların yeterince ısınmadığı,
*Yemeklerin yenilemeyecek durumda olduğu ve porsiyonların az olduğu,
*Suyun limitli kullanıldığı ve yeterli olacak sürede sağlanmadığı, örneğin 27 kişilik koğuşa yarım saat su sağlandığı,
*Uyuşturucu kullanımı nedeni ile tutuklu bulunan kişilerin kriz anında tedavi ve psikiyatri desteği verilmediği,
*H.Ü isimli mahpusun kalp hastası olduğu, ritim bozukluğu olduğu ve anjiyo olması gerektiği, ancak tedavisinin yeterli düzeyde yapılmadığı, Hususları tarafımıza aktarılmıştır. “
Van Açık Cezaevi’ndeki tutulan E.Ç. ile görüşüldüğünün belirtildiği raporda, yaşanan hak ihlalleri şu şekilde aktarıldı:
“*Yol izinlerinde servis saatlerinin uzun aralıklı olması nedeniyle öğrenim gören mahpusların derslerine ve sınavlarına geç kaldıkları, idare ile yapılan görüşmelerde saatlerin değiştirilmediği,
*Kurum içinde para kullanımının yasak olması nedeniyle öğrenim gören mahpusların gidiş gelişlerinde nakit taşıyamadıkları için sıkıntı yaşadıkları,
*Öğrenim gören mahpusların da hapishane içerisinde kamu hizmeti olarak nitelendirilen işlerde çalıştırıldıkları,
*Bilgisayar bulunmaması nedeni ile öğrenim gören mahpusların online derslere katılamadıkları,
*Revirde Diş hekimi olmaması nedeni ile hapishanede diş tedavisinin sağlanmadığı, hastanelere sevklerinin ise yapılmadığı,
*Ankesörlü telefonların açık havada bulunması nedeniyle sonbahar ve kış aylarında hava şartlarından dolayı sorun yaşadıkları,
*Kantinde sebze ve meyve bulunmadığı hususları tarafımıza aktarılmıştır.”
Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak R.Y. ile görüşmenin gerçekleştirildiği paylaşılan raporda yaşanan ihlaller ise şunlar:
“*Yeni Yaşam, Evrensel vb. hiçbir muhalif gazetenin verilmediği,
*Pandemi bahane edilerek ağırlaştırılan infaz düzenlemeleri nedeniyle birçok mahpusun gözetim kurulu kararları gerekçe gösterilerek koşullu salıverilmeden faydalandırılmadığı, soyut ve genel gerekçeler içeren kurul görüşü doğrultusunda tahliyelerinin 3, 4 veya 6 ay ertelendiği, bu nedenle mahpusların kurul görüşmelerine çıkmadığı,
*Mahpusların oda değişim taleplerine olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş yapılmadığı,
*Pandemi gerekçesi ile sosyal ve kültürel etkinliklerin yapılmadığı,
*Koğuşlarda mahpuslar tarafından satın alınmış temel temizlik malzemeleri olan çek pas, leğen ve su kovalarının toplatıldığı,
*Mahpusların revire çıkartılmadığı, hastaneye götürülen mahpusların geri dönüşlerde kalabalık karantina odalarına alındığı, geçtiğimiz aylarda karantina koğuşunda 5 mahpusun Covid olduğu,
*Suyun pis kokulu ve kirli olduğu, mahpuslarda sağlık sorunlarına neden olduğu, bu nedenle mahpusların içme suyunu kantinden satın aldıkları, bu durumun maddi olarak mahpusları zorladığı,
*Rıdvan Yusufoğlu isimli mahpusun ülseratif kolit hastası olduğu, Patnos ve çevre illerde bulunan hastanelerde hastalığın tedavisinde için uzman bölümün bulunmadığı, bu sebeple başka bir ile naklini talep ettiği, ancak taleplerine herhangi bir cevap verilmediği,
*İbrahim Cengiz isimli mahpusun kalp, şeker, hipertansiyon, reflü, farenjit vb. kronik hastalıkların olduğu,
*Mehmet Mutlu isimli mahpusun şizofren ve kalp hastası olduğu, tek başına yaşamını idame edemediği,
*Murat Aslanoğlu isimli mahpusun üç defa fıtık ameliyatı olduğu ve bu ameliyatlar sonucu 1,5 yıl yatalak kaldığı, ayrıca göğüs daralması sorunu yaşadığı,
*İlhan Özdemir isimli mahpusun beyin ameliyatı sonrasında kısmı felçli olduğu ve şiddetli epilepsi krizleri geçirdiği,
*Hüseyin Aşkan isimli mahpusun prostat hastalısı olduğu ve dişlerin birçoğunun çürüdüğünü hususları tarafımıza aktarılmıştır.”
Raporda, işkence ve kötü muamele yasağına rağmen devam ettiği ve birçok hakkın ihlal edildiğinin altı çizildi.
Raporun “sonuç ve talep” kısmında ise şunlar ifade edildi.
“*Yasal ve uluslararası mevzuat evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; kurumlarımıza gelen başvurular sonucunda tespit edilen işkence yasağı, sağlık ve tedavi hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, haberleşme özgürlüğü, ifade özgürlüğü ihlallerinin sebebi olan hapishane idaresi ve personeli uygulamalarının ve eylemlerinin sonlandırılması ve idarenin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.
* Raporda görüldüğü üzere mahpusların en temel insan hakları dahi askıya alınmış ve mahpuslar üzerindeki tecrit en üst seviyeye çıkarılmıştır. Mahpusların hapishane koşullarında sosyalleşebilmesi, infaz sürelerinde sosyal ilişkilerden kopmamaları, bedensel ve ruhsal sağlıkları açısından ortak alan faaliyetleri büyük önem arz etmektedir. Özellikle yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulan mahpusların beden ve ruh sağlıkları için uzun süre veya süresiz sosyal yalnızlaştırmaya maruz bırakılmamalıdır. Pandemi ile birlikte başlayan süreçte mahpusların ortak alan faaliyetlerinin yaptırılmaması mahpusların içinde bulunduğu tecrit koşullarının ağırlaşmasına neden olmuştur. AİHM, tamamen duyusal yalıtma ile birlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veya başka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimi oluşturacağını belirtmiştir
* Mahpusların dış dünya ile iletişim kurması, toplumdan tamamen kopmadan, meydana gelen gelişmeleri takip edebilmesi için en önemli iletişim araçlarının başında süreli ve süresiz yayınlar gelmektedir. Mahpuslar kitaplar sayesinde birçok konuda kendilerini geliştirirken gazete ve dergiler sayesinde toplumda yaşanan gelişmeleri takip edebilmektedir. Bu durum tecridin mahpuslar üzerindeki etkilerinin bir parça olsun azalmasına neden olmaktadır. Ancak hapishanelerde kitaplara getirilen kısıtlamalar ile dergi ve gazetelere getirilen yasaklamalar nedeniyle mahpuslar ifade özgürlüğü kapsamında bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğü ve haber alma hakkından faydalanamamaktadır. Bu uygulamalara derhal son verilmelidir.
* Ailelerinden uzak bölgelere sürgün edilen mahpusların aileleri kapalı görüş yapabilmek için pandemi koşullarında uzun seyahatler yapmak durumunda kalmakta, bu durum mahpus ailelerinin sağlığını da riske atmaktadır. Bu sebeple mahpuslara daha fazla telefon hakkı sağlanmalı ve en azından ziyaretçi listesindeki herkesle telefon ile görüşebilme imkanı sağlanmalıdır.
* Hapishanelerde yüzlercesi ağır, binlerce hasta mahpus bulunmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşme hükümleri bu denli açık olmasına rağmen, sözleşme hükümlerine uyulmamakta ve hasta mahpusların Sağlık Hakları sistematik bir biçimde ihlal edilmektedir. Ağır hasta mahpusların infazları durdurulmalı ve derhal tahliye edilmeleri için gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir. Yine bütün hasta mahpusların insan onuruna yakışır bir şekilde eksiksiz olarak tedavilerinin sağlanmalıdır.
* Hukuka aykırı olan ‘Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik’ ile hapishane idarelerinin mahpuslara karşı sınırsız yetkiyle donatılarak keyfi kararlar alabileceği uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Yukarıda bahsi geçtiği üzere hapishane idareleri yeni yönetmelik ile kendilerine verilen yetkileri kötüye kullanmaya başlamıştır. Bu uygulamaya derhal son verilmelidir.”







